AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 Jensan

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Jensan Jemas
V. Sınıf
V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 5
Gerçek Adı : Rüzgar

MesajKonu: Jensan   Çarş. Ağus. 27, 2014 3:49 pm


    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
    Ad-Soyad: Jensan Jemas.
    Diğer karakterleriniz:

    Karakteriniz

    1. Seçilmek istediğiniz bina(-lar): En az 2 bina belirtebilirsiniz. Slytherin,Gryffindor.
    2. Sınıf: V
    3. Kan Durumu: Melez
    4. Karakteriniz ve Geçmişi: Sevecen cana yakındır çabuk arkadaş olur eğlenceli delidolu çılgındır.Kinci biri degildir ama nadiren kin tutar.Aşırı korumacıdır sevdi kisileri korumaya çalışır.Kitap okumayı , dans etmeyi , birilerine yardım etmeyi ve hayvanlarla ilgilenmeyi sever.Annesini trafik kazasında kaybetmiştir bu yüzden babası başkası ile evlenmiştir abisi ile çok iyi anlaşırlar abisi profesyonel Quidditch oyuncusudur
    5. Güçlü: S
    6. Zayıf: T

    Örnek Roleplay
    Konu ne olursa olsun kendisiyle karşı karşıya gelmekten nefret ediyordu Vita, şu ana kadar içinde yerleşmiş olan düzene itiraz etmekten çekiniyordu. Bir şeylerin değişeceğini biliyordu ve bu değişime açık olup olmadığından emin değildi. Bu kadar fazla tereddüt ediyor olması normal miydi? Senelerini geçirmişti sonuç olarak burada, hatta babası sağ olsun önceki yaşamı da fazla farklı sayılmazdı. Sadece daha güneyindeydi İngiltere’nin ve yanlış yaptığı zamanlarda kendisini düzeltebilecek, düştüğü zamanlarda da bir daha denemesi için kaldıracak birilerine sahipti o zamanlar. Şimdi böyle bir şansı yoktu, olamazdı. Kimin yanında olduğunun bir önemi yoktu, asla güvende olamazdı. Kendisini neden Morvoren’e açmaya çalıştığını bile anlayamıyordu, neyin değişeceğini sanıyordu ki? Asla bir ikili olamazlardı, en basitinden yaratılışlarına aykırıydı. Görevlerine ve elbette ki sorumluluklarına da. Vita o zaman başına gelecekleri hayal etmek bile istemiyordu, peşine düşecek seherbazlarla ya da iş arkadaşlarıyla uğraşamazdı. Canı yeterince tehlike içerisindeydi vampirler yüzünden, bir de kendi ırkını karşısına alırsa o zaman nereye sırtını dayayabilecekti yorulduğu zamanlarda? Gerçekten bütün bunlara arkasını dönmeye değer miydi Morvoren uğrunda? Üstelik kendisine tamamen açılmamıştı bile, neler hissettiğini ya da düşündüğünü bilmek imkânsızdı. Onun bu hali yüzünden kendisini her daim diken üzerinde hissediyordu Vita, buna daha ne kadar devam edebilirdi hiçbir fikri yoktu. Psikolojik olarak aldığı her baskı, tuğlalarını özenerek yerleştirdiği görünmez duvarında çatlaklar açmaya başlamıştı. Onun başarılı olmasına izin verirse savunmasız kalacaktı ve bu, vampirin karşısında kıyafetleri olmadan kalmakla aynı hissi verecekti genç cadıya. Bu kadar fazla ikilem içerisinde kalmamalıydı, düşüncelerine ve hareketlerine hâkim olamadığı için bu raddeye gelmişlerdi. Morvoren hep kendisinin bu tavırlarından cesaret almıştı ve şimdi, seneler öncesinde daha sarmaşığa duyduğu ilgisi yeni yeni filizlenmeye başladığından çok daha farklıydı. Gözlerinin içinde parıldayan mana bile değişmişti, artık daha büyük şeyleri hedefliyordu çünkü. En başında Vita’yı tanımakla başlamıştı, sonrasında ona yavaştan yaklaşmış ve hayatında minik de olsa bir yer edinmişti. Aradan geçen zamanı oldukça iyi bir şekilde değerlendirmiş ve onun gözündeki değerini artırmaya çalışmıştı, böylece çok daha yakınında durabilecekti; uzanıp saçına dokunabileceği, kanının kokusunu ciğerlerine çekebileceği ve teninin ısısını hissedebileceği kadar.

