AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 Aşk Kıvılcımı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Constance Claudel
Uçuş Profesörü
Uçuş Profesörü
avatar

Rp Yaşı : 25
Mesaj Sayısı : 55
Gerçek Adı : Yağmur
Yaş : 19

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Aşk Kıvılcımı   Perş. Şub. 16, 2017 2:23 pm

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Kurt Cooper x Constance Claudel

Yer: Fransa Ulusal Quidditch Stadyumu
Zaman: Temmuz 2006
Maç: Quiberon Quafflepunchers x Ballycastle Bats

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Constance Claudel
Uçuş Profesörü
Uçuş Profesörü
avatar

Rp Yaşı : 25
Mesaj Sayısı : 55
Gerçek Adı : Yağmur
Yaş : 19

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Aşk Kıvılcımı   Perş. Şub. 16, 2017 11:02 pm


"Bugünkü karşılaşma ev sahibi Quiberon Quafflepunchers ve Ballycastle Bats arasında! Oyuncular yerlerini alırken, maçın hakemi Bay Leandro maçı başlatmak için sahaya çıkıyor. Toplar serbest bırakıldı ve maç başladı! Ballycastle Bats, çağın en yetenekli arayıcılarından birisine sahipken Quiberon Quafflepunchers'ın ellerinden gelenin fazlasını ortaya koyması gerekiyor gibi gözüküyor!" Ballycastle Bats'ın arayıcısı Kurt Cooper. Neredeyse beş yıldır hiçbir maçı kaçırmadan izlememin iki numaralı nedeni. İlki tabi ki Quiddtch'e olan aşkımdı. Okuldayken Slytherin'e üç yıl kaptanlık yapmıştım. Mezun olduğumda iki yıl Bakanlık'ta, Sihirli Oyunlar ve Sporlar Dairesi'nde, staj yapmıştım. O sıralarda da elimize ulaşan oyuncu dosyalarında görmüştüm onu. İki yıl oynama şansı pek bulamamıştı, yedeklerde kalmıştı. Fakat yetenekli olduğu belliydi. Bunu en sonunda göstermiş olacak ki as kadroya alınmıştı ve beş yıldır da yerini kimseye bırakmıyordu. Hoş çocuktu. Yakışıklı, karizmatik, yetenekli... Aradığım her şey neredeyse onda var gibi gözüküyordu. Takımdan daha yukarıda, süpürgesinin üzerinde, kendinden emin ve tüm takıma hakim bakışlarıyla bir yandan kaptanlığını yaptığı takımı izliyor bir yandan da Snitch'i arıyordu. Nasılda harika görünüyordu! Bugün, diye düşündüm. Bu çocuğun bugün benden haberi olacak. Biraz riskliydi ama imkansız değildi. Hele de bir Slytherin için hiç değildi. Maç başlayalı neredeyse on beş dakika olmuşken Kurt'un harekete geçmesiyle tüm diğer taraftarlar gibi bağırıp, tezahürat yapmaya başladım. Neredeyse bir kol mesafesi uzağımdan hızla geçtiğinde gülmeme engel olamadım. Bu çocukla bugün, burada tanışacaktım. Bir imza alacak, şansım varsa da bir fotoğraf çektirecektim. Ben gözlerimle Kurt'u takip etmeye çalışırken iki takımda çoktan bir kaç sayı atmıştı. Skor elliye altmıştı ve Ballycastle Bats öndeydi. Kurt'un ve karşı takımın arayıcısının küçük bir mücadeleye girmesinin ardından Kurt sert bir omuz darbesiyle diğerini geride bırakmıştı. Hızlı bir el hareketiyle Snitch'i tutup havaya kaldırdığında tüm stadyumda büyük bir gürültü oldu. Taraftarlar sanki yıllardır hiç maç kazanamıyorlarmış gibi sevinmeye başladılar. "Kurt Cooper Snitch'i yakalıyor ve maç sona eriyor!" Etrafımdaki herkes gibi takımı alkışlayıp tezahürat yaparken, takımca tribünlerin önünde birkaç tur attılar. Taraftarı selamlamaları bittiğinde soyunma odalarına gitmek için inişe geçmişlerdi. Yanımdaki ikizime döndüm. "Kurt'la tanışmaya gideceğim Clemance. Beni dışarıda bekle, geç kalmamaya çalışırım!" Gitmek için arkamı döndüğümde kolumdan tutarak tekrar kendisine çevirmişti. Göz göze geldiğimiz gibi boynundan fotoğraf makinesini çıkartarak bana uzatmış, ben aldıktan sonra da hızla yanaklarıma öpücük kondurup şans dilemişti. Şansa ihtiyacım olacaktı.

Tribünlerin merdivenlerini hızla inerken birçok insana çarpmış, bazılarını da düşürmüştüm. Özür dileyecek vaktim yoktu. Maçlarda olurdu böyle şeyler. En aşağıya geldiğimde koşarak soyunma odalarına giden tünelin üzerindeki bölmeye ulaşmaya çalıştım. İnsanlar çıkmaya çalışırken oraya koşmak, akıntıya karşı yüzmekle aynıydı. Yine de en öne ulaştığımda hızla aşağıya baktım. Yüksekti ama fazla değildi. Şansım yaver gitmezse bacağımı incitirdim sadece. Bu yüzden önümdeki korkuluklara sıkıca tutunarak önce diğer tarafa geçirdim vücudumu, ardından da küçük bir nefes alarak aşağıya atladım. Şansım yaver gitmiş olacaktı ki hiçbir acı hissetmeden inmeyi başarmıştım. Başımı kaldırdığımda sahanın karşı tarafındaki görevlinin beni fark ettiğini görerek içeriye koşmaya başladım. Tünele girdiğimde birkaç koridora ayrılıyordu yol. Soyunma odasının yerini biliyordum. Bakanlıkta çalışırken hepsinin krokisini görmüştüm. Bu yüzden arkamdan gelen adım seslerini duyduğum gibi koşmaya başlamıştım. Yakalanmadan veya daha da kötüsü takım soyunma odasından çıkmadan oraya ulaşmalıydım. Bacaklarıma biraz daha yüklenerek daha hızlı koştum. Köşeyi döndüğüm gibi bir bedene çarpmamla durmuştum. Çarptığım kişi kollarımdan tutarken başımı eğdim. Yakalandın. İşin bitti kızım bundan sonra hiçbir maça giremeyeceksin. Alnımı tutarak, bir şeyler uydurmak için başımı kaldırdığımda gördüğüm yeşil gözler duraksamama neden oldu. Hadi canım, diye düşündüm. Cidden iyi olacak hastanın, doktor ayağına geliyormuş. Yerimde dikleşirken yüzüme küçük bir gülümseme yayılmasına izin verdim. "Merhaba Kurt."

Renk Kodu:
 


_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kurt Cooper
Quidditch Oyuncusu
Quidditch Oyuncusu
avatar

Rp Yaşı : 26
Mesaj Sayısı : 30
Gerçek Adı : Melisa
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Aşk Kıvılcımı   Cuma Şub. 17, 2017 1:56 pm


