AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 Platoniğin cesareti

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Ashley Hernandez

avatar

Mesaj Sayısı : 223
Gerçek Adı : Dean Bloom, Sophie Anastasia Ellwood,September Lethe Scott, David Durden Özetlen Merve ben :D

MesajKonu: Platoniğin cesareti   C.tesi Eyl. 01, 2012 11:14 pm

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


Ashley&Daniel


[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.][Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]



_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


En son Ashley Hernandez tarafından Paz Eyl. 02, 2012 12:19 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ashley Hernandez

avatar

Mesaj Sayısı : 223
Gerçek Adı : Dean Bloom, Sophie Anastasia Ellwood,September Lethe Scott, David Durden Özetlen Merve ben :D

MesajKonu: Geri: Platoniğin cesareti   Paz Eyl. 02, 2012 12:15 am

Gecenin sesleri kulağına fısıldarken yanlızlığın şarkısını, kulelerin penceresinden yasak ormanın büyülü ağaçlarına bakıyordu genç kız. Dudaklarına değen alkol ve sigaranın bedenine verdiği uyuşma hissiyle ayağa kalktı. Bacakları onu taşımayı her ne kadar red etse de, direniyordu ve küçük adımlarla ilerlemeye çalışıyordu genç kız. Bacakları her ne kadar birbirine dolansa da umurunda değildi. Topuklu ayakabıları yüzünden büyük bir denge sınavı verse de kafasına koyduğu şeyi yapmak için elinden geleni yapacaktı. Ayakabılarını çıkarıp ortak salonun zeminine fırlattıktan sonra üzerindeki beyaz mini elbisesiyle soğuk koridorlara adımını attı. Sarı saçları birbirine karışmış, mavi gözleri uykusuzluktan şişmişti. Adımları aksak ve yavaştı fakat koridorlar önünde küçülüyordu sanki. Tek istediği biraz daha temiz havaydı belkide.. Heybetli kapıya ulaştığında vücuduna çarpan soğuk havanın etkisiyle irkilen kasları bir kaç saniyelik duraklamanın ardından adımlarına yeniden yön vermeye başladı. Ayaklarının altında ezilen taze çimen ve çamurun yanında vücudunu yalayan yağmur damlaları nefesine nefes katıyordu adeta. Aldığı her temiz nefeste benliğine biraz daha yaklaşıyordu. Karanlık ruhunun derinliklerinde yatan hassas insana.. Biraz daha güçsüz olan saf benliğine. İlerlerken gözlerinin önünde büyüyen ağaçlara daha da yakınlaşıyor, onların içine giriyordu adeta.. Vücuduna değen su damlaları azaldıkça içindeki saf kızdan da uzaklaşıyıordu git gide.. Maskelerin arkasına gizlenmiş sert insan oluyordu yine. Sarhoşluğun verdiği o gizem üstünden kalkmasa da boynundaki acının dayanılmazlığı onu bitiren son nokta olmuştu. Dayanılmaz bir acının esiri olurken vücuduna yayılan ölüm korkusuyla çırpınıyor, hayata tutunabilmek için bir dal arıyordu. Fakat çaresizlik öylesine keskin biir bıçaktı ki, tüm etlerini lime lime ediyordu.. Ellerinden kayıp giden hayatına son bir kez daha tutunmaya çalışsada birden gelen saldırının etkisiyle elinden hiçbir şey gelmiyordu..

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Daniel Aldous Raven



Mesaj Sayısı : 82
Gerçek Adı : Ömer
Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Platoniğin cesareti   Paz Eyl. 02, 2012 2:41 am


Şöminenin içinde parlayan ateş, o kırmızı ve sarının cümbüşü, yeni atılan kömür parçalarını kızıla çevirirken şüphesiz ki etrafında oturanlara neşe saçıyordu; fakat o herkes yatmış olduğunda sönecek olan bir ateşti sadece. Oysa Daniel’in yüreğindeki ateşi kim söndürebilirdi, nasıl sönerdi ? Karanlığa gömülüp, her gece izliyordu olanları. Yapayalnız ve umutsuzca. Gözlerinin önünü perdeleyen aşk, ona olmayacak hayaller kurduruyor, kaderine yazılmamış düşünceler oluşturuyordu. Derinlere daldığı kızıllıktan bir anda irkildi. Ayağa kalkıp, sendeleyen Ash, yürümekte sorun çıkaran ayakkabılarını fırlatmıştı. Gidiyordu, yatakhaneye değilde ortak salonun dışına doğru gidiyordu. Gözlerinin içinde parlayan alevle birlikte ayaklandı genç büyücü. Cadının peşinden yavaşca ilerlemeye başladı. Yağan yağmurun ve mevsimin getirdiği soğuk havalar okuluda etkiliyordu. Asasının yanında olup olmadığını kontrol ederek, içine bir nebze olsun ferahlık katmıştı. Hafiften sallanarak, etrafa bakarak kendinde değilmiş gibi gidiyordu cadı. Okulun kapısından çıkıp yasak ormana doğru yöneldi.


