AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 Ben kimim?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Vera Dantes

avatar

Rp Yaşı : 27
Mesaj Sayısı : 452
Gerçek Adı : Didem

MesajKonu: Ben kimim?   Çarş. Haz. 05, 2013 10:48 pm

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] & [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Olric & Vera

Bir Esrar Dairesi Başkanı'nı nasıl ayırt edersiniz? Bilmiyorsanız öğrenseniz iyi edersiniz.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Olric Romanov

avatar

Rp Yaşı : 35
Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Ceren
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Ben kimim?   Çarş. Haz. 05, 2013 10:53 pm

    Odasında aşağı yukarı yürüyorken tüy kalem peşinden uçuyordu. Anlattıklarını not etmek için ışık hızında hareket eden kalem neredeyse dile gelip Sakinleş Olric! Yeter bu kadar!!! diye bağıracaktı. Üzerindeki önlüğü çıkarıp bir kenara fırlattı ve onlara ayrılmış kattan ayrılmak üzere asansöre doğru ilerledi. Dexter olmaya ihtiyacı vardı. Şu muggle filmindeki adam gibi olmuştu. Yeşil maskeyi takıp garip yaratığa dönüşünce dertlerinden uzaklaşıyordu ve maske Dex’ti. Hafifçe gülümsedi asansöre binerken, yalnızdı. Bir iki kat değiştirdikten sonra yanına bir başkası daha gelmişti. Kadının sarı saçlarına baktı uzun uzun. Onu uzun zamandır izliyordu ve kelimenin tam anlamıyla aklını yitiriyordu güzelliğinden. Dexter olarak tanışsa her şey daha kolay olurdu muhtemelen. O şekilde tavlaması çok kolay olurdu. Ama Olric olarak… Daha ismini bile söyleyemezken romantik duygular içeren bir ilişkiye başlamak çok da anlamlı olmazdı. Kadının yüzüne baktı ve göz kırptı. “Günaydın Vera, bugün oldukça güzel görünüyorsun.” Aşırı aksanlı bir şekilde kadının ismini telaffuz etmek iyi gelmişti. Kadını başka bir erkekle gördüğünde çalışanlarına cehennemi yaşatırdı. Kıskanıyordu, ona ait olmayan bir şeyi kıskanıyordu… Ama deli gibi istiyordu kadının ona ait olmasını. Bu yüzden gülümsedi ona, haftalardır ilk kez gülümsüyordu. Pekala, kabul. Dün gece Dexter olarak kahkahalar atıyordu. Ama o Dexter’dı, buysa Olric. Olric ciddiydi, kıskançtı ve Rus’tu. Dexter’a gelince… Fransız, duygusal ve kıskançtı. Ama ikisinin de buluştuğu ortak payda Vera’ydı. Bu cadıyı ne kadar çok istedikleri konusunda hemfikir olmaları adamı mutlu ediyordu. Saatine baktı, “Geç kalmışsın bu sabah. Yorucu bir gece geçirdin sanırım.” Kaşlarını anlamlı bir şekilde kaldırdı ve asansörün kapısı tekrar açıldığında dışarıya çıktı. Tam bir öküzdü. Evet, Dexter olsa böyle derdi. Dostum, ne biçim konuşuyorsun kadınımla! Uyuyakalmıştır en fazla.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Kill the clock inside your head.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sliwer.deviantart.com
Vera Dantes