Kahkahalar soyunma odasının her yerinde çınlıyordu. Kurt da takımıyla elinden geldiğince yarasaların marşını söylüyor, içinden yükselen mutluluğu bastırmaya çalışıyordu. Biraz daha delirirlerse bulundukları yeri başlarına yıkacaklardı. "Hadi kızlar giyinme vakti! Hasta olup sümüklerinizi üzerime akıtmanıza izin yok!" Tüm çılgın bağırışların arasında zar zor söyleyebilmişti bunu ve karşılığında da yüzüne bir havlu atılmıştı. Kafasından alıp havaya kaldırdığı havluyu, atan kovalayıcı arkadaşına çevirip, küçük yaştaki çocukların yanında uygun olmayacak bir hareket yapıp ardından geri fırlattı. Hepsinin suratlarındaki sırıtma ile üzerlerini çıkartmaya başlamasıyla Kurt dayanamadığını hissetti. "O kupa bizim olacak!" Bir saniyelik sessizliğin ardından yükselen haykırışlar sadece bulundukları odayı değil tüm sahayı bile inletebilecek kadar yüksekti. Soyunmayı bırakıp birbilerine sarılmaya devam etmişlerdi. Bu kazandıkları ilk zafer değildi ve tabi ki sonuncu da olmayacaktı fakat Kurt zafer kazanmaya alışıp rahatlamalarını daha doğrusu kazanmanın getirdiği mutluluğu unutup yaşadıkları şu anın sıradanlaşmasını istemiyordu. Çünkü snitchi başkası alırsa ne kadar önde bile olsalar yenilme ihtimalleri vardı. Hepsi bunu bildiğinden karşı takımla aralarındaki farkı açmaya çalışıyorlardı. Her saniye önemliydi maçta ve yenilmek gibi bir lüksleri yoktu. "Cooper!" Başını çevirip kapının girişinde duran görevliye baktı. Pelerinini çıkartıp dolabına attıktan sonra kendisine seslenen kişiye yaklaştı. "Sana bir paket var. Girişte bırakılmış." Başını onaylarcasına salladıktan sonra kovalayıcı arkadaşı Thomson'a seslenip bir kaç dakikaya geleceğini söyledi. Onsuz kutlama partisi yapılamazdı. Kendisini koridora attıktan sonra ne kadar gürültü yaptıklarını bir kez daha anladı. Hele ki arkasından yapılan uygunsuz şakaları duyunca istemsizce güldü. Bina sesleriyle çınlıyordu. Bunun diğer takıma saygısızlık olup olmadığını düşündü. Geri döndüğünde daha sessiz olmaları için arkadaşlarını uyarmalıydı. Gerçekleşmeyecek isteklerine bir yenisi daha... Birden bire bir şeyin kendisine çarpmasıyla sendeledi. Refleks olarak kollarından tuttuğunda... Kollar? Genç bir kıza yapıştığını farketti. O da başını kaldırdığında bir an bakıştılar ve Kurt hayatında gördüğü en güzel gözlere bakarken buldu kendini. Mavinin böyle bir tonu var mıydı? "Merhaba Kurt." Gülümseyerek söylenmiş bu sözler üzerine Kurt, kıza hala şaşkınca bakmakta olduğunu anladı. Geri çekildi hemen. Gözlerinin onu baştan aşağı süzmesine engel olamamıştı. Kendisine gelen paket buysa onu kucaklayıp odasına götürmekten memnuniyet duyardı. Yarım bir gülümseme yerleşti dudaklarına. "İyi misiniz?" Peşlerinden gelen ayak sesleri başını kaldırmasına neden oldu. İki görevli koşarak yaklaşıyordu. Kızın soluk soluğa kalmış haline sonra da görevlilerin telaşına bakınca durumun kendisine açıklanmasına ihtiyacı kalmamıştı. Birileri kutlamayı bireysel olarak yapmak istemişti. Elini kaldırıp, sorun olmadığını gösterircesine salladı. Geri dönen güvenliğe kısa bir bakış attıktan sonra başını önündeki kıza çevirdi. Sessizce bakışmaları üzerinden geçen bir kaç saniye de Kurt konuşması gerektiğini farketti. "Yardımcı olabileceğim başka bir şey var mı?" Görevlilerden kurtarmasını kastetmişti ama belki de hayatı boyunca kurduğu en saçma cümle söylemiş olduğunu düşünüyordu bir yandan da. Sahadaki özgüveni ufacık bir kız karşısında havaya karışmıştı. Tabi bunda henüz üzerini değiştirmemiş olmasının da etkisi vardı. Hala terliydi ve tahminen kız birazdan bu koku üzerine baygınlık geçirebilirdi. Ne yapacağı konusunda şüpheye düştükten sonra kendine hakim olamadan ağzından bazı kelimeler çıktı. "Adınız neydi?" Bunu öğrenmeden odasına dönmeye niyeti yoktu.




#330066


_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Constance Claudel
Uçuş Profesörü
Uçuş Profesörü
avatar

Rp Yaşı : 25
Mesaj Sayısı : 55
Gerçek Adı : Yağmur
Yaş : 19

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Aşk Kıvılcımı   Cuma Şub. 17, 2017 6:38 pm


Ona adıyla selam vermemin hemen ardından şaşkınca geri çekilmiş ve baştan aşağıya süzmüştü beni. Gözlerine yerleşen parıltılar sayesinde gördüklerinden fazlasıyla memnun kaldığını anlamıştım. Dudaklarına yerleşen yarım gülümsemeyi gördüğümde biran nefes alamadığımı düşündüm. O nasıl güzel gülüştü öyle! "İyi misiniz?" İyi miydim? Ne açıdan sorduğuna bağlıydı. Fiziksel olarak kesinlikle iyiydim. Ama kalbim sanki maraton koşmuşçasına hızlı atıyordu. Hoş, az bir yol da değildi koştuğum. Fakat bu kadar hızlı atmasının nedeni kesinlikle o güvenliklerden kaçmam değildi. Güvenlikler! Hala arkamdan geliyor olmalılardı. O sırada gelen ayak seslerini duydum. Kesinlikle bitmiştim. Şimdi yaka paça çıkartacaklardı beni buradan. Hem rezil, hem de elim boş çıkmış olacaktım. Nefesimin tekrar hızlandığını fark etmeyerek ne yapabileceğimi düşündüm. Kalırsam, rezil olacaktım. Kaçarsam, yine rezil olacaktım. Oyumu kalmaktan yana kullanıp gözlerine daha dikkatli baktım. Bu yeşilliklere bu kadar yakından bakmak herkese nasip olmazdı. Doya doya bakmaya çalışırken arkamda duran ayak seslerini duydum. Sanırım gitme vakti geldi, diye düşünürken Kurt'un 'sorun yok' dercesine salladığı eliyle şaşkınca yerimde kalakalmıştım. Gitmemi istememiş, üzerine birde beni kurtarmıştı! Güvenlikler gittiğinde içimden çılgınca dans etmek, etrafımda dönmek ve en sonunda da Kurt'un boynuna kollarımı dolamak geliyordu. "Yardımcı olabileceğim başka bir şey var mı?" Olmaz mıydı? Fazlasıyla yardımcı olabileceği bir konu vardı aslında. Bakışlarım dudaklarına, oradan da terli vücuduna kayacakken kendimi durdurdum. Yoksa onun attığı bakışların da etkisiyle çocuğu tutup etraftaki odalardan birisine girebilirdim. Yerimde hafifçe kıpırdanırken neden konuşmadığımı düşündüm. Burada durmuş, bana soru sormasına rağmen, hayran hayran onu izliyordum. Ne rezillik ama! "Adınız neydi?" Dudağımı ısırarak gülümsediğimde, önüme gelen saçımı kulağımın arkasına attım. Sonra bir anda karşımdaki genç adama resmen kur yaptığımı fark ederek olduğum yerde biraz daha dikleştim. "Adım Constance. Aslında imza istemek için gelmiştim." Hemen ardından yanımdaki fotoğraf makinesini gösterdim. "Ve mümkünse fotoğraf çekilmek için. Ayrıca, güvenliklerden kurtardığınız için teşekkür ederim. Bir daha hiçbir maça giremeyebilirdim." Çekinerek küçük bir bakış attım. Önce ismiyle hitap etmiştim, nasıl olsa tüm hayranlar öyle yapıyordu, fakat daha sonra onun bana hitap şekliyle istemsizce bende onun gibi biraz daha resmi konuşmuştum. Cümleleri toparlamakta zorluk çekmeme rağmen, takılmadan konuşmuş olmam beni şaşırtmıştı. Aşırı heyecan yaptığım anlarda konuşamayabiliyordum ve rezil oluyordum. Anladığım kadarıyla bugün fazlasıyla şanslı günümdeydim.


