AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 Çünkü Yaramazız

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Anastacia Bouviér

avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 2885
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.
Yaş : 20

MesajKonu: Çünkü Yaramazız   Ptsi Ağus. 13, 2012 12:21 am

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] x [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Aleksandra Targaryen x Anastacia Bouviér

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Proud to be an ox.
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anastacia Bouviér

avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 2885
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Çünkü Yaramazız   Ptsi Ağus. 13, 2012 12:47 am

Koşturarak Büyük Salona girdim ve yine aynı tempoda Phomel'in ve Alex'in ortalarına neredeyse zıplayarak oturdum. İkisinin de yanaklarından birer makas aldıktan sonra sırıttım. "Buralarda yeni misiniz?" dedim kaşlarımı indirip kaldırarak. Alex güldü ve Phomel kıkırdadı ama böğrüme inen bir dirsekle beni susturdu. Neredeyse gözlerimin önünde yıldızları görürken susmam gerektiğine karar verdim ve dikkatim kürsüde konuşmakta olan Müdire Montgomery'ye çekildi. Yine bir dizi uyarılarda bulunuyordu ama bu seferkiler yeni gibiydi. İlk kısımlar canımı sıkmıştı ve pek işe yarar bir şey yok gibiydi ama en sonunda sanki minik bir not gibi düşülen uyarı ilgimi çekmişti.
"Evet, yasak ormana yapılan gezilerinize artık son vermenizin zamanı gelmiş bulunmakta. Etrafında bile bir öğrenci görülse, müsamaha gösterilmeyecektir. Ayrıca son olarak, III. kattaki koridorlarda serbestçe dolanmalar yasaklanmıştır. Yakalanılması ceza sebebidir. Bir işiniz varsa, sadece yolunuzun üzerindeki koridoru kullanın. Ve eminim her koridor yolunuzun üzerinde değildir. Ziyafet başlasın!"
Müdire Montgomery sözlerini bilindik replikle bitirirken ve önümüzde yemekler belirirken düşünceli düşünceli önümdeki boş tabağa baktım ve birden gözlerimde bir şimşek çaktı. Başımı hızla kaldırdım ve bana pis pis sırıtan Alex'e baktım. "Sanırım aynı şeyi düşünüyoruz, " dedim Phomel'e de göz atarak. Alex başını sinsi sinsi sallarken öküzün gözlerini devirdi. "Hayır hayır. Bu sefer değil, hiçbir sefer sizin deliliklerinize eşlik etmiyorum" dedi mızmızlanırcasına. Ona güldüm ve omuz silktim. "Zaten sakarlığınla başımıza iş açılacaksa daha kısa sürede açılırdı öküzüm. Bence de biz Alex'le takılmalıyız..."

Rp Out:
 

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Proud to be an ox.
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Clara Carlevaro

avatar

Rp Yaşı : 18
Mesaj Sayısı : 1791
Gerçek Adı : Selis
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Çünkü Yaramazız   Ptsi Ağus. 13, 2012 1:14 am

Büyük Salon'da Mel ile oturuyor ve Ann'in gelmesini bekliyorduk. Ah bu Anastacia! Hep geç kalıyordu, bizim de bu konuda elimizden endişeli bakışlarla Büyük Salon'un girişini süzmekten başka bir şey gelmiyordu. Sonunda yüzü koşmaktan kıpkırmızı olmuş bir şekilde telaşla Büyük Salon'a girdiğinde içim rahatlayarak oturuşumu kamburlaştırdım ve Mel'e bir bakış attım. O da en az benim kadar rahatlamış gibiydi, okuldaki kurallar her an değişiyordu ve yaptığımız minicik bir hata bile bize kötü bir şekilde geri dönebilirdi. Sonuçta müdiremiz değişmişti ve müdirenin değişmesiyle sistem de değişmişti, kendimize çeki düzen vermemiz şarttı. Derin bir nefes aldım ve Ann Mel ile ortamıza oturup ikimizin de yanaklarından makas aldığında tüm gerginliğim neredeyse gitmişti. "Buralarda yeni misiniz?" diye sorduğundaysa Mel de ben de gülmeden edememiştik, Ann bizi her zaman güldürmüştü. Ann ile tanıştığım ilk günden beri genç cadı ile bir kere bile tartışmamıştık, bu iyi bir şeydi galiba. İlişkimizin böyle devam etmesini gerçekten çok istiyordum, Gryffindor'fa çok sağlam ve güzel dostluklar edinmiştim ve bu beni gerçekten çok mutlu ediyordu. Dikkatimi kürsüye çıkmış olan müdiremize ve bize söylediklerine vermeye çalıştım ve bakışlarımı genç kadının yüzüne diktim. Bize okuldaki yeni yasaklardan bahsetmişti ve eski yasaklara uyulmazsa neler olacağını hatırlatmıştı. Bir an için sıkıntılı bakışlarla etrafı süzdüm. Yasak Orman benim için bir kaçış yeriydi, kafamı dinlediğim ve stresten arındığım tek yerdi. Ayrıca Christen ile de orada tanışmıştım, oranın bendeki önemi çok büyüktü ve şimdi oraya gitmek benim için çok ama çok daha zor olacaktı. Yine de, bu benim için bir engel değildi tabii. Ancak Profesör Montgomery'nin söyledikleri arasında dikkatimi daha da çok çeken bir şey vardı; o da üçüncü kata gidemeyeceğimiz ile ilgili olan şeydi.

