AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 Moore, Gabrielle

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Gabrielle Moore
V. Sınıf
V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 15
Gerçek Adı : bypasser

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Moore, Gabrielle   Paz Ağus. 18, 2013 2:11 pm



    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

    Ad-Soyad: Gabrielle Arya Moore
    Diğer karakterleriniz: -

    Karakteriniz

    1. Seçilmek istediğiniz bina(-lar): Gryffindor, Slytherin
    2. Sınıf: Çoğunluğun toparlandığı sınıfı tercih ederim.
    3. Kan Durumu: Melez
    4. Karakteriniz ve Geçmişi: Gabrielle'in büyükannesi Bedreka, Medya İmparatorluğu sırasında öne çıkan Maguşlara mensup köklü, soylu ve safkan bir aile olan Hürmüz'lerden gelmektedir. Ailesinin ana soydan gelen son varisiyken Şah'ın Ak Reform'uyla birlikte ailesini ve asasını bir yana bırakarak tek başına İstanbul'a kaçmış, oradan da İsviçre'deki Basel şehrine geçmiştir. Basel'de tıp okuyan Tristan Moore ile tanışmış ve çok geçmeden evlenmiştir. Aidan, Bedreka ve Tristan'ın ilk kızı ve Gabrielle'in annesidir. Tristan'ın uzmanlığını bitirmesinin ardından döndükleri Londra'da doğmuştur. En ufak bir sihir belirtisi göstermeden büyümüş, bu nedenle anne ve babası hiçbir zaman Aidan'ın bir muggledan daha fazlasını bilmesi gerektiğini düşünmemişlerdir. Onun yerine elindekinin en iyisini ortaya çıkarmak amacıyla saygın bir doktor olan babasının izinden gitmesini teşvik etmişler ve Aidan tıp okumak için koleje başlamıştır. Ne var ki aldığı ek dersler sırasında linguistik, filoloji ve fonetik fakültesinin ilgisini çekmiş, Ortadoğuda sürdürülen bir projeye katılması için teklif almıştır. Ortadoğu'daki projenin ardından kelimelere kendini iyice kaptıran Aidan üç sene okulunu dondurarak Asya'da dolaşmış, nihayetinde ailesine kucağında bir yaşlarındaki bebeği Gabrielle ile dönmüştür. Annesi ve babasına Gabrielle hakkında açıklama yapmayı reddeden Aidan döndüğü gibi Oxford Linguistik, Filoloji ve Fonetik Fakültesi'ne kabul almış, araştırmaları sırasında Gabrielle daha çok kendisini olduğu gibi kabul eden büyükanne ve büyükbabasıyla kalmıştır. Aidan'ın kendisinden üç yaş küçük erkek kardeşinin ikiz oğullarıyla oldukça yakındır. Egzotik görünümü Gabrielle'e feminen bir hava verse de kızlarla pek anlaşamaz, fiziksel olarak oldukça aktiftir ve söz konusu spor olunca oldukça maymun iştahlı olduğundan birçok sporla az çok ilgilenmişliği vardır. Konuşmayı ve okumayı oldukça erken sökmüş, annesinin ilgisini çekebilmek ümidiyle kitap üzerine kitap okumuştur ancak bunun tek getirisi yaşıtlarından uzaklaşması ve yalnızlaşması olmuştur. Yine de gözlem yeteneğini kullanarak ilişkileri yorumlayabilmesi, rol yapıyormuş gibi hissetse dahi sosyalleşebilmesini sağlamıştır. Ayrıca sadık olduğu kişilere ve davalara karşı mantığını bir kenara koyarak bağlılık göstermesi saygı uyandırıcıdır. Dominant davranmaya meyilli olsa da adil, güleryüzlü ve içten davranışlarıyla itici olmamayı başarır. 



        Hogwarts'tan aldığı mektuba kadar Gabrielle'in kendisinde olduğunu iddia ettiği anomalileri gözardı eden Bedreka, mektuba oldukça şaşırmakla birlikte sevindiğini gizlememiştir. Tamamen farklı bir disiplinden gelmesine rağmen Gabrielle'e destek olmuş, hatta kendisi de onunla birlikte yeni bir asa edinmiştir. Öte yandan kızının bir cadı olduğuna şaşırmış görünmeyen Aidan'ın biraz rahatsız olduğunu tamamen görmezden gelmiştir. Gabrielle'in kendisi ise daha farklı bir çevreye kavuşuyor olma fikrinden hoşlanmış ve yeni bir macera olarak kabul etmiştir. Tek kabullenemediği, Hogwarts'ın muggle teknolojisini geçersiz kılmasıdır.


