AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 Şey... merhaba?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Aria Mysté
VI. Sınıf
VI. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 15.
Mesaj Sayısı : 401
Gerçek Adı : Eda,edoş,edağ.
Yaş : 21

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Şey... merhaba?   Cuma Tem. 19, 2013 9:24 pm

 [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
new friendships
March, eighteen
enid baglin & aria mysté

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


En son Aria Mysté tarafından C.tesi Tem. 20, 2013 11:32 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aria Mysté
VI. Sınıf
VI. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 15.
Mesaj Sayısı : 401
Gerçek Adı : Eda,edoş,edağ.
Yaş : 21

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Şey... merhaba?   C.tesi Tem. 20, 2013 11:19 am


    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
    Oturduğum ahşap sıradan büyük bir oflama ile kalktım. Hogwarts'da bulunduğum süre boyunca hiç bu kadar canımın sıkıldığını hatırlamıyordum. Son derece sâkin, yere kalemimi düşürsem gürültüymüşcesine sesini duyabileceğim Boş Sınıf belli ki derslerin yanında getirdiği ödevlerin yoğunluyla dolmaya başlamıştı. Öyle ki; sınıfın yavaş yavaş dolmasına paralel olarak nefes almam güçleşiyordu. Havasız, boş, loş ışıklı bu sınıfa neden geliyorlardı ki? Belli ki kütüphanede yer kalmamıştı sonunda. Çantamı ve asa'mı alarak derslikten olabildiğince hızlı bir şekilde kendimi dışarıya attım. Göl Kenarı'na ulaştığımda nihayet nefes alabildiğimi hissediyordum. Kaşlarımı çatmış, etrafımdaki insanları süzerken kendime oturacak bir ağaç gölgesi aradığım oldukça aşikârdı. Bingo! Yeşil gözleri ve kahverengi saçları olan bir Ravenclaw'ın karşısındaki ağaç oldukça boş ve yaşlı görünüyordu. Oraya doğru ilerlerken içimde bir şeyler kızın yanına gidip oturmanın da iyi bir fikir olabileceğini söylüyordu. Ne yazık ki, neyin daha iyi olacağını düşünüp bir karar veremeden ayaklarımın beni götürdüğü yere gitmiş ve yaşlı ağacın gölgesinde yerimi çoktan almıştım. Çantamdan çıkarttığım Sihir Tarihi kitabını karıştırırken bazı satırların altını çiziyor, dalgınlıkla bazı satırların üzerini de çiziyordum. Son satırı da yanlışlıkla karaladığımı fark edince kitabın kapağını hışımla kapatarak gökyüzüne baktım. Suyun üzerinde tek bir kıpırtı olmamasına ve rüzgârın Hogwarts'ı durgun havasıyla bırakıp gitmesinin tam tersine, gökyüzü oldukça parlak bir maviyle karşılıyordu gözlerimi. Gülümsedim. Yer yüzü bu kadar durgun ve sade iken gökyüzü nasıl beş yaşındaki bir çocuğun gözleri gibi umutla parıldıyordu? Gökyüzünün gözlerimin elâlığına kattığı umut ışığı hoşuma gitmiş, beyaz yüzümde sıcak bir gülümseme oluşmasına sebep olmuştu. Hafiften esen rüzgâr bir anlığına gözlerimi kapatıp uzun zamandır görmediğim ailemi düşünmeme neden olmuştu. Onları özlüyordum ve onlara duyduğum özlem bende bazen kaçıp gitme hissi uyandırıyordu ve ben bu histen kurtulmak için her seferinde duygularımdan kaçıyordum. Arkama bakmadan, uzun süre beni koşturan bu düşüncelerden nereye gidersem gideyim kurtulamayacağımın farkındaydım. Onlar; kafamın içinde, her zaman benimleydiler.

