AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 Kıskançlık Gibi Bir Şey

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 20

MesajKonu: Kıskançlık Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 12:55 pm

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]x[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Aquamarine Sparrow - Mars A. Brant

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Kıskançlık Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 1:09 pm

"Bunu neden yaptığını hala anlayamıyorum, Aqua." Elimdeki kocaman rom kolisini daha sıkı kavradım ve yürümeye devam ederken sıkıntıyla iç çektim. "Neyi, neden yaptığımı anlamıyorsun, Vhegar?" Vhegar, hayattaki yegane dostum da benim gibi sıkıntıyla bir iç çektikten sonra yanıma yetişti ve "Ne olduğunu gayet iyi biliyorsun," dedi. Mavi gözlerine baktım ve gülümsemeye çalıştım. Ben bile bunu neden yaptığımı bilmiyordum. "Sen bir korsansın, bir kaptansın ve yerin kara değil, okyanus üzerinde yüzen gemin," diye devam etti Vhegar. "Tayfan seni bekliyor, ancak sen burada, hiç tanımadığın birine yardım etmeyi seçiyorsun." Vhegar'ın taşımakta olduğu rom şişeleriyle ağzına kadar dolu olan üç koli kutusuna baktım ve başımı başka tarafa çevirdim. "Madem bu işe karşısın, bana yardım etmeyi de bırak öyleyse," diye mırıldandım. Vhegar da bu sözleri duyduktan sonra tek kelime daha etmedi. Vhegar'ın en sevdiğim yanı, yaptığım şeye her ne kadar karşı olsa da sonuna kadar bana yardımcı olmasıydı. Beni asla yalnız bırakmaz ve düşüncelerini kendisine saklayarak bana destek olmaya çalışırdı. Tabii, şimdi her zamanki gibi sessiz değildi. Vhegar'ı ilk defa bu kadar tepkili görüyordum, ilk defa bir işi yapmamam konusunda bu kadar ısrarcıydı. Belki de gerçekten benliğimi yitiriyordum. Belki de artık babamın kızı, Aquamarine Sparrow değildim. Etrafa korku saçan, soğuk kaptan... Belki de artık bu ismi taşımayı hak etmiyordum. Belki de ara vermemin zamanı gelmişti. Başımı hafifçe sağa sola salladım. Kendine gel. Sen babanın kızısın. Sen bir denizkızısın. Bir korsansın. Bir kaptansın. Sen Aquamarine'sin.

Barın önüne geldiğimizde birkaç saniyeliğine durdum ve bara ilk geldiğimde yaptığım gibi önünde asılı olan isim tabelasına baktım. Huzursuzca homurdanmakta olan Vhegar'a döndüm ve "Kibar ol lütfen," dedim gülümseyerek. Vhegar yine homurdandı. Ardından hızla barın kapısından içeri girdik. Orada durmakta ve birkaç kağıt parçasını incelemekte olan genç adamı gördüğümde kalbimin deli gibi çarpıyor oluşunu umursamadan gülümsedim ve "Romlar geldi!" dedim sevecen bir sesle. Ardından elimdeki koliyi bar tezgahına koydum ve Vhegar'a da aynı şeyi yapmasını söyledikten sonra Mars'ın yanımıza gelmesini bekledim. Onun da yüzünde tatlı bir gülümseme vardı. Sanırım Mars'ı her gülümserken gördüğümde yaşadığım bu duygu karmaşasına alışmam gerekiyordu.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felix Felicis

avatar

Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.

MesajKonu: Geri: Kıskançlık Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 1:24 pm

