AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 Rom Gibi Bir Şey

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Felix Felicis

avatar

Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.

MesajKonu: Rom Gibi Bir Şey   Ptsi Eyl. 10, 2012 8:28 pm

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Aquamarine SparrowMars A. Brant
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
I got to know your pretty face and electric soul:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felix Felicis

avatar

Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.

MesajKonu: Geri: Rom Gibi Bir Şey   Ptsi Eyl. 10, 2012 8:50 pm

"Hemen getiriyorum, bayan"
Tezgahın arkasındaki kapıdan içeri girdim ve asamı şöyle bir içeri salladım. Anında iki dilim balkabaklı pasta önümde belirdi. İçeri girdikten sonra sağsalim masaya ulaşmaları için bir büyü daha mırıldandım. Tekrar mutfağa girdim ve daha yeni pişen vişneli volkan kekleri çıkardım fırından. Derin bir nefes alarak alnımı silerken içeri bir serinletme büyüsü yapmıştım bile.
Daha 1 hafta önce Hogsmade'de açtığım dükkan gereğinden fazla tutmuş gibiydi. Her gün en az 50 müşteri girip çıkıyordu ki bu benim için mükemmel bir sonuçtu. Şu anda dilediğim tek şey bugün bitmeden önce depodaki Felix Felicis'lerin bitmemesiydi. Doğru kıvamı tutturabilmem yaklaşık 3 gün almıştı ve diğer 1 hafta da yeterli miktarda üretmek için çalışmıştım. Açıkçası bir dükkan açmak, özellikle de Felix Felicis'i açmak yorucuydu ve beni fena halde uğraştırıyordu. Fakat bundan mutlu olamazdım sanırım.
Büyük, ahşap dolaba dizilmiş Felix Felicis'lere bir göz attım ve bugün tekrar kazanın başına oturmaya karar verdim. İçeri geçtiğimde bütün müşteriler mutlu mesut muhabbet ediyorlardı. Derin bir nefes alıp tezgahın arkasına oturdum ve başımı duvara dayadım. Birkaç dakika sonra kapının açılmasıyla çalan zil 5 dakika boş oturamayacağımı söylüyordu bana. "Mars! İçkileri getirdim dostum!" Bakışlarımı kapıdan yanında bir koliyle içeri giren Henry'ye çevirdim. Selamlaşıp içkileri yerlerine koyduktan sonra gülümsedim ve dükkanın kapısından kafamı çıkarıp tabelaya asamı doğrulttum. Birkaç saniye sonra Felix Felicis Cafe'nin yanında bir 'Bar' yazısı belirmişti. Küçük pencerelerden birine de "Rom bulunur" yazdıktan sonra derin bir nefes aldım. İşlerin daha da yoğunlaşacağı kesindi.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
I got to know your pretty face and electric soul:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Rom Gibi Bir Şey   Ptsi Eyl. 10, 2012 9:26 pm

Her zamanki gibi, babamın mezarından çıkmış Hogsmeade sokaklarında yavaş adımlarla geziniyordum. Hava çok soğuktu ve iki elimi de paltomun ceplerine gizlemiştim. Okyanus buz gibi olsa bile hiçbir şekilde üşümüyordum, ancak sudan ayrı kaldığım zamanlarda bu kadar soğuk olan havalarda ellerim adeta buz tutuyordu. Biraz ısınmam gerekiyordu. Yürümeye devam ederken bir yandan da adam gibi rom ikram eden bir bar bulmak üzere etrafıma bakınmaya başladım. Sonunda yürüdüğüm yolun karşısında, tabelasında "Rom bulunur" yazan bir bar gördüm ve hızla barın önüne doğru yürümeye başladım. Barın ışıklandırılmış tabelasına gözlerimi kısarak baktım ve ismi gördükten sonra hafifçe gülümsedim. Vakit kaybetmeden içeri girdim ve kendime küçük bir masa buldum. İçerisi kesinlikle çok sıcaktı ve oturmak üzere bu barı seçmekle doğru kararı vermiş olduğumu anlamıştım. Ellerimi ceplerimden çıkardım ve dudaklarıma götürerek soluğumu dışarı verdim. Bu, ellerimin az da olsa ısınmasını sağlamıştı. Derin bir nefes aldım ve benimle ilgilenebilecek birini beklemeye koyuldum. Uzun zamandır rom içmiyordum ve bu içkiye tüm hücrelerimle bağımlıydım. Rom benim için su gibiydi. Her korsan gibi ben de roma bağımlıydım ve onsuz yaşayamayacağımı biliyordum. Babamdan almış olduğum zilyon tane özellikten biri. Yutkundum ve saçlarımı geriye savurduktan sonra bana içki verebilecek birini gözlerimle aramaya koyuldum. İçerisi epey kalabalıktı ve bir garson bulmak oldukça zordu. Ancak ben de bir müşteriydim öyle değil mi? Benimle de ilgilenilmesi gerekiyordu. Sıkıntıyla bir o yana, bir yana koşturan, işleriyle meşgul olan ve bana dikkat bile etmeyen garsonlara bakarak kollarımı göğsümde birleştirdim. Tam da o sırada, arkamdan gelen hoş tınılı sesi duydum. "Size nasıl yardım edebilirim, bayan?" Kafamı sesin geldiği yöne çevirdim ve ister istemez gülümsedim. Sonunda bana yardımcı olacak biri duruyordu karşımda! "Ah, bana bir şişe rom verirseniz çok sevineceğim," dedikten sonra gülümsememi yüzüme daha da yaydım ve adamın yüzüne çok yakışan kirli sakalına, ardından da sıcacık gözlerine baktım. Galiba yardım edecek birini bu kadar fazla beklememe değmişti.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felix Felicis

avatar

Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.