_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kurt Cooper
Quidditch Oyuncusu
Quidditch Oyuncusu
avatar

Rp Yaşı : 26
Mesaj Sayısı : 30
Gerçek Adı : Melisa
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Aşk Kıvılcımı   Cuma Şub. 17, 2017 7:20 pm


Karşısındaki kız değil melek miydi yoksa? Onun saçlarını kulağının arkasında atıp dudağını ısırmasını bir rüyada gibi ağır çekimde izliyordu. Neler oluyordu? Kurt kolay aşık olabilecek biri değildi. Peki ne oluyordu da bu genç kız onu basit bir ergenmişcesine sersemletebiliyordu? "Adım Constance. Aslında imza istemek için gelmiştim." Onun fotoğraf makinesini göstermesine baktı. "Ve mümkünse fotoğraf çekilmek için. Ayrıca, güvenliklerden kurtardığınız için teşekkür ederim. Bir daha hiçbir maça giremeyebilirdim." Bu ses ne neydi böyle? Kuşlar mı cıvıldıyordu yoksa Kurt ölüyor muydu? Şaşkınca duruşunu engellemek için etrafına bakındı. Kimse görünmüyordu. Yapabileceği en iyi şey Constance denilen hayranının istediğini gerçekleştirmekti. Bir an duraksadı. Kendisinden imza istediğini söylememişti ki? Diğer takım arkadaşlarından birinin de fotoğrafını istiyor olabilirdi. Hayranları tüm takımı sevse de herkesin bir favori oyuncusu oluyordu. Kurt birden diğer herkesi silmek ve karşısındaki bu Constance isimli perinin hayran olduğu tek kişi olmak istemişti. Neler olduğunu anlamamıştı bile. İçindeki karmaşık duygular midesini sıkıyor ve düzgün karar vermesini engelliyordu. Kendisine hiç uymayan şeyler düşünmeye başlamıştı. "Takım arkadaşlarım şuan giyinmekle meşguller umarım tek benim resmim yeterli olur. Eğer memnun kalmazsanız belki sonrasındaki kutlamada bana katılıp diğerleriyle de tanışma imkanı bulursunuz." Neden böyle bir şey söylemişti ki? Maç sonrası yapılan kutlamaya çok yakın olmadıkları kişileri çağırmazlardı çünkü herkes rahat davranır ve gazetelerde saçma haberlerde boy göstermemiş olurlardı böylece. Adının Constance olduğunu söylemesine rağmen onun bir gazeteci olup olmadığını bile bilmiyordu. Yine de pişman bile hissetmiyordu. Duygularının yaşattığı karmaşanın sebebi maç sonrası adrenalinin aniden çekilmesi üzerine oluşan boşluk olabilirdi. Belki de açlıktı. Yine de Kurt bu kızla yemek yemek istiyordu hem de diğerleri olmadan... Şimdiye kadar hiç böyle garip hisler kendisini bulmadığından ne yapacağını bilemiyordu. Uzanıp fotoğraf makinesini kızın boynundan aldı yeterince beklediğini düşünüp. Kolunu uzatıp ikisinin resmini çektikten sonra kontrol etti kıza uzatmadan. Eğer tam tutturamamışsa yeniden çekebilirdi. Makineyi Constance'a verip ona doğru tek kaşını kaldırdı. Nereye imza atmalıydı? Onun elinde bir şey varmış gibi de görünmüyordu. "İmzayı nereye istersiniz acaba?" Gerçi kızın imzası şimdilik Kurt'un kafasına atılmıştı. Onu öylece bırakıp gidemezdi. Aniden yükselen kahkaha sesleri koridorda yankılanınca zihninde de ışık yanmıştı. Elini kaldırıp kıza beklemesini işaret etti ve soyunma odasına geri döndü. Kapıyı açmasıyla tutucuyu havaya fırlattıklarını gördü diğerlerinin. Yere düşürüp kolunu kırmadıkları sürece Kurt bir şey söylemezdi ama sonunda dayanamadı ve diğerlerine doğru atılıp tam havaya atılanı tuttukları sırada hepsini devirdi. Haykırışlar, küfürler, kahkahalar havada uçuştu. Kendisi de tüm bunlara katılmıştı. Tabi onlar intikam almadan yan taraftaki dolabına gidip normal giysilerinin içinden kalem ve kağıt aldı. Odadan çıkmadan arkadaşlarına son kez dönüp baktığında Constance'yi getirmediğine sevindi. Bu kadar çıplaklık hiç kimse için uygun olamazdı. Tekrar koridora döndüğünde onu bıraktığı yerde buldu. Kağıda adını yazıp altına imza attı hızlıca. Sonrasında da kıza uzattı. Belki o da uzandığında elleri birbirine değerdi, kim bilir? Kendisini böyle saçma ergen hayalleri içinde bulunca bir kez daha şaşırdı düşüncelerine.


_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Constance Claudel
Uçuş Profesörü
Uçuş Profesörü
avatar

Rp Yaşı : 25
Mesaj Sayısı : 55
Gerçek Adı : Yağmur
Yaş : 19

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Aşk Kıvılcımı   Cuma Şub. 17, 2017 11:18 pm


Etrafına bakındığında bende onunla etrafa göz gezdirdim. Kimse yoktu. Sadece belli belirsiz soyunma odalarından gelen sesler duyuluyordu. Tekrar bana döndüğünde merakla gözlerine baktım. Reddetme şansı vardı fakat umarım reddedilmezdim. "Takım arkadaşlarım şuan giyinmekle meşguller umarım tek benim resmim yeterli olur. Eğer memnun kalmazsanız belki sonrasındaki kutlamada bana katılıp diğerleriyle de tanışma imkanı bulursunuz." Şaka mı yapıyordu? Aslında son derece ciddi görünüyordu ama emin olamamıştım. Sonuçta kutlama partisine ya takımdakiler ya da çok yakınları katılıyordu. Ben bu iki kategoriye de maalesef girmiyordum. Yüzüne biraz daha baktığımda son derece ciddi olduğunu fark ettim. Yani... Onunla kutlamaya gitmemi mi istemişti? Takımdaki diğer oyuncularla da mı tanışabilecektim? Açıkçası bu fotoğraf koleksiyonum için kaçırılamaz bir fırsat olsa da, pek umursamıyordum. O koleksiyonda sadece Kurt'la fotoğrafım olsa bana yeterdi. Cevap vermek için hazırlanırken bir anda uzanmış ve boynumdan fotoğraf makinesini çıkartmıştı. Kolunu uzatıp objektifi bize çevirdiğinde gülümsemem gerektiğini hatırladım. Fotoğrafın çekildiğini belirten ses çıktığında Kurt fotoğrafı kontrol etti. Sanırım kaydıysa tekrar çekilmemiz için yapmıştı. Ne kadar da düşünceliydi! Tekrar hayran hayran bakmaya devam edecekken konuşması dikkatimi dağıttı. "İmzayı nereye istersiniz acaba?" Aslında imzayı vücuduma atmasını fazlasıyla isterdim. Böylece buradan çıktığım gibi gidip dövmesini yaptırabilirdim. Mesela göğsüme, tam kalbimin üzerine, harika olabilirdi. Yine de başka bir şeye de ihtiyacım vardı. Sonuçta insanlara Kurt Cooper'ın imzasını aldığımı söylediğimde ve onlar görmek istediklerinde tişörtümü çıkartıp duramazdım. Formasıyla göz göze geldim. Güzel bir maçtan, güzel bir hatıra olabilirdi. Duyulan kahkaha sesleriyle Kurt arkasına kısa bir bakış atmıştı. Sonra bir anda tekrar bana dönmüş, burada beklememi işaret etmiş ve gitmişti. Kollarımı göğsümde kavuşturup, heyecandan bayılmak için hazır olan vücudumu hemen yanımdaki duvara yasladım. Bayılma hayallerimi gecenin sonuna saklıyordum. Geri geldiğinde elinde kağıt ve kalem vardı. Sırıtmama engel olamazken, bu da kabulüm, diye düşündüm. Duvarla bağımı kesip tekrar yerimde dikleştiğimde kağıda özenle imzasını atıp bana uzattı. Ellerini inceledim. Acaba kağıdı alırken ellerimiz birbirine değse ne hissederdim? Kalbim böylesine hızlı atıyorken, şu her yerde bahsedilen elektriği hissedebilir miydim? O anda karar verdim. Eğer hissedersem, onunla kutlamaya gidecektim. Bu yüzden endişeyle dudağımı dişlerimin arasına aldım. Kağıda uzandığım son saniyede elimi biraz daha ileriye götürüp parmaklarımızı değdirdim. Temas eden yerden vücuduma yayılan sıcaklıkla derin bir nefes aldım. Olmuştu. Bahsettikleri şeyin bu olduğuna emindim. Neredeyse mutluluktan gözlerim dolmak üzereydi. Kağıdı tuttuğumda çekmeden bakışlarımı kaldırdım ve beni inceleyen Kurt'a diktim. "Seninle kutlamaya gelmeyi çok isterim." Kağıdı bırakmadan ona doğru bir adım atarak aramızdaki mesafeyi biraz azaltmıştım. "İşin aslı, takımın geri kalanı umurumda bile değil. Buraya senin için geldim."