    Gözlerimi gökyüzünün canlı maviliğinden kaçırarak tekrar Sihir Tarihi kitabıma döndüm. Ondan az önce yaptığım davranış için özür dilemeliydim. Sayfalarında ellerimi gezdirerek teker teker ve büyük bir sükunet ile birkaç sayfasını okudum. Hogwarts savaşında bu kadar çok ölümün yaşandığını bilmiyordum. Sanırım duygularımdan kaçarken bir iki dersi de kaçırmıştım. Unutup çoktan kütüphanemin tozlu raflarına kaldırmam gereken duygularım bana birkaç sayfalık bir bilgi kaybına mâl olmuştu ve bu durumda en az bir anda dolan Boş Sınıf kadar moralimi bozmuş, kalbimi kırmıştı. Nicolas ile daha fazla zaman geçirmeliydim. Belkide ona ailemi ne kadar özlediğimi anlatırsam, özlemim paylaşılmasının etkisiyle azalabilirdi. İçimin rahatlaması için her şeyi zamana bırakmam gerektiğini elimde tuttuğum kitabın kalın olduğunu bildiğim kadar iyi biliyordum. Kitabı kapatıp çantama koyduktan sonra, sabahın erken saatlerinde özenle maşaladığım kızıla çalan saçlarımı geriye atarak önümdeki ağaca yaslanmış oturan, yeşil gözlü kıza doğru gittim. Beni fark ettiğini bana dönen gözlerinden anlayabiliyordum. Düz ve kahverengi saçları rüzgârın etkisiyle bir anlık uçuşurken, tüm öz güvenimi toparlayarak "
    Şey... merhaba? " dedim. Muhtemelen fark etmediyse bile şimdi sesimle onun dalgınlığını dağıtmıştım. " Sihir Tarihi sıkıcı gelmeye başladı, yanına oturabilir miyim? " Sesim hiç beklemediğim kadar içten ve doğal çıkmıştı. Bu huyumu diğer -bazı- huylarımın aksine oldukça seviyordum. Her zaman gerçeği söylerdim lâkin her zaman bu kadar içten olabildiğimi zannetmiyordum. Kızdan cevap beklerken gökyüzünün önünde uzanıp giden göle bir kez daha baktım. Gökyüzü gibi o da canlanmaya ve hafif rüzgârın etkisiyle olabildiğince dalgalanmaya başlamıştı. Hogwarts tekrar eğlenceli bir ev olmaya başlıyor gibiydi. Gülümsedim, huzur dolmuştum.


_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Enid Baglin
V. Sınıf
V. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 22
Gerçek Adı : Enid

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Şey... merhaba?   C.tesi Tem. 20, 2013 2:09 pm

Hemen hemen her gün kendimi güvenli kollarına attığım kütüphane tıklım tıklımdı. Sınavlar yaklaştıkça tembelliklerini son haftalarda aşırı ve abartılı çalışarak dengeleyebileceklerini düşünen koca bir öğrenci yığınının istilasına uğraşmıştı evim gibi gördüğüm kütüphanem. Sessiz olmak zorunda oluşları beni daha iyi hissettirmiyordu, o kadar kalabalıklardı ki orada durmaya daha fazla tahammül edemeyecektim. Kitaplarımı çantama yerleştirirken çalışabilecek alternatif bir yer düşünüyordum ve aklıma ilk gelen yer tabi ki Göl Kenarı oldu. Okulun en huzurlu yeri! Oranın da bu kadar kalabalık olmadığını umarak üç katı hızla indim ve Göl Kenarı'na yollandım.

Kalabalıkla karşılaşmamanın verdiği mutlulukla gülümseyerek koca bir ağacın gövdesine yaslanıp Sihir Tarihi notlarımı çıkardım. Dikkatimi pek verebildiğim söylenemezdi, burası çok insan yokken o kadar harika oluyordu ki! Göle yansıyan mavi gökyüzü insanı derse ilgisiz bırakacak kadar güzeldi. Yine de kendimi zorladım, ilk paragrafları defalarca okumam gerekse bile en sonunda odaklanmayı başarmış, bir yandan kafamda canlandırdığım tarihe gömülmüştüm bile.

Ne kadar zaman notlarıma gömülü kaldığımı hatırlamıyorum, oldukça yaknımdan geçip -o kadar ki yanıma oturacağını sandım- karşımdaki ağacın gölgesine yönelen Ravenclaw'lı bir başka öğrenciye kadar beni tarihin derinliklerinden çekip alan ne bir ses, ne de bir olay olmuştu. Kızıla çalan saçlarından onun bina başkanı olduğunu anlamıştım, ismi de Aria'ydı sanırım... Tanışmıyorduk, ama dikkat çeken saçları ve bina başkanı oluşu, tanışık olmadığı insanlar tarafından bile tanınmasını sağlıyordu muhtemelen. 