    Genç sarmaşık sesli bir şekilde yutkunurken bütün bunları bu zamana kadar nasıl görememiş olduğunu merak ediyordu. İçinden bir ses biliyor olduğunu söylüyordu, her şeyin farkında olduğunu. Hatta bunu en az Morvoren kadar istediğini. Oysa ona inanmalı mıydı, bilmiyordu Vita. Başının ağrımaya başladığını hissediyor ve tırnaklarını avuçlarının içlerine geçiriyordu güçlü duruşunu bozmadan durabilmek için. Duvarını onarmalıydı belki de, bütün bu olacaklara karşı koymalıydı. Vampirin vazgeçmesini ve hayatına devam etmesini sağlamalıydı, bu zamana kadar yeterince gayret sarf etmişti ve her ne kadar hayatının küçücük bir bölümünü oluşturacak olsa da vaktini yemişti. Bu onun için oyun gibi değil miydi hâlbuki? Eğlenmiş olması gerekirdi, gülümsemesi ve hatta en sonunda da içten bir kahkaha atması. Bu kadar iyi bir oyuncu olması Vita’nın canını sıkıyordu, zira her defasında oyunun gidişatına ayak uydurmaya çalışırken buluyordu kendisini. Beni bir kere kandırırsan sana, iki kere kandırırsan bana yazıklar olsun.

    “Özgür irademin üstünde bile etkin olduğunu biliyorsun Morvoren.” Dudaklarının arasından çıkan her kelime biraz daha bataklığın içine girmesine neden olurken diline sahip olabilmeyi dilerdi. Vampiri övmekten başka hiçbir şey yapmıyordu, onun kendisini nasıl etkilediğini bilmesine gerek yoktu. Bu sadece daha da cesaretlenmesini sağlayacaktı, ne de olsa herkes çabalarından istediği sonucu almayı dilerdi. Vita derin bir nefes alırken elini saçlarının arasından geçirdi ve dişlerini sıkarak konuştu. “Bana laf oyunları yapmandan nefret ediyorum! Tanrı aşkına ben kraliyete mensup değilim, bu kadar mesafeli ve hatta yapay davranmaya hiç gerek yok.” Bazı zamanlar –ki bu da onlardan biriydi- Vita, aralarındaki mesafenin çoğunu kendisinden öte Morvoren’in koyduğuna inanıyordu. Vampir, bir anlığına çok yakınında oluyor ve samimiyetiyle insanı bunaltacak kadar dibine sokuluyordu. Sonrasında da geriye çekiliyor ve karşısındakinin kendisine gelmesini bekliyordu. Çoğu zaman bu taktiğinin işe yaradığından emindi Vita. Seneler içerisinde onlarca hatta yüzlerce kızı ayartma stilini görmüştü Morvoren’in. İzlemişti uzaktan da olsa, sesini çıkarmadan kulak kabartmıştı konuşmalarına. Onlar için bu kadar uğraşmamış olduğunu da biliyordu, şimdiye kadar çoktan bıkmış olurdu çünkü. Vita’yla bu kadar ilgilenmesinin sebebi, genç sarmaşığın onu sürekli reddediyor olmasıydı. İlginç bir ego meselesiydi yani kendisi Morvoren için. Elde edildiği anda bir köşeye fırlatılacak kadar değersizdi, belki de deneme tahtasıydı. Yeni taktiklerini uygulamak için birilerine ihtiyacı vardı vampirin, bunun için de genç cadıdan daha uygun kimi bulabilirdi ki? Diğer vampirler üzerinde denemesine gerek yoktu bunların hiçbirini, etraflarında bir kere o havalı edasıyla dönse ve etkileyici olduğunu düşündüğü birkaç kelime sarf etse bütün sorunlarının çözümü önüne serilirdi. Vita sonrasında kızlara neler olduğunu da oldukça iyi biliyordu, Morvoren’in bir daha onların yüzlerine bakmadığını ve sanki orada yoklarmış gibi davrandığını görmüştü. Bunun ne kadar kalp kırıcı olduğunu ancak tahmin edebilirdi, zira kendisini ilişkilere kapatalı oldukça uzun zaman olmuştu. Yine de bu, dişi yaratıkların kendi seçimleriydi; hiçbir şey için zorlanıyor sayılmazlardı. İşte tam bu sırada kendisinin de onlar gibi davrandığını fark etti, özgür iradesiyle birlikte Morvoren’e doğru çekiliyor ve gerek bazı davranışlarından, gerek süslü laflarından etkileniyordu. Oysa bunu ilk zamanlarda dalga konusu yapmıştı, onun geri kafalı olduğunu düşünmüş ve kendisini asilzade olarak görürken etrafındakileri sadece uşak niyetine kullandığına dair bir iki laf etmişti iş arkadaşlarına. Ona bulaşmak istememişti yine de, güce sahip olduğu her halinden belliydi çünkü. Özerk bölgenin dışında varlıklıydı ve bunu, buraya taşıyabildiği için gerçekten bir şeyleri başarabilme yeteneğine sahip olmalıydı. Vita’nin en başta dikkatini çeken nokta da buydu. Irkdaşlarını etkilemeyi biliyordu, belki onları da kandırıyordu kulağa fazlasıyla hoş gelen vaatleriyle. Yine de yapılması gerekeni yaptırıyor ve bu sırada kendisi sadece ağzını çalıştırıyor, kılını bile kıpırdatmıyordu.

