AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 Konuşma.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Charlotte V. Hawkman
V. Sınıf
V. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 921
Gerçek Adı : Esin the first.
Yaş : 20

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Konuşma.   Çarş. Kas. 28, 2012 9:02 pm

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Konuşma.
Klaice Gabriel Lafferty & Charlotte V. Hawkman

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Mülayim Şarlıt takımı.
Katherine vs. Esin.
Silmiycem Katherine yazısını. Manyağım ben çünkü. *-*
(_8(|)  Homeeer Siiimpsooooon.


En son Charlotte V. Hawkman tarafından Çarş. Kas. 28, 2012 9:28 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Charlotte V. Hawkman
V. Sınıf
V. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 921
Gerçek Adı : Esin the first.
Yaş : 20

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Konuşma.   Çarş. Kas. 28, 2012 9:02 pm

    Neden bunu yapmak aklıma geldi bilmiyorum, kendimi sinir edecek bir şeyler bulma konusunda üstüme yoktu. Bütün günün derslerini çektikten sonra sadece uyumak veya dinlenmek fikri de çok cazipti. Son birkaç haftayı Klaice'ın ne işler karıştırdığını bulmakla o kadar takıntılı hale gelmiştim ki en sonunda aklıma daha ilginç bir fikir gelmişti. Son mermer basamakları da atlayarak geçip bahçeye çıktığımda saat neredeyse dokuz oluyordu ve hava kışı unutturmayacak şekilde soğuktu. Üşümemek için bulabildiğim her şeyi giymiştim çünkü dışarıda uzun süre kalma planlarım vardı ama üstümdeki onca şeye rağmen titrememe engel olamamıştım. Pelerinin altında sakladığım defterin orada olup olmadığını kontrol ettim hızlıca. Pekala, Klaice'ın günlük tuttuğunu elbette biliyordum, daha önce hiç çalma gereği duymamıştım oysa ki. Pekala, ödünç aldım diyelim. Onun veya benim sırlarımız yoktu. Birbirimizin her türlü tuhaflığını bilirdik, daha önce benden bir şeyler sakladığı hissine hiç kapılmamıştım. Onu yıllardır tanıdığımdan belki de, bir şeyler çevirdiğini çok kolay anlayabiliyordum. Birkaç gün sonra bana söylemediğinde boğazımda bir yumru oluşmuş, fazla olmasa da benden uzaklaştığını fark etmiştim. Eh, öğrenmekten zarar çıkmazdı. Sanırım.

    Kapıdan olabildiğince uzaklaşarak göl yakınlarındaki ağaçlardan birine yöneldim. Karanlığına saklanabileceğim ve birinin gelip gelmediğini görebilecek kadar güzel bir yerdi. Köklerin ve çimenlerin arasında kendime oturacak bir yer ayarlayıp pelerinime tekrar sarındım. Kapıya doğru kısa bir bakış attıktan sonra günlüğü çıkarttım pelerinin altından. Alması saklamasından daha kolay olmuştu, birinci sınıf Hufflepuff öğrencisi ufak bir kızdan şifreyi almam yetmişti. Hufflepuff salonuna ilk girişim değildi zaten bu, arada gizlice Klaice ile birlikte takılırdık yatakhanede. Günlüğünü yürüttüğümü fark etmemesi için yarım saat kadar önce almıştım sandığından, kütüphanede olduğunu öğrenince de hızlıca adımlarımı dışarı yöneltmiştim. Günlüğünü aldığımı veya okuduğumu fark eder miydi acaba? Fark etmemesini umuyordum ama kendi şansımı bildiğimden eninde sonunda öğreneceğini de fark etmiştim. Asamı çıkartıp mırıldanarak kendime ufak bir ışık yarattım ve köklerden birinin arasına sıkıştırarak ellerimi görecek kadar bir alan yarattım. Kırmızı kaplı defter her zamankinden daha tanıdık ve daha sinir bozucu görünüyordu benim için. Kapağını çevirdim ve tanıdık el yazısına rastladım. "Pekala." diye mırıldandım sakince. Sayfaları karıştırırken son yazılmış sayfadan başlayıp geriye doğru ilerledim, tanıdık bir isim görünce durdum. Eylül'de yazılmış olması dışında tarih konusunda bir bilgi yoktu.