Toprak kokusunu hissedilebiliyordu. Yağmurun birkaç saat önce değdiği bu topraklardan gelen koku her zaman mutlu etmişti Daniel’ı, bakalım bu gece onu ne kadar mutlu edebilecekti ? Cadı onu merak ve korku dolu bir geceye sürüklerken, Daniel hafiften korkak ve paspal bir hal almıştı. Gözleri etrafa endişeyle bakıyor, cadının yere bastığında çıkan ayak sesleriyle takip ediyordu. Ormanın derinliklerinden gelen fısıldaşmalar, gözleri gecenin karanlığında parlayan baykuşların attığı bakış böyle korkak bir oğlanı dahada korkak kılıyordu. Durmuştu cadı ya da durdurulmuştu, tek bir fısıltı çıktı. Daniel üç dört metre ötesinden bakıyordu. Büyük bir hızla gelen, o parlaklık. İnsan mıydı o ? Tek darbede düşürmüştü, ele geçirmişti cadıyı. Korkak büyücü cebinden çıkardığı asayı sımsıkı tutuyor, olanları sadece izliyordu. Tirtir titreyen bedeni, gözlerindeki panik havası. Ne yapacaktı ? Korkak bir tavuk olup öylece sevdiği kızın ölümünümü seyredecekti, yoksa ailesinden gelen cesareti gösterecek miydi ? Cadının elinden gelmezcesine çırpınışını görüyordu, etkilenmişti. Kalbindeki ateş şimdi daha farklı yanıyordu. Cadının tam yanında duran kan emici canavara doğrultup, büyük bir cesaretle haykırmıştı: “ Confringo! “ Asadan çıkan büyü, son anda suratını ona doğru çeviren adama çarpmış, bir anda alevler içinde kalmıştı. Adamın büyük bir yakarışla, alevler içinde ormanın derinliklerine karışmasına tanık olmuşlardı. Bu onun için bir ilkti, asasını ilk defa bir canlıya doğrultup gayette başarılı bir büyü yapmıştı. Fakat önemli olan şu an bunlar değil, yerde yatan ve gözleri baygın bir halde büyücüye bakan cadıdaydı. Koşarak yanına geldi. Cadının sırtındaki derin yaraya göz gezdirmişti. Efsaneler gerçekti, ilk defa bir vampir görmüştü ve o vampiri etkisiz hale getirmeyi başarmıştı. Az önce büyü yaptığı asasını kızın kan fışkıran yarasına doğru tutup fısıldadı: “Corpus Medicor “ Büyünün etkisiyle yara yavaş yavaş kapanmış, pürüzsüz bir ten görünümünü sağlamıştı – sadece üzerindeki kanlar hariç – Çaresizce ona bakan kıza doğru gülümseyip: “ Bence hemen gitmeliyiz; çünkü o şey ölmedi ve tekrar gelirse ikimizi birden öldürebilir. “ dedi. Hafif bir tebessümle sözlerinin sonuna ekledi: “ İstersen sırtımda taşıyabilirim, bunu herkes için yapmam. “ Genç büyücünün gözlerinin içindeki korku, yerini sanki cesur bir aslana bırakmıştı. Belkide bu gece Daniel için kırılma anıydı, onun hayatına yeniden yön verecek ve sabah uyandığında mutluluktan kendini alıkoyamayacak bir an.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ashley Hernandez

avatar

Mesaj Sayısı : 223
Gerçek Adı : Dean Bloom, Sophie Anastasia Ellwood,September Lethe Scott, David Durden Özetlen Merve ben :D

MesajKonu: Geri: Platoniğin cesareti   Ptsi Eyl. 03, 2012 7:28 am

Gözlerinden akan yaşaların yanına eklenen acı hissiyle karanlık ile aydınlığın arasındaki ölüm çizgisindeydi. Arafta kalmışlığın bir belgesiydi belkide bu. Haykırışlar arasında yükselen büyüyü düşünmeye çalışsada olmuyordu. Hayata tutunacak bir dalı yoktu. Düşüyordu. Sonsuz boşluğun içinde, sonsuzluğu kucaklıyordu istemsizce. Onu oradan alıpta çıkartabilecek bir şeyler bulamıyordu. Bir ses yada bir uzanış.. Değersiz bir hayat değildi onunki. Biliyordu. En azından öyle olduğuna inanıyordu.

