AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 Kaybolan Gerçek

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 19

MesajKonu: Kaybolan Gerçek   Perş. Ağus. 30, 2012 12:44 pm

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]x[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Aquamarine & Syrena

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Syrena

avatar

Rp Yaşı : 20 yaşında gözüküyor ama gerçek yaşını kendiside hatırlamıyor.
Mesaj Sayısı : 294
Gerçek Adı : Deniz
Yaş : 19

MesajKonu: Geri: Kaybolan Gerçek   Perş. Ağus. 30, 2012 3:35 pm

"Ve bunu benim gibi hep sarhoş birinden duymaktansa, centilmen bir soyludan duymak istediğini biliyorum Syrena. Ama sana bütün davranışlarıma aykırı bir şey sormak istiyorum. Syrena, benimle sonsuzluğa yelken açmak ister misin? Benimle evlenir misin?"

"Evet, seninle sonsuzluğa yelken açarım Jack."

"İşte benim Syrena'm."


Mezarlıkta yavaşça yürürken bunları düşünüyordum. Ayaklarım her seferinde olduğu gibi geri gidiyordu. Ama ne kadar kaçmaya çalışsam da gidecektim, her zaman ki gibi. Mezarın başına oturarak onu ne kadar özlediğimi düşünecek ve kalbimin her seferinde parçalara ayrılmasını sağlayacaktım. Onu o kadar çok özlüyordum ki... Mezarın yanına ulaştığımda boğazımda büyüyen yumru canımı yakmaya başlamıştı bile. Bir soğuk rüzgar yüzüme vurunca burnuma gelen hafif ve uzak olan deni kokusu gözlerimi doldurmaya yetti. Mezarın yanına oturdum ve soğuk ve pürüzlü taşta elimi gezdirdim. Jack soğuktan nefret ederdi. O deli bir güneyliydi. Burukça gülümsedim. Sonrasında küçük bir büyü mırıldandım ve mezarın üstünde bembeyaz bir çiçek açtı. Bir deniz gülü. Bu bana verdiği ilk çiçekti. Elimle göz yaşlarımı sildim ve yanında olmayı diledim. Sözümüz bu değil miydi? Sonsuza kadar her yere birlikte yelken açmak? Arkamdan gelen ayak seslerini duyunca kıpırtısız durdum. Yanımdan geçip gidecekti büyük bir ihtimalle. Ama durdu, tam arkamda olduğunu hissediyordum. Hareket etmedim bir süre. Sonrasında gücümü toplayıp ayağa kalktım. Yutkundum.

Karşımda bir dişi Jack duruyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 19