Kendimi tekrar notlarıma vermeye çalışırken göz ucuyla onun da Sihir Tarihi kitabını çıkardığını görebiliyordum. Neyse ki dikkatimi toplamayı başardım ve hala ezberlemem gereken bir yığın bilginin arasına tekrar gömüldüm.

İlk defa ders çalışmaktan bu kadar sıkıldığımı hissediyordum. Hava ne çok güneşli, ne de kapalıydı ve kendimi en iyi hissettiğim zamanlar hep böyle havalara denk gelirdi. Burası o kadar güzeldi ki, çantamda ders kitapları dışında bir kitap bulundurmadığım için kendime kızdım. Çantamdan bir kalem çıkarıp notlarımın yanındaki boşluklara bir şeyler karalamaya başladım. Muhtemelen hala ders çalışıyor gibi gözüküyordum dışarıdan. Çizdiğim zürafaya dersten daha çok odaklanmışım ki, karşımdaki kız kitabını kapattığında çıkan sesle biraz irkildim. Çantasını alıp ayağa kalktığında ister istemez ona dönmüştüm. Saçlarını savurduğunda acaba bakışıma kibirle karşılık mı verdi diye düşünmeden edemedim. Tanımadığım insanlara karşı hep olumsuz düşüncelerle dolu olurdum, zamanında oldukça kırılmıştım iyimserliğim yüzünden. Ama saçlarının tonu o kadar güzeldi ki gözlerimi alamıyordum. Hep kıskanırdım zaten gingerları. Bu sırada bana doğru yönelmiş, yanıma kadar gelmişti bile. "Şey... merhaba? Sihir Tarihi sıkıcı gelmeye başladı, yanına oturabilir miyim?"
Sesinin içtenliği olumsuz duygularımı yok etmeye başlamıştı bile. Çekingen bir sesle karşılık verdim. "T-tabi... Hava bu kadar güzelken ders çalışmak zor." Söylediklerimin kulağa saçma gelmediğini umarak gülümsedim ve ona yer açmak için kenara kaydım. "Ben Enid."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aria Mysté
VI. Sınıf
VI. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 15.
Mesaj Sayısı : 401
Gerçek Adı : Eda,edoş,edağ.
Yaş : 21

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Şey... merhaba?   C.tesi Tem. 20, 2013 3:38 pm


    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
    T-tabi... Hava bu kadar güzelken ders çalışmak zor. " Gözlerimi gölün derinliklerinden kızın gözlerine yönelttim. Daha önce hiç böyle bir şey yapmadığım için kendimi oldukça tuhaf hissediyordum. Kızın gözlerine dik dik bakıyor olabileceğimden korkarak kıza bakan gözlerimi kırpıştırdım. Haklıydı, hava oldukça güzeldi. Yanında oturmam için bir boşluk yaratıyordu. Gözlerim sevinçle parıldadı, zira beni buradan kovmasından oldukça korkuyordum. Gülümseyerek yanına geçtim, bana dönüp " Ben Enid. " demişti. Güzel bir isimdi, dönüp şöyle bir baktığımda ismi gerçekten yakışıyordu. Gülümseyerek, " Ben de Aria. dedim. Tanışma faslımız sanırım böyle başlıyordu. Kızı süzerken cüppesinde ki armayla kocaman gülümsedim, adeta kendime yeni bir arkadaş bulmuş gibi seviniyordum. Kim bilir belkide öyleydi. " Merlinin sakalı aşkına! Sende mi Ravenclaw'sın? " Cevap vermesini bekleyemeden cümleme birkaç kelime daha ekledim. " Karşılaşmamış olmamıza çok şaşırdım. " Öte yandan şuan karşılaşmış olmamıza ve bu kızın yanına gelmiş olmama da çok seviniyordum. Sanırım Hogwarts birinci sınıfta bana nasıl kocaman kapıları olan dev bir yuva gibi gelmişse, hâlâ öyle geliyordu. Bazen merdivenlerin değişmesiyle kendimi bilmediğim yerlerde buluyor, bazende büyük olduğu için kendi duygularımdan kaçayım derken yeni yerler keşfediyordum. Her iki şekilde de okulun bitmek bilmeyen bir büyüleyici havası vardı. Göl Kenarı ve Kütüphane de en sevdiğim yerlerden birisiydi. 