avatar

Rp Yaşı : 27
Mesaj Sayısı : 452
Gerçek Adı : Didem

MesajKonu: Geri: Ben kimim?   Çarş. Haz. 05, 2013 11:20 pm

    Yorucu seyahatlar sonucu vardığı bakanlıkta odasına girdiğinde, okul zamanlarında olduğu gibi kafasını önündeki masaya koymak ve birkaç dakika bile olsa kestirmek istedi. Bütün gece muggleları ikna edici mazeretler üzerinde çalışmış, unutturma dairesinin görevlendirileceği yerleri tespit etmiş ve kendisi de katılmak için hazırlık yapmıştı. Karşısındaki televizyonda ise ara ara dalıp gitmesine neden olan Jason Statham, o aşık olunası aksanıyla oynuyordu filmini. Birkaç dakika gözünün televizyona daldığını zannedip aslında filmi başından sona izlediğini fark edince saatin gece yarısını geçtiğini fark etmiş, dosyalarını toparlamış ve kendini apar topar yatağa atmıştı. Uyuması uzun sürmemişti; çünkü zaten günlerdir üzerine çalıştığı olaylar rüyasında da onu yalnız bırakmadığı için asla yeterince dinlenemiyordu. Hayatı yalnızca işten ibaretti, annesi arayıp buna biraz ara vermesini öğütlemişti, böyle Vera da gece için planını yapmıştı: Domuz Kafası’na gitmek. Bu kararı aldığı için iç rahatlığıyla uykusuna dalan Vera, öyle rahat uyumuştu ki sabah işe geç kalmış, neden geç kaldığını masum niyetlerle soran kişilere gereksiz bir öfkeyle cevap vermiş, yine işlerine gömülmüştü. Akşam domuz kafasına gideceği için, geceye de uyabilecek kıyafetler giymiş, rahatsız topuklu ayakkabılarını masanın altından çıkararak biraz olsun dinlenmeye çalışmıştı. Zaten kısa ve dar olan eteği de yorgun günlerde pek yardımcı olmuyordu. Sinirli ve çikolata yemekle geçen günlerinin öfkesini atlatamamışken, Domuz Kafası’nın onu rahatlatacağını hala düşünüyorken, bakanlıktan ayrılacakken şu küstah bakanlık çalışanını görmesi de hiç iyi olmamıştı. Birkaç haftadır ara ara görüp akıl almaz derecede çekici laflarla flört ediyor ve ardından ortadan kayboluyordu. Vera, ona ilk göz kırptığını gördüğünde akşam yemeğine davet edeceğini düşünmüştü; fakat aradan üç hafta geçmesine rağmen gelen bir teklif yoktu. Kadınlarla eğlenen adamlardan tekiydi anlaşılan ve şu an oynadığı bir oyuncağı vardı, Vera’yı da kenarda tutuyordu. Bu plana öyle inanmıştı ki, asansörde onu gördüğünde üzerine atlayıp tırnaklarıyla yüzünü çizme isteğini güçlükle bastırdı! “Günaydın Vera, bugün oldukça güzel görünüyorsun.” Evet, şişkin bir surat, mor gözler, bunu saklamak için yapılan makyaj, bembeyaz surat ve bunları örtbas etmek için giyilmiş bir kıyafetle güzellik yarışmasında birinci geleceğine emindi zaten! Hem küstahtı, hem yalancı, hem de serseri. Vera iyi akşamlar dilekleriyle ilgili bir şey mırıldandı; fakat kendisinin dahi duymadığı sözleri karşıdakinin duyduğundan emin değildi. Neden onu daha önce görmemişti? Sanki yalnızca o isterse karşılaşıyorlardı. Hem de ürperticiydi. Asansördeki azalan rakamlara bakıp bir an önce şöminelere gitmek için geri geri sayarken, tekrar onun sesini duydu. Rus aksanı vardı; oldukça baskındı ve saklamaya çalışmıyordu. Burada ne işi vardı o zaman? Her horoz kendi çöplüğünde öter! “Geç kalmışsın bu sabah. Yorucu bir gece geçirdin sanırım.” Ah, nihayet anlayan biri çıkmıştı. Evet yorucu bir geceydi, bütün gece mazeret üretmek ve daha fazlasını bulmak zorunda olduğunu bil… İyi de bütün gece çalıştığını nereden bilebilirdi? Yoksa?! Vera gözleri öfkeden kocaman olmuş bir şekilde asansörden inen küstah serserinin ardından baktı. Vera’nın kendini işine adadığı bir gece hakkında gerçekten bunu düşünmüş olamazdı değil mi? Kendisi her gece ne yapıyorsa herkesi kendisi gibi sanıyordu. Kulaklarından dumanlar çıkaran Vera Dantes cevap veremeden asansörü terk eden o karizmatik, rahatsız edici ve harika aksana sahip Rus hakkında ne düşünmesi gerektiğini bilemeden bir süre ardından baktı, sonrasında Domuz Kafası’na gitmenin şart olduğunu düşünerek kendini oraya attı.

    Barda kendine sert bir içki söyledikten sonra yanında duran adama döndü ve neredeyse bağırdı. “Sen utanmıyor musun sokağa çıkmaya? Ben utanırdım erkek olsam dolaşmaya. Pislik herif!” İçkiyi adamın suratına boca ettikten sonra siniri biraz olsun yatışmıştı. Neden bunu o arsız hergeleye yapamıyordu sanki?!

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Olric Romanov

avatar

Rp Yaşı : 35
Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Ceren
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Ben kimim?   Çarş. Haz. 05, 2013 11:40 pm

    Şöminelerden çıktıktan sonra kendisini Londra sokaklarına attı. Eh, güzeldi. Yani hava. Sis yoktu ve biraz daha –çok az- güneş görülebiliyordu. Gözlerini kırpıştırdın ve Vera’yı düşündü. Sinirden deliye dönmüş olabileceği ihtimali bile keyfini yerine getiriyordu. Çapkınca gülümsedi kendi kendine, yöntemi buydu. Üç dört hafta önce ona göz kırptığında ilk defa görmüştü kadını. Aslında amacı sadece göz kırpıp onun aklında öylesine yer edinmekti ama günlerde geçtikçe işin boyutu değişmişti. Artık sadece bir gece evine götürmek istediği kadınlardan değildi Vera. Onun her gece yanında olmasını, sabahları onunla uyanmasını istiyordu. Evine girerken aklından geçenler sinirlerini bozmuştu. Vader’ın başını okşadı biraz ve kanepeye yayılıp koca hayvanın üstüne çıkmasına izin verdi. Günlerdir görmemişti ve özlüyordu… Gerçekten tek varlığının köpeği olduğunu düşünürsek özlemek hakkıydı değil mi? Anne ve babasını görmeyeli yıllar olmuşken bir köpeği özlemek hakkıydı evet! Sinirlendi ve bir anda yerinden kalkıp odasına gitti. Dexter haline büründükten sonra üzerini değiştirdi. Black Sabbath tişörtünü giyip şöyle bir baktı. Bu adam hayat doluydu işte! Aynadaki haline göz kırptı ve Domuz Kafası’na cisimlendi. Bardaki her zamanki yerini aldıktan sonra bir iki adamla son Quidditch maçını tartıştı. Holyhead Harpies tüm büyücü dünyasının en süper takımıymış, yok canım! Daha neler. Adama aşağılayıcı bir şekilde baktı uzun bir süre ve “Büyücü olduğuna emin misin? Çünkü ancak bir kofti bunu söylerdi.” Dedikten sonra önüne döndü ve yeni bir içki aldı. Merlin aşkına rahatlamak istiyordu adamlarla tartışmak değil. Birilerini azarlama işini zaten sabahtan akşama kadar yapıyordu, bir de içki içtiği, sarhoş taklidi yaptığı saatlerde kavgacı kişiliğine bürünürse sorun olurdu.Acaba şizofren miydi? Dexter halim, Olric halim diye gezerken gerçek kendisi kimdi. Neyse, derin mevzular bunlar. Hiç gerek yok.