MesajKonu: Geri: Rom Gibi Bir Şey   Ptsi Eyl. 10, 2012 9:51 pm

Bir süre tezgahın arkasında oturup oradan oraya koşturan garsonlarımı izledim. İşlerini kontrol etmek ve müşterilerin memnuniyetini sağlamak benim görevimdi. Sonuçta galleonlarını ben veriyordum ve kazıklanmak istemezdim. İçeri giren bir müşteriyi daha gözlerimle takip ettim ve iki kişilik masalardan birine oturmasını izledim. İçimden beşe kadar saydım ve garsonlardan biri yanına gitmeyince derin bir nefes aldım. Biraz daha beklemeliydim belki de. Çalışanlarının galleonlarını düşürmek için çabalayan, cimri bir patron konumuna düşmek istemezdim. Ama aynı garsonun, müşterinin yanından 3 kere geçip de siparişini almayınca genç kadının yanına giderken ona pis bir bakış attım. "5 galleonun gitti, haberin olsun Mackenzie" Birkaç adımda minik masanın yanına gittim ve daha ulaşmadan "Size nasıl yardım edebilirim, bayan?" diye sordum hafif bir ses tonuyla. Bayanın yüzü görüş alanıma girerken yüzümdeki gülümsemeyi korudum. Bana dönen hafif yüz hatları bir iç çekme isteği oluşturmuştu bende. Ve garip bir tanıma hissi. "Ah, bana bir şişe rom verirseniz çok sevineceğim," dedi genç bayan yüzündeki gülümseme büyümeden önce. Başımı itaatkar bir biçimde salladım ve yüzüne daha fazla bakmadan gözlerimi tezgaha çevirip bir şişe rom ve kadehin masaya konmasını sağladım. Yavaş hareketlerle romu doldurduktan sonra masaya bıraktım kadehi. Bir yandan da genç kadın kadehi dudaklarına götürürken onu izliyordum. Neden hala burada dikilmiş ona bakıyordum ki? Yine de kadeh masaya geri inince yüzüme sıcak bir gülümseme yaymadan edemedim. "Pardon, sizi bir yerlerden tanıyor olabilir miyim?" dedim merakla. Bir yandan da genç kadını süzüyordum.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
I got to know your pretty face and electric soul:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Rom Gibi Bir Şey   Ptsi Eyl. 10, 2012 10:08 pm

Genç adam bir bardak dolusu romu getirdiğinde rahatlayarak iç çektim ve içkiden küçük bir yudum aldım. Bu gece içmek konusunda oldukça yavaş davranmayı planlıyordum, iyi bir günümdeydim ve sarhoş olmaya ihtiyacım yoktu. Ben içkimden yudum alırken bana dikkatli bakışlarını doğrultmuş olan adama soran gözlerle baktım. Neye canım sıkılması gerekiyordu, bilmiyordum. Tadı rom dışında her şeye benzeyen bu içki dolu bardağa mı, yoksa adamın yüzüme kenetlenmiş bakışlarına mı? Neden hala burada durduğunu anlayamıyordum, ya da neden bana öyle baktığını. Sanki bir şeyler anlamaya çalışıyormuşcasına gözlerini kısmıştı ve bu oldukça rahatsız ediciydi. Bu adamı tanıdığımı zannetmiyordum ve tanımadığım birinin bana böyle bakması gerçekten merak uyandırıcıydı. Ben ona bana neden baktığını sormadan hemen önce, genç adam dudaklarını araladı ve bakışlarını yüzümden ayırmadan "Pardon, sizi bir yerlerden tanıyor olabilir miyim?" diye sordu. Kaşlarımı çattım ve başımı öne eğdim. Rom bardağıma bakarak birkaç dakika boyunca adamın beni nereden tanıyor olabileceğini düşündüm. Ünüm karada değil, denizdeydi. Bu yüzden beni kaptan ya da Jack Sparrow'un kızı sıfatlarıyla bilmesi pek de mümkün değildi. Derin bir nefes aldım ve tatlı bir şekilde gülümseyerek başımı iki yana salladım. "Bilemiyorum, ben sizi tanıdığımı zannetmiyorum." Bu sözlerim üzerine rom bardağımdan kocaman bir yudum aldım ve içki boğazımdan aşağı geçerken yüzümü buruşturdum. Romun tadının ne kadar iğrenç olduğunu unutmuştum ve kocaman bir yudum almak gibi bir aptallık yapmıştım. Ah, cidden o akşam bende bir şeyler vardı. Derin bir nefes aldım ve içkiyi göstererek "Affedersiniz ama," dedim. "Siz buna rom mu diyorsunuz? Bana kalırsa barınızın kapısındaki tabelayı derhal ortadan kaldırmalısınız çünkü rom için gelen bir sonraki müşterinin midesi benimki kadar sağlam olmayabilir." Sözlerimi bitirince hafifçe gülümsedim ve adama baktım. Aslında o sözlerin üzerine gülümsemem size biraz kafa karıştırıcı gibi gelebilir. Ancak gülümsememin sebebi, adamın beni yanlış anlamamasıydı. Evet, insanlara hatalarını söyleme ve düzelttiklerini görme gibi bir huyum vardı. Özellikle de bu hatalar rom ile ilgili olunca ayrı bir ilgili oluyordum. Lütfen ama! Konu romdu, siz de olsanız siz de aynı tepkiyi verir, aynı sözleri söylerdiniz. Karşınızdaki adam her ne kadar çok yakışıklı olsa da, çok bilge biri açık sözlülüğün çok yararlı ve gerekli bir şey olduğunu söylemiş, öyle değil mi?

