AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 Charlotte Jones

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Charlotte Jones
V. Sınıf
V. Sınıf


Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 4
Gerçek Adı : biri

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Charlotte Jones   Ptsi Ağus. 19, 2013 4:01 am



    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

    Ad-Soyad: Charlotte Samantha Jones
    Diğer karakterleriniz: -

    Karakteriniz

    1. Seçilmek istediğiniz bina(-lar): Gryffindor, Ravenclaw
    2. Sınıf: V.Sınıf
    3. Kan Durumu: Muggledoğumlu
    4. Karakteriniz ve Geçmişi

    Fransa’da ressamlık yaparak geçimini sağlayan neşeli, hayalperest Emilie Darciél’in biriktirdikleri ile çıktığı ve karşısındaki kimsede kötüyü görmeme özelliğine sahip olduğu için dolandırılarak 5 parasız kaldığı gezisi sırasında İrlanda’da bir pansiyonu işleten bohem ve centilmen Alexander Jones’un ona aşık olması ile Emilie’nin pansiyonun kapısından içeri girmesi arası 5 saniyeydi. Yardımsever Alex ile minnettar Emilie’nin kaderleri kesiştiği andan itibaren aynı doğru üzerinde yol almaya başladı ki çok geçmeden 3 çocuk da bu doğrudaki noktalardan biri haline geldi. İlki Vincent’tı, disiplinli, çalışkan ve cömert olanları. Sorumluluğu, kendinden 2 yaş küçük kardeşi  Zachary’in aileye katılması ile erken yaşlarda alan Vincent, etrafındaki arkadaşlarına göre karşılaştırılırsa zor koşullar olarak sayılabilecek  bir ekonomik durumda tıp fakültesini kazanmıştı. Abisinin aksine muzip, aklı havada ama üzerindeki şeytan tüyü sayesinde futbolculuk kariyerine başlamak için Londra’ya giden Zack’ten 10 sene sonra, ilk günkü aşklarını güven ve dostlukla sağlamlaştıran çift ise 2 erkekten sonra kuralı bozan ve ümit ettikleri minik kız çocuklarını kucağına almıştı. İrlanda’da hikayenin başladığı pansiyonun sahibi büyükbaba James’in eşini kaybetmesinden sonra ailemizin yanına taşınmasıyla tamamlanmıştı ekip. Kızlarının aileye katılmasıyla birlikte şans herşeyin üst üste geldiği, karanlık denilebilecek zor zamanlar geçiren ailenin yüzüne gülmeye başlamıştı. Büyük iki oğullarının yollarını çizmesi, batmak üzere olan pansiyonun kendine gelmesi ve Emilie’nin hayatına bir ilham daha eklenmesiyle satışlarının artışa geçmesi ile sıkıntıların üstesinden gelmelerini küçük kızlarının aileye katılmasını bağdaştırmıştı çiftimiz. Bronte kardeşlerin romanlarından etkilenen Emilie’nin, erkek kardeş bekleyen Zack’in, şans (luck) getirdiği teorisi atan Alexander’ın, kız kardeşinin zor bir doğumla hayata gelmesine rağmen savaşçı bir kimlik göstererek hayata tutunduğunu düşünen Vincent’ın ve kaybettiği eşinin ismini yaşatacak kadar önemli bir hayat geçirmesini dileyen James’in ortak kararıyla adı Charlotte ‘Chuck’ Samantha Jones, adı gibi ailenin bireylerinden birer parça taşıyordu kimliğinde. Annesi ile hayalgücünü güçlendirmiş, babası ile hayatta eğlencesini yaratmayı öğrenmiş, büyük abisi ile başarı hissini tatması ile çalışma azmi yerleşmiş, küçük abisi ile sporu hayatına sokmuş ve her gece en büyük eğlencesi haline gelen büyükbabası ile konuşmaları sayesinde bilgilenmişti. Yaş farkı olduğundan küçük yaşlarda abilerinden ayrılması, etrafında olan garip olaylar yüzünden arkadaşlarının onu garipsemesi ile iç dünyasına daha çok çekilmiş, kitapların sayfalarından taşan bir dünya oluşturmuştu kendine Chuck. Nihayetinde 11 yaşında bir sabah gelen mektup ile birlikte kendi efsanesini yazma şansı da beraberinde geldi.
    5. Güçlü: Biçim Değiştirme           
    6. Zayıf: İksir

     
    Örnek Roleplay


    Yağmur damlaları beline kadar uzanan ama şimdi topladığı sarı saçlarını ıslatmasın diye ceketinin kapüşonu kafasına geçirdi. Soğuktu ve vücut ısısını korumak için göğsünün üstünde kollarını daha sıkı bağladı. Sokak lambalarının ışığı altında hızla esen rüzgârın üzerine doğru, yoldan geçen arabalar ıslatmasın diye de kaldırımın en köşesinde yürüyordu. Bu durumda dışardan gören biri normal bir insandan ayırt edemezdi onu. Ama o farklıydı tıpkı diğer mutantlar gibi. Genetik yapıları normallere göre anormaldi bu da etkisi altında kaldıkları mutajenlerden dolayıydı. Bu açıdan Carol kendini çok iyi hissediyordu çünkü normalin de aşağısında güçsüz olmayı belki de en iyi o bilirdi. Bir ölü değil ama ölü diyebilecek kadar güçsüz olmayı. Gücünün zirvesindeyken onun vücudundan lime lime çekilişini. Başka şeylere bağlı kalmak zorunda olacak kadar güçsüzlüğü. Ona göre bir ayıp değildi ama kolay bir şey de değildi. Nasıl kumar masasında tüm varını yoğunu kaybeden insan delirir veya kuş tüyü yatakta yatan biri taşın üzerinde yatmak zorunda kalır da rahatsız olur ya işte o anda hissedilebilecek duyguları uzun bir süre yaşamak zorunda kalmıştı. Rahatsız, bağımlı ve güçsüz. Toparlanması zor olmuştu, hele eskisi gibi olması bir mucize niteliğindeydi. Başından geçenler ise önceden tahmin edemeyeceği kadar karışık ve zordu.
     
