AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 Kapışma

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Adrian Mikael Black
VI. Sınıf
VI. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 16
Mesaj Sayısı : 347
Gerçek Adı : Adrian
Yaş : 27

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Kapışma   Perş. Ara. 20, 2012 12:22 am


Adrian Mikael Black - Roxanne Delacroix

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Anın tadını çıkar. Çünkü bir kez yaşıyorsun..




Mavi Anka (Blue Phoenix):
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Adrian Mikael Black
VI. Sınıf
VI. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 16
Mesaj Sayısı : 347
Gerçek Adı : Adrian
Yaş : 27

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Kapışma   Perş. Ara. 20, 2012 10:59 am

Kocaman bir esneme ile yataktan doğruldum. Aslında on dakika önce uyanmıştım. Sadece yatakta üzerimde ki uyku ağırlığının gitmesini bekliyordum. Ayaklarımı yatağın kenarından aşağıya sarkıttım ve yavaşça ayağa kalktım. Yavaş yavaş kendimi esneterek uykunun üzerimde bıraktığı ağırlığın son kırıntılarından kurtulmaya çalıştım. Yatağın kenarına astığım kıyafetlerimi aldım ve giyinmeye başladım. Uyanan sadece bir kaç kişi vardı. Daha bir çok kişi uyuyordu. Son zamanlarda herkesten önce kalkmak gibi bir alışkanlık edinmiştim. Yatağımın hemen baş ucunda Neil uyuyordu.

Üstümü giyindikten sonra ders kitaplarımı aldım ve yavaşça yatakhaneden çıktım. Bütün Ravenclaw'lıların kullandığı ortak salon boştu. Şömine sönmek üzereydi. Oldukça sessiz bir andı. Aldırış etmeden kapıdan çıktım ve Kahvaltı için Büyük Salon'a doğru yürümeye başladım.

İçeri girdiğimde içeride tek tük insan vardı. Hiç bir profesör gelmemişti. Yavaşça kendi binamın masasına doğru yürüdüm. Masaya gelince yavaşça oturdum ve çantamı omzumdan çıkarıp yanıma koydum. Önüme bir iki tabak çektim ve yavaşça kemirmeye başladım. Son zamanlarda aşırı derecede zayıflamıştım. ASlında Clary'den ayrıldıktan sonra dengem aşırı derecede bozulmuştu. Yemek yemiyordum. Uyku uyuyamıyordum. Kimseyle konuşmuyordum. Hatta ben, Adrian Black. Okulun gözde öğrencileri arasında olan ben, son zamanlarda insanların dalga geçtiği küçümsediği bir zavallıya dönüşmüştüm. Ancak kimin ne dediğini umursamıyordum. Umursayamıyordum...

Gerçekçi olmak gerekirse son bir kaç gündür biraz değişim vardı. Ancak yinede eskiye nazaran yeterli değildi. O yüzden bir şeyler yapmalı hayata dönmeliydim. Ancak hepsi zamanla olacaktı. Zorla yediğim yemeğime eşlik etmesi için, önüme ders kitaplarımdan birini çektim ve yavaşça okumaya başladım.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Anın tadını çıkar. Çünkü bir kez yaşıyorsun..




Mavi Anka (Blue Phoenix):
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Roxanne Delacroix
VII. Sınıf
VII. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 16.5
Mesaj Sayısı : 1574
Gerçek Adı : Selin
Yaş : 23

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Kapışma   Perş. Ara. 20, 2012 1:44 pm

Buz gibi bir gün daha... Eğer yatakhanelerimiz zindanlarda olmasaydı pencerelerden buz tutmuş devasa gölü ve üzerine çiğ düşmüş çimleri göreceğimden emindim. Mideme kulak vererek, istemeyerekte olsa sıcacık yatağımdan çıktım. Giyinip üzerime kışlık pelerinimi geçirdim ve ejderha derisi eldivenlerimi kitaplarımla birlikte çantama attım. Her ne kadar Miranda'yı kaldırıp benimle kahvaltı etmesi için büyük salona sürüklemek istesem de, gelecek bir hafta boyunca şikayet edeceğini bildiğim için sessizce yatakhaneden çıktım. Salon yatakhaneye kıyasla daha sıcaktı, şömine ateşi gümbür gümbür yanıyordu ve benimle aynı dönemden iki sarışın kız deri koltuklara kıvrılmış, onlarca sayfalık iksir ödevlerini yapmakla uğraşıyorlardı. Profesör Rheanna'nın sevdiği öğrencilere ayrıcalık tanımasının verdiği güvenle kendi kendime sırıtarak buz gibi zindan koridorlarına çıktım.

Büyük Salonu ilk kez bu kadar boş görmüyordum ama genelde yanımda birileri olurdu; Antonio ya da Bastet. Profesörlerin bomboş masası boyunca yürüyüp bir kaç ufak Slytherin'in bulunduğu masaya geldiğimde kimsenin benimle konuşmaya çalışmaması için gözlerimi masadaki tabaklardan ayırmadım. Reçelli bir çöreği sıcacık earl grey çayı eşliğinde yemeye başladığımda, başımı masadan kaldırmama sebep olan biri içeri girdi. 1. sınıftan kızlar bile birbirini dürtükleyip adını tekrar ediyorlardı. Adrian Mikael Black. Onu uzun süredir görmemiştim ama hakkında her türlü dedikoyudu duymuştum. Haklılardı; çok zayıflamıştı ve bir hayalet kadar solgun görünüyordu. Bir parça kruvasanı fare gibi kemirmesini, sonra sıkılmış görünerek çantasından bir kitap çıkarmasını izlerken dudaklarımın köşeleri yukarıya doğru kıvrılmıştı.