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felix Felicis

avatar

Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.

MesajKonu: Geri: Rom Gibi Bir Şey   Ptsi Eyl. 10, 2012 10:33 pm

Sorumun üzerine bir süre yanıt alamadım. Cadı sonunda bana döndüğünde yüzünde iç ısıtan bir gülümseme vardı. Bir an nefesimin kesildiğini hissettim. Saçmalık. "Bilemiyorum, ben sizi tanıdığımı zannetmiyorum." dedi başını iki yana salladıktan sonra. Eminim şu anda trene bakan öküz gibi görünüyordum. Yani, mugglelardan bir deyim. Tatlıları öğrenmek için bir süre Londra'da kalmıştım da... Ne saçmalıyorum ben böyle? Ve niye hala şimdi romundan büyük bir yudum alıp yüzünü buruşturan tatlı cadıya bakıyordum? Ayrıca, tatlı nereden çıkmıştı şimdi? İçerisi çok mu sıcaktı yoksa bana mı böyle geliyordu? "Affedersiniz ama," dedi beni düşüncelerimden uzaklaştırarak. "Siz buna rom mu diyorsunuz? Bana kalırsa barınızın kapısındaki tabelayı derhal ortadan kaldırmalısınız çünkü rom için gelen bir sonraki müşterinin midesi benimki kadar sağlam olmayabilir." Kusursuz yüzüne tekrar içten bir gülümseme giydirerek bana baktı. Sözlerinden alınmak istiyordum ama sonuna kondurduğu minik gülümseme bunu imkansız kılıyordu. Tezgahtan masaya bir kadeh daha kondurup kendime bir yudumluk rom doldurdum. Şöyle bir tadına baktıktan sonra gözlerimi kıstım. "Aslına bakarsanız, genç bayan, o kadar kötü bir tadı yok. Fakat buradan sizin ince bir zevkiniz olduğu gerçeğini çıkarıyorum," dedim ona doğru eğilmeden önce hafifçe gülümsedim ve daha da netleşen masmavi gözlerine baktım. Karşısındaki sandalyeyi çekip oturdum kendime hakim olamadan. İçimden bir ses karşımdaki cadıyla iletişim kurmak istiyordu. Fazla, daha da fazla.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
I got to know your pretty face and electric soul:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Rom Gibi Bir Şey   Ptsi Eyl. 10, 2012 10:53 pm

Genç adam bu sözlerim üzerine tezgaha doğru yürümüş ve rom şişesinden kendisi için bir bardak doldurmuştu. Ardından yanıma gelirken bardaktan bir yudum aldı ve gözlerini kıstı. Bense ona bakarak gülümsemeye devam ediyordum. Muhtemelen söylediklerimin doğru olmadığını söyleyecekti, bunu her dükkan sahibi yapardı. "Aslına bakarsanız, genç bayan, o kadar kötü bir tadı yok. Fakat buradan sizin ince bir zevkiniz olduğu gerçeğini çıkarıyorum," dedi ve gülümsedikten sonra bir sandalye çekip karşıma oturdu. Şaşkınlık dolu bakışlarımı yüzüne kenetledim, ancak bu şaşkınlığım birkaç saniye içinde ortadan kalktı ve yerini sıcak bir gülümsemeye bıraktı. Oldukça uzun olan bu yaşamım boyunca birçok yabancı ile içki içmiş, muhabbet etmiştim. Hatta tayfamdaki ölümsüz yaşama katılan birçok korsan, bir zamanlar hiç tanımamış olduğum yabancılardı. Ancak nedense bu adamla oturmak gergin ve heyecanlı hissetmeme neden olmuştu. Ayrıca görünümü de beni gerçekten çok etkilemişti, yalan söylemeyeceğim. Hafifçe gülümsemeye devam ettim ve "İnanın bana, konu rom olduğunda gerçekten çok ince bir zevke sahibimdir," dedim. Sonra küçük bir kahkaha attıktan sonra iki kolumu da masaya koydum ve adama doğru eğildikten sonra "Öyleyse, bana adınızı söyleyin," dedim. "Sizin gibi biriyle tanışmak benim için şaşırtıcı derecede heyecan verici olacak." Söylediklerimin ardından şaşkınlıkla başımı başka tarafa çevirdim. Tamam, açık sözlülük gerçekten çok harikaydı, yararlıydı, ama belki de aşırıya kaçmıştım. Adam daha yeni tanıştığı birinin kendisine karşı karışık duygular beslemekte olduğunu anlarsa, benden soğuyabilirdi ve yine şaşırtıcı bir şekilde, adamın kendimden soğumasını hiç istemiyordum.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felix Felicis

avatar

Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.