    Ve rahatlamıştı da. Birkaç bardaktan sonra iyice gevşeyen sinirleri sayesinde şarkı söylemeye bile başlamıştı; ama sarhoş olduğundan değil. Zira Dexter kolay kolay sarhoş olmazdı. “Sen utanmıyor musun sokağa çıkmaya? Ben utanırdım erkek olsam dolaşmaya. Pislik herif!” Bir anda suratının ortasına yediği buzlar ve aynı oranda soğuk olan içkiyle derin bir nefes aldı. Asasını çekmemek içini zor durmuştu ki kadına baktı. Vera! Gözlerini devirdi ve barda duran peçetelerden birisini alıp yüzünü kuruladı. Upuzun bir süre kadını seyretti sadece. “Hmmm, ateş viskisi. Tadı güzeldi bak… Bu arada bana ‘pislik herif’ harici Dexter derler. Tabi sen Dex de diyebilirsin.” Göz kırptı, merlin aşkına bu alışkanlığına bir son vermeliydi. Tik gibi bir şey olacaktı en sonunda ve önüne gelene göz kırpmaya başlayacaktı. Toplantıların birinde Olric olarak Jeanne’e göz kırptığını düşündü ve gülümsedi. Gülümsemesi kahkahaya dönüşürken barmene dönüp Vera’ya içki sipariş etti. Eh sarhoş rahatlığı da yok değildi. “Kim seni bu kadar gerdi pisicik, anlat.” Sevgilin olacak o ….. herifse eğer ben hallederim. Sen sadece anlat. Yüzünde seir katillere özgü bir durgunlukla bekliyordu. İsim aldığı anda o adamı öldürmek için bütün adamlarına peşine takacaktı. Bakanlığın kaynaklarını kötüye kullanmak olsa bile yapacaktı bunu. Zira Vera’yı üzmeye cüret edecek adam doğmadan öldürülmeliydi.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Kill the clock inside your head.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sliwer.deviantart.com
Vera Dantes

avatar

Rp Yaşı : 27
Mesaj Sayısı : 452
Gerçek Adı : Didem

MesajKonu: Geri: Ben kimim?   Çarş. Haz. 05, 2013 11:58 pm

    En az bakanlıktaki kadar küstah bir beyle karşı karşıya olduğunu, suratına içki yediği halde karşısındaki kadına gülümseyen adam sayesinde fark etti. Hayatları kadınları tavlamak, yatağa atmak ve sabah unutmak olmuştu. Bari bu kadar kadın tanıdıktan sonra biraz deneyim kazansalardı, ama yok. Yine aynı terane. Hala kimin yatağa atılacağını kimde bunun ters tepeceğini anlayamamışlardı. Üç tane beyin hücreleri dahi çalışmıyordu bunların. “Hmmm, ateş viskisi. Tadı güzeldi bak… Bu arada bana ‘pislik herif’ harici Dexter derler. Tabi sen Dex de diyebilirsin.” Hala küstahlığa devam ediyordu, yüzündeki o kaypak gülümsemeye tahammül edemedi. Olric de böyle eğleniyordu işte onunla. Akşamları başka kadınların kafasını yerken Vera’yı ne kadar etkilediğinden haberi yoktu ve o sadece şeyinin… Pekâlâ, sakin olmalıydı. Ama olamadı. Adamın elindeki içkiyi de hışımla alıp suratına boca etti. Aslında ilki sakinleştirmişti; fakat ağzını açmasıyla Vera’nın öfkeyle dolması da bir olmuştu. Genç kadın bütün bir geceyi dosyalarla uğraşarak geçirmişken nasıl olup da başka şeyler düşünebilmişti? Emeklerine duyulmayan saygıyı asla kabullenemezdi. Hufflepuff’ta da pek zorlanmazdı. “Kim seni bu kadar gerdi pisicik, anlat.” Pisicik mi? Kimse ona pisicik diyemezdi. Hah, ismi de Dexter’mış sanki çok umrundaydı. Dexter… Fransız mı o? Aman her neyse umrunda mıydı sanki? Zaten sevmezdi ki onları. İsminin ne olduğu umrumda değil, pislik herif. “Kime kızdığımı sana anlatacak değilim. Öyle mi, gerçekten değil miydi? Damarlarında gezinmeye başlayan alkol pek de öyle demiyordu. Sık alkol almamanın zararlarından en büyüğü kolay sarhoş olmasıydı ve sarhoş olduğunda çenesinin açılması özelliğini her kimden aldıysa onu doğduğuna pişman etmeye hazırdı.Rüyasında içip içip sarhoş oluyor ve asansördeki adamı arayıp içindeki nefreti kusuyordu. Böyle bir şey mümkün mü merlin aşkına? Aslında bunu denemeyi düşünmemiş değildi; çünkü rüyasında sonunda kavuşuyorlardı. SANKİ BU MÜMKÜNMÜŞ GİBİ!“Pekala, sen kazandın. Lanet olası adamın teki son birkaç haftadır benimle alenen flört ediyor. Ama eminim tek amacı yatağa atmak. Senden işte bu yüzden ilk gördüğüm anda nefret ettim, ukala herif! Asasını çıkarmak, boynuna dayamak, acı çektirmek istiyordu. Böylece kendini Amazonlar ya da femen kadınları gibi hissedebilirdi. Ya da, maçlarda duyduğu küfürleri kullanmalıydı. Tabi alkollüyken dilini döndürebilirse… Ama yapamadı. O adamı bakanlıkta öldürse ruh emici öpücüğüne mi mahkum edilirdi acaba? Hakimlere sormaya değer bir konuydu.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Olric Romanov

