AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 David Madison Palahniuk

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
David Vincent

avatar

Rp Yaşı : 13
Mesaj Sayısı : 195
Gerçek Adı : Ali
Yaş : 20

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: David Madison Palahniuk   Perş. Ocak 31, 2013 6:11 pm

Ad-Soyad: David Madison Palahniuk
Diğer karakterleriniz: Alison Argent.

Karakteriniz

1. Seçilmek istediğiniz bina(-lar): En az 2 bina belirtebilirsiniz. Gryffindor veya Hufflepuff
2. Sınıf: 5. veya 6.
3. Kan Durumu: Safkan.
4. Karakteriniz ve Geçmişi: Dengesiz, ne zaman ne yapacağı belirsiz, kibarcık. Kibardır fakat kibarlığı daha çok kaba bir söz söylemeden, gülümseye gülümseye, bir aristokrat gibi hayvanlığını yapmasından kaynaklanır. Aynı şekilde dengesizliği de ruh hastalığından kaynaklanmaz. Sadece hareketlerinin sınırı yoktur, ne yapacağı öyle pek seçilemez. Aptal cesareti yoktur. Boşu boşuna öne atılmaz ancak kimseden korktuğu da yoktur. O derece özgüvenli, kendinden emin bir delikanlı yani. İnsanlara kendini ispatlama çabası içinde değildir. Kolay kolay surat asmaz. Suratına hakaret etseniz umursamaz. Aşağılık kompleksleri hiç olmadığı için en büyük eksikliğini bile söyleseniz onu kızdıramazsınız. Rol yapmaktan hoşlanır. İnsanları sinirlendirmekten hoşlanır. İnsanları bir anda şaşkına çevirecek hareketleri çoktur. Çay, kahve içmekten hoşlanır. Öyle ki elinden fincan düşmez. Konudan alakasız konuşmaktan hoşlanır. Eşcinsel şakaları yapmaktan hoşlanır. Ördeklerden korkar. Uyumaktan hoşlanmaz. Sorumluluklardan korkar. Çocuklardan korkar. Her ne kadar gamsız görünse de gelecek en büyük zaafıdır. Oedipus kompleksi vardır.
Çift kişilikli sayılabilir. Tüm bu insanların arasında kaynaşılan, asla şüphe duyulmayan ailemizin kıymetli Nayt'ı aynı zaman hırslı, sinirini başkasının üzerinden kolayca çıkarabilen biridir de. Saçma sapan adalet kalıplarından hoşlanmaz, adaletin ancak kısasa kısas yerini bulacağını düşünür. Bu ayın karanlık kısmında, pişman olsa dahi çoğu zaman geri dönemeyeceği hatalar da yapmıştır. Ne var ki bunu kendi ailesine bile göstermez.


Örnek Roleplay

Seçtiğiniz durum: Çok eski ve sevdiğim bir rpmi atıyorum.
Rp: Parçaların beğenilmemesi önemli değildi. Aksine genç adamı heyecanladırmış, kanında tatlı kaynamalara yol açmıştı bu işin uzayacağını hissetmek. Ekselansları, diğer tüccarların bahsettiği kadar, çetin cevizdi. Belki de onu daha farklı parçaları da görmeye ikna edebilir, böylece bir kere daha görmek için bir bahane yaratabilirdi. Aksi halde basit bir tüccarın, büyük toprak sahibi bir asilzadenin kızı ile işi ne olabilirdi ki? Bu kadarını bile hissetmesi, onun güzelliğine giderek kapılması, küçük bir tatlı su balığının kocaman, geniş bir denize dalması ile birdi. Güvenli bir ortamdan kopup, tehlikelerle dolu uçsuz bucaksız sularda kocaman büyük bir balığa yenilmeye mahkumdu. Bu işin sonu bir bahane ile hüküm giyip aslanlara yem edilmeye kadar varabilirdi. Fakat onun kendisinden emin konuşmalarını, mücevherlerden bahsetmesini, taptaze bakış açısını, davranışlarındaki kibirden uzak, daha rahat olan asaletini görünce büyük balığa yem olmak, saçma bir korku gibi geliyordu. Bir genç kızın utanabileceği bir isme sahip olan genç leydinin, bunun utancını taşımak yerine, durumu kabullenmesini ve üstüne gururla taşımasına şahit olmak, yeterli bir kanıt değil miydi bunun için: Harika bir insandı Phrixus. Bunun üzerine, hayat kısa, diye düşündü. Hayat kısa ve o kolay kolay bulunmaz birisi. Bundan da kesinlikle de emindi. Onu en azından tanımak istiyordu. Onun tarafından sevilmek, onunla konuşmak, bu güzel hanımla vakit geçirmek birden hayatının birincil arzusu oluvermişti. Onun zavallı hamalla ilgilenmesinin üzerine gözlerini mücevherlere daldırdı dalgınca. Onlara bakmak bu paragöz adama eskisi kadar çekici gelmiyordu. Kaderine razı olduğunu hissetmeye başlamıştı. Yannis'in dehasının bile tanrılarınki ile yarışamayacağı mutlaktı. En güzel işlenmiş bir mücevher karşısında dururken, bunlara bakmak boşa harcanan zamandı. Lakin bu değeri kalmamış cam ve metal parçalarını, hâla satmak zorundaydı. Karışmış aklı ile onun tarif ettiği parçalar aradı zümrüt ve altının arasında. Bir kaç tanesini, hatta epeyini elemek zorunda kaldı. Ona eşdeğer güzellikte mücevher bulamıyordu. Beyninde çakan şimşekle masadaki çantayı kapattı ve kenara çekti. Ardından eğilerek yeni bir çanta aldı ki bu içlerinde en küçük olandı. Ender rastlanan bu parçalar çok az işlenmişti henüz. Yani tıpkı sunulacakları kişi gibi, soylu ama vahşiydi.