_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kurt Cooper
Quidditch Oyuncusu
Quidditch Oyuncusu
avatar

Rp Yaşı : 26
Mesaj Sayısı : 30
Gerçek Adı : Melisa
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Aşk Kıvılcımı   C.tesi Şub. 18, 2017 12:55 am


Tüm ergence hayalleri bir dokunuşla gerçekleşti. Constance kağıda uzandığında parmakları birbirine değmiş ve Kurt'un vücudu içinden elektrik akımı geçmişcesine sarsılmıştı. Bir an şaşkınlıkla duraksadı. Kızın mavi gözlerine çevirdi bakışlarını. Aynı şeyleri o da hissetmiş miydi acaba? Yoksa bunlar aklının kendisine olan bir oyunu muydu?  "Seninle kutlamaya gelmeyi çok isterim." Genç kızın aralarındaki mesafeyi azaltmasını izledi. "İşin aslı, takımın geri kalanı umurumda bile değil. Buraya senin için geldim." Duydukları karşısında içinde oluşan sevinçle sarsıldı. Gülümsemesi yüzüne yayılırken ne demesi gerektiğini düşünüyordu. "Bunu duyduğuma gerçekten çok sevindim." Hala aynı kağıdı tuttuklarını farkedince yavaşça elini çekti. Aynı anda eğilerek yüzünü onunkine yaklaştırdı. Dudaklarının arasında birkaç santim kalınca fısıldar gibi konuştu. "Seni bekleteceğim ama üzerimi değiştirmem gerek." Geri çekildi ve soyunma odasına geri yürürken beklemesini işaret etti. İçeri girdiğinde de ise gördüğü manzara içler acısıydı. Hala kimse doğru dürüst giyinmemiş, saçma bir muhabbet üzerine kiminin elinde pantolon kiminin elinde tişört karınlarını tuta tuta gülüyorlardı. "Yan odada sizden ******* kızlar var gerçekten! Hala giyinmediniz mi? Parti bizi bekliyor!" Parti kelimesini duyunca herkes apar topar işine döndü. Kurt banyo yapma işini otele bırakacaktı belli ki. Hızlıca dolabına yönelip üzerindekileri çıkardı. Pantolonunu giyerken kapının çalındığını duydular. Görevli başını içeri uzatıp takımın bayan üyelerinin hazır olup onları beklediğini söyleyince, işte asıl kıyamet o zaman koptu. Kızlar bekletilmeyi sevmezdi ve kimse antrenmanda kafasına bludger yemek istemiyordu. Pantolonuyla aynı renk olan siyah tişörtünü giyip bilekliğini taktı. Neyi unutmuştu? Ayakkabılarını elbette! Bağcıklar için eğildiğinde yere düşürmüş olduğu asasını gördü. Onu da alıp eşyalarının arasına koydu. Kurt tamamen giyinip çantasını da sırtına aldıktan sonra dolabındaki aynaya baktı. Her şey normal görünüyordu. "Sona kalan hesabı öder!" Kapıya yöneldiğinde söylemiş olduğu sözlere rağmen o an her şey donmuştu. Herkes birbirine bakmış ve havada uçuşan kolların bacakların kime ait olduğu belli olmayacak şekilde atılmışlardı. Kurt ileri doğru savrulduğunu hissederken bir yandan da gülüyordu. Nasıl olduysa da bir kaç saniye sonra yedi erkek kapıya sıkışmışlardı. Küfürler havada uçuşurken takımın vurucusu olan Arline birini kolundan tutup çekmiş ve herkesin koridora dökülmesini sağlamıştı. Kafasını kaldırdığında takımda iki kız olmalarından şikayetçi olan Arline'nin başını iki yana salladığını gördü. Ama yüzünde gülücük vardı. Bu takımla maç kazandıkları için şanslılardı aslında. Yerinden doğrulup koridorda beklediğini umduğu Constance için bakındı. Evet, az ileride bekliyordu. Ona doğru ilerleyip gülümsedi. "Çok bekletmedim umarım." Parmağıyla arkasını gösterdi. Geç kaldıysa da sebebi onlardı. Burnunun dibine giren güvenlik görevlisini farkedince aniden irkildi. Elindeki kutuyu görünce de güldü. "Ben hediyemi almıştım halbuki!" Yine de uzanıp kucakladı beklediğinden hafif olan paketi. Tekrar yanındaki güzelliğe döndüğünde bir kolunu ona uzattı. "Gidelim mi?" Takımdaki diğerlerinin toparlanıp geldiklerini gördü. Tanıştırma işini bara gittiklerinde yapacaktı çünkü henüz kimse Constance'n farkında değildi. Marşlarını söylerek ilerliyorlardı koridorda. Bu akşam kesinlikle eğlenecekti Kurt.


_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Constance Claudel
Uçuş Profesörü
Uçuş Profesörü
avatar

Rp Yaşı : 25
Mesaj Sayısı : 55
Gerçek Adı : Yağmur
Yaş : 19

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Aşk Kıvılcımı   C.tesi Şub. 18, 2017 3:29 am