avatar

Rp Yaşı : 35
Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Ceren
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Ben kimim?   Perş. Haz. 06, 2013 1:47 pm

    Dexter için en zoru karşısında oturup da kim olduğunu söyleyememekti. Asansörde sana göz kırpan adam benim, hey, karşındayım! “Kime kızdığımı sana anlatacak değilim. Hepsi böyle derdi ama eninde sonunda anlatmaya başlarlar. Peçete isterler, yaslanacak omuz isterler ve dökülürlerdi. Eh en azından adamın adını öğrenmek için hala şansı vardı. Ve öğrendiğinde de… Çok iyi şeyler olmayacaktı o … herife. “Pekala, sen kazandın. Lanet olası adamın teki son birkaç haftadır benimle alenen flört ediyor. Ama eminim tek amacı yatağa atmak. Senden işte bu yüzden ilk gördüğüm anda nefret ettim, ukala herif! Flört mü ediyor? Bundan Olric’in neden haberi yoktu! Lanet olsun, demek ki yeterince izlemiyordu Vera’yı. İşyerinde fazla zaman geçirdiğini biliyordu; ama çıktığında az uyuyup Vera’yı daha çok izleyerek bu süreyi telafi ettiğini düşünürdü hep. Demek ki yanılıyordu. Sandalyesini ona doğru yaklaştırdı ve yüzüne düşen saçları kulağının arkasına sıkıştırdı yavaşça. Tensel temasa bayılıyordu, insanlar arasındaki gerginliğini azalttığını düşünürdü. Tabi bunu yalnızca Dex olarak düşünürdü. “Bu pisliğin bir adı var mı, yoksa sadece lanet olası herifin teki diye mi çağrılır?” Çarpık bir sırıtışla kadına baktı ve viskisinden bir yudum aldı sakince. Adını öğrenmesi an meselesiydi. Her kim onun kadınına yaklaşmaya cüret ederse sonu biraz kötü olurdu… Geçen ay ona yaklaşmaya çalışan yeni yetme bir seherbazın başına neler geldiğini düşünüp gülümsedi. Arkadaşları neden böyle yapıyorsun diye sorduğunda verdiği cevap basitti. Çünkü yapabiliyorum. Neden Vera’yı seçmişti ki acaba aşık olmak için? Bunu her gün düşünüyordu. Normalde işyerindeki kadınlar pek ilgisini çekmezdi. Zira onlarla konuşmayı bile sevmezdi. Ama bunda bir şey vardı… Fazla kendi halinde olması en büyük etkendi. Çok fazla kişiyle konuşmuyordu, sanki gece hayatı yokmuş gibiydi. “Benim hiçbir zaman tek amacım kadınları yatağa atmak olmaz… Bak burada senin pislikle ayrılıyoruz sanırım. Benimle tanışsaydın keşke, o zaman çok mutlu olurduk… Nerede tanıştık demiştin?” O anda karar verdi, madem Olric olarak Vera ile beraber olmasının imkanı yoktu. O zaman Dexter olarak olurdu. Nasıl da güzel düşünmüştü, neredeyse kendisini öpecekti bu fikir sayesinde. Ama nasıl? Zor bir kadındı… Neyse, Dexter da zorlanmayı seven bir adamdı neyse ki. Olmadı zorla aşık ederdi, aşk iksiri falan. Tabi ki de şaka, asla o kadar düşmezdi.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Kill the clock inside your head.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sliwer.deviantart.com
Vera Dantes