"Hey, Black!" Olduğum yerden kalkarken elimi sallayışımı gören insanlar onunla arkadaş olduğumuzu bile düşünebilirlerdi. Yüzümde memnun bir gülücük, çantamı omzuma atarak Ravenclaw masasına ağır adımlarla ilerledim. Yakışıklı yüzündeki şaşkın bakışlarına kaşlarımı kaldırarak yanıt verdim. "Küçük bir kız gibi yemek yiyorsun. Neyin var böyle!" Omzuna bir şaplak atıp çantamı yanına bıraktım, öbür yanına da ben oturdum. Bu "yakın" tavırlarımdan rahatsız olduğunu tahmin ettiğim için aynen böyle davranıyordum. "Sence Bernstein seni görmeye katlanamadığı için mi senden ayrılır ayrılmaz ortadan kayboldu? Oysa ben senin çok tatlı olduğunu düşünüyorum." Yapmacık bir tavırla dudaklarımı büzüp ağzıma bir parça meyankökü şekerlemesi attım. Aslına bakılırsa işkence çektirmekten zevk aldığım Clary ortadan kaybolduğunda bir parça hüzünlenmiştim; o da Melanié'yle uğraşmaya başladığımda kaybolmuştu. Bazıları onu, baş seherbazın kızı olduğu için Steven Black'in kaçırdığını söylüyordu ve Adrian'la aralarındaki soyadı benzerliği bir hayli ilgimi çekiyordu. "Yoksa senden ayrıldığı için onu öldürüp şamarcı söğütün dibine mi gömdün?" Gevrek gevrek gülerken her bir mimiğini yakalamak için Adrian'ın yüzünü izliyordum.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
roxy as usual:
 
ben daha güzel mel taklidi yapıyorum:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://vioreluna.deviantart.com/
Adrian Mikael Black
VI. Sınıf
VI. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 16
Mesaj Sayısı : 347
Gerçek Adı : Adrian
Yaş : 27

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Kapışma   Paz Ara. 23, 2012 12:47 am

"Hey, Black!" Büyük Salon boş olduğu için, bana seslenildiğini net bir şekilde duymuştum. Başımı yavaşça çevirip kimin seslendiğine baktım. Karşımda ki manzara, ufak çaplı bir şok yaşamama sebep oldu. Slytherin Masasından Roxanne Delacroix, bana dostane bir şekilde gülümsüyor, el sallıyordu. Afallamış bir ifadeyle ona bakıyordum. Slytherin Binasının en güzel kızı!. Clary'nin baş düşmanı Rox!. Hırçın vede vahşi Sarışın. Her ne kadar yanına yaklaşmasam da Roxanne'nin çekici ve çok güzel bir kız olduğunun farkındaydım.

Tanrı'm!. Rox'u süzerek Clary'e ihan... Kime ihanet? Clary'e mi? Beni terk edip gidene mi? Aşağılayan ve yalan söyleyene mi? Hak etmeyen Clary için mi yas tutacaktım. HAYIR!. Başımı sağa sola sallayıp önüme döndüm. Dengesiz düşünceler, mantıksız fikirler ve alakasız canlandırmalar kafamda birbiri ardına dolaşıyordu. Bunlardan kurtulmak için oldukça fazla mücadele ediyordum. Ancak başarılı olduğum pek söylenemezdi.

Bu arada Roxanne, çantasını omzuna aldı ve benim yanıma doğru seyirtti.
"Küçük bir kız gibi yemek yiyorsun. Neyin var böyle!" diye sordu ve sırtıma bir şaplak attı. Aslında o kadar güçlü bir darbe değildi. Ancak beni neredeyse masaya yapıştırıyordu. Anlaşılan ben çok güçsüz düşmüştüm. Yada Rox aşırı derecede güçlenmişti. Ben ilk seçeneğe inanmayı tercih ettim.
"Sence Bernstein seni görmeye katlanamadığı için mi senden ayrılır ayrılmaz ortadan kayboldu? Oysa ben senin çok tatlı olduğunu düşünüyorum." Hala Roxanne'ye şaşkın şakın bakıyordum. " Bir iltifat? Hayır hiç sanmıyorum. Kesinlikle bunun altından başka bir şey çıkacaktı. Ona bakmaya devam ederken onun gerçekten de hırçın bir güzel olduğunu fark ettim. Anka Kuşum üzerine bahse girerim kavga çıkacaktı.
"Yoksa senden ayrıldığı için onu öldürüp şamarcı söğütün dibine mi gömdün?" Ooo. İşte başlıyoruz.

"Şey, eğer istersen sanada orada bir yer bulabilirim güzelim." dedim imalı imalı. Alaylı bir ifade ile ona baktım ve önüme döndüm. Acı vermek için yaramı dürtüklüyordu. Clary!.. Her zaman sorun çıkaran biri olmuştu. Her daim kavga çıkarıyordu. Ve ben onu haddinden fazla sevmiştim. Kendi hayatımı onun mutluluğu üzerine kurmuştum. Peki ya o ne yaptı? Hepsini yıktı.. Beni aşağıladı. Yalan söyledi. İftira attı ve tüm hayatımı alt üst etti. Aradan bunca zaman geldi ve geçti. Hala unutamamış bir halde onu özlüyordum. Geri gelmesini içten içte umarak yaşamaya devam ediyordum. Clary.Clarissa'm.Ondan neden kopamıyordum ki? Neden vaz geçemiyordum? Sadece kendimi biraz toplasam eski halime çok çabuk dönerdim ama yapamıyordum. Gözlerimin dolduğunu hissettim. Başımı sağa sola salladım aklımı düşüncelerden arındırmak için. Soluk alışlarım düzensizleşti birden. Derin bir soluk alıp sakinleşmeye çalıştım.Yanımda Roxanne'nin pis pis güldüğünü duydum. Eminim ki, Roxanne ne düşündüğümğ çok iyi biliyordu....
"Ne istiyorsun Roxanne?" diye sordum. Acaba hiç konuşmasam daha mı iyi olurdu?