MesajKonu: Geri: Kaybolan Gerçek   Perş. Ağus. 30, 2012 4:05 pm

Babamın mezarına doğru ilerliyordum. Godric's Hollow Kaptan Jack Sparrow'un yatması için pek de uygun bir yer sayılmazdı, ama bizim gibi ölümlülerden farklı yaratıklar için en uygun yer burasıydı. Buradaki her büyücü benim gibi insanüstü yaratıkların varlığından haberdarlardı, kimisi onlarla iç içe yaşıyorlardı. Babam ilk buraya gömüldüğünde, yardımcı kaptanım, hayattaki yegane dostum Vhegar'ın elini tutmuştum. O zamanlar küçücük bir kızdım, neler olduğunu bile anlayamıyordum. Vhegar ise genç, yakışıklı ve güçlü bir adamdı. Beni bir an olsun bırakmamıştı. Aradan yıllar, çok çok uzun yıllar geçmişti. Denizkızı genlerimden aldığım büyü yeteneğim sayesinde onu genç tutmaya çalışıyor, her zaman için benimle beraber kalmasını sağlamaya çalışıyordum. Vhegar'ı kaybedersem yaşamak istemeyeceğimi biliyordum, mürettebatımdaki herkesi çok seviyordum ancak Vhegar'ın yeri bambaşkaydı. O benim için özeldi, yılların ellerimden alıp götürmediği tek kişi oydu. Yürümeye devam ederken babamın öldüğü gün annemi mezarlıkta ararken ki halimi hatırladım. Cenazeye gelmemişti, bununla beraber o günden sonra gemide de hiç görmemiştim onu. Babamın ölmesiyle annem de gitmişti, beni terk etmişti. Ellerimi yumruk haline getirmiş olduğumu ve gözlerime hücum eden gözyaşlarının görüşümü bulanıklaştırdığını fark ettiğimde, mezarlığın önüne varmıştım bile.
Burnumu çektim ve ellerimin tersiyle gözlerimi sildim. Ardından soğuktan donmuş olan ellerimi paltomun ceplerine sokarak babamın mezarının olduğu yere doğru yürüdüm. Başımda yün, siyah bir şapka vardı ve bu da kulaklarımın donmasını engelliyordu. Denizde yüzerken ne mevsimde olursak olalım üşümüyordum, ancak karaya ayak bastığım anda vücudum hassaslaşıyordu. Babamın mezarlığının olduğu yerde bir kadının oturmakta ve mezarlığı okşamakta olduğunu gördüğümde ister istemez kaşlarım çatılmıştı. Acaba yanlış mı hatırlıyordum? Babamın mezarı burası değil miydi? Ama hayır, burası olduğundan emindim. Babamın mezarını o kadar sık ziyaret ediyordum ki, yerini unutmam imkansız gibi bir şeydi. Ayrıca, söz konusu babamın mezarıydı, bu kolay kolay unutabileceğim bir şey değildi. Genç kadın bana dönüp baktı. Yüzünde bir anda şaşkın bir ifade oluşmuştu. Dürüst olmak gerekirse, o an ben de en az onun kadar şaşkındım. Bu kadın annemdi, Vhegar'ın anlattığı, güzel Syrena'ydı. Kaptan Jack Sparrow'un kalbini kaptırdığı deniz kızı. Annem... Kalbim deli gibi çarpmaya başlamıştı. Yıllar geçmiş olsa da, ben onun gemideki o halini, o görüntüsünü hiç unutmamıştım. Zaten hayatta unutmadığım üç yüz vardı, biri babamınki, diğeri hayatımın aşkı Philip'inki, diğeri de annem Syrena'nınkiydi. O gün gemide onun cansız bedenini getirdiklerinde attığı çığlıklar hala geceleri kabuslarımda yankılanırdı. Annemi unutmamıştım ve şimdi, karşımda duruyordu. Tüm gerçekliğiyle. İkimiz de denizkızı olduğumuzdan asla yaşlanmıyorduk ve ölmemiz de epey zordu. Denizden gücümüzü alıyorduk, deniz olduğu sürece biz de her zaman olacaktık. İkimize dışarıdan bakan biri bizi arkadaş ya da kardeş olarak görebilirdi, anne-kız olduğumuz hiç belli olmuyordu. Ona asabi bir şekilde bakmaya devam ettim, babamı ziyaret ettiğim günü mahvetmişti. Ona çok ama çok kızgındım, her şey onun suçuydu. Yanımda kalsaydı, ya da beni de yanına alsaydı hayatım bu kadar acı çekerek geçmezdi. "Ne arıyorsun burada?" diye sordum. Sorduğum soru onu şaşırtmış gibi görünüyordu. Kim olduğunu tanımamı beklemiyor gibi bir hali vardı, ya da tanısam bile benden şaşkın bir karşılama bekliyor olmalıydı. Ancak böyle bir şey olmayacaktı. Hesaplaşma zamanı gelmişti, neden çekip gittiğini açıklamak zorundaydı.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Syrena

avatar

Rp Yaşı : 20 yaşında gözüküyor ama gerçek yaşını kendiside hatırlamıyor.
Mesaj Sayısı : 294
Gerçek Adı : Deniz
Yaş : 19

MesajKonu: Geri: Kaybolan Gerçek   Salı Eyl. 04, 2012 5:19 pm

Tam karşımda duran kişinin kızım olduğunu fark etmem benim tamamen kaskatı kesilmeme yol açmıştı. Gözlerimizin şekli aynıydı. Ama gözlerindeki kararlı ve öfkeli bakış babasının bakışlarıydı. Bir anda gözlerimin dolduğunu hissettim. Kalbimde özlemin sızısı, karnımda ise vicdan azabının yakıcı hissi vardı. Onu bırakmak zorunda kalmıştım. Onu korumak için yapabileceğim tek şey buydu. Ama bunu anlatmak zor olacaktı. "Ne arıyorsun burada?" dedi sert bir sesle. Sesindeki tını Tortuga denizcilerinin konuştuğu gibiydi. İster istemez alt dudağım titremeye başladı. Üzüldüğüm zaman yaptığım bir şeydi bu. Ellerimi ceplerime soktum ve başımı öne eğdim. Bir süre öylece kaldım. Ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilmiyordum. "Babanı ziyarete geldim. Bu gün bizim evlilik yıl dönümümüzdü." dedim ve kızımın gözlerinin içine baktım. Bana saf bir nefretle bakıyordum. Derin bir nefes aldım. Titrek bir sesle konuştuğumda bunun sonunun iyi olmayacağını biliyordum. "Tanrım, babanın aynısısın.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 19