avatar

Rp Yaşı : 27
Mesaj Sayısı : 452
Gerçek Adı : Didem

MesajKonu: Geri: Ben kimim?   Perş. Haz. 06, 2013 10:10 pm

    İzlediği filmlerde insanlar çekici erkeklerle günler süren flörtler ederler ve ardından yemeğe çıkarlardı. Yemeğin sonu da muhtemelen yatakta biterdi; ama Vera için hikaye en baştan filmlerden ayrılıyordu. Bakanlıkta son zamanlarda gördüğü bu gizemli yabancıyı –şehir dışından yeni geldiğini düşünüyordu- yalnızca birkaç günde bir görebiliyordu ve çocuğunlukla asansörde karşılıyorlardı. Çünkü asansörler kimsenin nereye gittiğinin belli olmadığı yerlerdi. Anlaşılan yeni gelse de şehre oldukça çabuk uyum sağlayan bu adam da hangi bölümdeki kadınlarla kırıştırdığı belli olmasın diye oldukça dikkatli davranıyordu. Erkeklerden çok çekmiş değildi Vera, sayısız deneyimi de yoktu. Yalnızca yirmi yedi yaşında normal bir kadının tanıdığı kadar erkek tanımış, ancak o kadar tecrübe edinmişti; fakat bakanlıkta adamı gördükçe kendini defalarca o adam tarafından aldatılmış kadar kötü hissediyordu. Çünkü yaptığı tam anlamıyla buydu. Onu istemese dahi etkiliyordu ve… Ve devamı yok. O kadar. Göz kırpmalara devam ediyorlar, ötesine geçemiyorlardı. Genç kadının birkaç haftadır edindiği tüm bu siniri döktüğü karşısındaki içkili suratlı bey de oldukça talihsizdi ve belki de Vera’yı lanetlerle anacaktı ona haksızlık yaptığı için. Tabi, bizim kızımızın pek de umrunda değildi bu. “Bu pisliğin bir adı var mı, yoksa sadece lanet olası herifin teki diye mi çağrılır?” Ah keşke şu karşısındaki adamın ismini bilseydi, böylece pislik herif tanımını daha iyi yapabilirdi; ama bakanlıktaki pislikle karşısındaki arasındaki bir diğer benzerlik de ikisinin de ismini bilmiyor oluşuydu. Öğrenmek isteyen de yoktu zaten! “Benim hiçbir zaman tek amacım kadınları yatağa atmak olmaz… Bak burada senin pislikle ayrılıyoruz sanırım. Benimle tanışsaydın keşke, o zaman çok mutlu olurduk… Nerede tanıştık demiştin?” Tek amacının yalnızca yatağa atmak olmadığını söyleyen birilerini daha önce de tanımıştı. İnsanın genç yetişkinlik zamanlarında pek bir amacı olmuyor.

    Kendine iyice yaklaşmış saçlarını kulağının arkasına atmış adamın masum dokunuşunu boynunda hissedince başını onun göremeyeceği tarafa çevirip gözlerini kapattı. Bu iyi geliyordu, gerginliğini alıyordu; ama iki kadeh üst üste suratına döktüğü adama bana dokunmanı istiyorum, iyi geliyor. diyemezdi. Kendisi tensel çekime inansa da herkes buna inanmak zorunda değildi. Aslında oldukça basit bir olaydı. Vera kimi insanlarda bedensel bir çekim olduğunu düşünüyordu ve bu kabul etmenin çok zor olduğunu düşünmekten ziyade hedonist anlayışlar çerçevesinde değerlendirilebilecek bir çekimdi. Tabi, her çekim sahibinin yatmak zorunda olduğu anlamına gelmediği gibi, her yatanın âşık olması gerektiği anlamına da gelmiyordu. HER NEYSE. Vera’nın karşısındaki adamdan böyle bir beklentisi yoktu. Başını kaldırıp onun gözlerine baktı. Hiçbir şeyi ciddiye almadığını belli ediyordu bakışları. Onu ele veriyordu. "Bakanlıkta çalışıyorum. O da orada. Aksanından anladığım kadarıyla Rusya’dan yeni geldi." İçki etkisini göstermeye başlamıştı anlaşılan, kendini ağlamaya hazır hissediyordu. Ne zaman sarhoş olsa başına gelen hep aynıydı zaten, histerik ağlama nöbetleri. Gözlerindeki kızarıklığa aldırmadı, yaşlar düşmediği müddetçe sorun yok sayılırdı. "Seninle tanışmak istemiyorum, ben onu tanımak istiyorum; ama… Olmuyor işte. Her istediğimizi yapamıyoruz." Elindeki bardak boş olmasaydı onu da üstüne boşaltacaktı; neyse ki son fondipte bitmişti. Kuruyemişlerden biraz daha yedi. Neden bu kadar önemseyip hakkında konuşuyordu ki, böylece ekmeğine yağ sürüyordu. Kim bilir kendisi hangi kadına İsa’nın ismini haykırtmakla meşguldü.



_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Olric Romanov

avatar

Rp Yaşı : 35
Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Ceren
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Ben kimim?   Cuma Haz. 07, 2013 1:35 pm