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Anın tadını çıkar. Çünkü bir kez yaşıyorsun..




Mavi Anka (Blue Phoenix):
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Roxanne Delacroix
VII. Sınıf
VII. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 16.5
Mesaj Sayısı : 1574
Gerçek Adı : Selin
Yaş : 23

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Kapışma   Paz Ara. 23, 2012 1:38 am

"Şey, eğer istersen sana da orada bir yer bulabilirim güzelim." Verdiği yanıt beni şaşırmıştı. Gözlerinin dolmasını ve başını önüne çevirip beni duymamış gibi yapmasını bekliyordum. Gerçi Bernstein'in sevgilisi olmuş birinden ne bekliyordum ki? Aynı onun gibi "dişe diş, kana kan" mottosunu belirlemiş olmalıydı. Ne yazık ki bu sözü canımı acıtmadı, yalnızca biraz daha gülmeme sebep oldu. Bu sırada, Adrian'ın saniyeler içinde değişen ifadelerini izliyordum. Anıların beynine hücum etmesini sağlamış olmalıydım, beklediğimden daha iyiydi. Kaşları çatılır gibi olacakken birden bakışları yumuşuyor, sonra dudaklarını birbirine bastırıyordu. Nefes alış verişinin hızlandığını ise adeta sarsılan vücudundan anlayabiliyordum. Büyük Salonda bir çok bakışın üzerimizde olduğunun farkındaydım; saklamaya çalışsalarda. Ezeli düşmanının eski sevgilisiyle konuşan Slytherin'li kız bir süre dedikodu malzemesi olabilirdi ama umurumda değildi.

"Ne istiyorsun Roxanne?" Sonunda bana çevirdiği bakışlarındaki bıkkınlık beni şaşırttı. Aslında başından gitmemi istediğini biliyordum. Burada yalnız kalıp kitabını okuyacak, belki kruvasanından bir ısırık daha alacaktı. Sonra kalkıp ortak salonlarına ya da bir dersliğe gidecekti. Tüm bunları yaparken ise aklında Clary'le ilgili binlerce soru belirecekti. Kalbi aynı anda özlem ve öfkeyle çarpacaktı. Yani, yapacak daha iyi bir işi yoktu. "Beni de öldürmen için sana bir sebep gerekiyor ve sana Bayan Kaprisin yaşattıklarını yaşatmadığımı biliyorsun." Her hoş erkekle konuşurken kullandığım flörtöz tavrımı saklayamasam da bazen bu midemi bulandırıyordu; onu zihnimde Bernstein ile oldukça yakın bir durumda kolayca canlandırabiliyordum çünkü. İçinde Bernstein'in olduğu her şey midemi bulandırıyordu. "Tam bir gölgeye dönüşmüşsün. Bu aptalların sana hala hayran olmalarına anlam veremiyorum. Ne yazık ki güzel yüzün gitgide bir kıza dönüştüğün gerçeğini saklamaya yetmiyor. Terkedilen bir kız." Bu cümleleri gereğinden fazla yüksek bir tonda söylemiştim. Başımı geriye atıp gürültülü bir kahkaha patlatmaktan alıkoyamadım kendimi. Adrian'ın iğneleyici cümlelerden başka karşılık veremeyeceğinden emindim, buna gücü varmış gibi görünmüyordu. Hem gerçek bir kız olmanın faydası tüm dedikoduları bilmektir; Adrian'ın canımı acıtmak için kullanabileceği 'aşk' geçmişimden haberi bile olmadığı da kesindi. "Kalk ve başka bir kaprisli kedicik bul. Sana acı çektirmekten zevk alacak, bir gün terkedip gittiğinde senin ne halde olduğunu umursamayacak bir kız daha. Senden istediğim bu. Böylece yeni ezeli düşmanımı seçebilirim." Yüzümde şeytani bir gülümseme oluşurken çantamı tekrar omzuma attım çünkü buradaki işimin bittiğini düşünüyordum.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
roxy as usual:
 
ben daha güzel mel taklidi yapıyorum:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://vioreluna.deviantart.com/
Adrian Mikael Black
VI. Sınıf
VI. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 16
Mesaj Sayısı : 347
Gerçek Adı : Adrian
Yaş : 27

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Kapışma   Paz Ara. 23, 2012 2:22 am

Sorumu duymazdan gelip:
"Beni de öldürmen için sana bir sebep gerekiyor ve sana Bayan Kaprisin yaşattıklarını yaşatmadığımı biliyorsun." Haklıydı.
"Tam bir gölgeye dönüşmüşsün. Bu aptalların sana hala hayran olmalarına anlam veremiyorum. Ne yazık ki güzel yüzün gitgide bir kıza dönüştüğün gerçeğini saklamaya yetmiyor. Terkedilen bir kız."