MesajKonu: Geri: Rom Gibi Bir Şey   Ptsi Eyl. 10, 2012 11:21 pm

Karşısına geçip oturmuştum ama asıl beklediğim şey romu kafamdan aşağı boşalttıktan sonra çekip gitmesiydi. Yani tabii ki bu umduğumşey değildi, beklediğim şeydi. Bu yüzden tatlı tatlı konuşmaya başladığında fazlasıyla şaşırmıştım. "İnanın bana, konu rom olduğunda gerçekten çok ince bir zevke sahibimdir," dedi bir kahkaha atmadan önce. Bir süre etkilenmiş bir ifadeyle ona baktım. İki kolunu masaya dayayıp bana doğru eğildiğinde durumum iyice kötüleşmişti. Ne zamandır bir kadınla bu kadar yakınlaşmıştım? Halim içler acısıydı. O kadar uzun zamandır bu kafe için plan yapıyordum ki aşk hayatımı gözden bile geçirememiştim. Bir dakika, aşk hayatı mı? Önümde oturan bu genç kadınla herhangi bir ilişkiye gireceğimi nereden düşünmüştüm ki? Saçmalık. "Öyleyse, bana adınızı söyleyin," dedi genç kadın beni neredeyse yalancı çıkarırcasına. Bense bir süre öylece baktım. "Sizin gibi biriyle tanışmak benim için şaşırtıcı derecede heyecan verici olacak." Yüzümden ayrılan bakışlarına karşılık konuşmaya başlamadan önce bir süre onu süzdüm. Sonra çok hafifçe güldüm. "Mars. Mars A. Brant. Ve üzgünüm ki o kadar heyecan verici bir tarafım yok. En azından sizinki kadar yok," Başımı biraz öne eğdim ve tekrar ona baktım. Yüzümde oluşan çarpık gülümsemeye engel olamıyordum. "Peki bu güzel cadının adını öğrenebilir miyim? Ve belki de biraz daha oturmasını isteyebilir miyim? Başka bir yere gitmeyi de önerebilirim. Kaliteli rom satan bir yere. Özür olarak." Pekala, olayı biraz abartmış olabilirdim. Kim daha 5 dakika önce tanıştığı birine bir teklifte bulunurdu ki? Yani benim gibi bir aptal dışında, diye düzelttim kendimi.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
I got to know your pretty face and electric soul:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Rom Gibi Bir Şey   Ptsi Eyl. 10, 2012 11:48 pm

"Mars. Mars A. Brant. Ve üzgünüm ki o kadar heyecan verici bir tarafım yok. En azından sizinki kadar yok," dedi gülümserken son derece çekici görünen Mars. İsmini söylediğinde ben de hafifçe gülümsedim. Doğrusu böyle bir adamın adının Mars olması oldukça güzeldi. İsmi bana Venüs'ü anımsatmıştı. Mars ve Venüs'ün aşkları ile ilgili hikayeleri çok iyi bilirdim. Annemden bana kalan tek şey, kağıtlar ve kitaplar dolusu hikayelerdi. Küçük bir kızken zamanımın çoğunu o hikayelerin çoğunu okuyup bitirmeye vermiştim ve en çok hoşuma giden hikaye de Mars ve Venüs'ünki olmuştu. Aşk Tanrıçası ve Savaş Tanrısı'nın bitmek bilmeyen, sonsuz aşkı. Kalpleri sonsuza dek atacak olan, iki sevgili... Derin bir nefes aldım ve Mars konuşmaya devam ederken ben de tüm dikkatimi adama verdim. "Peki bu güzel cadının adını öğrenebilir miyim? Ve belki de biraz daha oturmasını isteyebilir miyim? Başka bir yere gitmeyi de önerebilirim. Kaliteli rom satan bir yere. Özür olarak." Mars'ın bu sözleri üzerine bir kahkaha attım ve masada durmakta olan ve bir daha asla ağzıma sürmemeye karar vermiş olduğum rom bardağına baktım. Ardından gözlerimi kısarak Mars'ın yüzüne baktım. Yine aynı kıpırtı. Adamın yüzüne ne zaman baksam içimde bir şeyler hareketleniyordu sanki. Belki de tozlanmış, örümcek ağlarıyla kaplı, aşktan yoksun, yıllarca ondan kaçmış olan kalbim sonunda hareketlenmeye karar vermişti. Bunun beni korkutması gerekirdi, ancak nedense korkmuyordum. Kalbimin hareketlenmesi, yeniden aşık olmak... Bunlar kendime kolay kolay itiraf edebileceğim şeylerdi, aşık olmanın hiçbir şekilde yanlış ve uzak durulması gereken bir şey olduğunu düşünmüyordum. Elbette birkaç dakikadır tanıyor olduğum Mars'a aşık değildim, ancak içimde hareketlenen bu duygular, belki adama karşı beslememin muhtemel olduğu bir aşkın filizleri olabilirlerdi. "Adım Aquamarine. Aquamarine Sparrow ve yanıldığınız bir nokta var. Ben bir cadı değil, bir denizkızı ve bir korsanım. Bir gemim ve bir tayfam var. İnsan eti yemeyi bırakalı uzun zaman oldu, bu yüzden benden korkmanıza gerek yok. Tabii, denizkızları hakkındaki bu gerçeği bilmiyorsanız, öğrenmeye çalışmamanız en doğrusu," dedim ve kısa bir nefes aldım. Bir şeyler içmek istiyordum ancak önümde durmakta olan rom bardağına elimi bile süremeyeceğimi biliyordum. Bu sefer derin bir nefes aldım ve alaycı bir gülümsemeyle adama doğru birkaç santimetre daha eğildim. Aramızda pek fazla mesafe olduğu söylenemezdi. "Ancak aklıma takılan bir soru var, sizce de bana asılmak ve beni bir yerlere davet etmek için biraz yaşlı değil misiniz?" Sorumun ardından yüzümdeki alaycı ama bir o kadar da ciddi ifadeyi korumaya devam ettim. Sorduğum soru aslında çok saçmaydı, ben bir denizkızı olarak asırlardır yaşıyordum ve Mars'dan çok daha yaşlıydım. Ancak böyle bir soru sorarak onu şaşırtmak gerçekten çok hoşuma gitmişti, ancak biraz daha ısrarcı davranırsa teklifine cevap vermek konusunda daha fazla gecikmeyeceğimden emindim.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felix Felicis

