AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 Bryantoinette'in Serüvenleri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Bryan Rokesmith

avatar

Rp Yaşı : 37
Mesaj Sayısı : 35
Gerçek Adı : Didem

MesajKonu: Bryantoinette'in Serüvenleri   Paz Mayıs 26, 2013 10:08 pm

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Alexis Antoinette ve Bryan Rokesmith'in Güncesi
Günceler derlenmiştir.


_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

The corner of words we didn't finish.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Alexis Antoinette

avatar

Rp Yaşı : 26
Mesaj Sayısı : 44
Gerçek Adı : Ceren.
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Bryantoinette'in Serüvenleri   Paz Mayıs 26, 2013 10:11 pm

    IT ALL STARTS HERE!

    “Alexis Roy evlendi. Bilmiyor muydun?” Zihni bir anda atom bombası düşmüş gibi boşalmışken arkadaşına baktı. Zorlukla başını iki yana salladı, bilmiyordu. Hayaller kurduğu adamın evlendiğini ya da evleneceğini bilmiyordu. Hayatta her şeyin istediği gibi gideceğini düşünen kız kelimenin tam anlamıyla dumura uğramıştı. Jean François’ya baktı, o da şaşkın gözlerle kendisine bakıyordu. “Şaka?” Değildi, gerçekti söyledikleri. Hatta gerçek ilk defa bu kadar yalın bir biçimde söyleniyordu ona. Hiçbir şey söylemeden mekândan çıktı, gecenin karanlığına adım attığında dondurucu soğuk içine işlemeye başlamıştı bile. Ama düşüncelerinin hararetinden hiçbir şeye odaklanamıyordu. Ayakları iyice yorulup da güçten düşene kadar yürüdü, gözlerinden akan yaşlar yüzünden yanakları buz tutuyor olsa da durduramıyordu kendisini. Kimselerin olmadığı bir köşebaşında kaldırıma oturdu ve dizlerini karnına çekip doya doya ağladı. Hıçkırıklarıyla boğulma tehlikesi geçiriyor olsa da durmadı, duramadı. Roy’u kaybetmek demek hayat amacını kaybetmekti. Hayatına neden devam edecekti ki artık? Ne manası vardı Alexis olmanın, ya da yaşamanın, ya da çalışmanın. Çalışmak… Başını yavaşça kaldırdı dizlerinden ve gökyüzüne baktı. Tek bir yıldız bile yoktu. Küçükken okuduğu yolunu kaybeden küçük kıza yol gösteren o yıldız yoktu. Alexis yolunu kaybetmişti ve ol gösteren tek bir işaret yoktu. Ayağa kalktı hızlıca ve koşmaya başladı. Büyük adamın kocaman evine geldiğinde zayıf parmaklarını demir parmaklığa dayadı ve düşündü. Gerçekten istediği bu muydu? Evet, kendisini cezalandıracaktı. Madem Roy’u kaçırmıştı, o zaman yaşamasının bir manası yoktu. Bryan’ın istediği de bu değil miydi? İşe alırken ima etmişti isteğinin bu olduğunu. Bu olaydan önce bunun asla olmayacağını söylese de kendisine şimdi aldığı karar her şeyi değiştirecekti. Hayatı bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı… Düştüğü kör kuyudan daha derin, daha aşağıda bir yer yoktu zaten. Daha ne kadar küçülebilirdi ki? Bryan bir anlamda kendisini cezalandıran kişi, infaz memuru veya ipini kesen cellâttı. Suçlular nasıl celladlarını suçlamazsa kız da adamı suçlamıyordu. Aksine bütün ömr-ü hayatı boyunca sürecek bu acıya bir son verebileceğini umut ederek gidiyordu ona.

    Adamın hizmetçisi kapıyı açtığında Bay Rokesmith’i görmek istediğini söyledi. Kadın onu içeriye alırken gösterilen yere oturdu ve ışıkların kapalı kalmasını istediğini söyledi titrek bir sesle. Orada otururken tanıdığı tanımadığı bütün insanlara hesap verdi kafasından. Başta Robi ve Roy… Roy’la konuşamıyordu bile. Onun yüzüne bakmak istemiyordu, kafasından attı çabucak adamı. Roy’u düşünmek yardımcı olmayacaktı; ama Robi’yi düşünmek acı veriyordu. Babası bu iddiaya girerlerken sonucun böyle olacağını bilse izin vermezdi. Ama onun ne düşündüğünü, ya da herhangi birinin ne düşündüğünü umursamıyordu. Bryan’ın gözünde ne olacağını da umursamıyordu. Anlamı yoktu çünkü, ne düşünürlerse düşünsünler. Alexis artık ölüydü.

Out.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Remember the corner of your smell.