Gözleri aydınlığa açılırken, önündeki pürüzsüz yüzün ona endişe ile bakan gözleri ile kusursuz bir şarkının notaları misali kulağına değen o cümleleri kendine gelmesini sağlıyordu. Yaşama biraz daha yaklaşmasını. Yüzündeki sıcak gülümsemeye ne kadar aç olduğunu fark etmişti genç cadı. Aç gözlerle bakmıyordu ona.. “ Bence hemen gitmeliyiz; çünkü o şey ölmedi ve tekrar gelirse ikimizi birden öldürebilir. “ cümleler anlam kazanmaya başladığında gerçeklik yeniden soğuk su misali tüm bedeninin irkilmesine yol açmıştı. “ İstersen sırtımda taşıyabilirim, bunu herkes için yapmam. “ derken gerçekleri biraz daha idrak eden Ash korkuyla arkasına döndü. Islak saçları suratına yapışıyordu. Umut ve çaresiz bakan gözlerle karşısındaki çocuğa döndüğünde bu durumdan nefret ettiğini hissetti. Birine muhtaç olmak.. Hayata kendi çabalarıyla değilde birinin elinden tutmasıyla dönmek. Beyaz ince elbisesi çamurdan kahverengileşmişti. Ellerinide bu elbiseye sildikten sonra çocuktan yardım alarak ayağa kalktı. O güçlüydü ve onun bebek muammelesine ihtiyacı yoktu.. Ya da var mıydı? Bacakları onu taşımayı ret ediyordu artık. Derin bir nefesin ardından "Sanırım kucağına alırsan kurtulma olasılığımız daha da artar," dedi ve bedenini kavrayan kollara sığınarak başını çocuğun boynuna gömdğ. Kokusu şnsanı alıp götüren bambaşka bir şeydi. Ona ihtiycaı vardı. Bu bariz belliydi ama şimdiden sonra? Bu kısa sakikalar içinde bu kadar gereksinimi nereden çıkarıyordu bilinmez ama şuan kucağında olduğu çocukta farklı bir şeyler seziyordu. Göğüslerine aç gözlerle bakmak yerine onu sahiplenmiş korunaklı olan bölgeye götürüyordu. Ağaçlar heybetlerini kaybetmeye başladığı sırada, taze kesilmiş çimen kokusuda burnuna dolmuştu genç cadının. Yasak ormandan çıktıktan sonra ayaklarının çimenlerle buluşmasıyla afallayan Ash ne yapacağını bilemeden kafası büyücünüün göğsünde duruyordu öyle. Onu saran kolları bırakamazdı. Ya yine aynı duruma düşerse? Korku en bilindik haliyle içinde kol geziyordu. "Ben, teşekkür ederim. Hayatını benim için tehlikeye attın,"diyebildiktem sonra yavaşça kafamı kaldırıp güzel gözleri kendi mavi gözlerimi diktim. Evet kurtarıcımdı o benim. Yıllar sonra ihtiyaç duyduğum yegane insan..

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Daniel Aldous Raven



Mesaj Sayısı : 82
Gerçek Adı : Ömer
Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Platoniğin cesareti   Ptsi Eyl. 03, 2012 3:38 pm

Kucaklarına gelen meleği kavramıştı. Onun için yaşanmaya değecek en önemli andı. O altın rengi saçları, deniz mavisi gözleri. Bir gün böyle bir şekilde onu taşıyacağı hiç aklına gelmezdi. Gecenin ürpertisiyle birlikte yürümeye başlamışlardı. Karanlığın içinde devasa ağaçları geçerken, ormanın derinliklerinden gelen ses ürkütmüyordu Daniel’i. Biraz önce bir vampir haklamıştı ve onun için bundan daha büyük bir bela başlarına gelemezdi. Göğsüne başını koymuş kızın tatlılığına bakarak başlamıştı öykü mırıldanmaya.
“ Uzun zamanlar önce yaşayanlar der ki
Bir vampir ısırığı, hapseder düşleri
Öyle korkusuz bir kurtarıcı gelir ki
Seni görür evrenin en tatlı meleği “

Farklıydı; çünkü bütün bunları sırf kucağında yatan kız için uydurmuştu. Bugün kendini anlamakta ciddi anlamda zorlanıyordu büyücü. Toprak kokusunun verdiği haz ile yürüyordu, yasak ormanın sonuna doğru, her şeyin sonlanacağı yere doğru. Bu aralarında bir sır olarak mı kalacaktı, yoksa açıklayacaklar mıydı ? Her şey bu kadar güzel giderken, okul içerisinde kargaşa yaratmakta istemezlerdi tabi. Bu genç büyücüye göre, her şey sır olarak kalmalıydı.