MesajKonu: Geri: Kaybolan Gerçek   Salı Eyl. 04, 2012 5:36 pm

"Babanı ziyarete geldim. Bu gün bizim evlilik yıl dönümümüzdü." Ona kaşlarım çatık ve öfkeli bir şekilde bakmaya devam ettim. Beni ve birnevi onu da terk edip gitmiş biri olarak nasıl oluyor da böyle konuşabiliyordu? Evlilik yıl dönümlerini hatırlıyor olmasına bile şaşırmıştım. Belli ki zamanında babama gerçekten çok değer vermişti. Merak ettiğim şey ise, bana ne kadar değer verdiğiydi. Gerçi, babam öldüğü gün çekip giderek bana ne kadar değer verdiğini gayet net bir şekilde belirtmişti. Ama bilemiyordum işte, içimden bunu öğrenmek geliyordu. Ne de olsa o benim annemdi. Acaba benimle ilgili bir şey hatırlıyor muydu? Doğum günümü, ya da buna benzer önemli bazı tarihleri? Genç kadın önce benden bakışlarını kaçırdı ve birkaç saniyeliğine başını öne eğdi. Bense bakışlarımı bir an bile ondan ayırmamış, yaptığı her hareketi, hissettiği her duyguyu anlamaya çalışmıştım. Annem karşımda duruyordu, bunu idrak etmekte hala zorlanıyordum. Annem tekrar bana baktı. "Tanrım, babanın aynısısın." Sesi titremişti ve bir fısıltı şeklinde çıkmıştı. Dişlerimi sıktım ve başımı öne eğdim. Babama benzediğimi söyleyen üçüncü kişiydi. İlki, en yakın dostum Vhegar'dı. İkincisi, yıllar sonra tesadüfen bir barda karşılaştığım vaftiz babam Arthur'du ve üçüncüsü ise, gidişiyle beni sonsuz bir keder ve yalnızlıkla baş başa bırakan annemdi. Çoğu zaman babama benzediğim söylendiğinde içim mutlulukla dolardı ki, bunu söyleyen kişilerin sayısı oldukça azdı. Babama benzemediğimi düşünen bir sürü insan vardı. Kimse ağzını açıp da bana bunu söylemiyordu, ancak bunu düşündüklerini çok iyi biliyordum. Bana babama benzediğimi söyleyen kişiler şimdiye kadar hep ona yakın olmuş olan kişilerdi, Vhegar her zaman babamın ikinci kaptanı ve çok yakın dostu olmuştu. Vaftiz babam olarak seçildiğine göre Arthur da annem ve babamla çok yakındılar. Annemse... Hayatının aşkıydı işte, bu yakınlık yeter de artardı. Derin bir nefes aldım, ağzımdan çıkan sıcak hava, buz gibi havayla karışınca ortaya sigara dumanına benzer bir duman çıktı. Yutkundum ve "Evet," diye cevap verdim. "Sadece babama benzediğim için gerçekten çok mutluyum. Ailemden başka birine benzesem bunun bana vereceği acı ve kederi rom bile alıp götüremezdi sanırım." Cüretkar bakışlarımı annemin yüzüne çevirdim. Sözlerimin onu yaralamış olduğunun farkındaydım, ancak umurumda bile değildi. O beni bırakıp gittiğinde bunun beni ne denli yaralamış olduğunu umursamamıştı.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Syrena

avatar

Rp Yaşı : 20 yaşında gözüküyor ama gerçek yaşını kendiside hatırlamıyor.
Mesaj Sayısı : 294
Gerçek Adı : Deniz
Yaş : 19