    Olric her gece farklı bir kadınla birlikte olan tiplerden değildi, olmayı da düşünmüyordu. O bir kadına bağlandığında ömürlük olacağını düşünürdü, bu konuda biraz takıntılı olduğu söylenebilirdi. Kadını sonuna kadar sahiplenir ve hatta gizli bir hayran misali her saniyesini öğrenmeye çalışırdı. Bunun sebebi güvensizlikti belki de, çünkü güvenemiyordu. Evlenmeyi düşündüğü kadının onu aldatması elbette büyük bir yıkım olmuştu. Aynı zamanda bu yıkım adamın küllerinden yeniden doğmasına da sebep olmuştu. Bu vesileyle Esrar Dairesi’ne geçiş yapmış ve geçmişiyle olan bütün bağlarını bir çırpıda koparmıştı. Pişman mıydı? Önceden pişman oluyordu. Ailesini çok özlüyordu çünkü. Özellikle de erkek kardeşini… Ama yapabileceği bir şey yoktu, zaman zaman Rusya’ya gidip uzaktan uzağa onlara bakmaktan başka hiçbir şey gelmiyordu elinden. Geçmişine dair özlem çektiği bir başka şey de kesinlikle Rusça konuşmaktı. Onu gerçekten anlayacak Ruslarla birlikte oturup konuşmayı özlemişti. İngilizlerin Rusça konuşması kadar iğrenç bir şey yoktu ona göre… Gerçi Vera’yı kendi dilini konuşurken hayal ettiğinde içi bir garip olmuyor da değildi. Bu kadına aşık olduğu alenen belliydi. "Bakanlıkta çalışıyorum. O da orada. Aksanından anladığım kadarıyla Rusya’dan yeni geldi." Zihnini yokladı çabucak, Bakanlıkta ve yeni geldi… Ve Rus. Birkaç saniye düşündükten sonra gözleri büyüdü adamın, acaba kendisinden mi bahsediyordu? Tanrı aşkına bir saattir kendisine mi küfrediyordu Olric. Gülmemek için elinin tersiyle ağzını kapattı. "Seninle tanışmak istemiyorum, ben onu tanımak istiyorum; ama… Olmuyor işte. Her istediğimizi yapamıyoruz." Her gururlu erkek gibi kırıldı bu sözlere. Dexter beğenilmeye alışıktı. Özellikle de Fransız aksanı sayesinde pek çok dişi onun peşinden ayrılmazdı; ama Vera Olric’i istiyordu… Yani teknik olarak kendisini. Gülümsedi ve uzanıp kadının ince parmaklarını elleri arasına aldı. Sıcaktı, içkiden olsa gerek diye düşündü. Gülmemek için kendisini zor tutuyordu, pekala madem Olric olarak onu elde edemiyordu Dexter haliyle tavlamak zorundaydı. Kendisiyle yarışacaktı bir nevi. İçkisinden bir yudum aldı, bu İskoçlar viskiden anlıyordu gerçekten. Ama Vodka’nın yanında viski de neydi… Eski güzel günler… ”Bana hiç şans vermeden tanımak istemediğini söylemen üzüyor. Bak ben kırılgan bir adamım, şuracıkta hemen ağlarım.” Göz kırptı ve gülümsedi. Elbette şaka yapıyordu. Bir kadının karşısında ağlamayacak kadar centilmendi o. Barmene işaret etti ve vodka istediğini söyledi, lanet olası içkiye daha fazla dayanamayacaktı. Oturuşunu dikleştirdi ve uzanıp kadının elini tuttu tekrar, tensel temas önemliydi. Bunun büyülü olduğuna inanırdı Dex. Küçükken canı yandığında annesine sarılmak nasıl iyi geliyorsa, büyüdükçe sarılmak, öpmek ya da sadece omuz omuza yatmak iyi geliyordu. Ah evet, Vera’yla yapmak istediği tam da buydu. Onu uzun uzun öpmek ve ardından sarılarak uykuya dalmak istiyordu. Hayalleri masum sayılırdı, eh şimdilik. İçkiyi fondip yaptıktan sonra ayağa kalktı ve Vera’nın da elini tutup kaldırdı. ”Evine gidemeyecek kadar sarhoşsun… Bana gidelim, merak etme başka birisine aşık bir kadına dokunmam.” Pis pis sırıttı ve kadını biraz da çekiştirerek dışarıya çıkardı. Emrivaki yapmayı severdi, bu Olric yönüydü. İstediği yapılsın isterdi ve karşı çıkılmasından nefret ederdi. Vera’yı bu halde taksiye bindirmeyecek kadar da saplantılıydı. Yolda başına gelebilecekleri düşünmek bile çıldırmasına yeterken…


_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Kill the clock inside your head.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sliwer.deviantart.com
Vera Dantes

avatar

Rp Yaşı : 27
Mesaj Sayısı : 452
Gerçek Adı : Didem

MesajKonu: Geri: Ben kimim?   Cuma Haz. 07, 2013 4:31 pm

    “Deli misin Vera, Esrar Dairesi’nden uzak dur, onlar çok korkunçlarmış. Kalplerini alıyormuş bakanlık.” Ah şu küçükler, sekiz yaşındayken piyasada dolaşan dedikoduların haddi hesabı yoktu. Evcilik oyunu sırasında esrar dairesindeki adamlardan biriyle evlenmek istediğini söyleyen Vera, arkadaşının haklı tepkisiyle karşılaşmıştı. O zamanlarda bakanlık ve esrar hakkında hiçbir fikri olmayan küçük kızın tek istediği ona sarılacak bir eşti ve nedense en iyi sarılanların isi, cismi duyulmayan bu adamlar olduğu konusunda bir yargısı vardı. Annesi belaya bulaşıp kendini öldürtecek olduğunu düşünüyordu, babası ise böyle bir durumda kızını reddedeceğini söylüyordu. Vera ise her şeye rağmen o adamı bulduğunda ailesini karşısına alabilecek güçte olduğunu biliyordu. “Saçmalama Lillian. Onların da bizim gibi bir kalbi var.” Bu sözleri sesinde en ufak bir titreme ve güvensizlik olmadan söyledi. İnandığı gerçeği savunuyordu. Vera aşık olduğunu henüz kendisinin dahi anlayamadığı bu adamın nerede çalıştığını henüz bilmiyordu, bilse bu anıyı hatırlar ve gülümserdi. Belaya bulaşmak üzereydi ve kalbinde korku yoktu. Tıpkı sekiz yaşındaki gibi.