"Bir yanlışlık olmalı."
Dudağımı ısırdım ve önümde duran faturalara baktım. Dün Gringott's'a gidip kafe için özel bir kasa açtırmıştım. Ama 50 galleonumuzun nereye gittiğini bir türlü çözemiyordum. Elimdeki kalemle sinirle başımı kaşıdım ve belki bininci kere faturaları baştan kontrol ettim. Bir-iki dakika geçmişti ki Mackenzie yanıma geldi. "Patron, dün gelen tabakların faturası cebimde kalmış." dedi 50 galleonluk bir faturayı önüme koyarken. Ölümcül bakışlarımı ona yönelttim ve derin bir nefes aldım. "Şu sıralar şansını zorluyorsun, Mackenzie." dedim sıkılı dişlerimin arasından. Her şey tamamdı o zaman. Sinir olsam da bir işi daha halletmiştim. Faturaları güvenle kasanın alt çekmecesine yerleştirirken kafenin içinde tatlı, bilindik bir ses yankılandı. "Romlar geldi!" Heyecanla başımı kaldırdım ve yüzüme yayılan kocaman bir gülümsemeye mani olamadım. Aqua tezgahın üzerine rom dolu bir koliyi bırakmış, hızla yanına gelirken beni izliyordu. Tezgahın arkasına geçtim. "Hoşgeldin...-iz?" Yanına ilerlerken Aqua'nın arkasında duran, elindeki kolileri tezgaha bırakmış adamı görememiştim. Biraz da soru sorar gibi çıkmıştı kelime dudaklarımın arasından. Hafif acımsılaşan gülümsememin üzerine, kaşlarımı kaldırdım ve beklentiyle Aqua'ya baktım. Bu adamın işi neydi burada? Gerçi evet, 4 koli romu buraya taşıması biraz zor olabilirdi ama yine de adamın Aqua'ya bu kadar yakın ve onu kollar gibi durması sinirime dokunmuştu. Onu kollayacak biri varsa o da bendim... Galiba.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
I got to know your pretty face and electric soul:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Kıskançlık Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 1:39 pm

Tezgahın arkasına geçmiş olan Mars'ın, arkamda durmakta olan Vhegar'ı görünce bir anda yüz ifadesinin değişir gibi olduğunu görmek canımı sıkmıştı, ancak bunu fark ettiğimi belli etmemeye çalıştım. "Hoşgeldin...-iz?" Mars bu karşılama sözcüğünü adeta soru sorarcasına söylerken, ben de Vhegar'ı Mars'a tanıtmam gerektiğini fark ederek bir adım geri gittim ve bir elimi Vhegar'ın güçlü omzuna koyduktan sonra yüzüme sevimli bir gülümseme yerleştirdikten sonra "Vhegar, bu Mars," dedim. Ardından Mars'a bakarak "Mars, bu da Vhegar. Vhegar oldum olası benimledir, zor zamanlarımda yanımda olan tek kişidir, ikinci kaptanımdır ve bu dünyadaki en yakın dostumdur." Bu sözlerim üzerine iki adama da gülümseyerek baktım, ancak Mars'ın yüzünde zoraki bir gülümseme var gibiydi. Belki de korsanlardan hoşlanmıyordu. Vhegar'ın da ciddi bir ifadeyle Mars'a bakarak başını hafifçe eğdiğini gördüğümde gerginlikle iç çektim. İki adam da çok garip davranıyorlardı ve bu yaptıklarına hiçbir anlam veremiyordum. Derin bir nefes daha aldıktan sonra Vhegar'ın yere bırakmış olduğu rom kolilerine bakarak iki adama biraz süre tanımaya çalıştım. Birbirlerine karşı neden bu kadar mesafeli davrandıklarını anlamıyordum. Vhegar her zaman sıcakkanlı bir insan olmuştu, tayfaya yeni katılan denizcilerin alışmalarını sağlayan kişi hep o olurdu, şimdi neden bu kadar soğuk davrandığını anlayamamıştım. Erkekler, diye geçirdim içimden. Her zaman saçma şeyler yaparlar işte.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felix Felicis

avatar

Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.

MesajKonu: Geri: Kıskançlık Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 2:09 pm