MesajKonu: Geri: Kaybolan Gerçek   Salı Eyl. 04, 2012 6:44 pm

"Evet. Sadece babama benzediğim için gerçekten çok mutluyum. Ailemden başka birine benzesem bunun bana vereceği acı ve kederi rom bile alıp götüremezdi sanırım." dediğinde yüz hatlarına işleyen öfkesine baktım. Haklıydı, bana benzemiyordu. Babasına can acıtacak kadar benzeyen kızım, bana benzemiyordu. Bundan memnundu zaten. Gözleri düşmanca bana bakarken acıyla gülümsedim. "Benden nefret ediyorsun. Ama hiç bir şey bilmeden. Sevgili Vhegar sana anlatmadı değil mi? Hep seni korudu. "dedim ve dudaklarımı yaladım. Onun için yaptığım onca şeye rağmen.. Onun içi bir hiçtim. Onu yanımda götürememiş tek güvene bildiğim adama bırakmıştım. Bazen mektuplar yazıp onun iyi olduğunu söylemişti. Ama onu tehlikeye atmak pahasına yanına gidemezdim. Krallığın bütün yükü benim omuzlarımdayken onun rahat gezmesi tek avuntumdu. Bana şaşkın ve kızgınca bakan genç kadına baktım. "Seni korumak için gittim Marine. Seni korumak için senden uzak durmam gerekti. Babanın son sözünü duymadın Marine. Kollarımda son nefesini verirken son söylediği şey 'Onu koru.' oldu. Bende babanın dediğini yaptım. Seni korudum. Seni bırakıp krallığa sığınmak zorunda kaldım."bunları derken sesim kısık çıkıyordu. Ve gözlerim mezar taşına takılmıştı. Kalbimin acıdığını hissediyordum. Gözlerim dolmuştu. Hayat benden en sevdiklerimi almıştı ve ben sadece izleyebilmiştim. Derin bir nefes aldım ve ellerimi yumruk yaptım. Eğer beni reddederse buna dayanamam tanrım. Ölürüm.


En son Syrena tarafından Çarş. Eyl. 05, 2012 12:05 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 19

MesajKonu: Geri: Kaybolan Gerçek   Salı Eyl. 04, 2012 7:01 pm

"Benden nefret ediyorsun. Ama hiç bir şey bilmeden. Sevgili Vhegar sana anlatmadı değil mi? Hep seni korudu." Annemin ağzından çıkan bu sözler üzerine yüzümde şaşkın bir ifade oluşmuştu. Vhegar'ın adını ağzına aldığı andan itibaren kalbim deli gibi çarpmıştı. Önce annemin Vhegar yüzünden gitmiş olabileceğini düşünmüştüm. Ancak sonra Vhegar'ın asla böyle bir şeye sebep olamayacağını anlamış ve rahatlamıştım. Ancak hala şaşkın ve öfkeliydim. Annemin neden bahsettiği hakkında en ufak fikrim yoktu ve bu da beni deli ediyordu. Bunca yıldır yaşıyordum ve hala hayatımla ilgili çözememiş, öğrenememiş olduğum sırlar vardı. "Seni korumak için gittim Marine. Seni korumak için senden uzak durmam gerekti. Babanın son sözünü duymadın Marine. Kollarımda son nefesini verirken son söylediği şey 'Onu koru.' oldu. Bende babanın dediğini yaptım. Seni korudum. Seni bırakıp krallığa sığınmak zorunda kaldım." Babam ve onun ölümüyle ilgili söylediği sözler bir anda gözlerimin dolmasına ve içimde bir şeylerin kopmasına neden olmuştu. Acı çekiyordum, hala deli gibi acı çekiyordum ve bunun sonsuza kadar süreceğinden emindim artık. Gözlerimden akan yaşları silecek kadar bile halim yoktu, titrek bir nefes aldım ve son söyledikleri ile ilgili kafamda oluşan milyonlarca sorudan bir tanesini çekip çıkardım. "Krallık derken neyi kastediyorsun? Ne krallığı?" diye sordum ters bir sesle. Annemin yumruk haline getirmiş olduğu ellerine baktım ve başımı öne eğdim. Benim de paltomun ceplerinde saklı olan ellerim, anneminkiler gibi yumruk haline gelmişlerdi. Ellerimi gevşettim ve bunca zamandır yumruk halinde olduklarından ne kadar acımış olduklarını anladım. Gözlerimden durmak bilmeden akan yaşlar, soğuk havada yüzümü ısıtıyorlardı. Burnumu çektim ve hala sessiz kalmakta ısrar eden anneme öfkeli ve sinirli bir ifadeyle bağırdım. "Konuşsana! Bunca yıldır susuyorsun ve kaçıyorsun, en azından şimdi bunu yap, konuş! Bir kez olsun, konuş." Cebimde saklamakta olduğum ellerimi ortaya çıkardım ve başımı ellerim arasına aldıktan sonra ne kadar soğuk olduğunu umursamadan karların ortasına dizlerimin üstüne çöktüm. Sessiz bir şekilde ağlıyordum ve durmadan hıçkırıyordum. Başımda annemin elini hissettiğimde öfkeyle ona baktım ve "Dokunma bana," dedim. Ayağa kalktım ve sonunda yanaklarımda kurumuş olan gözyaşlarımı sildim, bir anda hıçkırıklarım kesilmişti. Artık bir daha uzun bir süre ağlamayacağımdan emindim. "Sadece, anlat. Sorumu yanıtla," dedim kısık bir sesle. "Buna ihtiyacım var, bilmeye ihtiyacım var."