Go on hater, hate this:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Bryan Rokesmith

avatar

Rp Yaşı : 37
Mesaj Sayısı : 35
Gerçek Adı : Didem

MesajKonu: Geri: Bryantoinette'in Serüvenleri   Paz Mayıs 26, 2013 10:20 pm




    Alexis,

    Gitmeni istemiyorum. Geldiğin günden beri istemiyorum. Statham’ın kapıyı açtığı ve oturma odasında birinin beni beklediğini söylediği günden beri, gitmeni istemiyorum. Karanlıkta oturuyordun. Statham, ışıkların kapalı kalmasını istediğini söylemişti. Doğruyu söyleyeceğim seni görene kadar aklıma diğer kaçakçıların evime çok özlü iksirle sızmış antikalarımı çalıyor olabilecekleri gelmişti. Karanlıkta işlerini halletmeleri daha kolay olurdu. Ama bir yandan da Statham’ın karanlık olayları hissedecek derecede güçlü bir cadı olduğunu biliyordum. Yani, seni gördüğümde antikalarla ilgilenmediğini anlamıştım. Karşında duran milyon dolarlık tabloya yan gözle dahi bakmaman bunu yeterince açık bir şekilde belli ediyordu. Antikalar için gelmediysen, ne için gelmiş olabileceğini kestirmek güçtü. Dükkanda çalışıyordun ve bir gece geldiğimde evimde, karanlıkta oturduğunu görüyordum. Doğrusu şüphe verici bir durumdu. Sen oturduğun yerden kalkana kadar bunları düşündüm. Gözlerindeki kızarıklığı ancak bana yaklaştığında fark ettim. Ağladığını ve belli etmemeye çalışsan da burnunun aktığını o zaman gördüm. Çok yaralıydın Alexis, bunu görmemek için kör olmak gerekirdi. Belki o zaman sana yapabileceğim en büyük iyilik seni kendimden uzak tutmak olurdu; ama ben bencil bir adamım, hayatım. Yalnızlıklarla, duygusuzlukla geçirdiğim ömrümde yakaladığım küçük kırıntılara iki elle tutunmayı bilen, çaresiz bir adamım. İnsanların üzgün olduğunda gittiği kişileri seçmelerinde bir neden vardır. O anda seni mutlu edecek birilerine gitmedin, çünkü öyle biri yoktu. Sebeplerini daha sonra öğrendim ve bu tezimi doğruladın. Bana gelmiştin, bundan sonra hep yapacağın gibi. Üzgün olduğunda sığınacağın ve zamanla mutluluklarını da paylaşacağın gibi… Yanıma geldiğinde gömleğime uzattığın ellerinin titremesi acemiliğini yansıtıyordu; fakat asla ilk seferin olabileceğini düşünmemiştim. Bunu bilsem belki bencilliklerimi bir kenara bırakır ve sana bir hayat kurma şansı verirdim. Kendini kirlenmiş hissetmezdin, bir daha asla görüşmezdik. O zaman seni hiç hatırlamazdım. Tanıştığım kadınların çoğunu hatırlamam. Ama belki de hatırlardım. O kadar ürkek dokunan başka bir kadınla tanıştığımı hatırlamıyorum. Yani, Grace’ten sonraki yaşamımda. Öncesinde tanıştığım kız arkadaşlarım elbette daha masumdu, tıpkı senin bana geldiğin gece olduğun gibi.

    Alexis ben birileriyle uyumaktan hoşlanmam, Amélie’yle edindiğim bir alışkanlık bu, genellikle birlikte uyumayız. Bu fazla yakınlık ve fazla duygusallık demek. Ama sen o gece uyurken ağlıyordun. Gecenin bir yarısı sigara için kalktığımda seni uykunda ağlarken gördüm. Buna benim sebep olduğum, ya da bana gelmeden önce yaşadıklarınla bir olup sebep olduğumuz açıktı.

    Uzatmayacağım, bundan pişman mıyım? Evet. Seni tanıdığım için değil ama bir şeyler yanlış geliyor. Ben o saatlerde yalnızca tarifini bildiğim duyguları yaşadım. O anda sen vardın ve ben vardım. Kalbin kırık olsa da, aklın başka yerde olsa da, aslında bir şekilde birlikteydik. Bir bağ kurdu bu ve ben o lanet olası bağın esaretini her lanet olası günde çekiyorum. Lazslo’yu öldürmeme, JFLS’yi öldürmeme sebep olan bu bağdı. Elimde olsa o bağı koparırdım, fakat mümkün değil. Başarmak için her yolu denedim fakat seni yıldırmak hiç kolay değil. Benden nefret etmedin. Sana bağırsam da, yanımda kaldın.

    İyi ki seni tanıdım hayatım, fakat bir gün gittiğinde bende bırakacağın tesir en az Grace kadar olacak.

    Ve bunu bilmek beni hiç rahatlatmıyor.

    Bynie

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

The corner of words we didn't finish.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Bryantoinette'in Serüvenleri   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Bryantoinette'in Serüvenleri

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Eğlence Ekspresi :: Mikrofon Sizde :: Karakter Günceleri-