Sözleri canımı sıkmıştı. Ancak belli etmemeyi başarabildiğimi hiç sanmıyorum.
"Kalk ve başka bir kaprisli kedicik bul. Sana acı çektirmekten zevk alacak, bir gün terkedip gittiğinde senin ne halde olduğunu umursamayacak bir kız daha. Senden istediğim bu. Böylece yeni ezeli düşmanımı seçebilirim." Son dedikleri sinirimi bozmuştu. Hatta o an aklıma Clary'i kertenkeleye çevirmesi aklıma geldi. Daha kendimi durduramadan tepki verdim elimi masaya sertçe vurdum.
"Peki ya siz Mrs. Delacroix. Siz? Sevgi denilen şey nedir bilir misiniz? Ya Antonio. Seni terk edip gitttiğinde hiç umurunda olmadı değil mi? Yada ondan sonrakiler? Öncekiler? Herhangi biri? Önemi yok hiç birinin senin için. Sen sadece kendini seversin?" Aslında biraz önce Rox'un 'Kız gibisin kelimeleri şimdi daha doğru geliyordu. Tanrı'm. Yardım et!.. Ayağa kalktım ve ukala bir tavırla Rox'a baktım.
"Dur tahmin edeyim. Clary'den esas nefret etme sebebin bendim değil mi? Kıskandın onu. O yüzden o kadar nefret ediyordun ondan. Beni beğeniyorsun. Bu kadar 'iltifatın' ve iğneleyici sözün başka bir açıklaması olamaz." dedim ukala ukala gülümseyerek. İltifat kelimesini özellikle vurgulamıştım.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Anın tadını çıkar. Çünkü bir kez yaşıyorsun..




Mavi Anka (Blue Phoenix):
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Roxanne Delacroix
VII. Sınıf
VII. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 16.5
Mesaj Sayısı : 1574
Gerçek Adı : Selin
Yaş : 23

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Kapışma   Paz Ara. 23, 2012 2:45 am

Arkamı dönmek üzereyken masada kopan gürültü gözlerimin kocaman açılmasına sebep oldu ama yüz ifademi hemen toparladım. Adrian'ın vurduğu alanın çevresindeki tabaklar resmen yer değiştirmişti. Bu kadar sıskayken bu kadar güçlü olabileceğini kim tahmin edebilirdi ki? "Peki ya siz Mrs. Delacroix. Siz? Sevgi denilen şey nedir bilir misiniz? Ya Antonio. Seni terk edip gitttiğinde hiç umurunda olmadı değil mi? Yada ondan sonrakiler? Öncekiler? Herhangi biri? Önemi yok hiç birinin senin için. Sen sadece kendini seversin?" Kaşlarımı çattım. Bunlar az duyduğum cümlelerden değildi. Canını yaktığım çoğu insan söylemişti tüm bunları. Üzerimdeki etkileri de bu yüzden azalmıştı işte. Yavaşça aralanan dudaklarım, masama doğru dönen vücudum ise o ayağa kalktığında donup kaldı. "Dur tahmin edeyim. Clary'den esas nefret etme sebebin bendim değil mi? Kıskandın onu. O yüzden o kadar nefret ediyordun ondan. Beni beğeniyorsun. Bu kadar 'iltifatın' ve iğneleyici sözün başka bir açıklaması olamaz." Bu kez yüz ifademi toparlayamadım. Hislerimi saklayamadım. Kalbim delirmişçesine atıyordu ve bunun tek bir sebebi vardı; haksız sayılmazdı. Omzumdaki çantayı yere bıraktım ve tüm salonun bize dönmesine sebep olan tokat Adrian'ın sağ yanağında patladı. Herkes donmuştu, biz de öyle. Adrian'ın ne yapacağını şaşırdığını görebiliyordum. Ben de ellerim iki yanımda, derin nefesler alarak gözlerine bakıyordum. Aklımdan binlerce şey geçiyordu. Antonio ile kıskanma meselesini yaşamış ve ağır bedeller ödemiştim. Adrian için büyük bir aşk beslediğim söylenemezdi. Sadece çekici bir yönü vardı... Clary ile beraber olana kadar. "Sen - ne - cürretle!" diye ciyakladım kesik kesik. Ne olduğunu ben bile anlamadan elim cebime daldı ve asamı çektim. Ucunu doğruca Adrian'a yönelttim ve şaşkın iç çekişler arasında haykırdım. "Expelliarmus!"

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
roxy as usual:
 
ben daha güzel mel taklidi yapıyorum:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://vioreluna.deviantart.com/
Adrian Mikael Black
VI. Sınıf
VI. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 16
Mesaj Sayısı : 347
Gerçek Adı : Adrian
Yaş : 27

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Kapışma   Paz Ara. 23, 2012 4:02 pm

Anlaşılmaz bir şekilde bir kaç kelime ciyakladı ve inanılmaz hızda ki tokadı yüzümde patladı. Afallamış bir halde Rox'a bakıyordum. Oda gözlerini dikmiş bana bakıyordu. Bu tepkinin yalnızca bir açıklaması olabilirdi. Tatmin olmuş bir şekilde gülümseyecekken Rox'un "Expelliarmus!" diye bağırdığını duydum. Büyü göğsüme vurup beni geri doğru savurduğunda, elini asasına attığını görmemiştim bile.. Hava da iki metre kadar uçtuktan sonra Ravenclaw masasının üstüne düşüp ucuna kadar sürüklendim. Elimde birşey olmadığı için uçmadı da. Ancak, çarpmanın etkisi beni oldukça sarstı. Eğer insanların bakışlarında öldürücü bir güç olabilseydi, şu anda Rox'un karşısında eriyip giderdim ve geri bir parça bile kalmazdı benden.