    Kütüphane'nin kapalı havasına rağmen içerinin aydınlık olması, Göl Kenarı'nın kocaman olmasına rağmen en sessiz ve sakin hatta insana en çok huzur veren yer olması Hogwarts'ı benim için oldukça değerli kılıyordu. Bazen kendime büyük bir endişeyle bakıyordum. Nasıl bir Ravenclaw ders çalışmaktan sıkılırdı ki? Öyle çok derslerle karıştırılmış ve tatillikten oldukça uzaklaştırılmış tatiller geçirmiştim ki, günde birkaç saat ders çalışmamışsam kendimi binama ihanet etmiş gibi hissediyordum. " Biliyor musun, ailem beni eğer sıkı bir eğitimle yetiştirmemiş olsaydı muhtemelen Ravenclaw olmazdım... Ama Ravenclaw olmasaydım hangi binada olurdum onuda bilemiyorum, yani " Gökyüzündeki bulutlara doğru baktıktan sonra gözlerimi tekrar Enid'e çevirdim; " Hufflepuff'lı olacak kadar temiz bir kalbim yok, cesurum ancak Gryffindor benim evim değil, sanırım Slytherin olmak içinde fazla duygusalım. " diyerek cümlemi tamamladım. Cümlemin sonunda ortaya attığım tezden dolayı istemsizce yüzümde bir gülümseme oluşmuştu ve kıkırdıyordum. Gerçekten, Slytherin için fazla duygusaldım. Onlar gibi her şeyi boş vermeyi her zaman istiyordum, o binada Ravenclaw'da olduğundan daha çok arkadaşım olduğu da bir gerçekti ama dediğim gibi fazla duygusaldım. Uzun cümleler kuruyor, yolculuklarda müzik dinleyip uyuyordum. Kitaplar kafamı boşaltmama yarayan tek şeydi. Kızın yeşil gözlerine odaklandım, ne söyleyecekti? Onu kurduğum cümlelerle bunaltmamış olmayı diliyordum.


_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Enid Baglin
V. Sınıf
V. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 22
Gerçek Adı : Enid

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Şey... merhaba?   Paz Tem. 21, 2013 1:15 pm

Gülümsedi. "Ben de Aria."
Vay canına, ismini gerçekten de doğru hatırlamıştım. Ama ya şimdi n'olacaktı? Konuşacak bir şeyler bulmakta hiçbir zaman iyi olmamıştım, Aria konuşacak bir şeyler bulur diye umuyordum. Nitekim öyle de oldu, beni rahatsız etmeyen bakışlarla süzdü ve gözü cüppemdeki çok sevdiğim armaya takıldı: "Merlinin sakalı aşkına! Sende mi Ravenclaw'sın? Karşılaşmamış olmamıza çok şaşırdım." Aslında belki de birçok yerde karşılaşmıştık. Onun bina başkanı olduğunu ve isminin Aria olduğunu başka nasıl öğrenmiş olabilirdim ki? Öte yandan, onun beni fark etmemiş olması şaşırtıcı değildi, bulunduğum her ortamda sessiz, pasif ve neredeyse görünmezdim. Bir Ravenclaw olarak kütüphaneye sık sık uğruyor olmalıydı ama en kuytu köşelerden birinde, sırtımı kütüphanenin girişine vererek oturduğum için beni fark etmemiş olması normaldi. Hem insanlardan olabildiğince kaçıyor ve kendi başıma olmaktan mutluluk duyuyor, hem de zaman zaman arkadaşsız kalışım beni üzüyordu. Belki bu durum artık değişir... Hayır Enid, saçmalama. Abartılı iyimserliğine başladın yine. Aria'nın yeterince arkadaşı vardır. Sana kalmadı ya... 