avatar

Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.

MesajKonu: Geri: Rom Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 12:08 am

Yine beklediğim rom yüzümle buluşmamıştı. Kendi kendime gülümsedim. Belki gerçekten bir şansım olabilirdi. "Adım Aquamarine. Aquamarine Sparrow ve yanıldığınız bir nokta var. Ben bir cadı değil, bir denizkızı ve bir korsanım. Bir gemim ve bir tayfam var. İnsan eti yemeyi bırakalı uzun zaman oldu, bu yüzden benden korkmanıza gerek yok. Tabii, denizkızları hakkındaki bu gerçeği bilmiyorsanız, öğrenmeye çalışmamanız en doğrusu," Az önce etkilenmişlikle ona bakan gözlerim şimdi biraz şaşkınlıkla açılmıştı. Tabii öyle normal(!) biriydim ki uzun bir zaman sonra ilk konuşmaya başladığım kişi bir korsan ve denizkızıydı. Açıkçası denizkızları hakkında pek bildiğim bir şey yoktu, güzelliklerinden başka. Gerçi karşımda oturan genç kadının denizkızlarına yaraşan bir güzelliği olduğuna dair bir şüphem yoktu. Son söylediğine hafifçe gülümsedim. Gerçekten ilginç biriydi. "Ancak aklıma takılan bir soru var, sizce de bana asılmak için biraz yaşlı değil misiniz?" dedi derin bir nefes aldıktan sonra. Bir süre şöyle bir durdum. Neredeyse ferah nefesi yüzümü yalayacak derecede ona yakın dururken ve o hiç de geriye çekilmezken, ne saçma soruydu bu böyle? Üstelik hiçbir zaman yaş kompleksi olan bir adam olmamıştım. Yaşım için gereğinden fazla yakışıklıydım, bu bir gerçekti.
Düşüncelerim aklımdan uzaklaşırken bakışlarım dudaklarına takıldı. Şu anda yapmak istediğim tek şey ileri uzanmak ve karşımda oturan denizkızının alt dudağını dudaklarımla kavramaktı. Nefesimin kesildiğini hissedebiliyordum. "Sizce de bu soruyu sormak için biraz geç değil mi, bayan Aqua?" dedim adını neredeyse okşayarak söylerken. "Yaşlı gösterdiğimi de, olduğumu da düşünmüyorum. En azından size kur yapabilecek kadar değil. Bana yaşlı diyorsanız, yaşlılığın figürüme bir yakışıklılık getirdiğini de kabul etmelisiniz. Yanlış mıyım?" Bakışlarımı dudaklarından ayıramadan cevabını bekledim.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
I got to know your pretty face and electric soul:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Rom Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 12:27 am