    “Başkaları olabilir Morvoren, benden öncesi, benden sonrası… ama ben olmayacağım.” Sert bir şekilde arkasını döndü ve yüzüne çarpan yumuşak saç tellerini umursamadan, koltuğa hafifçe eğilerek ceketini parmaklarının arasına sıkıştırdı. Kapıya doğru gitmek için adım atacağı sırada kolunu mengene gibi tutan eli hissetti. Öfkeyle dolmuş gözleri vampirin yüzüne çevrilirken “Bırak.” dedi kati bir ses tonu kullanmaya çalışarak.

    Özgür irade lafının üstüne ve genç cadının bırak diye ihtarda bulunmuş olmasına rağmen, kendisine biraz daha fazla baskı uygulayan Morvoren’in ne yapmaya çalıştığını anlamakta zorlanıyordu Vita. Onu ilk defa bu kadar gözü kararmış bir halde görüyordu, zihninden geçenler kendisi için tam bir muamma iken kelepçe gibi geçmişti parmaklar kolunun etrafına. Geriye doğru çekmeye çalıştı kendini, fakat bunu başaramayacağını en başından beri biliyordu. Sadece denememiş olmak istemiyordu. Bu hareketinin vampiri daha fazla sinirlendireceğini tahmin edememişti gerçi. Bir anlığına ona doğru daha fazla çekildi ve hemen ardından acımasızca geriye doğru fırlatıldığını hissetti. Sırtı sert bir şekilde odanın duvarına çarparken, inildemeden edemedi acısı yüzünden. Koyu renk saçları savrulmuş ve bu sırada daha yeni eline almış olduğu ceketi parmaklarının arasından kayıp yere düşmüştü. Neler olduğunu anlayamazken zihninin içerisinde alarmlar çalmaya başlamış gibiydi. Dudakları nefes alabilmek için çaresizce aralandığı sıra gözlerini darbenin şiddetiyle birlikte sımsıkı kapatmıştı. Bunun başına geleceğine hiç olasılık vermiyordu oysaki Morvoren’in kendisine zarar vereceğini düşünmemişti. Sinirlendiğinde gözünün hiçbir şey görmediğini biliyordu, yine de kendisine hâkim olmasını ve hareketlerinin ne anlama geldiğini anlamasını beklerdi. Asırlarca süren hayatında sabırlı olmayı ve karşı tarafın tepkisini ölçerek davranmayı öğrenmiş olmalıydı. Vita’nın bu hareketin karşılığında afallayacağını hesaplamış olmalıydı. Ya da sadece o an içinden geldiği gibi davranıyordu. Tam olarak genç cadının istediği gibi yapaylığı bırakmış, sözlerindeki mesafenin üstüne fiziksel olanı da kapatma gereği duyarak gerçek yüzünü göstermişti. İçinde yatan merhametten yoksun canavarın gün yüzüne çıkmasına izin vermişti. Genç sarmaşığın kaşları çatılırken, gözlerini kocaman açtı ve direkt olarak Morvoren’e doğru baktı. Vampirin dudakları aralıktı ve ortaya çıkan köpek dişlerinin keskinliği korkutucuydu. Bu görüntüye alışkın olması gereken cadının tüylerinin ürpermiş olması normal değildi, sesli bir şekilde yutkunmasına engel olamazken bu kadar yakınında bulunuyor olması yüzünden de tedirgindi. Kokusu ciğerlerine işlediği sıra hâlâ onun teninin baskısıyla savaşıyordu, kolunun da çoktan morarmış olduğundan emindi.