Zorlukla doğrularak, elimi cübbemin içine daldırdım ve;
"Haklıydım. Bunu sende biliyorsun." dedim Rox'a. Daha da delirdi. Kendi asamı çekemeden ikinci bir büyü doğrudan bana geldi. Yere doğru atlayarak son anda kaçtım. Cübbemin geride kalan kısmının yırtıldığını net bir şekilde duydum. Yere doğru düşerken asamı sallayıp;"Expelliarmus!" diye bağırdım. O an aklıma gelen tek büyü buydu. Onuda Rox'dan duymuştum. Büyü dosdoğru Rox'a gitti. Ne olduğuna bakmak için hemen başımı çevirdim. Kıvılcımların Rox'a çarptığını gözlerimle gördüm. Bir an için, yarı yarıya ayağa kalkmış halde kaldım. Büyü onu vurmuştu. Bırak geri doğru savrulmayı, asası bile elindeydi. O an Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü Martin Francisca'nın söylediği bir şey geldi aklıma.
"Büyüyü yapan cadı veya büyücü, kişilik yönünden ne kadar güçlü olursa, yaptığı büyüde o kadar etkili olur....." ve bunun gibi daha onlarcası, zihnimde tek bir an çalkalandı. Roxanne gülerek bana doğru yaklaştı. Kahkahası kulaklarımda çınlıyordu. Bütün salon bize dönmüştü. Bunun yanı sıra Rox beni aşağılıyor, gülüyordu. Aynı küçücük bir kız çocuğu gibi büyü yaptığımdan bahsediyordu. Onunla denk olamadığımı söyleyip hakaret ediyordu. Bir kaç saniye boyunca sanki bütün dünya beni boğuyormuş gibi geldi. Yıkılmışlığın ve hayal kırıklığının tavan yaptığı bir noktada. İnsanların fısıldaştığı duyabiliyordum. Gözümle profesör masasına baktım. Lanet ki hala daha hiç biri gelmemişti. Roxanne alaylı bir şekilde gülüp aşağılayıcı konuşmalarına devam ederken ben kendi içimde kayboluyordum.

Bir an tek bir an duygu karşaması yaşadım. Bunu açıklamak mümkün değildi. Umut umutsuzlukla, tarihe gömülmüş egom, şu anki halimle ve geçmişim, şu anım ve geleceğimle çarpışıyordu. Bir an.. Hala ayağa kalkmamış iki büklüm duruyordum. Clary. Şu ana kadar ona karşı duyduğum tüm hisler birbirine girdi. Onun yüzünden bu haldeydim. O olmasaydı.. Ben sadece. Onu sadece.. İçimde dalga dalga nefret kabardı ve gözlerimi Roxanne'ye diktim. Aslında içimde bulunduğum durumun onunla alakası yoktu. Sadece söylediği sözler içinde bulunduğum durumdan çıkmam için bir, bir şeyleri tetiklemişti. Şimdi ise kendimi kontrol edemiyordum. Ayağa kalktım ve haykırarak saldırdım. Rox hiddetim karşısında hiç bir şey olmamış gibi kenara çekildi. Onu es geçen büyü arkada profesör masasına çarptı ve bütün masayı dağıttı. Tekrar tekrar saldırdım. Her seferinde kolaylıkla kaçıyor beni atlatıyordu. Ne için saldırdığımı bilmeden ard ardına saldırıyordum. Rox herbirini ya geçiştiriyor, yada önünden çekiliyordu. Nefes nefese kaldığımda, Bu sefer sıra Roxanne'deydi. Yapabildiğim tek şey ''Protego'' demek oldu. Rox'un büyüsü kalkan büyüme çarptı. Kalkan büyüm parçalandı ve ben bir kez daha geriye doğru savruldum. Kaybediyordum. İlk defa.. Yere düştüğümde asam neredeyse gözüme giriyordu.

Rox'un kahkahası bir kez daha tüm salonu dolduruyordu. Kan beynime sıçradı. Ben kaybetmeyi sevmezdim. Yerimden fırtına gibi kalktım. İleri doğru iki adım attım ve "PROTEGRESUS "diye haykırdım. Rox bir kez daha kenara kaçtı. Ancak bu sefer, yaptığım büyünün gücü yüzünden milimle kurtulabildi. Gönderdiğim güç dalgaları yanından geçerken, saçlarını rüzgara tutulmuşçasına savurdu. Büyü Rox'u es geçince arkasında Hufflepuff masasına çarptı ve yaklaşık iki metrelik bir kısmını parçalayıp havaya fırlattı. Hemen arkasında Gryfindor Masası da nasibini almıştı. Havada dönen masa profesör masasının hemen yanına düştü. Büyük salon tıklım tıklım doluyordu.