Yüzüne yayılan gülümseme, bende de gülümseme isteği uyandırmıştı. "Bunu duyduğuma gerçekten çok sevindim." Bu sefer kendimi tutmamış ve küçük bir gülümseme yerleştirmiştim dudaklarıma. O anda kağıdı artık sadece benim tuttuğumu fark ettim. Kağıda küçük bir bakış atıp, hemen eski odağına geri döndürdüm gözlerimi. Az öncekinden biraz daha yakındık. Yüzünü bana yaklaştırırken bir an ne yapacağımı şaşırdım. Öpecek miydi beni? Bu kadar çabuk? Oysa daha tanışalı on dakika bile olmamıştı. Yine de içimdeki susmayan ses, eğer Kurt beni şu an öperse hiçte sorun etmeyeceğimi söylüyordu. Eh, haklıydı da. Dudaklarımızın arasında santimler kala durdu. "Seni bekleteceğim ama üzerimi değiştirmem gerek." Ve aniden geri çekildi. Başımı hafif yana çevirip boynumu kaşırken Kurt çoktan soyunma odasına geri dönmüştü. Bir yanım bas bas peşinden odaya gitmemi ve odayı boşaltıp onu öpmeye başlamamı söylüyordu. Fakat odaya girersem neyle karşılaşacağımı az çok tahmin ettiğim için olduğum yerde bekledim. Bir süre sonra kızlar odadan çıkmışlardı. Kızlardan as oyuncu olan bana göz ucuyla bakmış hemen ardından arkasını dönüp diğerini bile beklemeden görevlinin yanına gitti. Bir yandan da söyleniyordu. Kendileri hazırken, oğlanlar nasıl çıkamamışlardı! Yedek olan odadan apar topar çıkarken bir yandan da bağcıklarını bağlamaya çalışıyordu. As oyuncu olan, Arline, diğeri yanına geldiğinde belli belirsiz benim tarafımı göstererek soru sormuştu. Yedek olan ise bana bir bakış atıp başını iki yana salladığında beni umursamayarak önlerine döndüler ve beyleri beklemeye başladılar. O sırada üzerimdeki kıyafeti kontrol etme vaktim oldu. Büyük ihtimalle bir bara gidecektik. Üzerimdeki kot şort ve takımın tişörtüyle aralarında çok sırıtacağımı düşünmüyordum. Yinede koşarken çıkan tişörtümü tekrar şortumun içine sıkıştırdım ve bukleli saçlarımı elimle biraz kabarttım. Makyaj yapacak ne vaktim ne de malzemem vardı. Bu yüzden dudaklarımı sertçe ısırarak ve yanaklarımı çimdikleyerek hafif kızarıklıklar vermeye çalıştım. Gözlerimde de zaten hafif bir makyaj vardı. Hiçbir şey yapmasam bile bir göz kalemi sürerek çıkardım dışarıya. Hazır olduğumu düşündüğüm an büyük bir gürültü koptu. Hafifçe başımı uzatarak erkeklerin soyunma odasının kapısına bakmamla yedi erkeğin kapıya sıkıştığını gördüm. Arline onlara doğru ilerleyip aralarından bir tanesini kolundan tuttu ve kendisine çekti. Bozulan dengeyle bir anda hepsi yeri boylamıştı. Kurt'un kovalayıcılardan birinin altında kalmasıyla içim endişeyle kaplandı. Sakatlanabilirdi ama arkadaşının ayağa kalkmasıyla o da kalkmış ve gözleriyle koridoru hızla taramıştı. Gitmiş olabileceğimi mi düşünmüştü acaba? Gülümseyerek yanıma ulaştığında "Çok bekletmedim umarım." dedi. Bir yandan da arkasındaki arkadaşlarını göstermişti. Sorun olmadığını söyleyecekken neredeyse ağzıma sokulan hediye paketiyle cümlemi yutmak zorunda kalmıştım. Bugün neden bir türlü konuşamıyordum ben? Kurt paketi sağ koluna aldığında sol kolunu bana uzattı. "Gidelim mi?" Koluna girdiğimde arkasındaki ekibe küçük bir bakış attı. Hemen ardından da takım marşının ilk dizelerini söyledi ve takım, hep yaptıkları gibi kaptanlarını takip ederek devamını getirdi. İçimdeki taraftarı bastırmadım ve bende onlara eşlik etmeye başladım. Bu Kurt'u şaşırtmış olmalı ki bakışlarını tekrar bana çevirdi. Bakışlarıyla utanıp, çok kısa bir süre için sessizleştim. "Umarım seninle geliyor olmam sorun olmaz. Harika bir anı olacak. Davet ettiğin için teşekkür ederim." Sesimi duyurmak için biraz da yüksek sesle konuşmuştum. Boştaki elimi de diğer elimin yanına, Kurt'un koluna getirip kolunu tuttum. Elimin altındaki kasları gerilirken konuşmama devam ettim. "Kağıt imzalayarak benden kurtulamazsınız Bay Cooper. Asıl üzerinde imzanızın olmasını istediğim iki şey var." Sormasına izin vermeden ben cümleye girdim. "Bunları oraya gidince konuşabiliriz. Önümüzde koca bir gece var." Ve eğer şansım hala devam ediyorsa birbirimizi tanıyabileceğimiz birçok günümüz olabilirdi önümüzde.


_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kurt Cooper
Quidditch Oyuncusu
Quidditch Oyuncusu
avatar

Rp Yaşı : 26
Mesaj Sayısı : 30
Gerçek Adı : Melisa
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Aşk Kıvılcımı   C.tesi Şub. 18, 2017 2:54 pm


Takımın sesi koridorda yankılanırken bir yandan da ilerliyorlardı. Kurt kutlama için otellerindeki barın kendilerine yetmeyeceğini biliyordu. Bu yüzden hem yemek yiyebilecekleri hem de mahremiyet bulabilecekleri bir yeri ayarlamıştı.  "Umarım seninle geliyor olmam sorun olmaz. Harika bir anı olacak. Davet ettiğin için teşekkür ederim." Onun elini koluna uzatmasıyla şimdiden sarhoş olmuş gibi hissediyordu. Keyifli bir gülümseme dudaklarına yerleştiğinde hala konuşmakta olduğunu duydu karşısındakinin. "Kağıt imzalayarak benden kurtulamazsınız Bay Cooper. Asıl üzerinde imzanızın olmasını istediğim iki şey var. Bunları oraya gidince konuşabiliriz. Önümüzde koca bir gece var." İşte bu duymak istediği şeydi. Elindeki paket olmasa kolunu havaya kaldırıp sevincini gösterebilirdi. Bunu gecenin ilerleyen saatlerine saklamayı tercih etti. Daha çok uzun saatleri vardı. Binadan çıkıp araçlarına yerleştiler. Büyük bir otobüs gibiydi daha çok. Herkesin eşyalarıyla sığması zor oluyordu elbette. Paketi boş koltuklardan birinin üzerine attıktan sonra kendilerini götürecek şoföre yeri söyledi. "Karnımızı doyurup güzelce delirebileceğimiz bir yer buldum. Şimdi de oraya gidiyoruz!" Herkesin sevinçli bağırışlarını susturmak için elini kaldırdı hareket eden otobüsün içerisinde. "Yanımda görmüş olduğunuz bu genç bayan Constance. Bu akşam bana eşlik edecek. Ayrıca bu gece hesaplar Thomson'dan!" Constance'n adı geçtiğinde oluşan sessizlik son cümleyle tekrar bağırışlara bıraktı yerini. Tek itiraz cümlesi hesabı ödeyecek olan Thomson'dan geliyordu ama onun sesi de kahkahaların arasında kayboldu. Kurt o anki olaylara rağmen hesabı kendisinin ödeyeceğini biliyordu. Çünkü tek kişinin altından kalkamayacağı kadar çok sıfırlı bir hesapları olacaktı. Ayrıca hepsinin ailesinin durumu iyi olmasına rağmen kendisinin ailesinin durumu diğerlerine nazaran çok daha iyiydi. Birkaç fazla sıfır onu etkilemezdi. Başını Constance'a çevirip gülümsedi ve ani frenle sendeledi. Gelmişlerdi bile. Neredeyse Hızır Otobüs gibiydi. Anto'nun Yeri isimli barın önünde indiler kısa sürede. Kimsenin dikkatini çekmeden içeri girmeye çalışırken Kurt kaybolmasın diye Constance'n elini tutup çekiyordu. Görevli garsonu bulduktan sonra önceden ayırtmış olduğu odayı sordu. Kazanacakları kesin değildi elbette fakat Kurt inandığı için bu duruma odaya önceden rezarvasyon yaptırmıştı. Garsonun gösterdiği odaya geçtiklerinde daha çok karaoke odalarını andırdığını gördü. Ortada kocaman bir masa ve etrafında rahat koltuklar... Büyük ekrana bakış attıktan sonra arkalarındaki garsona dönüp ellerinde ne varsa masayı donatmalarını söyledi. Aç bir gruptular ve kesinlikle harcayacak çok paraları vardı. Garsonun yüzünde oluşan gülümseme ile aniden ortadan kaybolması Kurt'a gerekeni söylediğini göstermişti. Herkes yerine yerleşirken Contance için yanında boşluk bırakarak oturdu. Birkaç saniye sonra da yığınla garson içeri gelip büyük masayı üzerinde bardak koymaya bile yer kalmayacak şekilde doldurdu. Kurt hemen kadehini havaya kaldırıp bağırdı. "Ballycastle Bats!" Herkesin kalkan bardağı ve haykırışlar bir kaç saniye sonra yerini sessizliğe bıraktı. İçkiler boşalırken yemeklerin kokusuyla alçak ve rahat bir sohbete başladı aralarında. Önündeki tabağa etraftan bir sürü şey dolduran Kurt gözü Constance'dan ayırmıyordu. Ona doğru eğilip konuştu. "Umarım sıkılmıyorsundur. Enerji depolaması bittikten sonra tek parça ayrılamayacağımızı söylesem belki de daha iyi olur. Her şeye hazır olmalısın!" Arka planda çalan müzik yüzünden eğilmiş ve kızın kulağına doğru konuşmuştu. Birden az önce elini tuttuğu aklına geldi. O an dikkat etmemişti ama şimdi farkediyordu yaptığı hatayı. Küçük bir çocuk değildi bundan utanacak ama nedense gerilmişti birden. Constance onda daha önce hissetmediği duyguları uyandırıyordu. Daha çok şey öğrenecekti bu akşam Kurt. Gece bitmeden bunun sebebini anlamaya karar verdi.