      Kafam son günlerde o kadar karışık ki.
      Sanki her şey üst üste geliyormuş gibi hissediyorum.
      Niye bu kadar zor olmalı ki diyorum kendi kendime.
      Hayatımdaki her şey yeterince kolaymış gibi birde her daim yanımda olan varlığıyla baş etmek zorunda kalıyorum. Bunun baş etmeye çalışırken çevremdekilere özellikle de Charlotte'a yansıtmamaya çalışıyorum bunu.
      Ancak olmuyor işte, her an yanımdayken, bana her zaman bu kadar ilgiliyken nasıl kayıtsız kalabilirdim ki ona karşı?
      Bazı zamanlar bana sarıldığı zaman hiç bırakmak istemiyorum onu, bunun yanlış olduğunu da biliyorum ancak gelmiyor elimden hiç bir şey.
      Belki de onunla konuşmalıyım.
      "Hep yanımda ol." demeliyim.
      Demek istiyorum aslında. Olmuyor işte.
      O bana karşı neler hissediyor, beni düşünüyor mu, beni merak ediyor mu gibi binlerce soru var kafamda. Ama sanmam.
      Ben her zaman 'küçük kızı' olacağım onun sanırım.
      Küçüklüğünden beri onun peşinde koşturan küçük kız.
      Hayatı boyunca ona aşık olmuş küçük kız.
      Hayatı boyunca onu bekleyecek olan küçük kız olacağım belki de.
      Bilmiyorum.
      O kadar ağır geliyor ki bu yük artık bazen kaldıramayacağımı düşünüyorum.
      Daha nereye kadar böyle gidecek bilmiyorum.
      Okulda ona "Profesör Bryce." diye seslenmek içimi acıtıyor bazen. Okul dışında ise Bay Hawkman demek.
      Sadece adıyla seslenmek istiyorum ona.
      Ya da sadece seni seviyorum demek.


    Kalp atışlarım hızlanmışken ne düşündüğümü bilmiyordum. Neden olduğu hakkında bir fikrim yoktu ama, okuduktan sonra ilk düşüncemin ne olduğunu düşünmüştüm birden. Cidden bir fikrimin olmaması işleri biraz daha tehlikeli kılıyordu gözümde, neden bu konu hakkında bir yorum yapamıyordum? Kızamaz mıydım, üzülemez miydim? Neden üzülmem gerekiyordu? Günlükte okumayı beklediğim olay, kesinlikle bunun yakınından geçmezdi. Aşk konusunda bir şey olacağını düşünmemiştim bile zaten, Klaice'ın aşk hayatı konusunda bana anlatmaması için bir sebep bulamamıştım. Sayfayı tekrar gözden geçirip kelimeleri okumadan, sadece baktım. Çok saçmaydı. Evet, ilk yorumum kesinlikle buydu. Sinirlerimi alt üst etmeye yetecek kadar tuhaf.

    Günlüğü kapatıp yanıma bir yere koydum ve ayaklarımın donduğunu fark edince kendime doğru çektim. Hala yarı yarıya donuk bakışlara sahiptim, bir çeşit transa girmiş gibi. Çenemi dizlerime dayayıp bakışlarımı göle doğru çevirirken "Aferin Klaice." diye homurdandım usulca.


Spoiler:
 

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Mülayim Şarlıt takımı.
Katherine vs. Esin.
Silmiycem Katherine yazısını. Manyağım ben çünkü. *-*
(_8(|)  Homeeer Siiimpsooooon.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Klaice Gabriel Lafferty

avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 175
Gerçek Adı : Hilal
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Konuşma.   Çarş. Kas. 28, 2012 9:35 pm

    Okul koridorlarında ilerlerken başımın taşıyamayacağı kadar ağır olduğunu hissediyordum. Kafamda tonlarca yük varmışçasına hareket ediyordum koridorlarda. Olduğumu yere yıkılacakmış gibiydim. Yorgunluktan, uykusuzluktan ve Hogwarts'ın yoğun temposundan dolayıydı sanırım tüm bu his. Adımlarımı daha hızlandırdığımda yanımdan geçip giden insanların suratlarını dahi bakmıyordum. Gözlerimin önüne inen bir perde var gibi hissediyordum.

    Olduğum yere yıkılmamak için kendimi kütüphaneye attım, biraz daha koridorlarda dolansaydım yere yığılacağıma emindim. Kütüphaneye gidip hemen kendime bir sandalye buldum ve uzun zamandır çantamda dolaşan kitabımı çıkardım. Bu kitabı okumak için asla vakit bulamamıştım, sürekli aklımda O olduğu için belki de. Kitabın kapağı açmıştım ancak aklıma sadece Bryce vardı. Boş boş bakıyordum kitabıma. Düşündüğüm tek şey ise bana bakışı ve gülüşüydü. Tüm bunları düşünürken ise vicdan azabı hissediyordum bir yandan. Charlotte geliyordu aklıma ve ne kadar kötü biri olduğum düşüncesi yankılanıyordu kafamda. Ona -tabi ki- anlatmamıştım tüm bu hislerimi. Ne diyebilirdim ki? " Charlotte, baban olmadan yaşamımın bir saniyesini bile hayal edemiyorum." tarzı bir şey mi? Bunu söylersem hayatım boyunca en çok güvendiğim insanı kaybedeceğime emindim. Sonuçta babasıydı değil mi? Kim olsa kızmazdı ki böyle bir şeye? Hele ki Charlotte'ın sadece babası olduğu düşünülünce. En yakın arkadaşıma ihanet ediyordum gerçekten, ondan bir şeyler saklıyordum. Kötü biri olmaya başlıyordum yoksa?