Eğiliyor zıplıyor dönüyor kaçıyor ve saldırıyordum. Birbirimize uyumlu bir şekilde dans ediyorduk. Her büyü ya santimle kaçıyor yada son anda engelleniyordu. Bizi ıskalayan her büyü bizi izleyen ahmaklar serisine yada etraftaki panolara camları vurup etrafı kırıp döküyordu. Ancak şunu görebiliyordum. Roxanne daha üstündü. Nefes nefese kaldığım da, gücümün son raddesine geldiğimi fark ettim. Son bir umutla Asamı dümdüz ileri uzatıp haykırdım. "Protegresus". Asamın ucundan çıkan güç dalgaları beni geri doğru sendeletti. Aynı anda Rox'un asasının ucundan ince bir ip gibi, yaklaşık otuz santim uzunluğunda kırmızı kıvılcımlar fışkırdı. İki büyü birbirine çarparken bir an için zaman dondu sanki. Kırmızı kıvılcımlar gönderdiğim güç dalgalarını tam ortasından yakaladı. Hafif yankılı bir ses çıktı. Sanki hava katlanıyormuş gibiydi. Büyüler kendi içinde katlanıp küçülmüştü. Üstelik sanki yanlarında bulunan görüntüyü de içine çekiyormuş gibi göründü.. Önce, gök gürler gibi hafif bir ses. Sonra bir puf sesi ve hafif bir sarı bulut.. Sarı bulut? Ardından kulakları sağır eden bir patlama. Patlamanın etkisiyle geri ye doğru üçüncü kez savruldum. Patlayan güç dalgaları bana çarptığında metrelerce havada uçtum ve sırtım binanın taş duvarına çarptığında gözlerimde kıvılcımlar çaktı. Yere yüz üstü kapaklandım. Başımı kaldırıp baktığımda Rox'un epey ötede, yerde olduğunu gördüm. Başımda ve yüzümde ıslaklık hissediyordum. Elimle ıslaklığı kontrol ettiğimde bunun kan olduğunu fark ettim. Sanırım ayağa kalkacak gücü kendimde bulamayacaktım. Profesörlşer içeri girmiş bir büyük salona bir bize birde diğer öğrencilere bakıyorlardı. Ben diyecek bir şey bulamıyordum.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Anın tadını çıkar. Çünkü bir kez yaşıyorsun..




Mavi Anka (Blue Phoenix):
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Roxanne Delacroix
VII. Sınıf
VII. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 16.5
Mesaj Sayısı : 1574
Gerçek Adı : Selin
Yaş : 23

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Kapışma   Ptsi Ara. 24, 2012 11:41 pm

Adrian gözlerimin önünde adeta havada süzülüyordu. Gerçi bir Quidditch oyuncusu gibi çevik ya da bir dansçı gibi zarif değil; tam anlamıyla komikti. Saniyeler içinde az önce kitabına gömüldüğü masaya şiddetli bir "küt" sesiyle çarptı ve diğer uca kadar durmadan sürüklendi. Beraberinde yiyecek ve içeceklerle dolu tabak-çanakları yere düşürüyordu. Bazı kızlar yavru kedi sesine benzer iniltilerde Adrian'ı süzerken bazı erkekler de bıyık altından gülüyordu. Fakat kimse aramıza girmeye cesaret edememişti henüz. Adrian sonunda doğrulmayı başarabildiğinde kıyafeti berbat görünüyordu, yüz ifadesi de öyle. Tam gözlerimdeki öldürücü bakış alaya dönüşürken Adrian'ın dudakları aralandı. "Haklıydım. Bunu sende biliyorsun." Dişlerim öyle bir gıcırdadıki, katlarca yukarıdaki hayaletler dahi sesini duymuş olabilirlerdi. Onu gebertmek istiyordum. İlk anda aklımda beliren ceza ihtimali umurumda bile değildi. Neyseki Delacroix ailesinde büyüdüyseniz, karşınızdakinin sinirlerini bozacak en iyi büyüleri bilirdiniz. Asamı ona doğru salladım, ucundan yeşilimsi, mide bulantısını andıran renkte bir ışık patlaması fırladı doğruca Adrian'ın cübbesinin arkasında dalgalanan kısmı yırtılıp süzülerek yere düştü. Adrian ise tam ters yönde, boylu boyunca soğuk taşlara yapışmak üzereydi. Son anda asasını salladığını ise hayal meyal gördüm.

"Expelliarmus!" Hazırlıksız yakalandığım için büyü doğrudan göğsüme isabet etti. Geriye savrulmayı, başımda kör edici bir sızı hissetmeyi bekledim ama tek yaptığım bir adım gerilemekti. İşte o an yüzümde kocaman bir gülümseme belirdi. Herkes arasında fısıldaşırken ben ağır, kendine güvenen adımlarla Adrian'a doğru yürüyordum. Gözleri donuktu, benimkiler ise parıldıyordu. Kendime hakim olamayıp bir kahkaha koyverdim. "Tam da tahmin ettiğim gibi Black! Bu konuda da gerçek bir kız gibisin. Hatta gerçek bir kızdan daha aşağılık... Benimle boy ölçüşemeyeceğini anlamadın mı hala?" Gözüm dönmüş bir şekilde gülmeye devam ediyordum. "Birimiz diğerine hayranlık duyacaksa, sen bana duymalısın. İstersen bir ara sana 'wingardium leviosa'yı öğretebilirim, ha?" Başımı geriye attığım sırada etrafımızda toplanan insanların değişen yüz ifadesi sayesinde kendime geldim ve Adrian'ın bir haykırış eşliğinde yolladığı büyüden tek adımda kaçtım. Arkamda kalan profesör masası ikiye ayrılırken kendimi hiç olmadığım kadar güçlü hissediyordum. O büyü bana denk gelseydi Adrian hayatının geri kalanını Azkaban'da geçirmek zorunda da kalabilirdi gerçi. Bu çok hoşuma giderdi. Adrian açıkça öfkeyle ve görmeyen gözlerle bana saldırıyordu; plan bile yapmadığı anlaşılıyordu. Aklına gelen her acı verici büyünün sözcüklerini bağırıp asasını bana doğrultuyordu. Tek yaptığımsa Quidditch'in bana kazandırdığı çevik bedenimi kullanarak bir kaç adım ve sekmeyle onun büyülerinden kaçmaktı. Asamı kaldırmam dahi gerekmedi.