Aqua bir adım geri çekildi ve bakışlarımla yanındaki herifin omzuna konan elini izledim. Rahatsız olmuştum, bu kadar basitti. "Vhegar, bu Mars," Yüzünde şirin bir gülümsemeyle bir bana bir de Vhegar denilen herife bakıyordu. "Mars, bu da Vhegar. Vhegar oldum olası benimledir, zor zamanlarımda yanımda olan tek kişidir, ikinci kaptanımdır ve bu dünyadaki en yakın dostumdur." Ah, pekala, şimdi cidden içim rahatlamıştı. Gözlerimi devirip Aqua'ya baktım. Yanındaki adam hala bana öldürecek gibi bakıyordu. "Ne?! Bana sadece birkaç koli rom getirdi. Onun yanına duran ve eli omzunda olan kişi ben değilim!" diye kükremek gelmişti içimden. Yine de bakışlarımla yeterince şeyi anlattığımı düşünüyordum. Yüzüme yapay bir gülümseme yerleştirdim ve o adamla göz göze gelmeyi reddettim. Kısaca görmezden geliyordum. "Ne hoş, ne hoş," dedim Aqua'ya bakarak. Sesimden iğneleme açıkça okunabiliyordu ve öyle gergindim ki birkaç dakika sonra bütün kafeye kar yağmaya başlayabilirdi. "O zaman ben şu romların bir tadına bakayım. Lütfen rahat olun," dedim tezgahın önündeki yüksek tabureleri göstererek. Asamı salladım ve tezgahın üzerine 3 tane kadeh indi. Kolilerin birinden bir şişe rom çıkarıp kadehlere doldurdum ve bir yudum aldım. Gerçekten kaliteli bir tadı vardı. Tekrar gülümseyerek tezgahın öbür tarafında oturan denizkızıyla yandaşına baktım. "Ee," dedim muhabbet açmak istercesine. "günlerinizi nasıl geçiriyorsunuz?" Vhegar denilen adam bana öyle bakıyordu ki birazdan iğneleyici bir şeyler söyleyeceğinden emindim. Kadehimdeki romdan büyük bir yudum daha alıp Aqua'ya gülümsedim.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
I got to know your pretty face and electric soul:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Kıskançlık Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 4:40 pm

Uzun süren ve beni gerçekten çok sinir eden bir sessizliğin ardından Mars iğneleyici bir tonda "Ne hoş, ne hoş," diyerek sessizliği bozdu. Derin bir nefes aldım ve bir Vhegar'a, bir de Mars'a baktım. Neden bu kadar gergindiler? Ah, tanrım. Erkekleri anlamak gerçekten çok zordu. Bir de bu erkeklerin, biz kadınları anlamasının zor olduğunu söylemeleri yok muydu, deli oluyordum! En azından biz kadınlar daha medeni, uysal ve tatlı insanlardık. Biriyle tanıştığımızda o kişiye saldırmak istercesine bakmazdık. Ben bunları düşünürken Mars "O zaman ben şu romların bir tadına bakayım. Lütfen rahat olun," dedi. Bunun üzerine yüksek sandalyelere yerleştik ve Mars'ın romları tatmasını izledik. Yine sessizlik... Yine gerginlik... Gerçekten çok sinirlerim bozulmaya başlamıştı. Önümdeki rom kadehini elime aldım ve kocaman bir yudum aldıktan sonra bakışlarımı cafe&barın etrafında gezdirmeye başladım. Dekorlar ve mizansen oldukça hoştu, burada saatlerce oturulabilirdi ve çalan müziğin klasik müzik olması beni gerçekten şaşırtmıştı. Belki de Mars bir büyü yapmıştı ve bu büyü herkesin müzik zevkine uygun müziklerin çalmasını sağlıyordu. Büyücü dünyasında öyle çok takılmaya başlamıştım ki, çoğu şeyi büyücülere ve büyüye bağlıyordum. Bunu düşünürken kadehimden büyük bir yudum daha aldım. Bu sırada Mars da bana ve Vhegar'a bakarak "Ee," dedi. "günlerinizi nasıl geçiriyorsunuz?" Bu soru üzerine Vhegar'a baktım. Aslına nasıl cevap vereceğimi bilememiştim, Vhegar'ın da konuşmak istiyor gibi bir hali yoktu. Önündeki romla dolu kadehe elini bile sürmemişti ki, bu oldukça garipti. Hafifçe gülümsedim ve Vhegar'ın kulağına doğru eğilip, "Canının sıkkın olduğunu görebiliyorum, burada kalmak zorunda değilsin," dedim. "Gemiye dön ve beni orada bekle olur mu, seninle orada buluşuruz." Geri çekildim ve Vhegar'a bakarak tekrar gülümsedim. Yoldaşımın bu kadar gergin ve mutsuz olması beni de üzüyordu. Vhegar bir bana, bir de Mars'a baktıktan sonra hiçbir şey söylemeden oturduğu yerden kalktı ve barın çıkışına doğru yürüdü. Vhegar'ın bardan çıktığını gördükten sonra Mars'a döndüm ve soran gözlerle birkaç saniye onu süzdüm. O ise kayıtsız bir ifadeyle elindeki rom bardağını yudumluyor ve önündeki birkaç parça kağıdı incelemeye kaldığı yerden devam ediyordu. Kaşlarımı çattım ve ona doğru biraz yaklaşarak "Sorun ne? Vhegar'a neden öyle davrandın?" diye sordum. "İkiniz de öyle gergindiniz ki bir an için birbirinizin üstüne atlayıp aç kurtlar gibi birbirinizi parçalayacağınızı sandım." İç çektim ve kadehimi kafama diktim.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felix Felicis

avatar

Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.