    Tüm bu düşüncelerden arındırıp kitabıma odaklamaya çalıştım kendimi. Olmuyordu ancak. Daha fazla burada duramayacağımı anlayarak dışarı atmaya karar verdim kendimi. Bir kaç saattir Charlotte'ı hiç görmediğimi hatırlamıştım. Nerelerdeydi acaba? Yine neler yapıyordu? Onu ortalarda görmediğime göre şu an ki hedefim Charlotte'ı bulmaktı. Hem okulun içindeki gizli çıkışları keşfetme planımızı konuşur hem de kafamı dağıtmış olurdum.

    Okulun içinde aylak aylak Charlotte'ı ararken ortak arkadaşlarımızdan birini görüp nerede olduğunu sormuştum. Cevap basitti, her zaman ki Göl Kenarına gitmişti. Hızlı adımlarla bende oraya doğru yol almaya başladım. Dışarıya çıktığım gibi soğuk havayı iliklerime kadar hissetmiştim. Üstüme bir şey almadığım için kendime lanet ederek gözlerimle Charlotte'ı aramaya başladım. Göl kenarında kimseciklerin olmadığını düşününce en kolay olanı yapıp bağırmaya başladım.

    "Charlotte! Soğuktan donmak üzereyim, hey neredesin?" Etrafta kimsenin olmadığı göz önüne alınırsa, deli damgası yemeyeceğim ortadaydı.

    Spoiler:
     

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

bazen böyle neşeli olup herkese gülümsüyorum:
 

bazen de böyle sinir küpü olabiliyorum (A):
 



En son Klaice Gabriel Lafferty tarafından Cuma Kas. 30, 2012 4:04 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Charlotte V. Hawkman
V. Sınıf
V. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 921
Gerçek Adı : Esin the first.
Yaş : 20

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Konuşma.   Perş. Kas. 29, 2012 8:48 pm

    Boş boş göle odaklandığım dakikalar benim için saatler gibi geçerken hava gittikçe karardı ve hafif bir rüzgar çıktı. Rüzgar kulaklarımda uğuldarken dalgaların sesi dışında başka hiçbir şey yoktu. Aklımda bir yerde kavga eden iki iç sesim olmuştu bir de, ne düşünmem gerektiğini kendi aralarında tartışıyorlardı. Onları birbirlerine bırakıp gitmeyi çok isterdim ama zorunlu olarak dinliyordum iksini de. Biri Klaice'la ne kadar iyi arkadaş olduğumu takmayıp bağırıp çağırmam yönündeydi -ki bazı fikirleri bunu oldukça mantıklı bulmama yetiyordu- biri de Klaice'ın söyleyeceği bir şey olup olmadığını dinlememi öneriyordu. Bana önerilen şeyleri uygulamak konusunda acayip kötü olmak bir yana, diğer sesi dinledikçe sinirlerimin gerilmeye başladığını hissedebiliyordum. Ah, bir de babamın bu durumdan haberi olup olmadığı kısmı vardı. Büyük ihtimal yoktu, söylemeyi de planlamıyordum açıkçası. Başımı iki yana sallayıp düşüncelerden kurtulmaya çalıştım. Önce Klaice'ı dinleyip sonra iyi bir fırça atmakta oldukça cazipti aslında. Düşüncelerim dışında bir ses duyunca kafamı kaldırdım. Hayal edip etmediğimi kontrol etmek için bahçeyi gözlerimle taradım, loş ışıkta kısmen görebildiğim biri vardı bahçede. Duruşuna bakarak bile onun Klaice olduğunu söyleyebilirdim, beni arıyordu. Ona özgü seslenmesini duyunca sırıttım, hava soğuduğunda veya açken kesinlikle özüne dönüyordu.

    "Buradayım." diye seslendim gölgeye doğru. Beni görebilmesi için asamın ışığını arttırken günlüğünü saklamak son anda aklıma gelmişti. Bacaklarımı uzatıp defteri altına sakladım, Klaice yanıma geldiğinde heyecanlanmış gibi görünmemin sebebi buydu sanırım. "Selam. Naber?" dedim gözlerimi iyice açtım ve dudaklarımı birbirine bastırıp gülümsedim. Gerçek dünyaya döndüğümü havanın ne kadar soğuk olduğunu fark edince anlamıştım elbette. Pelerinime iyice sarılarak Klaice'ın yanıma oturmasını izledim. Bana normal cevaplar ve sorular yöneltirken hayal meyal düşünüyordum, sorulara otomatik cevap verme kabiliyeti kazanmıştım hatta. Günlüğünün kaybolduğunu bilmiyordu, veya benim aldığımı düşündürecek hiçbir ifade belirtmemiştim yüzümde. Bu iyiydi sanırım, bir şeyleri saklamayı başarmak. Uzun süre dayanamayacağıma adım kadar emindim fakat. Beraber büyüdüğüm Klaice, benim en yakın arkadaşım ve sırdaşımdı. Ondan bir şeyler saklayamazdım. Birkaç saniye Klaice'ın yüzüne bakınca dayanamayıp iç çektim. Söylemezsem kalp krizi falan geçirirdim zaten. Bacaklarımı kaydırıp Klaice'ın göremeyeceği bir şekilde günlüğü sol tarafıma, elimin altına koydum.