Yüzü kızarır, nefes alıverişi olduğum yerden bile duyulur hale gelirken Adrian durdu. Bu fırsatı tabi ki kaçırmazdım. Asamı özellikle keskin bir acı hissetmesi için karnına doğrulttum ve ilk büyümü tekrarladım "Expelliarmus!" Aynı anda kalkan büyüsü yaptı ama büyüm kalkanını geçip karnına çarptı. Bir kez daha, ilki kadar olmasada, kuvvetle geriye savruldu. Kahkaham tüm salonda yankılanırken fısıltılar, iç çekişler ve hararetli mırıltılar arttı. Ne zamandır Büyük Salon'da güzel bir şov sunmamıştım... Clary'i kertenkeleye çevirdiğimden beri herhalde. "PROTEGRESUS" İtiraf etmeliyim, zaferin zevki içimi kavururken ayağa kalktığını bile görmemiştim. Son anda sağa kaçtım ama büyü yanımdan geçerken saçlarım yüzümün etrafında binlerce yılan varmışçasına dalgalandı; asayı tutmayan elimle eteğimi tutmak zorunda kalmıştım. Hufflepuff masasının devasa bir parçası salonun sahte gökyüzüne havalanırken, masanın arkasına sığınmış bir kaç birinci sınıf bağrışarak kaçtı. Gryffindor'lular ise kendilerince cesaretlerini göstererek ağır ağır havaya uçan masalarından uzaklaştı. Büyük Salon kapısından içeriye akın akın insan girdiğini görebiliyordum. Hepside şova tanık olan kişileri dürtükleyip sorular soruyor, şaşkınlık nidalarıyla havayı çınlatıyorlardı.

Tüm bu manzarası saliseler içinde görmüştüm. Adrian'la kendimizi öylesine kaptırmıştık ki kimsenin çığlığı, korkusu, şikayetleri umurumuzda değildi. Hatta bazı büyüler bizi izleyenlere denk geliyor, kalabalık gitgide geriye açılıyordu. Gözlerimse Adrian'ın üzerinden ayrılmıyordu. Her mimimiği, her hareketi; her şeyini anında farkedip ne yapacağını tahmin etmeli ve karşılık vermeliydim. Bir kez daha yoruluyordu... Zayıf düştüğünü buradan da kolayca anlayabilirdi herkes. Benim formum ise bozulmamıştı. Aynı çeviklikle kaçıyor ve büyüler yolluyordum. Pes edecek gibi göründüğü sırada asasını tekrar salladı. "Protegresus" Aynı anda ben de haykırdım. "Expulso!" Asalarımızın ucundan fırlayan ışık huzmeleri kimseye isabet etmedi. Bir çok kez duyduğum, okuduğum ama hiç tanık olmadığım bir şekilde birleştiler. Kolumu zorlayan bir güç hissederken büyük salonun görüntüsü kırmızıya döndü ve kulakları sağır eden bir gürültü duydum...

Kendimden geçmiştim. Gözlerimi araladığımda aradan fazla vakit geçmediğini anlayabiliyordum ama düzgün düşünemiyordum. Kafamın arkasında ve dudağımda sıcak bir ıslaklık hissediyordum. Aptal Black... Yüz üstü yerde uzanmıştı, görüntüsü bulanıktı ama başı bana doğru kalkmıştı. Bağırmak, lanetler okumak istedim ama parmağımı kıpırdatacak gücüm bile yoktu sanki... Elimi zonklayan dudağıma götürüp geri çektiğimde parmaklarımın kana bulandığını gördüm. Bu şekilde düşmüşken dudağımın nasıl patladığını merak ediyordum doğrusu... Bulanık görüşüm gitgide açılırken, en çok gürültünün geldiği yöne başımı zorla çevirdim. Eğer yanılmıyorsam, bu siluetler profesörlere aitti. Kendimi savunup bu işten sıyırmaya çalışmayacaktım bu kez, çünkü her şey ortadaydı. En iyi seçim intikamdı. "İşin bitti Black." diye mırıldandım sadece kendi duyabileceğim bir sesle.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
roxy as usual:
 
ben daha güzel mel taklidi yapıyorum:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://vioreluna.deviantart.com/
Adrian Mikael Black
VI. Sınıf
VI. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 16
Mesaj Sayısı : 347
Gerçek Adı : Adrian
Yaş : 27

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Kapışma   Çarş. Ara. 26, 2012 12:39 am

Yerde ellerimin üstünde doğrulmaya çalışıyordum. Ancak başarılı olduğum söylenemezdi. Bir profesör yanıma geldi ve elini uzatıp çenemi tuttu.
"İyi misin?" soruya iniltiyle karşılık verdim. Çünkü çenemi tutması daha fazla ağrıya sebep olmuştu. Beni bıraktığında yeri öpmeme bir santim kalmıştı. Tekrar başımı yukarı doğrulttuğum da sırtıma bıçak saplanmış gibi hissettim. Acıyla inil dedim. Kollarıma birilerinin girdiğini hayal meyal farkına vardım. Sonrasında ayaklarımın yere bastığını fark ettim. Profesörlerden bir kaçı dik dik bana bakıyordu. Bakışlarımı kaçırdım.. Bu sırada büyüyle sedye yaratılmış, beni yavaşça yatırıyorlardı. Gözüm Rox'a takıldı. O da benim gibi sedyeye yatırılmıştı. Sonrasında Büyük Salon'a göz gezdirdiğim de ortalığın birbirine girmiş olduğunu gördüm. Bazı öğrenciler düellomuzda yaralanmıştı. Bunun nasıl olduğunu merak ettim. Aptallar.. Sedye hareket ederken etrafa bakmayı sürdürdüm. Görüntü tam bir kaostu.