    5. Güçlü: Tılsım
    6. Zayıf: KSKS

    Örnek Roleplay



    Notalar cismani, güzellik soyut Gabrielle lirin tellerine, korkar gibi hafif, dokunurken. Notalar cismani: Bir sis, nemli ve serin; vücudunu sarmalayan, nüfuz eden, duygulandıran. Güzellik soyut: Ağaçların dolunayın ipek huzmelerine karşı vahşi dalları, parçalar; bağışlayıcı huzmeler parça parça yeryüzüne akar; bulanık bir tabloyu vücuda getirirlerken. Ortaya çıkan tablo? Bir kız görünümünde bir kadın; şehveti dudaklarını titretiyor. Asla kartlaşmayacak tenini saklamayan, yosunlarla arkadaş sateni bacaklarından geriye itmiş, lirini okşuyor. İnce parmaklarıyla, suyun üzerinde gezinen muzip perileri taklit ediyor. Henüz yüzünü gizlemeyecek kadar kendisine âşık, çirkin maskesi oturduğu yeşil kütüğün üzerinden sarkıyor. Ve çiçekler. Karmakarışık saçlarında, onun öz suyuyla beslenirmişçesine canlı duran, Transilvanya’da çoktan unutulmuş tatlı renkli çiçekler. Ancak bunun dışında tablo eksik henüz, renkler flu. Kadının dudakları ve rengi soluk, ay ışığıyla beslenen çevresi gibi.
     
    Birden aydınlanıyor.
     
    Notalarla ağını örmeyi henüz bitirmemişken örümcek, tabloya yeni bir beden giriyor. Kadının yarı kapalı göz kapakları hareketleniyor fakat zevk almak için duraksıyor. Öz suyu yanaklarına, dudaklarına ve parmak uçlarına bir fırçayla dokunuyor sadece. Heyecanını belli etmiyor. Avını gözlüyor. Melodiyle sallanan bir kız, belli bir kız olduğu çünkü onu saran tutku sadece melodi. Ve O beyaz, Gabrielle’in etrafı heyecanıyla renklendiği halde. Gabrielle’in hissini unuttuğu mavimsi soğuğu O, sarı saçlarının diplerinden parmak ucuna, bütün teniyle emiyor. Ama umursamıyor. Liri dinliyor. O da titriyor.
     
    Gabrielle gözlerini tamamen kapatarak bekliyor, bilmeyi bekliyor. Görüyor. Annesiyle birlikte O’nu da almayacak kadar kaba, ölümsüzleri görüyor. Yuvarlanan inci tanelerinin, yetimhanedeki isle kararmış yastıklarla bastırılışını görüyor. Tellerle dans eden elleri duraksıyor fakat büyü sürüyor. Fikri değişmiş, şimdi huzurlu değil. Ayla anlaşma yapmış gibi, bağışlayıcı olan o şimdi. Huzmeler artık gözünde çok daha acımasız. Çünkü hüzün kızı çekici yapan, ayın sakladığı. Çünkü ay onu beyaz geceliği içinde bir azize yaparken, o sadece bir insan yavrusu gerçekte. Genç, körpe…
     
    Büyü yavaş yavaş kaybolur, renkler solgunlaşırken kızın donuk gözleri irileşiyor. Besbelli şaşkın, üşüdüğünü yeni fark ediyor. Ve karşısındaki kadın, orada olamayacak kadar güzel, çıplak ayakları ve kırmızılaşmış yanaklarıyla, şefkatle bakıyor ona. Gabrielle, liri eliyle kenara iterek maskesine uzanıyor. Kızı sersem etme peşinde değil, bu kafasında yeni şekillenen plana uygun değil. Maskeyi elmacık kemiklerine oturtup yeşil kurdeleyi saçlarının arasına saklıyor. O’na doğru bir adım yaklaşıyor, elini davetkârca uzatıyor.
     