    ”Bana hiç şans vermeden tanımak istemediğini söylemen üzüyor. Bak ben kırılgan bir adamım, şuracıkta hemen ağlarım.” Gözlerini devirdi, ahmak serseri romantiklere benziyordu ve muhtemelen öyleydi. Bu tipler zararsızdır. Tek amaçları kadınları etkilemek, akıllarında unutulmaz olmak ve böylece ölümsüzlüğe ulaşmak. Bu isteklerinde de başarılı oldukları söylenebilirdi. Bu yüzden ellerini karşısındaki gözleri parlayan adamın ellerinde hissettiğinde onları geri çekmek yerine ellerine baktı. Karşılaştığı görüntü bir şekilde çok yanlış geldi gözüne. ”Evine gidemeyecek kadar sarhoşsun… Bana gidelim, merak etme başka birisine âşık bir kadına dokunmam.” Yanındaki güvence olan asanın varlığını hissetmek için belli belirsiz yokladı, büyücü olmanın getirdiği rahatlıkla kendini çekiştiren adamın peşinden gitti. Evet bacakları yürümekte zorlanıyordu ve başı da pek hayra alamet olmayan bir şekilde dönüyordu; ama bunlar sarhoş olduğunu göstermezdi. Gecenin karanlığında adamı takip ederken zaman zaman tökezledi, düşme tehlikesini koluna tutunarak atlattı ve sonunda yürüyüşe ayakkabılarını çıkarıp devam etti. Araba fazla uzakta değildi; fakat birkaç dakikalık yürüyüşü dahi kolaylıkla yapamıyordu. Aşık olduğunu kabul etmemesi gibi, inanmak istemediği bir diğer şey de sarhoş olduğuydu. Arabaya vardığında karşısındaki centilmenin açtığı kapıdan içeri girdi, şoförün yanındaki koltukta bacaklarını toplayarak oturdu ve araba kullanan yabancıyı izledi. Bakanlıktakine hiç benzemiyordu; ama aynı hissi veriyordu. Böbreğini çalabilecek güçteki bu adamın ona hiçbir şey yapmayacağı hissi… ”Seninle geliyorum; çünkü bu sabah bana ’Geç kalmışsın bu sabah. Yorucu bir gece geçirdin sanırım.’ dedi. Oysa bütün gece çalışmıştım evde. Pek umurunda olacağını düşünmüyorum ama en azından başka birisinin evinde kaldığım gecenin sonunda söylesin bunu.” Araba evin önünde yavaşça durduğunda ceketini üzerine alarak aşağı indi, sessizce kapıya ilerlediler. Bu gece bir şeyler olacak mıydı, bunu istiyor muydu? Hayır. İkisi de hayır. Tek istediği tanımadığı bir adamın evinde kalıp bunu yapabildiğini göstermekti. Gerçi, asla haberdar olmayacağını ve olsa da umursamayacağını biliyordu.






_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Olric Romanov

avatar

Rp Yaşı : 35
Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Ceren
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Ben kimim?   Cuma Haz. 07, 2013 6:13 pm

    Olric kolay kolay sarhoş olan bir adam değildi, alkole dayanıklıydı. Damarlarında akan Rus kanının bundaki etkisini elbette göz ardı edemezdi; ama çok da içmezdi. Çizgiyi aştığı zamanları geride bırakalı yıllar olmuştu. Çünkü yaptığı iş dolayısıyla her şeyden önce kendi güvenliğini ve bakanlığın sırlarını düşünmek zorundaydı. Altın kuralı göze batmadan yaşamaktı. Tıpkı bir gölge gibi… Sokakta Vera ile birlikte düşe kalka ilerlerken bu altın kuralı ne oranda yıktığını düşünerek üzülmüyor değildi. Neyse ki o anda Dexter kurallara karşı geliyordu. Gülümsedi kendi kendine, yine… Arabaya geldiklerinde kapıyı açtı ve kadının içeri girmesini bekleyip yerini aldı. Bacaklarını toplamış hali o kadar masum görünüyordu ki.. Uzanıp öpmemek için zor tuttu kendisini. Bu kadının kendisine ait olmasını istiyordu, sonsuza kadar. ”Seninle geliyorum; çünkü bu sabah bana ’Geç kalmışsın bu sabah. Yorucu bir gece geçirdin sanırım.’ dedi. Oysa bütün gece çalışmıştım evde. Pek umurunda olacağını düşünmüyorum ama en azından başka birisinin evinde kaldığım gecenin sonunda söylesin bunu.” Demek evdeydi işte bu güzel haberin de üstündeydi. Gözlerini yoldan ayırmadan gülümsedi ve elini radyoya götürüp açtı. Queen of the Nights Aria’nın tanıdık melodisi arabayı sarıp sarmalarken gevşediğini hissetti. Güzel bir müzik eşliğinde güzel bir kadınla yolcu etmekten daha güzel ne olabilirdi ki! Hem de bu kadın öyle alelede birisi değilken… ”Müziği gölgede bırakan bir güzelliğiniz var Bayan Dantes. Kenara çekti ve arabanın durmasıyla müzik de kesildi. Çabucak yolcu tarafına geçip kapıyı açtı ve çıkmasına yardım etti. Sakin bir muhitte oturuyordu, elbette mugglelar arasındaydı. Bundan pek hoşlanmasa da böylesinin daha güvenli olduğunu düşünüyordu. Eve girdiklerinde yatak odasını Vera’ya bıraktı ve kendisine bir battaniye alıp kanepeye geçti. Evde kadınlara ait herhangi bir kıyafet olmadığı için kendi tişörtlerinden birisini ona vermek zorunda kalmıştı…