"Sizce de bu soruyu sormak için biraz geç değil mi?" Mars'ın bu sözleri üzerine hafifçe gülümsedim. Bu adam cidden çok yakışıklıydı. Bir zamanlar tanışmış olduğum ve hayatımın aşkı olan Philip ile ilk karşılaştığım zamanki gibi hissediyordum kendimi. Hatta o zamandan daha heyecanlıydım. Buraya gelmekle kesinlikle çok iyi etmiştim. Mars ile aramda bir şeyler olmasını istiyordum, ancak bu şeylerin basit birer fiziksel temastan ibaret olması, kesinlikle istediğim bir şey değildi. Bu adamda özel bir şeyler vardı, ne olursa olsun Mars'ın hayatımda yer alması gerekiyordu. "Yaşlı gösterdiğimi de, olduğumu da düşünmüyorum. En azından size kur yapabilecek kadar değil. Bana yaşlı diyorsanız, yaşlılığın figürüme bir yakışıklılık getirdiğini de kabul etmelisiniz. Yanlış mıyım?" Bu sözleri üzerine çarpık bir gülümsemeyle adamın gözlerinin içine baktım ve ona doğru daha da yaklaştım. Bizi dışarıdan gören herhangi biri, beraber olduğumuzu ve birbirimize kur yaptığımızı düşünebilirdi. İkinci seçenek kesinlikle doğruydu, birbirimize açık bir şekilde kur yapıyorduk. İlk seçenekse yakında gerçek olacağını sandığım ve umduğum bir seçenekti. Önümde durmakta olan romla dolu bardağa baktım ve iç çektikten sonra bardağı alıp Mars'ın yüzüne doğru salladım. Bütün bardak adamın yüzüne boşalmıştı ve adam ne yapacağını bilmez halde, şaşkınlıkla bana bakakalmıştı. Daha fazla vakit kaybetmeden iki elimle Mars'ın yanaklarını tuttum ve yüzünü kendime doğru çektikten sonra dudaklarına oldukça sağlam bir öpücük kondurdum. Ardından dudaklarından benim dudaklarıma bulaşmış olan romları yaladım ve memnuniyet dolu bir gülümsemeyle "Hayır, kesinlikle haklısın," diye fısıldadım. "Ayrıca romu böyle içmek de ayrı bir zevk veriyormuş." Sıcak bir gülümsemeyle adama bakmaya devam ettim. "Ha, bu arada Mars," dedim ve bana hala şaşkınlıkla bakmakta olan Mars'ın gözlerinin içine baktım. "Bir denizkızı seni öperse, bir daha asla vahşi ve öfkeli okyanusta boğulmazsın." Yaptığım şeyin aşırı olduğunu biliyordum, ancak umurumda bile değildi. O sırada Mars'ı öpmek istemiştim ve öpmüştüm. Yaptığım şeyden pişman değildim ve hiçbir zaman da olmayacaktım. Yaptığım çılgınlıkların her zaman güzel sonuçlar doğurduğuna şahit olmuştum. Bu işin sonunun da iyi biteceğinden emindim.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felix Felicis

avatar

Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.

MesajKonu: Geri: Rom Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 12:59 am

10-15 saniye sonra bir kadeh rom yüzümle buluşmuştu fakat bu sefer hiç de hazırlıklı değildim. Gözlerimden akan romları sildim ve şaşkın bir ifadeyle karşımda oturan deniz kızına baktım. Birkaç saniye sonra dudakları dudaklarımın üzerindeydi ve yine birkaç saniye sonra, ben daha karşılık bile veremeden yok olmuşlardı. "Hayır, kesinlikle haklısın," diye fısıldadı dudaklarındaki romu pembe, minik bir dille yaladıktan sonra. İçimden inlemek gelmişti. "Ayrıca romu böyle içmek de ayrı bir zevk veriyormuş." Yüzümden masaya akan romu çoktan unutmuştum bile. "Ah, bu arada Mars, bir denizkızı seni öperse, bir daha asla vahşi ve öfkeli okyanusta boğulmazsın." Cümleleri bittikten, arada bir sessizlik olmuştu. Bir süre bize dönen bakışları umursamadım ve kendime geldikten sonra asamı çıkarıp "Aklapakla." diye mırıldandım. Aslında söyledikleri gereğinden fazla yanlıştı. "Bir denizkızı seni öperse, bir daha asla vahşi ve öfkeli okyanusta boğulmazsın" Çünkü zaten çoktan boğulmuşsundur.
Derin bir nefes aldım ve kalbim 10 kat daha hızlı çarparken düşündüğüm tek şey denizkızını kolundan tutup mutfağa sokmaktı. Sonra da kapıyı kilitlemek. Gözlerimi sıkıca kapayıp açtım ve Aqua'ya bir cevap bulmaya çalıştım. Açık sözlülük günü kurtarır. "Sevgili Aqua, yaptıklarına hiçbir cevap bulamamakla tek istediğim şeyi düşünebildiğini tahmin ediyorum," dedim eski zamanlardan bir hitap çeşidi kullanarak. "Bana yapmam gerekeni söyle, ne istediğini." Sonunda tüm gücümü kullanarak ondan uzaklaştım. Hem umduğum, hem de beklediğim şey belliydi. Ondan uzaklaşmam dışında her türlü şeyi istemesini istiyordum, umuyordum ve bekliyordum.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
I got to know your pretty face and electric soul:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Rom Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 11:31 am