Tam o sırada asil leydinin kendi kendine söylenmesini işitti. Daha çok kendisine hitap ediyor gibiydi. Çantayı hemen açmaktan vazgeçti sözünü bölmemek için. Soru sorar gibi baktı leydiye. Hamalla olan kavgası ile ilgilenmemiş, farkına bile varmamıştı. Sorusu üzerine yüzüne bir gülümseme yerleştirdi mahcup bir şekilde. ''Ekselansları, önemsiz bir aileden, önemsiz bir tüccarım. O yüzden söylemeye gerek görmemişlerdir. Alçak gönüllülük yapmıyorum gerçekten öyle. Adım Eryx Argyros. Bazıları bizim köle olmayıp tüccar oluşumuza bile şaşırıyor.'' Bunu ondan çok kendine söylemiş, konumunu kendisine hatırlatmaya çalışmıştı aslında. Bunun üzerine söylenen sözleri dikkatle dinledi. Başını salladı onaylarcasına. Gerçekten, onun karşısında doğru düzgün konuşamıyordu. Lakin onunla aralarında olan mesafeler, bu bahsedilenden, çok daha farklıydı. Belki statüsünün üstünlüğünden dolayı kendisinin karşısında rahat olabilecekti Howard ama Eryx onun karşısında tutup da bir yere oturamazdı bile. Hal böyleyken nasıl olurdu da onun karşısında rahat ve daha az mesafesiz olabilirdi? Zaten önemli olan kendisinin değil müşterinin rahat olmasıydı. Kadın ne kadar çekici olsa da, onu ne kadar arzulasa da şu anda bir müşteri-tüccardan başka bir şey değillerdi. ''Benden çekinmenize gerek yok, leydim.'' diye başlarken söze, hitabını onu neredeyse sahiplenircesine bir vurguladı. ''Daha önce dediğim gibi şimdiye kadar gördüklerinizden bile basit bir tüccarım. Sadece bir pazarlamacıyım. Bu nedenle sizin gibi nazik ve kültürlü bir asilzadenin karşısında rahat olmak, benim için gerçekten çok zor.'' Bir ara mücevher sanatçılığı da yapmıştı aslında. Şimdiyse o kadarı bile kendisine çok uzaktı. ''İnanın bana şurada duran köleye davrandığınız gibi davransanız da karşı gelemem size. Hatta bütün bunlar olduğu halde bir daha buraya yollasalar gelmek zorundayım, seçeneğim yok başka.'' İşini kaybetmemek için daha fazla boyun eğmek zorunda kalmıştı yeni yükümlülüklerine. En azından hayatını sürdürebileceği kadar maaşı olacaktı böylece. Ucundan şöyle bir tutunabildiği şu işine, salt dostu Yannis'e günün birinde kendisini affettirmek için inatla tutunuyordu. Hem de onun dışında kimsenin kendisine bu işi bile vermeyeceğini iyi biliyordu. Keşke, o saçma tartışma ortaya çıkmasaydı. Ortaklar diye istedikleri şeyler de ortak olmak zorunda mıydı sanki? Şimdi o isteğinin yanına bile yaklaşamıyordu. Bir nevi, görmüştü Hanya'yı, Konya'yı.