    "Günlüğünü okudum." dedim parmaklarımı günlüğünün üstünde gezdirirken, Klaice'a bakmadım. Bunu kesinlikle beklemediğini belirten bir ifadeye büründüğüne emindim. Ses tonum kızgın değildi, bıkkınlık ve biraz da günlüğü gizlice aldığım için pişmanlık vardı sadece, çok az. Hayır, kızgın hissetmiyordum aslında, hem de hiç. Henüz.


Spoiler:
 

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Mülayim Şarlıt takımı.
Katherine vs. Esin.
Silmiycem Katherine yazısını. Manyağım ben çünkü. *-*
(_8(|)  Homeeer Siiimpsooooon.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Klaice Gabriel Lafferty

avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 175
Gerçek Adı : Hilal
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Konuşma.   Perş. Kas. 29, 2012 9:27 pm

    İşte oradaydı. Her zaman ki gibi pelerine sarılmış biçimde yere kıvrılmıştı. Nasıl da iyi tanıyordum onu, Charlotte'dı işte. Birazcık sıkılmış ve uzaklaşmak için buraya gelmişti, havanın dondurucu soğuna aldırıyor muydu bilmiyorum ancak benim yeterince üşüdüğüm kesindi. Hele ki hazırlıksız dışarı çıktığım var sayılırsa.
    Yanına oturduğumda havadan sudan konuşmaya başlamıştık ki sorularıma verdiği yanıtlar sanki geçiştirmek içinmiş gibi gelmişti. Her zaman ki gibi uzun uzun konuşmuyor sadece kısacık cevaplar verip konuşmayı uzatmıyordu. Benim tanıdığım Charlotte değildi bu, ona nasılsın dediğim zaman alacağım cevap yaklaşık 5 dakika sürerdi,buna emindim. Bana görüşmediğimiz saatlerde neler yaptığını anlatır, kızdığı insanlara hakaretler savunur sonra da her zaman kü gülümsemesiyle birlikte benim neler yaptığımı sorardı. Bir sorun mu var diye iyice incelemeye başlamıştım hareketlerini, tedirgin gibiydi sanırım. İlk olarak soğuktan olduğunu düşünmüş olsam da daha sonra öyle olmadığına kanaat getirdim. Kesinlikle bir sorun vardı, ne olduğunu bilmiyordum ama bir şeyler olduğu ortadaydı. Bunu derince iç çekmesinde de anlamıştım.
    Ben bir sorun olduğunu düşünüyordum ki tek bir cümleyle beynimin durduğunu hissettim. "Günlüğünü okudum." Algılayamamışçasına baktım Charlotte'ın suratına, uzunca bir süre. Ne tepki vermemi bekliyordu? " İyi yaptın." demem mi gerekiyordu? Sinirle ayağı kalktım ve " Sana inanamıyorum Charlotte. Sen. Sen bunu nasıl yaparsın? İnanılmazsın gerçekten. Niye buna gerek duydun peki? Her şeyi sana anlattığımı biliyordun zaten, neden bakmak istedin bunu merak ediyordum? " diye bağırmaya başladım. Vücuduma yayılan sinir dalgasının etkisiyle düşünmekten o kadar uzaktım ki. Charlotte'ın bana güvensizliğine anlam verememiştim, neydi bu şimdi? Neyi gizliyordum ki ondan? Günlüğümde kimsenin bilmemesi gereken ne olabilirdi? Kimsenin bilmemesi gereken.
    " Okudun mu?" diyebildim sadece. Bryce ile ilgili sayfayı okumaması için içimden binlerce dua etsem de okuduğuna emindim, hissediyordum. "Charlotte,ben..." Devamını getirememiştim cümlemin. Ne diyecektim? Gözlerim yanmaya başlamıştı, boğazıma da kocaman bir yumru yerleşmişti. Ağlamayacağıma söz verdim içinden, Charlotte'ın yanında ağlamayacaktım, en azından Bryce için.

    Spoiler:
     

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

bazen böyle neşeli olup herkese gülümsüyorum:
 

bazen de böyle sinir küpü olabiliyorum (A):
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Charlotte V. Hawkman
V. Sınıf
V. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 921
Gerçek Adı : Esin the first.
Yaş : 20

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Konuşma.   C.tesi Ara. 01, 2012 9:41 pm

    "Sana inanamıyorum Charlotte. Sen. Sen bunu nasıl yaparsın? İnanılmazsın gerçekten. Niye buna gerek duydun peki? Her şeyi sana anlattığımı biliyordun zaten, neden bakmak istedin bunu merak ediyordum?"