MesajKonu: Geri: Kıskançlık Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 5:02 pm

Ortamı yumuşatmak için(!) bir şeyler söylemiştim fakat anlaşılan Vhegar efendinin ilgisini çekememiştik. Tezgahın altında dizime yerleşmiş olan elimi sıktım. Bir yandan da bakışlarımla Vhegar'ın kulağına eğilen Aqua'yı izliyordum. Resmen yangına körükle gidiyordu. İçimde yükselen öfkeyi bastırmaya çalıştım. Hala masanın üzerine duran faturaları kendi önüme çektim ve hiçbir şey anlayamama rağmen bakışlarımı üzerlerinde gezdirdim. Göz ucuyla adamın sandalyeden kalkıp kafeyi terk ettiğini görebilmiştim. Güzeldi, yoksa zaten ben çıkıp gitmesini isteyecektim. Aqua bana döndüğünde kaşları çatıktı. Tabii. "Sorun ne? Vhegar'a neden öyle davrandın?" dedi bana biraz yaklaştıktan sonra. Çatık kaşlarımla bakıyordum ona. "İkiniz de öyle gergindiniz ki bir an için birbirinizin üstüne atlayıp aç kurtlar gibi birbirinizi parçalayacağınızı sandım." Bir süre şöyle bir durdum ve garsonların bana bakmasına neden olan bir kahkaha koyverdim. Gerçekten suçun bende mi olduğunu düşünüyordu yani? Açık sözlülük günü kurtarır. "Öncelikle, Vhegar efendiye herhangi bir türlü davrandığım falan yok. Yanında görünce şaşırdım ve sonradan muhabbet etmek istedim," dedim ve kollarımı göğsümde kavuşturdum. "Ama sevgili Vhegar'ın bana aynı suratla bakmaya devam etti. Kendimde bir suç göremiyorum. Tabii ikinci kısma bir şey diyemem," Romumdan bir yudum aldım ve kadehi 'şerefe' yaparcasına ona doğru kaldırdım. "Benzetmelerinin de romların kadar mükemmel olduğunu söylemiş miydim? Cidden. Bunlar bir harika." Gülümsedim. Vhegar denen herifin gitmesiyle birlikte kendimi daha iyi hissetmeye başladığım bir gerçekti. En azından beynimi delecekmiş gibi bakar bir çift göz yoktu etrafta.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
I got to know your pretty face and electric soul:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Kıskançlık Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 5:29 pm

"Öncelikle, Vhegar efendiye herhangi bir türlü davrandığım falan yok. Yanında görünce şaşırdım ve sonradan muhabbet etmek istedim." Mars'ın bu sözleri üzerine gülümsemeden edememiştim, neden böyle davrandığı şimdi belli olmuştu. Derin bir iç çektikten sonra rom şişesini elime aldım ve içkimi doldurdum. Kadehten büyük bir yudum alırken, Mars da konuşmaya devam etti. "Ama sevgili Vhegar'ın bana aynı suratla bakmaya devam etti. Kendimde bir suç göremiyorum. Tabii ikinci kısma bir şey diyemem," dedi ve romundan bir yudum aldıktan sonra kadehini bana doğru, kaldırdı. Gülümsemeye devam ederek ona baktım. Burası bir anda çok sıcak oluvermişti. Bunun sebebinin kısa sürede oldukça fazla miktarda içmiş olduğum rom mu, yoksa başka bir şey mi olduğunu tam olarak anlayamamış olsam da, fazla üstünde durmamaya çalıştım. İçkimden bir yudum daha aldım. "Benzetmelerinin de romların kadar mükemmel olduğunu söylemiş miydim? Cidden. Bunlar bir harika." Mars'ın bu sözleri üzerine kendini beğenmiş bir ifadeyle iç çektim ve omuz silktim. "Vhegar sadece fazla paranoyak ve şüpheci davranıyor. Ama bu konuda onu suçlayamam. Hayatım boyunca yanımdaydı, çektiğim tüm acılarda, her yalnız kaldığımı sandığımda, o oradaydı. Beni korudu, büyüttü ve şimdi de bana yoldaşlık ediyor. Ona bir şans tanımalısın," dedikten sonra beklenti dolu bakışlarla Mars'ı süzdüm. Ardından bu konuyu daha fazla uzatmamam gerektiğine karar vererek "Rom konusunda iyiyimdir," diye ekledim. Ardından gözlerimi kısarak Mars'ın yüzüne baktım. "Ayrıca beni kıskanman da çok hoşuma gidiyor, bay Brant." Bu sözlerim üzerine tatlı tatlı gülümsedim ve içkimden kocaman bir yudum daha aldım. Yavaş yavaş sarhoş olmaya başlamıştım, her şey gerçekten harika gidiyordu. Vhegar'ı ne kadar çok sevsem de, belki de gitmesi ve ikimizi yalnız bırakması iyi olmuştu. Mars ile yalnız kaldığımızda çok ilginç şeyler oluyordu. Genç adamla en son görüşmemdeki oldukça eğlenceli olan öpüşmemizi hatırlayınca kendi kendime gülümsedim ve dudaklarımı yaladım. Mars'ın bu son söylediklerim üzerine ne gibi bir cevap vereceğini gerçekten çok merak ediyordum. Muhtemelen söylediklerimi reddedecek ve beni kıskanmadığını iddia edecekti. Ancak belki de beni kıskandığını kabul ederek beni şaşırtırdı ki Mars gibi biri söz konusu olduğunda ikinci seçenek daha mümkün gibi görünüyordu. İkimiz de birbirimize karşı oldukça açık sözlüydük.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felix Felicis