Mars'a gülümseyerek bakmaya devam ediyordum ve yaptığım hareketin onu oldukça şaşırtmış olduğunun farkındaydım. Ancak bu bir şekilde hoşuma gidiyordu ve ne yaparsam yapayım Mars bana deli gözüyle bakmamıştı. İkimiz de çok ilginç insanlardık ve birbirimizi tam anlamıyla tamamlıyorduk. Beni düşüncelerimden ayıran, Mars'ın hoş tınılı sesi oldu. "Sevgili Aqua, yaptıklarına hiçbir cevap bulamamakla tek istediğim şeyi düşünebildiğini tahmin ediyorum," dedi. Sabırsız gözlerle beni süzüyordu, ne yapmak istediğini elbette biliyordum. Ancak bu sözleri hafifçe kaşlarımı çatmama neden olmuştu. Ben onu bir geceliğine beraber olalım diye etkilemeye çalışmamıştım, dudaklarına o öpücüğü kondurmamın sebebi ise, yalnızca ve yalnızca o an öyle yapmak istediğim içindi. Ancak hayır, bugün Mars ile yatmayacaktım. Bunu yapamazdım, ben öyle onursuz bir kadın değildim. Derin bir nefes aldım ve anlamayan gözlerle Mars'a baktım. "Bana yapmam gerekeni söyle, ne istediğini." Bu sözleri üzerine az da olsa yumuşamıştım. En azından hala nazik davranıyordu. Geçmişte çok kaba, ilkel ve iğrenç erkeklerle konuşmuşluğum vardı ve inanın bana onların muhabbeti hiç de hoş değildi. Mars konuştuktan sonra geri çekilmiş ve arkasına yaslanmıştı. Ben de onun yaptığını yaptım, ancak gözlerimi bir an olsun gözlerinden ayırmamıştım. Sanki hiç konuşmadan orada otursak, yıllarca birbirimizin gözlerine bakacak gibiydik. İç çektim ve Mars'ın mırıldanmış olduğu bir büyü ile romdan arınmış masaya baktım. Ne istiyordum? Açıkçası, Mars'ı öperkenki cesaretim ve kararlılığım, bir anda gidivermişti ve yerine kafa karışıklığı ve gerginlik gelmişti. Aslında ne istediğimi kolayca söyleyebilirdim. Benimle ol, yanımda ol, benim ol. Ancak bunları söylemek hiç de kolay değildi, ikimiz de ip üzerinde dans ediyorduk ve birbirimizi çok fazla tanımadığımızdan söyleyeceğimiz herhangi bir söz aramızı bozabilirdi. Özellikle benim, genellikle insanları umursamayan bir yapıya sahip olsam da bazı zamanlar hiç olmayacak şeylere fazlasıyla öfkelendiğim oluyordu. Düşüncelerimden sıyrıldım ve bana bakmakta olan Mars'ın bakışlarına karşılık verdim yeniden. "Sadece... Benimle beraber olmanı istiyorum," dedim ve omuz silktim. "Garip bir şekilde seni hayatımda istiyorum. Bunu yapabilir misin, Mars? Hayatıma girip, orada kalabilir misin?" Mars'ın vereceği cevap çok önemliydi, eğer olumlu bir cevap verirse, gerçekten çok mutlu olacağımı düşünüyordum. Galiba ilk görüşte aşk zırvalığına inanmasam da, her zaman için o zırvalığı yaşamıştım. Philip'i ilk gördüğüm andan itibaren gönlümü ona kaptırmıştım ve şimdi, Mars'ın da gönlümü kapma ihtimalinin çok yüksek olduğunu düşünüyordum ve bu beni hiç mi hiç rahatsız etmiyordu.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Felix Felicis

avatar

Mesaj Sayısı : 349
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.

MesajKonu: Geri: Rom Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 12:14 pm