    Klaice'ın kıpkırmızı bir suratla ayağa fırlaması ile biraz alaycı bir gülümseme takındım istemsizce. İnsanları kızdırmaya oldukça alışıktım; kafedeki garson, dans kursundaki öğretmen, bazen babam. Klaice'ı bu derece sinir edecek bir şeyi daha önce hiç yapmamıştım görünüşe göre. Saçları ile aynı renge dönmüş yüzü ile bana bir şeyler söylerken sadece ona bakıyordum. Pekala, günlüğünü okuduğum için bana kızabilirdi. Ama okuduklarım için de ben ona kızabilirdim. Günlüğüne neler yazdığını hatırlayıp hatırlamayacağını düşünerek yüzüne bakmaya devam ettim. Bir saniyeden kısa bir süre sonra sinirliliği yerini şoka ve ne yaptığına bırakmıştı. Yüzündeki ifadenin silinmesiyle bende gülümsememi sildim. "Okudun mu?" diye sordu kısık bir sesle. Başımı sallayarak gereksiz bir onaylamada bulundum. Konuşmaya çalıştı ve vazgeçip durdu. Hiçbir şey söylemedim, kırgınlık ve kızgınlık üstüme yavaş yavaş çökerken ne yapacağımı bilemiyordum. Aklıma ne gelirse söylemek ve bağırmak dışında hiçbir şey istemiyordum, ancak diğer tarafta neredeyse kardeşim haline gelmiş Klaice vardı. Hayır hayır, ona gerçekten çok kızgındım. Yıllardır sadece babam ve Klaice vardı değer verdiğim, şimdi ise Klaice onu benden alıyordu. Klaice ile aynı yaşta olduğumuz düşünülürse babası yaşındaki birini sevmesi ne kadar doğru olurdu bilemiyorum tabi. İçimde biriken onlarca söz kafamda olanca gücüyle bağırıyor, Klaice’a söyleyebileceklerimi farklı şekillerle kafamda sahneliyordum. Söylemem gereken bu kadar şey varken karşımdaki sırf Klaice diye içime atmam kafamda bir karmaşıklığa sebep olmuş, sadece olabildiğince uzağa kaçma isteği duymuştum. Bedenimde bir sıcaklık dalgası yayılırken daha fazla oturamayacağımı fark edip ayağa kalktım. Günlüğü yerden alıp ona verdim. Şok ifadesi yerini kısmen ne tepki vereceğime bırakmış, endişeli bakışlara dönüşmüştü. Hayatta kalan son aile üyeme aşık olmak zorunda mıydı cidden? Bakışlarımı yerden kaldırıp doğruca gözlerine baktım, hiç kaçırma gereği duymadan. Kaskatı ve ruhsuz hissediyordum, olayı çok fazla büyütüp büyütmediğimi bile düşünmüştüm bir saniye içinde. Belki evet, bu kadar abartılacak bir durum yoktu ortada. Belki Klaice iki gün sonra kendine bir yakışıklı bulduğunda günlüktekiler unutulacaktı. Ama şuan, benim için önemli olan şey on beş dakika önce okuduklarım ve Klaice’ın sözleri ile bunların doğrulanmasıydı. Kızgındım, çok fazla.

    Ona bakarken söyleyebileceklerimin listesini tekrar geçirdim kafamdan, iki yüz seçeneği zihnimin derinlerine itip karşımdakinin sıradan biri olmadığını hatırlattım tekrar. Konuşurken sesim berrak, bakışlarım normaldi. Herhangi bir ifade yansıtmayacak kadar sabit bakıyordum ona. Bir filmde olsaydı dramatik bir uzaklaşma için harika bir nokta olabilirdi, ona bakmayıp ortak salona gidebilirdim. Ama bu -elbette ki- bir film değildi, gerçekler asla film olamazdı. Sinirlerim o kadar bozulmuştu ki söylerken gözlerim dolmaya başlamıştı.

    "Bunu yaptığına inanamıyorum Klaice."

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Mülayim Şarlıt takımı.
Katherine vs. Esin.
Silmiycem Katherine yazısını. Manyağım ben çünkü. *-*
(_8(|)  Homeeer Siiimpsooooon.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Klaice Gabriel Lafferty

avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 175
Gerçek Adı : Hilal
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Konuşma.   C.tesi Ara. 01, 2012 10:28 pm

    Kendimi daha ne kadar suçlu hissedebilirdim bilmiyorum. En yakın arkadaşıma hatta kız kardeşime ihanet ediyordum, hayatındaki en önemli insanlardan biriyle hemde. Ancak bunu ben seçmemiştim değil mi? Aşık olacağım kişiyi seçemezdim ki. Öylece oluverirdi. Bryce'a aşık olmam kaçınılmazdı belki de, bana olan yakın davranışları, -beni kızı gibi gördüğü için olanlar- beni koruması ya da üzgün bir anımda yanımda olmasını göz önüne alacak olursak evet, bu olağan bir şeydi. Charlotte'ın bunu anlamamasına şaşıyordum sadece. Beni bu kadar iyi tanıyan birinin bunu görebilmesi gerekmez miydi? Charlotte bunu göremiyordu çünkü onu her zaman tüm sevgisiyle kuşatmış bir babası vardı. Yalnızlığın gerçek anlamını bildiğini bile sanmıyordum. Bryce her zaman yanındaydı çünkü onun, her an sevgisini hissettirirdi ona. Daha neye ihtiyacı olabilirdi ki?