avatar

Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.

MesajKonu: Geri: Kıskançlık Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 8:57 pm

Derin, umursamaz bir nefes alıp bana döndü. "Vhegar sadece fazla paranoyak ve şüpheci davranıyor. Ama bu konuda onu suçlayamam. Hayatım boyunca yanımdaydı, çektiğim tüm acılarda, her yalnız kaldığımı sandığımda, o oradaydı. Beni korudu, büyüttü ve şimdi de bana yoldaşlık ediyor. Ona bir şans tanımalısın," dedi ilk söylediklerime cevap olarak. Söylediği şeyleri tabii ki anlamıştım ama tek kelimesini bile anlamamazlıktan gelmeye kendime yemin ettim. Umrumda olduğu söylenemezdi. Hem, o adam beni neden ilgilendirsindi ki? "Rom konusunda iyiyimdir," dedi ve gözlerini kıstı alaycı bir ifadeyle. "Ayrıca beni kıskanman da çok hoşuma gidiyor, Bay Brant." Cümlesi bittikten sonra şöyle bir durdum ve kocaman olmuş gözlerimle ona baktım. Ben, kıskanmak? Köpeğimi yan komşunun köpeğinden sakınmak dışında uzunca bir zamandır bu hissi tattığımı sanmıyordum. Yani eğer şu anda kıskanıyorsam bile haberim yoktu. Hemen lafa atladım. "Hayır hayır, kıskanmıyorum," Eh, bu da çok kesin bir şekilde yalanlamak olmuştu. "Kıskanmak aşık adamların yapabileceği bir şey. Benimki kıskançlık gibi bir şey. Ama tam öyle de değil," Gözlerimi kıstım ve bir şeyleri tartar gibi boşluğa baktım. Sonra işaret parmağımla başparmağım arasına küçük bir mesafe koydum. "Yani benimki şu kadarcık. Buna kıskanmak bile diyemezsin. Çok çok çok hafif bir şey." Kendimden emin bir şekilde gülümsedim ve kadehimde kalan romu hızlıca içtim. Tanıdık sıcaklık midemde yayılırken kadehi tezgaha geri koydum ve teslim olmuşçasına bir nefes aldım. "Pekala. Kıskanıyor olabilirim," dedim sonunda. Bazen çocukluk damarım tutabiliyor ve elimden gelebildiği kadar saçmalıyordum. Sanırım az önce de bir saçmalama nöbeti geçirmiştim. Bana ne kadar yakın olduğunu fark etmediğim Aqua'ya içten bir gülümseme gönderdim. "Ama haklı bir sebebim var."