_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Constance Claudel
Uçuş Profesörü
Uçuş Profesörü
avatar

Rp Yaşı : 25
Mesaj Sayısı : 55
Gerçek Adı : Yağmur
Yaş : 19

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Aşk Kıvılcımı   Salı Şub. 21, 2017 12:55 am


Otobüse bindiğimizde Kurt'un yönlendirmesiyle boş koltuklardan birisine oturmuştum. O ise elindeki hediyeyi diğer koltuklardan birisinin üzerine atmıştı ve koridorda çok kısa bir süre dikilmişti. Hemen ardından takımın dikkatini çekmeyi başarmış ve bir konuşma yapmıştı. Kurt takıma şimdi ne yapacaklarını anlatırken onu izledim. Her şeyiyle kusursuz görünüyordu. Boyu, vücudu, sesi, mimikleri, gülüşü... Hepsi kusursuzdu. Ve bu genç adam bir şekilde birbirimizi hiç tanımıyorken kalbimi çalmıştı. Benimki sıradan bir hayran kız hisleri değildi. Bunu biliyordum, çünkü daha önce hiç böyle hissetmemiştim. Kimseye karşı. Bakışlarını bana çevirip gülümsediğinde bende ona gülümsedim. İki yıl rakip takımlarında forma şansı bulmuş olsam da, küçüklükten beri taraftarı olduğum takım Kurt'un kaptanlık yaptığı takımdı. Otobüs ani bir frenle dururken, başımı önümdeki koltuğa çarpmamak için elimle koltuktan destek almıştım. Camdan nerede olduğumuza baktım. Anto'nun Yeri isimli barı daha önce duymuştum fakat hiç gelme fırsatım olmamıştı. Otobüsten indiğimizde kalabalığı fark ettim. Burada kaybolmadan, takımla birlikte içeri girebilecek miyim diye düşünürken elimde başka bir elin sıcaklığını hissettim. Önce elime, hemen ardından da elimi tutan elin sahibine kaydı gözlerim. Kurt elimi tutmuş, kendisini önüme siper ederek yürüyordu. Kaybolmamdan korkar gibi bir hali vardı. Bilmediği şey ise onu da almadan hiçbir yere kaybolmayacağımdı. Acaba elini tutmam sadece bu anla, bu gece ile mi kalacaktı? Oysa ben bu eli hiç bırakmak istemiyordum. Karaoke odası tarzı bir yere geldiğimizde merakla etrafıma bakındım. Ne yapacağımı, nereye oturacağımı bile bilmiyordum. Kurt beni takımdakilere tanıtmıştı ama kiminle ne konuşabileceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Kurt yanında boşluk bırakarak oturduğunda sırıtmamak için kendimi zor tuttum. Bu kadar kusursuz olduğu yetmiyormuş gibi, birde düşünceliydi. Bana ayrılan yere oturduğumda içeriye garsonlar girmişti. Masanın üzerini bir sürü yiyecek ve bir sürü çeşit içecekle donatıp, bizi içeride yalnız bıraktılar. Kurt kadehini eline aldığında bende önümdeki kadehe uzandım. "Ballycastle Bats!" Herkes ile birlikte bende takımın adını haykırdım. Birkaç saniye sonra herkes sessizleşmiş, iştahla önlerindeki yemeğe saldırmıştı. Yemek ve yememek arasında gidip gelirken, karnımın guruldamasıyla uzanıp önümdeki masadan bir şeyler koymaya başladım tabağıma. Biraz patates kızartması alacakken izlendiğimi hissederek Kurt'a döndüm. Bir şeyler diyeceğini fark ederek tabağı önümdeki küçük boş alana koydum. Hemen ardından Kurt çalan müzikle eğilip, aramızdaki mesafeyi kapatmıştı. "Umarım sıkılmıyorsundur. Enerji depolaması bittikten sonra tek parça ayrılamayacağımızı söylesem belki de daha iyi olur. Her şeye hazır olmalısın!" Her şeye hazırlıklı olmak mı? Ben bu gün maça her şeye hazırlıklı gittiğimi düşünüyordum ama şu anki durumum hiçte hazırlıklı olduğum bir durum değildi. Yine de durumdan şikayetçi olduğumu söyleyemezdim. "En son ne zaman bu kadar eğlendiğimi bile hatırlamıyorum! İyi ki o güvenliklerden kaçmışım. Siz... Sen harikasın!" Yakınlığının verdiği heyecanla düşünmeden konuşmuştum. Çok açık konuştuğumu düşünerek ister istemez utandım. Hatta esmer tenime biraz kızarıklık yayıldığına bile emindim. İstemsizce gerilirken ne yapabileceğimi düşündüm. Küçük bir çocuk gibi yaptıklarımdan, söylediklerimden kaçamazdım. Karşımdaki genç adama baktım. Onun zihnine imzamı atabilmem için tek bir şansım vardı. Bu gece her şey için önemliydi. Bu yüzden yerimde dikleştim. Söylediğim şeylerin arkasında durmalıydım. Elimi çekinerek çenesine koyduğumda derin bir nefes aldım. Dikkatle hareketlerimi izleyen bakışlarına rağmen aramızdaki mesafeyi tamamen kapatarak dudaklarına küçük bir öpücük kondurdum ve geri çekilmeden önce kokusunu içime çektim. Şu an buradan yaka paça dışarı atılabilirdim. Parmak uçlarımı çıkmak üzere olan sakallarında gezdirdim ve kendimi rezil olmaya hazırlayarak geri çektim. Takımdaki herkes oldukları gibi kalmaları için bir büyü yapılmış gibi duruyordu. Duruyorlar ve şaşkınlıkla bize bakıyorlardı.


_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kurt Cooper
Quidditch Oyuncusu
Quidditch Oyuncusu
avatar

Rp Yaşı : 26
Mesaj Sayısı : 30
Gerçek Adı : Melisa
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Aşk Kıvılcımı   Salı Şub. 21, 2017 2:17 pm