    Şu an için bir yanım ona kızıyordu bir yanımsa gözlerindeki delici bakışları tarafından ezildiği için kendini tam bir pislik gibi hissediyordu. Konuşmuyordu, bir şeyler söylemiyordu ama bakışları ile çığlık atıyordu sanki suratıma. Ya da zihninde bir yerlede tokatlıyordu beni, bilmiyorum. Ancak susmak veya böyle bakmak yerine suratıma karşı binlerce hakaret savursa daha iyi olduğunu düşündüm. Böylesi daha acı verici,daha suçlayıcı oluyordu. Bu sıralar yeterince kötü olan ruh halimin gittikçe daha da kötüleştiğini hissediyordum. Sanki hiç bitmeyecek gibiydi. Daha da kötüleşecek, Charlotte benimle asla konuşmayacak ve Bryce'ı bir daha göremeyecektim. İşte bunlara dayanamazdım, sahip olduğum tek insanı, Charlotte'ı kaybetmek düşüncesi kalbimin sıkışmasına sebep oluyordu. " Bu olmayacak." diye düşündüm içimden, kendimi rahatlamak adına.

    "Bunu yaptığına inanamıyorum Klaice." demişti Charlotte. Gözleri dolmuş, sesi titremeye başlamıştı. Onun bu hali, kendimi iğrenç hissetmeme sebep oluyordu. Charlotte'ın elinden Bryce'ı çalışıyormuşum gibi hissetmiştim, saniyelikte olsa. Düşüncelerim gittikçe birbirine giriyordu. Ne düşüneceğimi, ne yapacağımı bilemiyordum. Kafamda binlerce ses dönüp duruyor, kimisi Charlotte'a bağırıp çağırmaya başla; seni asla anlamadığını söyle diyor, kimisi ise " O senin en yakın arkadaşın gerizekalı ve o haklı. Sen gerçekten berbat birisin, şimdi Charlotte'dan özür dile ve bu konuyu burada kapat"diyordu. Hangisini düşüneceğimi şaşırmış bir haldeyken gözlerimin dolduğunu hissediyordum. İlk damlanın yanağımdan süzülmesiyle birlikte binlerce küfür geçirdim aklımdan gözlerime. Şu an bu olmamalıydı, ben güçlü davranmalı ve suçlu olduğumu kabul etmeliydim. Suçlu muydum peki? " Hayır aptal şey, sen sadece aşıksın." diyordu kafamın içindeki seslerden biri. Bir bant alıp ağzına yapıştırmak o kadar çok isterdim ki. Ancak susmuyordu işte. Tam bu sırada düşüncelerimin hiç birine uymayan sözler dökülmeye başladı ağzımdan.

    " Biliyorum Charlotte, zor. Ama ben... Ben sadece aşık oldum, tamam mı? Ve inan bana bunun benim için ne kadar zor olduğunu bilemezsin. Hissedilmemesi gereken şeyler hissediyorum, ama oluyor işte. Seçemiyorsun kime aşık olacağını. Bende senin gibiyim, inanamıyorum. Kendime, düşüncelerime, hislerime."

    Bunları söylerken gözyaşlarım tamamen geri çekilmiş, büyük bir soğuk kanlılıkla söyleyivermiştim. Şimdi ise Charlotte'ın gözlerinin içine bakıyor ve onun yüzleşiyormuş gibi hissediyordum. Ne yapacağımı bilmezmişçesine saçlarımı karıştırmaya başladım,ellerimle tüm yüzümü kapatmışken, yanağımdaki ıslaklığın henüz gitmediğini fark ettim. Tekrar mı ağlamaya başlamıştım? Evet. " Zayıf karakterlisin Klaice." diye düşündüm içimden. Charlotte'ın karşısında Bryce için ağlayacak kadar da berbat birisin.
    " Bryce... O. Bilmi... Bilmiyor." diye bilmiştim gözyaşlarımı silmeye çalışırken. Ona söylememesini de umuyordum içimden.






Spoiler:
 

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

bazen böyle neşeli olup herkese gülümsüyorum:
 

bazen de böyle sinir küpü olabiliyorum (A):
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Charlotte V. Hawkman
V. Sınıf
V. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 921
Gerçek Adı : Esin the first.
Yaş : 20

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Konuşma.   Cuma Ara. 07, 2012 7:40 pm

    "Biliyorum Charlotte, zor. Ama ben... Ben sadece aşık oldum, tamam mı? Ve inan bana bunun benim için ne kadar zor olduğunu bilemezsin. Hissedilmemesi gereken şeyler hissediyorum, ama oluyor işte. Seçemiyorsun kime aşık olacağını. Bende senin gibiyim, inanamıyorum. Kendime, düşüncelerime, hislerime."