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
I got to know your pretty face and electric soul:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Kıskançlık Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 9:38 pm

Tahmin ettiğim gibi, Mars bu sözlerimi inkar etme çabası içerisine girmişti. "Hayır hayır, kıskanmıyorum," dedi kendinden emin bir sesle. Ancak sesi her ne kadar kendinden emin gelse de, ben onun aslında beni gerçekten kıskandığından bir şekilde emindim. Ben ona inanmadığımı belli eden alaycı bir gülümsemeyle bakarken, "Kıskanmak aşık adamların yapabileceği bir şey. Benimki kıskançlık gibi bir şey. Ama tam öyle de değil," diye devam etti Mars. Gülümsemeye devam ederek başımı öne eğdim. Ardından tekrar genç adamın yüzüne baktım. O ise gözlerini kısmış, birkaç saniyeliğine öylece düşünmüştü. Ardından başparmağı ve işaret parmağı arasında küçücük bir mesafe bıraktıktan sonra parmaklarının bu şeklini bana göstererek "Yani benimki şu kadarcık. Buna kıskanmak bile diyemezsin. Çok çok çok hafif bir şey." Mars'ın bu sözleri üzerine küçük bir kahkaha attım ve kadehimden küçük bir yudum aldım. O da bu sözlerinin ardından bana kendinden emin bir gülümseme gönderdikten sonra hızlıca kadehini kafasına dikti ve içki bardağını tezgaha tekrar bıraktıktan sonra iç çekti. Ona bakmaya devam ederek gülümsedim. "Pekala. Kıskanıyor olabilirim," dedikten sonra kabullenmiş bir şekilde bana bakarak tatlı tatlı gülümsedi. "Ama haklı bir sebebim var." Bu sözleri üzerine kaşlarımı kaldırdım ve ona daha da yaklaştım. Yüzümde muzip bir gülümseme oluşmuştu. "Neymiş o sebep, öğrenebilir miyim?" diye sordum ve sıcak bir gülümsemeyle Mars'ın gözlerinin içine bakarak cevap beklemeye başladım.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felix Felicis

avatar

Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.

MesajKonu: Geri: Kıskançlık Gibi Bir Şey   Çarş. Eyl. 12, 2012 12:48 pm

Kendime biraz daha rom döktüm ve kadehin içinde çalkalanışını seyrettim bir süre. Aqua "Neymiş o sebep, öğrenebilir miyim?" dediğinde bakışlarımı tekrar ona çevirdim. Kaşlarını kaldırmış, dudaklarının kenarlarını hafifçe yukarı kaldırmıştı. Benim için dayanmak ne kadar kolay olabilirdi ki? Karşımdaki denizkızına karşı saçma sapan hisler besliyordum, bir zamanlar kimseye beslemediğim ve bu hisler kendi kafemde kendimi sarhoş etmeme neden oluyordu. Parmaklarımın arasındaki kadehi tezgah üzerinde sağa doğru sürdüm. Şimdiden hafifçe etkisini göstermeye başlamıştı ki sarhoş olduğumda çok da düzgün şeyler yapmazdım.
Bakışlarım denizkızının dudaklarıyla gözleri arasında bir rota çiziyordu. Bir yandan da beynimde küçük 'Marsçık'lar deli gibi etrafta koşuşturup, "Ne demeli?!" diye bağrışıyorlardı. Keşke biraz daha rom içebilseydim, diye düşündüm kendi kendime. Derin bir nefes aldım ve ağzımın benden bağımsız, kendi kendine hareket etmesine izin verdim. "Sen, gereğinden fazla güzelsin. Yanında hangi erkek olursa olsun seni diğerinden kıskanır, Aqua." İşaret parmağımla boynundan çenesine doğru bir yol çizdim. Bu hareketim bana daha fazla yaklaşmasına neden olmuştu. "Beni dinle, beni giderek kendine bağlıyorsun, denizkızı, ama bunun farkında bile değilsin. Ömrüm boyunca kafeme rom getiremezsin, bir gemin olduğunu biliyorum. Gelip benimle yaşamanı da isteyemem," dedim ve derin bir nefes alıp ondan uzaklaştım. "Boşuna ümit verme." Yüzümde buruk bir gülümsemeyle ona baktım. Anlamasını umuyordum.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
I got to know your pretty face and electric soul:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Kıskançlık Gibi Bir Şey   Çarş. Eyl. 12, 2012 7:32 pm