Tabağını bir yığın yemekle doldurup hepsini mideye indirirken bir yandan da etraftakilere laf yetiştirmeye çalışıyordu aslında. Maç konusunda konuşuyorlar ve yapılan hataların nerede olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Sonuçta çok fazla quaffle kaçırmışlardı. Hele ki bu ligdeki kötü takımlardan biri yüzünden olunca, kovalayıcıların canı iyice sıkılıyordu. Kurt aslında bu konu üzerinde uzunca konuşmak ve her bir dakikayı iki saat boyunca tartışmak isterdi ama nedense dikkatini bir türlü toplayamıyordu. Bunun sebebinin Constance olduğunu düşünüyordu. Şaşırtıcı bir neden değildi elbette. Genç kadın çok güzeldi ve ister istemez ona çekildiğini hissediyordu Kurt. "En son ne zaman bu kadar eğlendiğimi bile hatırlamıyorum! İyi ki o güvenliklerden kaçmışım. Siz... Sen harikasın!" Ona hazır olması gerektiğini anlatmaya çalışmıştı Kurt. İşin ciddiyetini anladığını sanmıyordu ama Kurt da şuan pek temkinli davranmıyordu. Hele ki harika olduğu söylenmişse... Bakışlarını kaçırmaya çalıştı ona belli etmeden ama çenesinde hissettiği el ile duraksadı. Onun yaklaşan yüzünü hayal meyal seçebiliyordu. Aynı rüyalarında gördüğü melek gibiydi. Sırtındaki dövmede bir karıncalanma hissetti dudakları buluştuğunda. Şaşıracak zaman bile bulamamıştı kelebek gibi öpücüğü yüzünden. Parmaklarını Kurt'un yanağında gezdiren Constance geri çekilmişti ardından. Az önce bomba atılmış gibi bir kargaşanın hakim olduğu oda da şuan ölüm sessizliği vardı. Tüm takımın kendilerine baktığı bariz belliydi. Kurt'un kendisi de ne yapacağını bilemiyordu. Genç kadını kendisine çekip öyle çekingen değil de daha gerçekçi bir şekilde öpmek istiyordu. Yine de bunu herkesin gözü önünde yapmayacaktı. Tepki olarak yarım yamalak gülümsedi. Thomson tarafına ters bir bakış attı. Onun yaptığı gereksiz ve sıkıcı şakanın hemen ardından herkes önüne döndü fakat az öncekinin aksine daha alçak mırıltılar ve dikkatsiz gürültüler vardı. Bir gözleri hala ikilinin üzerindeydi. Kurt bundan kurtulmak için bir kaç saniye etrafına bakındı ama çözüm bulamayınca Contance'ı elinden tutup kibarca odanın dışına çekiştirdi. Koridora çıktıklarında onu daha sessiz ve kimsenin olmadığı başka bir odaya götürdü. İçeri girince kapıyı arkalarından kapattı. Yüzünde hızlıca beliren gülümsemenin ardından hissettiği çekim kuvveti yüzünden daha da cesaretlendiği için hızlıca genç kıza uzandı. Onu kendisine çekip dudaklarına az öncekinin aksine gayette ateşli bir öpücük verdi. İnce belini sıkıca sarmış ve ona doğru hafifçe eğilmişti. Kurt artık bu garip çekimin sadece kendisi tarafından hissedilmediğini anlamıştı. Yoksa böyle olmazdı. Olamazdı. Yavaşça geri çekildiğinde nefes nefeseydi. "Bana neler olduğu hakkında hiç bir fikrim yok. Beni geri itmek istiyorsan şimdi tam zamanı!" Bir kaç saniye durup genç kızın cevap vermesine fırsat vermeden onu kapıya dayayıp tekrar dudaklarını öptü. Geri çekilmek istemiyordu kesinlikle. Sonsuza kadar bu sıcaklık ve yumuşaklığa sarılıp yaşayabilirdi. Kaba davranıyor gibiydi. Ya da en azından kendisi öyle düşünüyordu. Aradan ne kadar zaman geçtiğinden emin olamadan uzaklaştı ondan. Elini saçlarında gezdirdi usulca. Alnını onunkine dayadı. Kesinlikle kendisi gibi davranmıyordu. Bir şeyler söylemeye korkarak orada öylece durdu.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Constance Claudel
Uçuş Profesörü
Uçuş Profesörü
avatar

Rp Yaşı : 25
Mesaj Sayısı : 55
Gerçek Adı : Yağmur
Yaş : 19

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Aşk Kıvılcımı   Çarş. Şub. 22, 2017 10:50 pm


Kurt sürpriz öpücüğüm üzerine bir süre duraksadıktan sonra yarım yamalak gülümsemiş ve Thomson'a bir bakış atmıştı. Thomson bunun üzerine bir espri yapmış ve dikkatleri kendi üzerine çekmeye çalışmıştı. Takımdakiler yavaşça eski haline dönerken hala çekiniyordum. Ben bana kızıp bağırmasını bekliyordum. Böyle sessizce oturmasını değil. Bu tıpkı fırtına öncesi sessizliğe benziyordu. Bir anda elim tutulup, çekiştirilmeye başlandığında dudağımı ısırdım. Sanırım gitme vakti geldi, diye düşünürken Kurt beni başka bir odaya soktu. İçeri girdiğimizde kapıyı arkamızdan kapattı. Sanırım bana arkadaşlarının önünde kızmak istememişti. Onun için sıradan bir hayrana bile böyle düşünceli davranıyor olması çok tatlı bir hareketti. Özür dilemek için bir hamle yapacakken onun yüzünde beliren gülümsemenin hemen ardından beni kendisine çekti. Dudaklarını dudaklarımda hissettiğimde Kurt belimi sıkı sıkı sarmıştı. Benimki gibi çekingen bir öpücük değildi bu. Ayrıldığımızda nefes nefeseydik. Kalbim hızla atıyor, yirmi dört yıldır aradığım kişinin şu an tam karşımda olduğunu söylüyordu. "Bana neler olduğu hakkında hiç bir fikrim yok. Beni geri itmek istiyorsan şimdi tam zamanı!" Geri çekilmesini istemediğimi belli etmek istercesine başımı iki yana salladığımda sırtım kapıya yaslandı. Dudaklarımız tekrar birleşirken kollarımı boynuna doladım. Elimi sırtında, melek dövmesinin olduğunu bildiğim yerlerde gezdirdim istemsizce. Aslında bunu kaldıkları otelde, onun odasında, üzerinde hiçbir şey yokken yapmak isterdim. Tamamen rahatken, her bir detayını ezberlemek... Bir süre sonra, ki ne kadar geçtiğini kesinlikle tahmin edemiyordum, geri çekildi. Eli saçlarımda dolanırken gözlerimi kapamamak için kendimi zor tutuyordum. Birileri saçlarımla oynadığında hemen sakinleşir, mayışırdım. Babam bu özelliğimi hep kedilere benzetirdi. Kurt alnını alnıma yasladığında ne diyeceğini bilemiyor gibiydi. Ellerini tuttuktan sonra gözlerine bakarak gülümsedim. "Bir şeyler söylemene gerek yok. Bana sadece bir şans ver. Bu geceyi seninle geçireyim, sonra her şey istediğin gibi olacak. Söz veriyorum. Sadece bu gece." Uzanıp yine küçük bir öpücük bıraktım dudaklarına. "Hadi takımının yanına dönelim ve eğlenelim. Biraz daha oyalanırsak seni otele kaçırdığımı düşünecekler. Yanlış anlama, yapmak istemediğimden değil, sadece seni onlardan ayırdığımı düşünmelerini istemem. Hele de böyle güzel bir günde." Kurt'u da kendimle çekerek, açabilmek için kapıdan uzaklaştırdım. Birlikte koridora çıktığımızda hala el eleydik. Başımı omzuna koydum ve kısa bir süreliğine gözlerimi kapattım. Uzun zamandır böyle huzurlu hissetmemiştim.