Sözlerim üzerine bir süre bana baktı ve o da sırtını sandalyeye yasladı. Şu anda yaşadığım saçma sapan bir şeydi. Karşımda oturan denizkızının gözlerine baktıkça kendimden geçmeme sebep olacak bir şey. Güçlü bir şey. Aynı zamanda, yanlış bir hareket yaparsam hemen ait olduğu yere geri dönebilecek bir şey. Bir anlığına gözlerimi kaçırdım ve dişlerimi sıktım. Acaba ne düşündüğümü belli etmekle hata mı yapmıştım. 5 dakika önce gülümseyen yüzünün yerinde ciddi hatlar oturuyordu şimdi. Ve lanet olsundu, hala mükemmel görünüyordu. "Herhalde Felix Felicis kazanının içine düşsem ancak bu kadar şanslı olabilirdim" diye düşündüm kendi kendime. Bir yandan da denizkızını süzüyordum. Rahatsızca kıpırdandıktan sonra başladı sözlerine. "Sadece... Benimle beraber olmanı istiyorum. Garip bir şekilde seni hayatımda istiyorum. Bunu yapabilir misin, Mars? Hayatıma girip, orada kalabilir misin?" dedi uzun bir sessizlikten sonra. Beklentiyle bana bakarken ne diyeceğimi bilemiyordum. Yine. Beni hayatında ne şekilde istediğini söylememişti. Lanet olsun, beklentilerine cevap vermek gereğinden fazla zordu. Şöyle bir düşününce, onun hayatında olmak istiyordum, evet, ne şekilde olursa olsun. Durumu her zaman kendi lehime çevirme yeteneğim vardı. Ama ona nasıl bir cevap vereceğimi hala bilememiştim. Beynimin bir yani "Söyle ona! 'Benim ol' de. Bu kadar basit seni ahmak kafa!" diye bağırıyordu. Öbür yanıysa bu haykırışa "Ya incinirse, istemezse?" diye cevap veriyordu. Sonuçta yarım saat önce tanıştığınız birinin tüm özelliklerini bilemezdiniz ki hareketlerinizi kontrol edebilesiniz. Bu yumuşak görünümün altında nasıl biri yattığı hakkında hiçbir fikrim yoktu. Ama bir yanım bunu öğrenmek istiyordu.
Beni düşüncelerimden çekip koparırcasına bir cümle yankılandı kulaklarımda. "Pardon, rom alabilir miyim?" dedi müşterilerden biri. Başımın üzerinde beliren ve birden yanan ampulün oldukça görülebilir seviyede olduğuna emindim. Yüzüme bir gülümseme yayılırken çevik bir hareketle en baştaki pozisyonumu alıp ona doğru eğildim. "Senin hayatına girmek istiyorum, Aqua, gireceğim. Ama ilk önce senin Felix Felicis'e girmeni istiyorum," dedim gülümseyerek. Bundan daha iyi bir fikir düşünemezdim herhalde. "Hayatında nasıl olacağımı bilmiyorum ve zamana bırakmak istiyorum. Ama seni gözümün önünden ayıramam, anlatabiliyor muyum?" Bana hala soru dolu bakışlarla bakıyordu. "Madem denizkızısın ve romdan iyi anlıyorsun, bizim kafemiz için rom ithalatı yap. Böylelikle birbirimizden kopmamış oluruz, ne dersin?" Gözlerine beklentiyle bakarken reddedilme olasılığının verdiği bir burukluk beni sandalyeme geri yaslamıştı. Işıldayan gözlerimi güzel yüzünden çekmemiştim yine de.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
I got to know your pretty face and electric soul:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Rom Gibi Bir Şey   Salı Eyl. 11, 2012 12:42 pm

Oldukça uzun süren ve beni kahreden bir sessizlikten sonra, dikkatimizi "Pardon, rom alabilir miyim?" diye seslenen biri bozdu. Mars dönüp müşterinin olduğu yere bakarken ben de derin bir nefes aldım ve rahatlamaya çalıştım. Mars tekrar bana döndü ve benim yaptığım gibi kollarıyla masadan destek alarak bana doğru eğildi. "Senin hayatına girmek istiyorum, Aqua, gireceğim. Ama ilk önce senin Felix Felicis'e girmeni istiyorum." Mars bunları söyledikten sonra gülümsemişti, elimde olmadan ben de gülümsedim. Yalan söyleyemezdim, bu adama gülümsemek gerçekten çok yakışıyordu. Ancak söylediklerinden hiçbir şey anlayamamıştım ve bu yüzden ona anlamayan ve soran gözlerle bakarak karşılık verdiğimde konuşmaya devam etti. "Hayatında nasıl olacağımı bilmiyorum ve zamana bırakmak istiyorum. Ama seni gözümün önünden ayıramam, anlatabiliyor muyum?" Kaşlarımı çattım, ne demek istediğini hala tam olarak anlayamamıştım. Beni gözünün önünden ayırmak istememesi de ne demekti? "Madem denizkızısın ve romdan iyi anlıyorsun, bizim kafemiz için rom ithalatı yap. Böylelikle birbirimizden kopmamış oluruz, ne dersin?" Mars'ın bu sözleri üzerine birkaç saniye öylece kalakalmıştım. Beklediğim cevap kesinlikle bu değildi, bu büyücü sürprizlerle doluydu. Aslına bakılırsa, ona rom ithalat etmek benim için çok eğlenceli olurdu, ayrıca bu vesileyle onunla sık sık vakit geçirmek için bahanem olabilirdi. Gülümseyerek iç çektim ve başımı onaylarcasına salladıktan sonra, "Bu gerçekten çok cazip bir teklif," diye mırıldandım. Ayağa kalktım ve kendimden emin bakışlarımla Mars'ın yakışıklı yüzünü birkaç saniye süzdükten sonra "Öyle olsun," dedim. Ardından sıcak bir gülümsemeyle Mars'a baktıktan sonra barın çıkışına doğru yürüdüm. Yapmam gereken çok şey vardı, önce şehirdeki en iyi romları bulması için Vhegar ile konuşmalıydım, tabii bu konuyu konuşmadan önce en yakın dostuma bu olayı açıklamam gerekiyordu. Bardan çıkarken kalbimin deli gibi atmakta olduğunu fark ederek gülümsedim. Uzun zamandır böyle heyecanlanmamıştım ve bu tatlı heyecanı ne kadar özlemiş olduğumu da yeni fark ediyordum.


SON.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Rom Gibi Bir Şey   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Rom Gibi Bir Şey

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» AHMET SELİM-BAŞLADIĞI GİBİ BİTSİN...
» Cm Punk sakallarını eskisi gibi yapsın dienler?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Eğlence Ekspresi :: Süpürge Dolabı :: Rp İçi :: 2. Sezon-