    Kendini kanıtlaması epey uzun sürmüştü aslında. Güçsüzlüğünden kaynaklanan bir şeylere bağlanma isteği onu alkole vurdurmuş doğru dürüst düşünmesi, davranması gerektiğini unutturmuştu. Hatta bazen bu bağımlılık uyuşturucuya kadar da varıyordu. Ona en çok yardım eden olgular ise iradesi ve zaman olmuştu sonradan. “Geç olsun güç olmasın” düşüncesine inanmaya çalışmış bir süre dinlenmişti. Şu an ise sapasağlamdı ve bir daha o hale gelmeye niyeti de yoktu. Geçmişi bir kenara çoktan bırakmıştı ve bugünü düşünüyordu. Onun için ne yaşadığı ne olacağı pek önemli değildi ne yapıyor olduğu önemliydi. Yine de -Zaten anılarının çoğu da Rogue ile birlikte hafızasından gitmişti- geçmişini inkâr etmiyor, ondan ders alıyor, gelecekte ise olabilecek tehlikeler için bugün yaptığına dikkat ediyordu. O düşünceler içerisinde ilerlerken bir ses ve gittikçe büyüyen kalabalık dikkatini başka yöne köprünün ortasına çekmesine neden oldu. Köprünün demir parmaklıklarının arkasında biri duruyor ve görüldüğü kadarıyla da intihara kalkışıyordu. Kalabalıktan ise “Dur. Yapma” gibi iniltiler daha belirgin halde yükseliyordu.
     
    Carol adımlarını sıklaştırdı ve kalabalığın arkasında gözden uzak bir yerde durdu. Genç bir kızdı bu. Onu ne teşvik etmiş olabilirdi ki intihara kalkışması için? Gerçi bir zamanlar kendisi de öyle değil miydi? Ölmek isteyecek kadar kötü hissetmiyor muydu kendisini? Şimdi onu kurtarması mı gerekiyordu? Bunun için özel kıyafetlere de pekâlâ ihtiyacı yoktu. Peki kendisi olsa ister miydi kurtarılmayı? İçinden küfreder miydi, yoksa pişman olmuş olup kurtulduğuna sevinir miydi? Şu an seviniyordu, bu düşünceyle kararını verdi. Zamanı kısıtlıydı ve her saniye onun için önemliydi. Carol hızla bir arabanın arkasına geçti ve üzerindeki montu üzerinden bıraktı ve maskesini yüzüne geçirdi. Tanınmaması daha iyiydi çünkü yaptığı iyilikleri itibar için değil istediği için yapıyordu. O sırada gördüğü manzara karşısında ufak bir şok geçirdi, mavi gözleri anlamsız bakan fakat yanağından şırıl şırıl yaşlar akan genç kız ellerini bırakmış ve hızla gözden kaybolmaya başlamıştı.
     
    Hızla havalanmaya başladı ayakları yerden kesildi ve yeterince yüksekliğe ulaştığında son sürat ilk kalabalığın sonra bariyerlerin üzerinden geçti ve denize doğru daha doğrusu denize yaklaşmış kıza doğru dalışa geçti. Böyle bir olay elbette ki kalabalığı şaşırtmış, pür dikkat kesilerek yolun sessizleşmesini sağlamıştı. Şu an Carol sadece kulağında yankılanan rüzgarı duyabiliyordu kızı daha erken yakalayabilmek için ellerini uzattı. Genç kız ise gözlerini kapatmıştı ve birinin ardında olduğunun farkında değildi suya değmeyi denizin derinliklerine karışmayı ve kıyıya vurmayı bekliyordu büyük ihtimalle. Ama öyle olmadı Carol uzattığı elleriyle kızın belini kavradı ve denize bir ramak kala sadece ayağının biraz ıslanmasıyla beraber kızı havalandırdı. Bu saniyeler onun için dakikalara dönüşmüştü. Artık alışkındı aslında çünkü her şey çok hızlı gelişiyordu onun için. Her salise de önemliydi yani. Bu olay onun için pek de zor olmamıştı çünkü süper kuvveti olmasa da kolayca kaldırabilirdi bu zayıf kızı. Yavaşça havalandıktan sonra kızı yola bıraktı ve hızla arabanın arkasından mantosunu alıp oradan uzaklaştı havada. Arkasında bıraktığı kalabalık ise şaşkınlık içindeydi, bazıları alkışlıyor, bazıları sevincinden ne yapacağını bilemiyordu, bazılarının ise aklı başına gelmiş olmalıydı ki telefonlarına sarılmıştı ve büyük ihtimalle ambulans çağırıyorlardı.
     
    Hafif vücudunu bir apartmanın tepesinde yere bıraktı Carol. Gittikçe küçülen kalabalık küçük bir karınca sürüsüne benzedikten sonra artık kaybolmuştu. O ise biraz üşüdüğü için tekrardan sırtına mantosunu geçirdi ve gözünden maskesini çıkardı. Sıradan bir olaydı belki ama bu Carol’ın tekrardan geçmişi hatırlamasına sebep olmuştu.

     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Charlotte Jones

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» Emma Charlotte Duerre Watson

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Eğlence Ekspresi :: Süpürge Dolabı :: Rp Dışı :: ...-