    Aşk. Tek bahsettiği aşık olduğuydu, oysa binlerce kez aşık olmuş gibi bana neler olduğunu anlatmaya çalışıyordu çaresizce. Bahsedilen kişinin babam olması ve karşımdakinin de en yakın arkadaşım olmasından dolayı sinirli olduğumu düşünmüştüm ama hayır, tamamen Klaice'ın davranışlarıydı kafamı karıştıran. Aşık olmak? Karanlıktan dolayı her ne kadar net seçemesem de, gözlerindeki ıslaklık biraz fikirlerimi değiştirebiliyordu. Bana kalırsa sadece aşık olduğunu düşünüyordu, aşık olmak ile sevmek arasındaki fark hakkında bu dünyada kimsenin bir bilgi sahibi olduğunu düşünmüyordum. Birini sevmek konusundaki bütün agnostik düşüncelerim bir anda kafamdan geçerken kendimi kırk yaşındaki profesörler gibi hissedip hepsini kafamdan attım. Olgun bir tavırla tartışmak gibi bir niyetim yoktu bu konuyu, olgun olmak her şeyden sıkıcıydı. Bende normal olmaya karar verdim.

    Birkaç duraklama ile babamın bilmediğini söyledi bana. Bu olayda babamın ne düşünebileceği gibi kısımlarla fazla ilgilenmemiştim ama, bilip bilmediğini düşünmekte hiç aklıma gelmemişti. Demek bilmiyordu. Pekala, bu normal görünüyordu en azından. Klaice söylemezse ben söyler miydim bilmiyorum, aklımda söylemek fikri vardı ama büyük ihtimal söylersem dalga geçtiğimi sanır veya gülebilirdi. Vazgeçtim. Derin bir nefes alıp kafamı öne eğdim ve mantıklı düşünmeye çalıştım.

    Bir, Klaice'ın aşık olduğu fikrine inanmıyor ya da inanmak istemiyordum.
    İki, Klaice kan bağı olmayan kardeşim ve aşık olunmuş kişi bizzat babamdı.
    Üç, Klaice ile kavga etmeyi istemiyordum ama bu olay yüzünden ona en az iki ay sinirli kalmaya kararlıydım.
    Dört, aşk hakkındaki bütün teorileri yalanlama düşüncelerim vardı.
    Beş, düşüncelerimdeki karışıklıktan ve dışarı vurduğum sakinlikten korkmaya başlamıştım. Klaice bile bir ton şey söyleyip bana açıklamaya çalışırken şimdiye kadar birkaç kelimeden fazlasını söyleyememiştim ona. Neden?
    Altı, havanın soğukluğundan burnum o kadar üşümüştü ki 'tartışmayı içeride mi devam ettirsek?' diye bir yüzsüzlük yapasım vardı. Ne yapmam gerekiyordu?

    Klaice'a 'bir dakika' şeklinde bir el hareketi yapıp ağaca yaslandım. İnsanlar bir tartışmanın ortasında durup ne diyeceğini düşünmezdi belki ama kafam o kadar karışıktı ki cidden ne yapacağımı bilemiyordum. Mantıklı düşünmeye ihtiyacım vardı, o kadar üzgün ve kızgın hissediyordum ki düzgün bir cevap veremiyordum. Bu tartışmayı devam ettirmeyecektim, Klaice ile kavga etmek her zaman sinirimi bozardı zaten. Klaice benim her şeyimdi. Onu seviyordum, ne olursa olsun. İşin içinde tuhaf bir aşk hikayesi de olsa ona çok kızgın kalamayacağımı biliyordum. Eğer o da beni yeteri kadar tanıyorsa kızgın kalma konusunda fazla başarılı olmadığımı zamanla fark ederdi zaten. Gözlerimi devirip ağaca yaslanmayı bıraktım ve Klaice'ın tam karşısında durdum. Birkaç kelimeden fazlasını söylemem gerekiyordu.