    Sonraki hareketinde ne yapacağını tahmin etmek zor değildi dişleri açığa çıkmış olduğu için, direkt olarak boynuna saldırmasını beklemişti Vita. Oysa Morvoren’in gözleri tartıyormuş gibi ilk önce orada, vücudunun en hassas bölgelerinden birinde gezinse bile sonraki hareketi çok daha farklı bir bölgeyeydi. Bir anda dudaklarının üzerinde hissettiği ten ile birlikte şaşkına dönen genç cadı, onun bedeninin altında umutsuzca çırpınmadan edemedi. Karşı koymak istiyordu, bunu istemediğini belli ederse Morvoren'in vazgeçeceğine dair naif bir umuda kapılmıştı. Zira daha deminki bütün düşüncelerine ve şüphelerine rağmen, vampirin kendisine gerçekten değer verdiğini ve dolayısıyla saygı duyduğunu sanıyordu. İstemediği bir şeyi yapmayacağını düşünüyordu, her ne kadar kendisi kızmış ve çileden çıkmış olursa olsun. Vita her daim onun damarına basmıyor muydu zaten? Gerek tepkisini gerek de kendisine verdiği değeri ölçebilmek için yapıyordu bunu. Emin olmadan harekete geçemeyeceğini biliyordu çünkü. Fakat yanıldığını anlaması zor olmamıştı bu sefer. Daha öncesinde de öpülmüştü lakin şu ankinin, onların hiçbirine benzemediğine dair kalıbını basabilirdi. Bütün vücudu elektrik çarpmışa dönerken ağırlaşmış olmasına rağmen göz kapakları hâlâ açıktı, itiraf etmekten çekinecek olsa da korkusu yüzünden göz bebekleri de kocaman olmuştu. Öpücüğe izin vermemek için dudaklarını birbirine bastırıyor olsa da Morvoren’in dilinin ısrarcılığı ve kıvraklığı karşısında pek de şansı olmamıştı. En sonunda ağzı aralanırken sadece bir saniyeliğine de olsa hissettiği acı ile birlikte tekrardan inildedi. Gözleri istemsizce kapanırken hâlâ duvara doğru bastırılmış haldeydi. Nasıl olduğunu anlayamıyordu, fakat vampirin dikkati hiçbir zaman tam olarak dağılmış olmuyordu. Vita’yı öpüyor olmasına rağmen, elleri onun üstünde hâlâ tonlarca gibi hissettiren bir kuvvete sahipti. Kendisini aciz hisseden genç cadı ise kendininkine değen dil karşısında her seferinde şaşkına dönüyor ve öpüşmenin tümünü Morvoren’in yapmasına izin veriyordu. Aralarında bulunan ilginç ilişki gibi fiziksel temasta da dominant tarafta olmayı istiyordu anlaşılan vampir, hayatı boyunca bunun gerçekleşmiş olduğu düşünülürse şimdi de neden böyle davranıyor olduğunu anlamak zor değildi. Vita ellerini yumruk yaparken put gibi durdu dudaklarının baskısının altında. Ona ne eşlik ediyordu, ne de karşı çıkıyordu. İşinin bitmesini ve en sonunda geriye çekilmesini bekliyordu sadece. İçinin kinle dolduğunu hissettiğinde asıl bundan sonrasının ikili için daha büyük sorunlar teşkil edeceğini biliyordu. Bunu yaptığı için intikam almak isteyecek olan Vita, kişisel meselelerle uğraşmaması gerektiğini biliyor olmasına rağmen düşüncelerine engel olamıyordu.