"Sen, gereğinden fazla güzelsin. Yanında hangi erkek olursa olsun seni diğerinden kıskanır, Aqua." Duyduklarım üzerine hafifçe gülümsedim ve bakışlarımı başka tarafa kaydırdım. Mars ne zaman adımı söylese içimde bir şeyler kıpırdanıyor, deli gibi heyecanlanıyordum. İsmimi onun dudakları arasından duymak bana mutluluk veriyordu. Sanırım gerçekten aptallaşmaya başlamıştım. Ancak bu umurumda bile değildi. O sırada genç adamın boynumdan çeneme doğru yükselen kibar dokunuşundan fazla etkilenmemiş gibi yapmaya çalışıyordum, ancak ne kadar uğraşmış olsam da ona doğru birkaç santim daha yaklaşmadan edememiştim. "Beni dinle, beni giderek kendine bağlıyorsun, denizkızı, ama bunun farkında bile değilsin. Ömrüm boyunca kafeme rom getiremezsin, bir gemin olduğunu biliyorum. Gelip benimle yaşamanı da isteyemem," dedi Mars, ardından benden uzaklaştı. Kaşlarımı çattım ve söylediği bu sözler ve yaptığı bu hareketlerin beni ne kadar kırdığını, sinirimi bozduğunu ancak aynı zamanda ne kadar mutlu ettiğini kafama takmamaya çalışarak derin bir nefes aldım. Onun da benden hoşlandığını bilmek güzeldi, ancak bu itirafının ardından söylediği sözler nedense tam anlamıyla sevinmemi engelliyordu. Tam ağzımı açıp söylediklerinin çok saçma olduğu hakkında uzun bir konuşmaya başlayacakken, Mars benden önce davrandı ve beni sarsacak o cümleyi söyledi. "Boşuna ümit verme." Duyduklarım üzerine önce birkaç saniye kaşlarımı daha da çatarak büyücüye baktım. Yutkunmaya çalıştım ancak bunun sonucunda şiddetli bir şekilde öksürmekten başka bir şey yaşamamıştım. Boğazımı temizledim ve derin bir nefes aldım. "Boşuna ümit verme" mi? Sakinim, sorun yok. Tüm vücudumun sinirden titriyor oluşunu umursamayarak ayağa kalktım ve hiç de hoş olmayan şeyler söylemek üzere ağzımı açtım. Ancak o an, böyle bir şey söylememem gerektiğini anlamıştım. Mars'tan hoşlanıyordum. Ona ümit değil, kendimi vermek istiyordum. Kısa bir süredir tanıdığım birine karşı böyle şeyler beslemem belki de doğru değildi, ancak bu umurumda bile değildi. Mars'ın onunla oyun oynamadığımı bilmesi gerekiyordu. Derin bir nefes daha aldım ve "Mars," diyerek konuşmaya başladım. Yüzümde oldukça ciddi bir ifade vardı. Galiba gerçekleri söylemek her zaman zordu ve öyle olacaktı. Benim gibi biri için duygularını sözlerle ifade etmek oldukça zordu. "Ben de sana karşı karmaşık duygular besliyorum. Ah, hayır. Yalan söylemeyeceğim." Sıkıntıyla iç çektim başımı kaldırıp gözlerimi yumdum, birkaç saniyeliğine kendimi dünyadan izole etmiş gibi hissetmiştim ve bu konsantre olmama gerçekten çok yardımcı olmuştu. Başımı tekrar Mars'a çevirdim ve duygularımın dudaklarımın arasından çıkmasına izin verdim. "Sana karşı ne hissettiğimi bilmediğimi iddia ederek sana yalan söylemeyeceğim. Senden hoşlanıyorum. Belki de bu yardım işini kabul etmemin sebebi buydu, bilmiyorum. Ancak sana karşı basit duygular da beslemiyorum. Belki yalnızca birkaç gündür tanıştığımızdan böyle şeyler hissetmem ve bu hissettiklerimin ne düzeyde olduklarını bilmem sana garip gelecek. Ancak ben hayatım boyunca hiçbir şeyden bu kadar emin olmamıştım, Mars." Tezgahın arkasına doğru açılan minik kapıya doğru hızla yürüdüm ve bana doğru şaşkın bakışlar göndermekte olan Mars'a kollarımı doladıktan sonra "Gerekirse gemimi bile terk ederim," diye fısıldadım bir solukta. "Ben seninle olmak istiyorum. Senin olmak istiyorum." Sözlerimin ardından Mars'ın dudaklarını dudaklarımla örttüm, bu sadece masum, birkaç saniye süren, yumuşak bir öpücüktü. Yüz ifadesine bile bakmadan kulağına eğildim ve "There is nothing can console me, but my jolly sailor bold," diye mırıldandım. Bu bilinen bir denizkızı şarkısıydı ve şarkıda ona benim denizcim olup olmayacağını soruyordum. Kalbim deli gibi atarken, başımı göğsüne yasladım ve gözlerimi sıkıca kapattım. "Benim cesur denizcim ol," dedim sessizce, Mars'ın hızla atmakta olan kalbinin sesini duyabiliyordum.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felix Felicis

avatar

Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.