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Syrena

avatar

Rp Yaşı : 20 yaşında gözüküyor ama gerçek yaşını kendiside hatırlamıyor.
Mesaj Sayısı : 294
Gerçek Adı : Deniz
Yaş : 19

MesajKonu: Geri: Kaybolan Gerçek   Çarş. Eyl. 05, 2012 12:54 am

"Krallık derken neyi kastediyorsun? Ne krallığı?" dediğinde ister istemez gülümsedim. Vhegar söz verdiği gibi onu her şeyden habersiz yetiştirmeyi başarmıştı. Krallıktan haberi yoksa güvendeydi. Ama bu saniye burada bozuluyordu. Marine'nin gözlerinde yaşlar akmaya başladığını görünce bende ağlamaya başladım. "Konuşsana! Bunca yıldır susuyorsun ve kaçıyorsun, en azından şimdi bunu yap, konuş! Bir kez olsun, konuş." dedikten sonra başını ellerinin arasına aldı ve yere çöktü. Yanına gittim ve ona dokunmaya çalıştım. En azından onu avutabilirdim.Belki onun acısını dindirmesine yardım edebilirdim. O ise elimi itti ve hırçın bir şekilde ayağa kalkarken beni yıkan sözleri söyledi. "Dokunma bana," Yüzündeki yaşları sildi ve gene düşmanca bakışlarına döndü. "Sadece, anlat. Sorumu yanıtla. Buna ihtiyacım var, bilmeye ihtiyacım var."dediğinde sesi yenilmiş ve kırılmış biri gibi çıkıyordu. Bende derin bir nefes aldım ve göz yaşlarımı sildim. Yere düşen göz yaşlarımın olduğu yerlerde küçük çiçekler çıkmıştı. Bunu görünce hüzünle iç geçirdim. Jack olsa "bu yüzden çiçekleri sevmiyorum derdi. Elimi saçlarımın arasında geçirdim Marine'ye baktım. "Deniz Krallığı'ndan söz ediyorum Marine. Benim halkımdan, kardeşlerimden."dedim bana şaşkın şaşkın baktığında ona burukça gülümsedim. "Tam bir korsansın değil mi? Benim asla olamadığım tek şey. Bir kraliçeyim ama asla bir denizci olamadım." dedim. Sonrasında kızımın gözlerini içine baktım. Ellerimi iki yana açtım. "Lütfen sana bir kere sarılmama izin ver kızım. Her şeyi açıklayacağım."dedim. Çok umutsuz bir durumdaydım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Maria Sparrow