    Kalbinin atışları en sonunda yavaşlamaya başlarken Morvoren’in geriye çekildiğini hissetti. Göz kapakları titrek bir şekilde aralandığında sadece birkaç santim önünde duran vampire baktı yargılayan bakışlarla, yine anlaşılmaz gibi görünüyordu. Dudaklarının arasından dökülen kelimeler Vita’nın en başta kafasının karışmasına neden olurken, buraya bu yüzden gelmiş olduğunu unutmuştu neredeyse. Yapabilseydi kendi alnına bir tane vururdu, lakin bu sadece aptallığını gözler önüne sermesini sağlardı. Denilenleri anladığını belli etmek için bile en ufak bir mimikte bulunmazken, onun arkasına dönmesini ve ses çıkarmadan uzaklaşmasını izledi. En sonunda baskıdan kurtulan genç cadı ise zonklamaya başlamış olan kol kaslarını ovuşturmamak için kendisini zor tutuyordu. Ağrıyorlardı ve muhtemelen bir süre daha böyle devam edecekti etkisi. Son denilenleri de işitirken Morvoren’in kendisine bakmadığını fark etmemesi imkânsızdı. Kendini beğenmiş p*ç, diye düşünmeden edemediği sıra hafifçe yutkundu. Umurunda değildi o an ne yazık ki Morvoren'in ne düşünüyor ya da hissediyor olduğu. Yaptığı şeyden gurur duyuyor muydu? Onca sene uğraşmıştı Vita’ya hem ruhsal hem de fiziksel anlamda ulaşabilmek için ve en sonunda dudaklarına tecavüz etmekle kalmıştı. Bunu yaparak ne elde etmeye çalıştığını bilmiyordu genç cadı. Düşünüp tartmak için bol vakti vardı neyse ki, her ne kadar istediğinin bu olup olmadığına dair ciddi şüpheler barındırıyor olsa da zihni. Morvoren bir daha konuşmadan -en azından bir açıklama bekliyordu genç cadı- arkadaki kapıdan geçip, kendisini yapayalnız bıraktığında yavaşça duvardan ayırdı sırtını. Ağrıyan, hatta sırf bu yüzden çığlıklarını duyabildiği kaslarını göz ardı etmeye çalışarak yere düşmüş olan ceketine uzandı. Tam bu sırada ağzında hissettiği ıslaklık ile birlikte kaşları çatılırken, zeminin üstüne küçük bir nokta şeklinde olsa da kan damladığını gördü. Sol eli yoklarcasına ağzına yöneldiğinde alt dudağında küçük bir yarık olduğunu fark etti. Diliyle ulaşıp o noktayı bulmak istiyordu fakat ne yazık ki o da acıyordu ve Vita, onun da kanıyor olduğundan az çok emindi. Ağzına hiç de hoş olmayan demir tadı yayıldığında bunu göz ardı etmeye çalıştı. Elinin tersiyle ağzını sildikten sonra odaya girerken kullanmış olduğu kapıya doğru ilerledi. Morvoren bir başkasından terk etmişti burayı, muhtemelen Vita oranın nereye açılıyor olduğunu asla öğrenemeyecekti. Bunu ister miydi, bilmiyordu zaten. Derin bir nefes alarak dışarıya attığı adımla birlikte göz ucuyla kollarında, Morvoren’in geri adım atmaksızın bastırmış olduğu noktaların üstüne baktı. Kızarmış olan teni hemen kendisini belli ediyordu. İçeride neler olduğunu kimseye anlatmak istemeyen genç sarmaşık, kafalarda soru işaretlerinin oluşmasını engellemek için ceketini üstüne geçirdi. Mekândan dışarıya çıkıyor olduğu için üşümüş numarası yapabilirdi hem. Ayna olmadığından kontrol edemiyordu ama umuyordu ki ağzının dışında kan lekesi yoktu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Seçmen Şapka
Dungeon Master
Dungeon Master
avatar

Rp Yaşı : Aranızda "Hogwarts: Bir Tarih" okuyan kimse yok mu?
Mesaj Sayısı : 114

MesajKonu: Geri: Jensan   Perş. Ağus. 28, 2014 6:15 pm

Gryffindor v. Sınıf
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Jensan

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Peron 9¾ :: Rütbe Başvurusu :: Seçmen Şapka-