_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kurt Cooper
Quidditch Oyuncusu
Quidditch Oyuncusu
avatar

Rp Yaşı : 26
Mesaj Sayısı : 30
Gerçek Adı : Melisa
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: Aşk Kıvılcımı   Perş. Şub. 23, 2017 12:30 pm


Bu duyguların kendisine yabancı olması bir yana hissettiği şeylerin mantığı da yoktu. Daha ilk defa görmüş olduğu bir kızdan nasıl oluyordu da bu kadar etkilenebiliyordu? Kurt alnını ona dayadığından beri söyleyecek bir şey bulmaya çalışıyordu. Kendi tarzı olmayan hareketler yapmış ve sonucunda nasıl davranması gerektiğini unutmuştu. Bilememek daha doğruydu aslında. Peki ya tam onu öptüğü sırada dövmesinin karıncalanması da neydi? Kafasının giderek karıştığını hissediyordu. Böyle bir şey mümkün müydü? Rüyalarında gördüğü meleğin onun olma ihtimali var mıydı? Geri çekilip Contance'ın saçlarını okşadı. "Bir şeyler söylemene gerek yok. Bana sadece bir şans ver. Bu geceyi seninle geçireyim, sonra her şey istediğin gibi olacak. Söz veriyorum. Sadece bu gece. Hadi takımının yanına dönelim ve eğlenelim. Biraz daha oyalanırsak seni otele kaçırdığımı düşünecekler. Yanlış anlama, yapmak istemediğimden değil, sadece seni onlardan ayırdığımı düşünmelerini istemem. Hele de böyle güzel bir günde." Basit bir öpücük daha kondurulduktan sonra dudaklarına Kurt koridora çekiştirilmişti tekrardan. Onun ufak ellerinin kendisininkilerin arasında kaybolduğunu farketti. Başını da omzuna koymuştu. Kurt istemsizce içinde oluşan koruma güdüsünün nereden geldiğinden emin olamadan öylece dikilmeye devam etti. Sonrasında geri çekilip onun yüzüne bakarak gülümsedi. Bir şekilde yalnız kalmaları gerekiyordu. Kurt onunla konuşmayı çok istiyordu. Tüm bunlara rağmen takım arkadaşlarının yanına geri döndü ve kendileri içeriye girince oluşan sessizliğe aldırmadan bağırdı. "Her şeyi yediniz mi? Tabakları bıraksaydınız bari!" Masanın üzeri bir kaç bardak ve tabak dışında boştu. Belli ki garsonlar toparlamışlardı. Kurt'un söyledikleri üzerine gülüştüler hemen ardından Thomson ayağa fırlayıp şansını kaybetmesi hakkında esprili bir yorum yapınca Kurt gözlerini devirdi. Tekrar eski yerine otururken en azından tatlılardan faydalanmayı düşünüyordu. Kalan boşları almak için içeri gelen garsona bu sefer tatlı ve içkilerle donatmasını söylediğinde masayı garsonun gözlerinden fırlayan dolar işaretlerini pek şaşırtıcı bulmadı. On kişiden fazlalardı ve her biri beş kişilik yiyordu. Sonuç olarak birazdan hepsi bulaşık yıkayacaktı. Hesabın kaç sıfırlı olacağını hesaplamaya çalışmadı bile. Olmazsa imza verip kurtulmaya çalışırlardı. Pek olası değildi elbette. Bir kaç dakika içinde masa bu sefer adını bile telaffuz etmekte zorlanacağı tatlılarla doldu. Kurt ortamda oluşan keyifli sohbete katılırken bir ara oluşan boşlukta Contance'n kulağına eğildi. "Birazdan ayrılacağız. O yüzden yiyebildiğin kadar ye!" Tekrar önüne dönerken masanın altından elini tuttu genç kadının güç verircesine. İçkiler su gibi akıp giderken az önceki şaşkınlık ve gerginlik yatışmış hepsi normale dönmüştü. Tatlıları da yemekten aşağı kalır yanı olmayan bir süre içinde bitirdikten sonra garson beklenen anı hissedip hesabı getirdi. Sadece üç sıfırlıydı. Bugün şanslı günlerinde olmalılardı. Kurt cebinden yaklaşık on bin dolar çıkartırken diğerleri de bahşiş için bir kaç yüzlük attılar. Sonuç olarak hesaba ekstra olarak altı yüz dolar bahşiş bırakılmıştı. Herkes toparlanıp yorgunluklarını belli edercesine sallanırken Kurt'un başka sorunları vardı. Constance'ye yardımcı olarak dışarı çıktı. Otobüse doluşan takım arkadaşlarına bakarken tekrar eğildi kulağına. Gerçi genç kadın onunla gelebileceğini söylemişti ama. "Kararını değiştirmek istersen diğerlerini otele bıraktıktan sonra seni istediğin yere götürebilirim." Belki de içmenin ya da ünlü biriyle görüşmenin heyecanından demek istemediği şeyler demişti ve şimdi de pişmandı. Kurt onunla beraber otobüse binerken bunları düşünüyordu. Constance'n pişman olmasını istemiyordu hiç bir şeyden.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Constance Claudel
Uçuş Profesörü
Uçuş Profesörü
avatar

Rp Yaşı : 25
Mesaj Sayısı : 55
Gerçek Adı : Yağmur
Yaş : 19

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Aşk Kıvılcımı   Salı Şub. 28, 2017 9:10 pm


Tekrar takımın yanına döndüğümüzde sessizce geçip, az önce oturduğum yere oturdum. Bir kaç kişinin attığı 'Ne yaptığınızı biliyoruz' bakışları nedeniyle utanarak başımı eğdim ve bakışlarımı önümdeki masaya diktim. Birkaç saniye içinde Kurt yanıma oturup tatlı siparişlerini verdi. Tatlı olarak bir adet Kurt Cooper alamıyor muydum? Ona doğru baktığımda engellemeye çalıştığım gülümsememi tutamamış ve dudaklarımın iki yana kıvrılmasına izin vermiştim. Garsonlar tatlıları dizerken gözlerim istemsizce kocaman açılmıştı. O kadar çok çeşit vardı ki, adını bilmediğim tatlı sayısının ne kadar çok olduğunu fark ettim. Oysa tatlı bilgime fazlasıyla güvenirdim. Tabaklardan birisine uzanacakken bir el benden önce davranıp tabağı bana uzattı. Baktığımda Thomson olduğunu gördüm. Göz kırpıp, tatlılara ve muhabbete dalmış olan Kurt'u gösterdikten sonra ne olduğunu sormak istermiş gibi kaşlarını kaldırdı. Tabağı diğer ucundan tuttuğumda omuz silkerek onu geçiştirdim. Bu gülerek önüne dönmesi için yeterli olmuştu sanırım. Tabağıma biraz daha tatlı koymak için uzanacakken Kurt'un nefesini boynumda hissetmemle duraksadım. "Birazdan ayrılacağız. O yüzden yiyebildiğin kadar ye!" Dudağımı ısırırken masanın altından elimi tuttu. Bunun üzerine tatlıdan vazgeçip, içkime uzandım. Tatlılar da bittiğinde garsonlar hesabı getirdiler. O sırada takımdaki iki kızı süzüyordum. Tek başlarına neredeyse beş kişilik yemek ve tatlı yemişlerdi. İstemsizce fiziklerine baktığımda elimde olmadan biraz kıskandım. O kadar yemeğe rağmen bu kadar fit kalıp, harika görünebilmeleri haksızlıktı. Herkes ile birlikte ayaklandığımda Kurt'un eli yol gösterircesine belime yerleşmişti. Otobüsün önünde bekleyerek önce takımın yerleşmesini bekledik. Herkes bindiğinde Kurt bana döndü. "Kararını değiştirmek istersen diğerlerini otele bıraktıktan sonra seni istediğin yere götürebilirim." Başımı iki yana sallarken  iki elini birden tuttum. Büyük ihtimalle şu an otobüsün camlarından izleniyorduk ama umurumda olduğu söylenemezdi. "Bunu söylediğim için pişman olur muyum bilmiyorum, ama seni seviyorum. Ve bu tamamen Kurt Cooper olduğun için, çağının en yetenekli arayıcısı olduğun için değil." Ellerini bırakıp, kollarımı beline doladım. Sıkı sıkı sarılırken kokusunu içime çektim. Bu gece hiç bitmesin istiyordum. O da bana sarıldıktan kısa bir süre sonra geri çekildim. "Şu otele gidebilir miyiz artık? Sana, seni ne kadar sevdiğimi söylemek değil, göstermek istiyorum." Gözlerine baktığımda ikimizde güldük. Neden bilmiyorum ama, o anda beni bırakmayacağını anlamıştım. Elini tutarak otobüse bindiğimde artık hayatımın eskisi gibi olmayacağını biliyordum. Her şey çok daha harika olacaktı. Çünkü 'biz' olacaktık...

SON



_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Aşk Kıvılcımı   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Aşk Kıvılcımı

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Mekanlar :: Paris-