Düşüncelerimden sıyrılıp bir şey bile söyleyememiştim ki Aria'nın sesini tekrar duydum: "Biliyor musun, ailem beni eğer sıkı bir eğitimle yetiştirmemiş olsaydı muhtemelen Ravenclaw olmazdım... Ama Ravenclaw olmasaydım hangi binada olurdum onuda bilemiyorum, yani...  Hufflepuff'lı olacak kadar temiz bir kalbim yok, cesurum ancak Gryffindor benim evim değil, sanırım Slytherin olmak içinde fazla duygusalım."  
Gülümsedim. Demek ki sessizliğim sandığım kadar uzun sürmemişti. "Her Hufflepuff o kadar da temiz kalpli değil sanırım..." dedim annemi anımsayarak. "Annem, ailesindeki herkes gibi Hufflepuff'a seçilmiş. Eğer onun beni sürekli değiştirmek için gösterdiği çabalar olmasa ben de onun beni zorla sokmaya çalıştığı hayattan kaçıp kitaplara sığınmaz, Ravenclaw olamazdım belki, kim bilir... Belki de beni yeterince sevmediği için ona minnettar olmalıyım." Buruk bir şekilde gülümsedim. Yine aklıma çocukluğumun kederli ve yalnız binlerce anısı doluşmuştu. Derin bir nefes almaya çalıştım, bu düşünceleri kafamdan uzaklaştırmam gerekiyordu. Ne yapıyordum ben? Daha ismimi yeni öğrenmiş birine kimseye bahsetmediğim şeyleri anlatıyordum. Sesi bu kadar içten, dostça ve zararsız çıkmasaydı n'olurdu sanki? Gülümsemeye çalışarak ekledim, "Belki de hiçbir binaya yeterince uymamış, ama Hufflepuff'a düşmüştür soyadı sayesinde. Bu da seni ve beni gerçek birer Ravenclaw'lı yapar." Gülümsememin burukluğu büyük ölçüde geçmişti, benimle aynı şeyleri seven biriyle arkadaş olduğumu hissediyordum. "Umarım bu da iyimserliklerimden biri değildir..." diye geçirdim içimden, kitabımın üstüne düşen bir yaprağı elimle iterken. Ve onu tanışmamızın daha ilk dakikalarında sıkmış olmaktan korkarak Aria'ya çevirdim gözlerimi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aria Mysté
VI. Sınıf
VI. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 15.
Mesaj Sayısı : 401
Gerçek Adı : Eda,edoş,edağ.
Yaş : 21

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Şey... merhaba?   Ptsi Tem. 22, 2013 2:11 pm

-yanlıslıkla sildim. Crying or Very sad 

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


En son Aria Mysté tarafından Ptsi Ağus. 12, 2013 12:14 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Enid Baglin
V. Sınıf
V. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 22
Gerçek Adı : Enid

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Şey... merhaba?   Çarş. Tem. 24, 2013 5:23 pm

"Seçmen Şapka Ravenclaw'ı ' mantıktır onlarca önemli olan, öyle kurtuldular sorunlardan ' diye tanımlıyor. Oysa ben bazen mantığımın hiç cevap vermediği zamanları biliyorum. Ağabeyim beni kapı dışarı ettiğinde mesela." Birkaç saniye duraklayıp devam etti, "Ya da Nicolas ile ilgili durumlarda. Nicolas ile sevgili değilken, henüz arkadaşken başka bir kızlaydı. Kızın güzel saçları, dolgun dudakları ve kesinlikle iyi bir fiziği vardı ama kalbinin dışı gibi temiz olmadığını biliyordum. Bunu Nicolas'a söyleyip söylememe konusunda çok kararsız kalmıştım. Ve..." derin bir iç çekerek ekledi, " Tüm gece uyumadım ve düşündüm. Hiçbir şey yapamadım. Ertesi gün kız onu başkası için terk etti.

Onun da kendi dertlerinden bahsetmesi beni rahatlatmıştı. Ama acaba gerçekten içinden taşan bir duygu yoğunluğuyla mı, yoksa benim rahatsız olabileceğimi hissedip mi anlatmıştı, kestiremiyordum. Her iki durumda da samimi bir arkadaş yakınlığı göstermişti bana, ve bu içimi minnettarlık hissiyle doldurmaya yetiyordu. Dolan gözlerini fark ettiğimde hem durumu kavradım, hem de acı çekiyor oluşu içimi yaktı. Halbuki ne küçük şeyleri kafasına takmıştı, değer miydi hiç! Onu rahatlatmayı umarak konuşmaya başladım: "Kulağa uzun zaman önce olmuş gibi geliyor... Üstelik yapabileceğin çok da bir şey yokmuş ki, düşünsene. Söylesen de hiçbir şey fark etmeyebilirdi, hatta sana öfkelenebilirdi ve ertesi gün olanlar da bu öfkeye yalnızca tuz biber ekerdi." Sözlerimin etkilerini görmek için kısa bir süre bekleyip devam ettim: "Abin konusunda üzgünüm... Korkunç bir şey olmalı. Sanırım kalbin kırılmış ya da yoğun duygular altında ezilmişken mantıklı düşünmek bir Ravenclaw için bile oldukça zor.