MesajKonu: Geri: Kıskançlık Gibi Bir Şey   Çarş. Eyl. 12, 2012 9:29 pm

Denizkızının vücudu gözle görülebilir şekilde titremeye başladığında kendi kendime lanet ettim. Şu anda tek istediğim, kollarımı etrafına dolayıp onu sıkıca kendime bastırmaktı. Gerçekten incindiğini fark ettiğimde çok geçti. Tek dilediğim şey kapıdan çıkıp gitmemesiydi. O yumuşacık bakan mavi gözlerini görmek ve melodik ses tonunu duymak için bekleyeceğim her gün bana cehennem gibi gelirdi. Belki de şu anda sesli ifade etmeyecektim ama karşımda narince titreyen bu denizkızına aşıktım. "Mars," dedi kararlı bir tonla. Adım dudaklarının arasından döküldüğü anda bakışlarım gözlerine kaydı. "Ben de sana karşı karmaşık duygular besliyorum. Ah, hayır. Yalan söylemeyeceğim." Bir iç çekti ve gözlerini kapadı bir-iki saniyeliğine. Çaresiz gözlerle onu seyrediyordum. "Sana karşı ne hissettiğimi bilmediğimi iddia ederek sana yalan söylemeyeceğim. Senden hoşlanıyorum. Belki de bu yardım işini kabul etmemin sebebi buydu, bilmiyorum. Ancak sana karşı basit duygular da beslemiyorum. Belki yalnızca birkaç gündür tanıştığımızdan böyle şeyler hissetmem ve bu hissettiklerimin ne düzeyde olduklarını bilmem sana garip gelecek. Ancak ben hayatım boyunca hiçbir şeyden bu kadar emin olmamıştım, Mars." Derin bir nefes aldım. Kalbim neredeyse 10 kat daha hızlı atıyordu. Tezgahın arkasına açılan minik kapıdan girdi ve bana yaklaşarak ince kollarını boynuma doladı. Gülümsedim ve kollarımı sıkıca beline sardım. "Gerekirse gemimi bile terk ederim. Ben seninle olmak istiyorum. Senin olmak istiyorum." Sonra tek hissedebildiğim dudaklarıma kapanan dudaklarıydı. Dudaklarını ikinci kere hissediyordum ama çoktan bağımlısı olmuş gibiydim. "There is nothing can console me, but my jolly sailor bold," dedi kulağıma fısıldayarak. Sonra başını göğsüme yasladı ve derin bir nefes aldı. Bense dudaklarımı saçlarına bastırmış, şampuanının tatlı kokusunu içime çekiyordum. "Benim cesur denizcim ol," diye mırıldandı. Onu korumak istercesine kollarımı belinde iyice sıkılaştırdım ve onu kendi bedenime yasladım. Kalbinin göğsünde gümbürdeyişini hissedebiliyordum. Bir elimle hafifçe çenesini kaldırdım ve ilk defa kendim öptüm onu. Geri çekildiğimde dudaklarımda küçük bir gülümseme vardı. Küçük bir çocukken babamla beraber söylediğimiz denizci şarkılarından bir beyit mırıldandım dudaklarına doğru. "So I'm sailing for tomorrow, my dreams are a-dyin', And my love is an anchor tied to you, tied with a silver chain." Şaşkınlıkla açılan gözlerine karşılık bir kahkaha attım ve birkaç saniye sonra o da katıldı bana. Durgunlaştığımızda bir öpücük daha kondurdum dudaklarına. "Seninim, denizkızı."


Rp Sonu.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
I got to know your pretty face and electric soul:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Kıskançlık Gibi Bir Şey

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» AHMET SELİM-BAŞLADIĞI GİBİ BİTSİN...
» Cm Punk sakallarını eskisi gibi yapsın dienler?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Eğlence Ekspresi :: Süpürge Dolabı :: Rp İçi :: 2. Sezon-