İki binanın ve profesörlerin masaları parçalanmıştı. Onlarca tablo zarar görmüştü. Daha fazlasının yerinde yeller esiyordu. Bütün camlar patlamıştı. Her tarafta kahvaltılıklar vardı. Hatta bazı duvarlara bile fırlamıştı. Öğrenciler yaralanmıştı. Her taraf birbirine girmişti. Ben ve Rox yaralıydık. Gerçi benim durumum daha berbattı.

Sedye büyü sayesinde sürüklenirken, bir an için Rox ile yan yana geldik. Başımı hafifçe çevirip Rox'a baktım. Oda bana baktı. Bakışlarından her şey belli oluyordu. Bunun için intikam almaya çalışacaktı. Onla göz göze iken, hafifçe gülümseyip;
"Tebrik ederim Rox. Takdir edilesi bir performanstı." dedim. Rox kızgınlıkla bana bakıyordu. Ancak daha bir şey söylemeye fırsat bulamadan sedyelerin hizaları değişti. Ben de kendimi karanlığa bıraktım.

--İKİ SAAT SONRA---

Gözlerimi açtığımda ışık gözümü aldı. Durdum ve ışığa alışmayı bekledim. Sanki yeni uyumuş gibiydim. Etrafı seçebilecek kadar görmeye başladığım ilk fark ettiğim şey, Okul müdürünün ben ve Rox'un yatakları arasında ki boşlukta duruyor olduğuydu. Müdür Dikkatle bir bana bir Rox'a bakıyordu. Rox'da uyanmış beni görmezlikten gelerek Müdüre bakıyordu. Müdür sessizliğini korudukça ben rahatsız oluyordum. Okuldan atılabilirdim. Sessizlik uzadıkça, elle tutulur bir hale gelmeye başladı. Daha fazlasına dayanamaz olduğumda;
"Profesör. Şey. ee.." Konuşma çabalarımı hiçe sayan profesör söze girdi.
"Siz iki altıncı sınıf öğrencisi, okulumuzu tarumar ettiniz. Bu güne kadar böyle bir şeyi ne gördüm, ne duydum. Ama siz bir ilki yaşattınız bana..." durdu ve sessizliğin bizi ezmesine izin verdi.
"Az çok kavganın hangi nedenlerle çıktığını tahmin edebiliyorum. Sizler şu popülaritesi yüksek olan kişilersiniz. Ancak ne olursa olsun böyle bir şey yapamazsınız. Sen Mr. Black. Kullandığın “Protegresus” büyüsünün Bakanlık tarafınca yasaklandığını biliyor musun? Okuldan atılmak ve uzun yıllar Azkaban'da kendine yer ayırtmak mı istiyorsun?" delici gözlerini üzerime dikmişti ve ben ne bir şey söyleyebiliyordum. Nede kıpırdayabiliyordum. Yüreğim ağzımda olduğum yerde kaldım. Daha sonra gözlerini Rox'a çevirdi.
"Peki, siz Mrs. Delacroix? Kullandıklarınızın bazılarının cezasının okuldan atılmak olduğunu biliyor musunuz? Bu büyüler bakanlık tarafından özellikle yasak listesine alınmıştır. 1982 Yılında yaptığınız büyüyü kullanan başka bir cadı, birçok kişinin hayatının sonuna kadar zihinsel olarak sakat kalmasına sebep olmuştur. Bunu biliyor muydunuz?" dedi. Hala daha bizlere cezamızın ne olduğunu söylememişti. Aslında hiç bir ceza vermese bile, bu korku bir ömür yeterdi. Müdür tekrar konuştuğunda boğazımın düğümlendiğini hissettim.

"Ancak, bu seferlik sizleri affediyorum. Ama en ufak hatanızda gözünüzün yaşına bakmam. Ayrıca cezalısınız. Bir aylık Hogsmade gezileri iptal. İyileştikten sonra ki hafta sonu, değerli bekçimizin kulübesini ve Kupa Salonu'nu temizleyeceksiniz. Büyü kullanmadan. Ayrıca siz iki yakın arkadaşı, daha da kaynaştırmak maksadı ile Karanlık Ormanda bir geziye gönderiyoruz. Zamanı gelince yapmanız gereken her şeyi açıklayacağız. Şimdilik bu kadar. Son olarak sizleri uyarıyorum. Okulda düello yasak! Hastane kanadında kavga etmemeniz için asalarını Bina Yöneticilerinizde.. İkinize de geçmiş olsun." dedi ve yerinden kalktı. Genç adımlarla odayı arşınlayıp kapıdan çıkıp gitti. Ben Rox ile başbaşa kalmıştım. Derin bir soluk aldım. Okuldan atılmamıştım. Müthiş bir rahatlık bastırdı. Başımı yavaşça yastığa bıraktım. Bir kaç sessiz dakikanın ardından gözlerini kapattım ve uykuya daldım...


SON


_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Anın tadını çıkar. Çünkü bir kez yaşıyorsun..




Mavi Anka (Blue Phoenix):
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Kapışma   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Kapışma

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» Herşey bir gün açığa çıkar.

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Eğlence Ekspresi :: Süpürge Dolabı :: Rp İçi :: 2. Sezon-