avatar

Rp Yaşı : 498
Mesaj Sayısı : 424
Yaş : 19

MesajKonu: Geri: Kaybolan Gerçek   Ptsi Eyl. 10, 2012 1:28 pm

"Deniz Krallığı'ndan söz ediyorum Marine. Benim halkımdan, kardeşlerimden." Duyduklarım üzerine bir kez daha şaşkınlıkla sarsılmış olduğumu fark etmiştim. Onun halkı, onun kardeşleri mi? Yani benim gibi, annem gibi denizkızlarının yaşadığı bir halk, bir krallık mı vardı? Yıllarca denizkızlarının okyanusta dağılmış halde yaşadıklarını öğrenmiştim Vhegar'dan. Annem ve benim tek olmadığımızı biliyordum ancak tüm denizkızlarının hep beraber bir krallıkta yaşıyor olduklarından habersizdim. "Tam bir korsansın değil mi? Benim asla olamadığım tek şey. Bir kraliçeyim ama asla bir denizci olamadım." Annemin bu sözleri üzerinde öfkeyle dişlerimi sıktım ve ellerimi yumruk haline getirdim. Bir denizci olmadığı kesindi. Bir denizci, yaşadığı gemiyi asla terk etmezdi, mensup olduğu tayfayı ve ait olduğu aileyi. Eğer Syrena gerçekten bir denizci olmuşsa zaten Kara İnci'yi asla terk etmezdi. Ancak o denizi, halkını seçmişti. Nedenini hala anlayamıyordum. Beni korumak için krallığa sığınmış olması bana anlamsız geliyordu, beni neyden koruyordu? Niçin koruyordu? Kafamda milyonlarca soru geziniyordu. Bilmediğim çok şey vardı ve öğrenmeye kararlıydım. "Lütfen sana bir kere sarılmama izin ver kızım. Her şeyi açıklayacağım." Bu sözleri duymak, daha da öfkelenmeme ve daha da acı çekmeme neden olmuştu. Yıllarca beni yalnız bırakmıştı ve şimdi ona sarılmamı mı istiyordu? Hayır, bunu yapmayacaktım. Bunu yapamazdım, istesem de olamazdı. Anne sevgisi, teması, kokusu... Bunlar uzak olduğum şeylerdi. Benim annem ve babam deniz olmuştu. Onun kokusuyla büyümüştüm ve onun kokusuyla ölecektim. Hayatın bana verdiği tek güzel şey, bir denizkızı olarak doğmamdı. Denizle iç içe olmamı sağlayabilecek niteliğe sahiptim ve bu benim için hayat demekti. Deniz ve denizle iç içe olmak benim için bazen gemimden, tayfamdan ve Vhegar'dan bile daha önemliydi. Bir adım geriye çekilirken gözlerimin yine dolduğunu hissettim. "Benden bunu isteyemezsin," dedim titreyen bir sesle. "Sana sarılamam, bunu yapamam. Sen benim annem olabilirsin, ancak hiçbir zaman bana bunu hissettirmedin, hiçbir zaman." Gözlerimden yine yaşlar akmaya başlamıştı. "Neden gittin? Gitmene neden olacak, beni korumanı gerektirecek her ne varsa, neden o şeyle savaşmadın? Neden bunun için mücadele etmedin? Neden beni bırakıp gittin, neden?" Gözlerimi tekrar sertçe sildim ve derin bir nefes aldım. Uzun zamandır ağlamadığım kadar çok ağlıyordum ve bu gerçekten iyi değildi. Ben her zaman okyanus kadar soğuk, sert ve güçlü bir imaja sahip olan bir kaptan olmuştum. Böyle olmak tayfama söz geçirmeme, açık denizlerde diğer gemilerle savaşmama yardımcı olmuştu. Gemimin şu ana kadar hiçbir savaş ya da çatışmayı kaybetmemesini sağlayan şey de içine büründüğüm bu karakterdi. Dümenin başına geçtiğimde, kırılganlığım, saflığım, içimdeki sevgi giderdi. Tüm duygularımı kapatırdım ve dikkatimi hedefime verirdim. Ancak son zamanlarda bunun tam tersi olmaya başlamıştı ve bu yüzden Vhegar daha sık emirler vermeye başlamış, ben de daha sık dinlenmeye ve tayfaya gözükmemeye başlamıştım. Buna bir son vermem gerekiyordu ve son vermemi sağlayacak olan şey ise karşımda duran kadının bana söyleyeceği sözlerdi. Ondan öğreneceklerim, annemden öğreneceklerim belki de sonunda ruhumun huzura kavuşmasını sağlayacaktı ve yine eskisi gibi olacaktım. Anneme baktım, sanki bunları düşününce daha da güçlenmiştim.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
~:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Kaybolan Gerçek   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Kaybolan Gerçek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» Gerçekçi bebekler...
» Twilight'ın Esas Kızı Kristen Stewart
» WWE Tüm Güreşçilerin Gerçek İsmi!

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Eğlence Ekspresi :: Süpürge Dolabı :: Rp İçi :: 2. Sezon-