Aslında Ashley'e duyduğu hoşlantı, aşk, sevgi bundan iki yıl önce başlamıştı. Hiçbir şey ortada yokken, her şey küçük mutluluklara bağlıyken. Korkak ve utangaç büyücümüz kalbine gömüp kalbinin derinliklerinde yaşamıştı aşkını. Orada yeşertmişti o düşlerini. Orada gerçekleştirmek için çabalamıştı. En yakın arkadaşına, ablasına dahi söylememişti hiçbir şey. Oysa Ashley, anlatılmayacak biri miydi ? Gözleri masmavi, saçları altın sarısı, vücudu, yanakları, zekası. Ashley Daniel'e göre kusursuzdu, onun için bir ilahtı. Kalbinin içinde yaşayan ve hep orada saklı kalacak bir ilah. Gece yatarken hayaller kurardı. Onun elini tuttuğu anı düşünür ve farklı bir mutluluk takınırdı suratına; ama hiç olmayacak bir an. Belki şu an daha yakın olabilirler; ama Daniel kesinlikle hislerini açamayacağını düşünüyordu. Kucağında yatan tatlı cadı masmavi gözleriyle bakarak fısıldadı: "Ben, teşekkür ederim. Hayatını benim için tehlikeye attın." Gülümsedi, genç büyücü. Bu karanlık gece, onun içinde yatan cesareti ortaya çıkartmıştı. Ortamı yumuşatmak için gülümsemiyordu, cidden mutlu olduğu için gülümsüyordu. Sevdiği kız kucaklarındaydı, ona en yakın olduğu an ve böyle bir gece kırk yıl düşünse aklına gelmezdi. Ona bakan mavi gözlere bakıyordu, o büyülü gözlere gözlerinin derinliğinde kendini kaybedercesine bir hal almıştı. Dudaklarından ona doğru dökülen kelimelere hakim olamadı: “ Bu kadar güzel biri, bu sarhoş halde ve bu saatte “ Durdurmuştu kendini. Neler diyordu öyle, tartışma çıkaramazdı; ama içinden bir ses ona devam et diyordu: “ Yani demek istiyorum ne işin vardı orada Ashley ? “ Gözlerini masumca kucağında yatan kıza doğru dikip, buruk bir bakış atmıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ashley Hernandez

avatar

Mesaj Sayısı : 223
Gerçek Adı : Dean Bloom, Sophie Anastasia Ellwood,September Lethe Scott, David Durden Özetlen Merve ben :D

MesajKonu: Geri: Platoniğin cesareti   Çarş. Eyl. 05, 2012 11:20 pm

“ Bu kadar güzel biri, bu sarhoş halde ve bu saatte “ sesi uzaktan gelen bir müziğin sesi kadar yatıştırıcıydı, durgunluğuysa katlanılacak şey değildi. “ Yani demek istiyorum ne işin vardı orada Ashley ? “ haklıydı. Ne işi vardı ki orada genç cadının? Yağmurun büyüsüne kapılıp kendini karanlığın kollarına atmıştı belkide. Ruhunu teslim etmiş ve yokluğa sürüklenen.. Kokusunu içine çekti. Böylesine sahiplenilmeyeli çok uzun zaman olmuştu. Birisinin kolları altında olup hayat savaşından biraz olsun kaytarmak.. İçine o güzel kokuyu bir kez daha çektikten sonra yavaşça kuruyan dudaklarını araladı. "Karanlığa teslim olmuş bir bedenin, karanlıkta ne işi olduğunu soruyorsun bana," dedi ve çaresizce gözlerine baktı genç adamın "Oraya neden gittim bilmiyorum. Belkide oraya çekildim. Birden ortak salon fazlasıyla boğucu, oturduğum koltuk sanki alevler içindeki bir köz gibi geldi. Sadece kaçmak istedim," dedikten sonra çocuğun elinden tutup oldukları yerlere oturmalarını sağladı. Elleri yumuşak ve narindi. Ona bakan gözleriyse anlaşılmaz derece de sahipleniciydi. Ayağa kalkıp yeniden o boğucu şatoya dönmek istemiyordu. Kafasını nedensizce çocuğun göğsüne yaslarken elleriyle belini sarmıştı. Bu an bitmesin istiyordu. Önemli hissetmek ve yaşamın tadına varmak.. Gerçekten hoştu.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Platoniğin cesareti

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Eğlence Ekspresi :: Süpürge Dolabı :: Rp İçi :: 2. Sezon-