''Konumuza dönersek, ekselansları, bu kutudakiler gerçekten eşsiz, aradığınız buysa, gümüşün saflığını, altının asaletini ve mağruriyetini bir arada taşıyor. Fakat ne gümüş ne de tam bir altın. Bambaşka bir şey. Bu bir beyaz altın. Ünlü madencilerden Yannis'in madeninde keşfedildi, bu ülkede, ilk defa. Ve salt mücevher dünyasında yarattığı devrime uysun diye yeni simgeler kullanıldı. Şiir gibi mi su gibi mi bilmiyorum. Ben şiir okumaya fazla fırsat bulamadım. Fakat şundan eminim ki kullanılan yumuşak hatlar, dişiliğe bu kadar yakışan bir şekilde şimdiye dek kullanılmamıştı.'' Sanki onu heyecanlandırmak ister gibi yavaş bir şekilde kutuyu açtı. Sonra onun yakınına yaklaştırdı her bir parçayı izleyip incelemesini sağlamak için. O mücevherlerin, özellikle beğeneceği parçanın yerinde olmak için neler vermezdi ki. Özellikle onun parmağının değdiği şu narin parçanın, gerçekten keyiften dört köşe olmuş halde heyecandan titrerdi. Böylelikle kendisini dikkatle incelerdi o harika mavi gözler, zarif boynuna dolardı kendisini. Şimdiden bile, ona bakarken içi titriyordu. Bu çeşitli süslerin ardında asilce duran güzellik, bir erkeği iliklerine kadar titretmeyi iyi beceriyordu. Sarı saçların her salınımda kımıldanışı, gözlerini açıp kapatırken uzun kirpiklerin ruhu okşaması, konuşurken dudaklarından bir bülbülün şarkısından da muhteşem dökülen sözcükler... Lir nasıl sanatçının elinde insan ruhuna dokunur oluyorsa, sözcükler de onun ağzından çıkarken insanın ruhunda isterse derin yaralar açabiliyor, isterse fezaya uçurabiliyordu bir tanrıçaya aitcesine.

Parçalardan birini seçti onun uzun süre ilgilendiğini gördüğü. Parmaklarına doladı onları ve kutudan çıkardı. Ardından tekrar onun arkasına geçti. O saçlara dokunmakta bir an tereddüt etse de yeniden çekti kenara onları. Alışamıyordu bir türlü ona dokunmaya. Lakin ona dokunmadan işini yapamazdı ya. Mecburen kendisine izin verdi zarif ensenin süt beyazına dokunmak için. Teninin bir meleğin dokunuşuna bedel, Afrodit'in şalı kadar yumuşak olduğunu düşünürken ve bunu söylemek için asla cesaretini toplayamazken parmaklarının arasından kayan beyaz altını, ne yaptığını düşünmeden, telaşla takip etti. Onu tutmak için ellerini onun omuzlarından kaydırırken sonucu düşünememişti yaptığı sakarlığın verdiği telaşla. Ne halt yediğini anladığındaysa iş işten çoktan geçmişti. Elleri kendisi kadar uslu durmak yerine, beyaz altının peşinden, onun dekoltesine dalmıştı. Ansızın, bedenini kaplayan heyecanla, ellerini yanmış gibi çekti ve kolyenin hala orada durmasına aldırış etmeyerek geriye sıçradı. Yüzü kıpkırmızıydı. Hemen dizlerinin üstünde çöktü bu tesadüfi terbiyesizliğinden utanç duyarak. Hemen o an, başını eğdi idam edilmeyi bekliyormuş gibi. ''Özür dilerim ekselansları. Kazara oldu. Size o şekilde dokunmak... İ... İstemezdim.'' dedi korkudan ve heyecandan titeyen bir sesle zar zor. Acaba bunun sonucu ne olacaktı? İşin ucunda hapis cezası bile vardı. Hatta canları isterse özgürlüğünden ve hayatından da olabilirdi. Onun dekoltesini tatmış olan eli sanki kırmak ister gibi hırsla, sımsıkı tutuyordu. Alnında birikmiş terler, ölüm korkusundan mıydı, yoksa hoşlandığı kızın karşısında rezil olmasından kaynaklı mıydı, bilmiyordu.
.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

David Madison Palahniuk

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Peron 9¾ :: Rütbe Başvurusu :: Seçmen Şapka-