    Gözlerini açtığında birkaç saniye dün gece olanları düşündü ve çabucak yerinden kalkıp telefonuna sarıldı. Bakanlık’tan bir iki kişiyi aradı. Dimitri’ye çabucak geç kalabileceğini açıklıyordu ki yatak odasına girdiğini fark etti. Dolapları sessizce açıp kendisine uygun bir tişört bulup üzerine geçirdikten sonra aynaya baktı ve Olric olduğunu fark etti. Lanet olsun! Tabi bu içinden söylediği şey o kadar da masum değildi. Tıpkı yabancı dildeki bir filmde geçen küfürlerin çevrilmesi gibi biz lanet olsun dediğini düşünelim. Çünkü aynı zamanda Vera’yı da görmüştü. Büyük bir çeviklikle odadaki banyoya geçti, bunlar bir iki saniye içinde olup bitmişti. Anlamamış olması için dua etti kendince ve tekrar odaya döndü. ”Bonjour princess, iyi uyumuşsunuzdur umarım. Hazır odluğunda mutfağa bekliyorum, kahvaltı hazır. Göz kırptı ve telefonu komidinin üzerine bıraktı. Az önce yaptığı hatayı nasıl telafi edecekti? Hiçbir şey bilmiyordu, belki de olmamış gibi davranmak en iyisi olacaktı. Kadına bakıp kocaman gülümsedi ve saçlarını düzeltip odadan çıktı. Mutfağa doru ilerlerken binlerce küfür savuruyordu kendisine.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Kill the clock inside your head.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://sliwer.deviantart.com
Vera Dantes

avatar

Rp Yaşı : 27
Mesaj Sayısı : 452
Gerçek Adı : Didem

MesajKonu: Geri: Ben kimim?   C.tesi Haz. 08, 2013 8:46 pm

    Vera, üzerindeki kendine en az dört beden büyük tişörte baktı. Ardından yattığı yatağa, erkek parfümleri ve kol düşmeleriyle dolu etajere, çeşit çeşit kravatların sıralandığı askılara… Uyandığı bu sade ve zevkli döşenmiş yatak odasının dün geceki paspal adama ait olduğuna nasıl inanabilirdi ki? Tamam paspal da değildi; ama kot-tişörtle takılan sade bir adamdı. Saçları dağınıktı, konuşması rahattı. Onun evinde olduğunu gösteren tek işaret üzerindeki, tanımadığı birkaç adamın resminin *black sabbath* baskısından ibaret olan tişörttü. Saate baktı, henüz erkendi. Aslında bakanlığa gidecek olsa şimdi evden çıkmalıydı ama izinli olduğu için gitmesi gerekmiyordu ve tatil günlerinde uyanmak için erken bir saatti. İçeriden gelen sesleri dinledi. Herhalde şu garip adam uyanmıştı. Genç kadının anladığı kadarıyla önce mutfakta su içti, ardından elinde gazetesiyle ortalıkta dolandı ve ardından gözü kapıda olan Vera, kapı kolunun çevrilip kapının açılmasıyla yerinden sıçradı. Yerinden sıçramasının nedeni yanlış bir şey yaparken yakalanmış hissine kapılmasıydı; ama korkunun giderek azalmak yerine artmasının nedeni karşısında gördüğünün dünkü herif herif değil bakanlıktaki adam olmasıydı. Günlerdir onun yüzünden aşk acısı çektiği adam… Bir göz kırpıp ortalıktan kaybolan, ardından gece neler yaptığını ima eden o adam… Alay eder gibi konuşan, ciddiye almayan, aşık olduğunu Vera’nın bile fark edemediği derecede etkileyici o adam… İstemsizce, üzerindeki battaniyeye sıkıca sarıldı, gözlerini ona dikti. Nasıl olmuştu? Kara büyü müydü, iksir miydi bu gördüğü? Yoksa yalnızca özlemden kaynaklanan bir halisünasyon mu? Çok küçük bir ihtimal de olsa, metamorfmagus muydu? Ve onu yatağa atıp sonra çekip gitmeyi, bela almamak için de bunu meta kişiliğiyle yapmayı mı uygun bulmuştu? Hangisi gerçekti? Kafasında sorular neon ışıklarla yanıp sönerken birkaç saniye için göz göze geldiler. Gözlerinin derinliklerine baktı, tıpkı asansördeki gibi. Yakalanmanın verdiği paniği gördü Vera. Ne içindi bu panik? Sorusunun cevabını bulamadan muhatabı olan gözlerle iletişimi kesildi ve odada tekrar yalnız kaldı. Banyoya girmişti. Vera o anda atletik vücuduna dikkat etmemişti sonradan isminin Olric olduğunu öğreneceği adamın. Gözlerine bakmıştı her daim gözlerine bakma hissinin nasıl olacağını düşünerek… Omzuna yatmış kokusunu içine çekerken başını kaldırdığında o gözleri görmenin nasıl bir his olacağını merak ederek… Tekrar yalnız kaldığında nasıl bir durumla karşı karşıya olduğunu bulabilmek için tüm sihir bilgisini kafasından geçirdi. Metamorfmagus esrar dairesinde olduğu için daha akla yatkındı; fakat çok özlü iksir de olabilirdi, nihayetinde gece boyu içmediği için o aylak görüntüsünü koruyamamıştı. Her durumda aptal yerine konmuştu ve bunu değiştirmenin yolu yoktu. Üzerindeki tişörtü çabucak çıkardı, kirli de olsa akşamki kıyafetlerini giydi ve evine cisimlendi.

    Bir daha bakanlığa gitmek istemiyordu. O adamla karşılaşmak istemiyordu. Aşık olmak istemiyordu.

    RP SONU

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Ben kimim?   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Ben kimim?

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Eğlence Ekspresi :: Süpürge Dolabı :: Rp İçi :: 2. Sezon-