Arkadaşım olarak görmekten kendimi alamadığım bu üzgün kızın gözlerine biraz suçluluk, biraz kederle baktım ve birazdan -öğleden sonra yanına gitmem için sabahtan beni çağırmış olan- profesörün odasına gitmek için kalkmak zorunda kalktığımda ne söyleceğimi ve ne yapacağımı düşünmeye başladım kara kara. Onu böyle üzgün bırakmak istemiyordum, ama bu kadar keder göl kenarı için bile çok fazlaydı. Yeni tanıştığım ve daha ilk konuşmamızda ortalığa saçılan sırlarımız arasında nasıl kalkıp da gitmem gerektiğini söyleyecektim bakalım...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Aria Mysté
VI. Sınıf
VI. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 15.
Mesaj Sayısı : 401
Gerçek Adı : Eda,edoş,edağ.
Yaş : 21

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Şey... merhaba?   Ptsi Ağus. 12, 2013 12:14 pm


    [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
    " Kulağa uzun zaman önce olmuş gibi geliyor... Üstelik yapabileceğin çok da bir şey yokmuş ki, düşünsene. Söylesen de hiçbir şey fark etmeyebilirdi, hatta sana öfkelenebilirdi ve ertesi gün olanlar da bu öfkeye yalnızca tuz biber ekerdi. " Renkli gözlerimi hazine bulmuşcasına genç kıza doğrulttum. Haklıydı. Uzun zaman önce olmuş bir şeydi ve benim yapmam gereken bir şey varsa o da artık bu durumun verdiği kötü hisleri kalbimden atmaktı. Söylesem de hiçbir şey fark etmeyebilirdi belkide. Muhtemelen Nicolas bana inanmayabilir, üstelik benden nefret bile edebililirdi. " Abin konusunda üzgünüm... Korkunç bir şey olmalı. Sanırım kalbin kırılmış ya da yoğun duygular altında ezilmişken mantıklı düşünmek bir Ravenclaw için bile oldukça zor ." Abim... Gözlerimin önüne geliyordu. Her gece, her sabah hatta her öğlen. Onun o kadar acımasız olması ve beni umursamadan kapı dışarı etmesi canımı acıtsada içimdeki nefret acı çekmemi engelliyordu. Unutmuştum. Unutmak zorunda olduğumu hissettiğim için, unutmuştum. Henüz yeni tanıştığım birinin sanki yıllardır arkadaşımmışcasına bana destek oluşu hoşuma gitmişti. Elimi iyi arkadaşların yapacağı gibi onun omuzuna koyup " Senden harika bir arkadaş olur, " dedim. Malesef cümlem sadece bu kadarla kalmamıştı. Onun da bir işi olabileceğini biliyordum ve benimde gidip yapmam gereken bir ton ödev olduğu için; bu sohbetin burada bitmesi gerekiyordu. " Ama benim yapmam gereken ödevlerim var. Eğer... daha sonra daha boş bir zamanımızda karşılaşırsak bu sohbeti o zaman bitiririz. " Sol tarafıma koyduğum eşyalarımı toparlarken gülücükler saçarak söylemiştim bunu. Yapmam gereken ödevlerim var. Artık emindim. Ben bir Ravenclaw'dım ve bunun üzerinde daha fazla düşünmeye gerek yoktu. Ayaklarım beni yatakhaneme götürse de kalbimin kalmak istediği yer kesinlikle Göl Kenarıydı. Güzel şeylerin hep bir sonu olmak zorunda mıydı? Gene de o kadar mutsuz bir son sayılmazdı sanırım. İyi bir arkadaş, hatta bir sırdaş edinmiştim ki bu benim için çok fazla şey ifade ediyordu. Yüzümdeki koca aptal gülümsemeyle yatakhanemden içeriye girdim. Üzerimi değiştirip kitaplarıma yönelirken uzun zamandır içimde sakladığım hislerimi birine dökmenin verdiği ferahlığı hissettim. Bu çok güzel bir histi.


_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Şey... merhaba?

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Eğlence Ekspresi :: Süpürge Dolabı :: Rp İçi :: 2. Sezon-