    "Pekala, her ne kadar şuan kızgın olsam da söyleyebilecek bir şey bulamıyorum. Bahsettiğin kişi babam Klaice, oyuncak ayı değil. İster aşık olduğunu ister nefret ettiğini söyle. Biliyorum ki sana uzun bir süre kızgın kaldıktan sonra hepsini unutacağım, ama şimdi değil, tamam mı? Bu iş kesinlikle çok tuhaf ve sinirlerimi bozuyor. Ya benim yanımda bundan bahsetmekten vazgeç ya da önümüzdeki Noel'e kadar yanıma yaklaşma, anlaşma bu." Daha fazla söyleyecek bir şey bulamayıp yutkundum. Her ne kadar olabildiğince kibar olmaya çalışsam da okuduklarım ve konuşmamız bütün sinirlerimi daha da geriyordu. Klaice'ın çok fazla alınmayacağı türde bir şeyler söylediğimi umdum adım atarken. Ağaçtan ve Klaice'tan yavaş yavaş uzaklaşıp Hogwarts'ın sıcak ışığına doğru ilerledim. Biraz uzaklaştıktan sonra başımı çevirip kontrol ettiğimde Klaice yanıma yaklaşıyordu. Ellerime üfleyip pelerinime biraz daha sarıldım, cidden donmuştum.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Mülayim Şarlıt takımı.
Katherine vs. Esin.
Silmiycem Katherine yazısını. Manyağım ben çünkü. *-*
(_8(|)  Homeeer Siiimpsooooon.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Klaice Gabriel Lafferty

avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 175
Gerçek Adı : Hilal
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Konuşma.   Paz Ara. 16, 2012 8:35 pm

    Cevap bekleyen gözlerle Charlotte'a bakıyordum. Ne diyecek ne yapacak tahmin dahi edemiyordum ancak son söylediklerimden sonra kendimden utanıyordum denilebilir. En yakın arkadaşıma bunları yapman haksızlıktı belki de. Kafasının en az benimki kadar karışık olduğuna emindim. Bu düşüncemi onaylarmışçasına eliyle 'bir dakika' anlamında bir işaret yaptı ve düşüncelerini toparlamaya çalıştı. Söyleceği tek kelime için bile dikkatlice odaklanmıştım ona. Bu olayın aramızda akıl almaz bir boyuta gelmesini istemiyordum. Charlotte'ı kaybetmek istemiyordum. Gerçek tam olarak buydu. Hayatımda sahip olduğum tek insanı kaybedersem elimde avucumda ne kalacaktı ki?
    "Pekala, her ne kadar şuan kızgın olsam da söyleyebilecek bir şey bulamıyorum. Bahsettiğin kişi babam Klaice, oyuncak ayı değil. İster aşık olduğunu ister nefret ettiğini söyle. Biliyorum ki sana uzun bir süre kızgın kaldıktan sonra hepsini unutacağım, ama şimdi değil, tamam mı? Bu iş kesinlikle çok tuhaf ve sinirlerimi bozuyor. Ya benim yanımda bundan bahsetmekten vazgeç ya da önümüzdeki Noel'e kadar yanıma yaklaşma, anlaşma bu." dedi Charlotte ve ellerini birbirine sürterek uzaklaşmaya başlamıştı. Üşüdüğü için Hogwarts'a doğru ilerlediğini anlamıştı. Beni orada öylece bırakmak için değildi tabi. Öyle miydi yoksa? Hayır değildi. Bende Charlotte'ı takip etmeye başlamıştım ki kafamda onun bana sunduğu teklif dolanıyordu. Tabi ki onun yanında bu konu hakkında ağzımı açmayacaktım. Onun omzunda ağlayacak halim yoktu ya. Konuyu kapatıp hiç olmamış gibi davranacaktım. Her zaman ki Klaice olacaktım yani.

    Charlotte'ın kızgınlığının bir kaç güne geçeceğine emindim aslında. Bana asla kızamazdı ki, üzüleceğimi bilirdi. Bir kaç sene önce bana delicesine kızgın olduğu bir gün, var gücüyle suratıma içinden geçenleri haykırmış ardındansa benim ağlamama dayanamamış ve özür dilemişti. Böyleydik işte biz. Birbirimizden her ne olursa olsun kopamazdık. Bunu iyice kafama yerleştirmiş olmanın verdiği bir huzurla yürümeye başladım Hogwarts'a. Charlotte'ın koluna girerek bir şarkı mırıldanmaya başlamıştım ki midemden yüksek sesli bir gürültü geldi. Kaç gündür yemek yememiştim acaba? 3? 4? Bilmiyordum ancak açlık hissi hissetmiştim. " İnanmayacaksın ama o kadar çok açıktım ki, koca bir hindi olsa onu tek başıma yiyebileceğime eminim." dedim gülümseyerek.Charlotte'ın da yüzündeki tebessümün vermiş olduğu huzurla daha da geniş bir gülümseye yayıldı yüzüme. Az önceki konuşmayı hiç yapmamış gibi hayatımıza devam etmeyi seçmiş ve neşeli bir biçimde yanyanaydık. Bundan iyisi ne olabilirdi ki?






RP Sonu.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

bazen böyle neşeli olup herkese gülümsüyorum:
 

bazen de böyle sinir küpü olabiliyorum (A):
 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Konuşma.   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Konuşma.

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» Rey mysterio konuşması
» tüm kedi sahipleri bu ürünü konuşuyor!!!
» CM Punk!ringe gel bişi konuşucam seninle
» Friday Night Smackdown [ 15 Ekim 2010 ]

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Eğlence Ekspresi :: Süpürge Dolabı :: Rp İçi-