    Sadece bir anlık tedirginlik, güzelliğin saf olduğu yanılgısıyla siliniyor. Kız minik adımlarla yaklaşıyor. Çevresinin kadının kıvılcımlanan heyecanla yeniden renklendiğinin farkında değil. Sadece sarılıyor masumca. Gabrielle de masum davranıyor; içgüdülerine boyun eğiyor. Kollarıyla sardığı kızın korunmasız ve soğuk boynuna eğilirken dudakları bükülerek kusursuz dişlerini ortaya çıkarıyor. Deneyim, açık kırmızı renkli kanın dudaklarına bir damla bile değmeden, ılık ılık, boğazında akmasını sağlıyor. Ne büyük haz! Demirin tadı onu çılgına çevirse de kızı kurutmadan önce duruyor. Geri çekiliyor.
     
    Kız bu sefer şaşkın değil, daha önce görmediği bir şey değil. Elini bir rüyada gibi sakin, boynuna götürüyor. Eline bulaşan kendi kanını inceliyor. Kızarmış burnunun altında dudakları titreşiyor. ”Ah!” Büyü yine çözünüyor, geriye kalan sadece ölümün rengi. Yığılan kızı son anda belinden kavrıyor Gabrielle, daha gitmeleri gereken bir balo var.
     
    ***
    Maske takması anlamsızdı.
     
    Gözleri, O’nu ararken tek düşündüğü buydu. Bütün o güzel yüzler, Gabrielle’i ve arkasında elmas bir tasmayla süzülür gibi yürüyen insan güzelini süzerken tek düşünebildiği buydu. Dudaklarını yaladı, düşünmek istediğinde yaptığı gibi ama düşünme yetisini ormanda bırakmıştı. Loş ışıklandırmasıyla aslında gerçekten hoş görünen avlu ilgisini çekmiyordu. Çıplak ayakları altında hissetmekten çok hoşlandığı o pürüzlü taşlar da bu akşam Gabrielle için önemsizdi. Ama köprücük kemiği üzerinden sarkarak göğüs dekoltesinden içeri kayan yılanı gördüğünde bir çığlık koparak genç ölümsüzü duyduğunda kıkırdamasını bastırmadı. İçeri girdiler. Durdu. ”Pekala meleğim, sen otur bakalım.” Kendi kendine kayan sandalye gayet normalmiş gibi oturdu kız. Gabrielle de masaya oturdu.
     
    Ah, maske takması kesinlikle anlamsızdı.
     
    O canlıların etrafında parlayan aura varken ne o ne de başkaları kişiliğini saklayabilirdi. Gotik sanatlar aşığı aptal vampirlerin renksiz kalabalığını tek başına boyayabilecek kadar parlaktı renkler, özellikle kırmızı. Kıkırdadı. Kırmızı, öfkenin ve mor, asaletin; etrafında dönüp duruyordu. Etrafındakileri de örtüyordu. Küçük kızın şükretmesi gereken de buydu ki, bu sayede lime lime edilmiyordu. Aslında şükretmesi gereken pek az şeyi kalmıştı ki, bir hülya içinde yavaş yavaş eriyordu.
     
    Çok dayanıksız oluyordu bu insan evlatları. "Zamanımızı harcamayalım meleğim, dans edelim." Sorun zamanı harcamak değildi, onu heyecanlandıran başka 'porselen' insanlardı. Zamanında onu daha da heyecanlandırmış, şimdi ilgisini çeken kanıydı. Elini kızın boynuna götürüp tasmayı kavradı. Pıhtılaşmış kana duyduğu iğrenme üzerinde durmadan kızı piste sürükledi. Sessiz adımları Armand ve Judit'in etrafındaki kalabalığı dolaştı. Birden ortaya çıkan cismi şaşırtsa da kimliği onları şaşırtmayacaktı, ne kötü. Oysa Armand gizemi severdi, kaybolmadan önce.
     
    Yanlarına gelince, yarı sürükleyerek getirdiği kızı kendisine dayadı. İki katı ağırlığındaki kızı belinden kavrayıp bulutlara basar gibi hafif, ağdalı müziğe uygun sallanmaya başladı. Ölüm ağıtı gibi, yazık. "Yeni porselen bebeğim nasıl?" dedi tatlı tatlı. 19 yaşın tutkusu yıllarca sesinde kalmıştı, o heyecanlandıran ve delice.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Moore, Gabrielle

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Eğlence Ekspresi :: Süpürge Dolabı :: Rp Dışı :: ...-