Şey, uzun zamandır başımı belaya sokma konusunda büyük uğraşlar içine girmiştim ve bu konuda da başarılı olmuştum, Brian ile en son okulu birbirine kattığımız o yapış yapış macera aklıma geldiğinde pis pis sırıttım ve bu yasaklanan koridoru derhal ziyaret etmem gerektiğini aklıma not ettim. Belki de hemen yemek bittikten sonra bu düşüncemi gerçekleştirebilirdim. Tek yapmam gereken kendime bir arkadaş bulmaktı, yine Brian ile gidemezdim çünkü o son zamanlarda Hart ikizlerinden Harmony ile epey meşguldü. Bu elbette beni şaşırttığı kadar mutlu da ediyordu, Brian'ın sonunda tek eşli olmaya karar vermiş olması gerçekten çok hoştu, bir ara bunun için Harmony'i tebrik etmeliydim. Sırıtmaya devam ederek düşüncelere dalmayı bıraktım ve o sırada, Ann ile göz göze geldim. O da benim düşündüğüm şeyleri düşünüyor olmalıydı, ikimizin de böyle bir ifade takınması tesadüf olamazdı ya? Tam da o an Ann, "Sanırım aynı şeyi düşünüyoruz, " diyerek düşüncelerimi dile getirdi. Sinsi bakışlarımla Ann'e bakmaya devam ettim ve başımı salladım. Demek ki bu akşam biraz eğlenebilecektik!

"Hayır hayır. Bu sefer değil, hiçbir sefer sizin deliliklerinize eşlik etmiyorum," diyerek bizimle olmayacağını belirtti. Bu beni biraz üzmüştü, ancak yine de Ann'in geleceğini bilmek iyi olabilirdi, hem bu vesile ile uzun zamandır konuşmamış olduğumuz şeyleri konuşabilirdik. Ann'den epeydir çok uzak kaldığımı hissediyordum ve bu beni gerçekten rahatsız ediyordu. Bu uzaklığa bir son vermem gerekiyordu. Yani, bu akşam bir taşla iki kuş vuracaktım. Ann Mel'in bu sözleri üzerine "Zaten sakarlığınla başımıza iş açılacaksa daha kısa sürede açılırdı öküzüm. Bence de biz Alex'le takılmalıyız..." diye cevap verdi. Güldüm ve, "Aynen öyle," diye yanıtladım genç cadıyı. "Hem derslerin yoğunluğundan ötürü epeydir başımı belaya sokacak ve Filch'i kızdıracak bir şeyler yapmıyordum," dedim ve patates püremden çatalımla küçük bir parça alarak ağzıma götürdüm. "Hele bir karnımızı doyurup, enerji yüklenelim de, o zaman kimse bizi tutamaz!" dedim heyecanla ve güldüm. Ardından Mel'e baktım ve, "Ama Mel, hala senin de gelmen gerektiğini düşünüyorum, haberin olsun," diye ekledim. Ardından püremden bir çatal daha aldım. Nedense yediklerim bir anda daha da tatlı gelmeye başlamıştı.

:
 

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
tardis'le muhabbet keyf:
 


En son Aleksandra Targaryen tarafından Ptsi Ağus. 13, 2012 9:06 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anastacia Bouviér

avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 2885
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Çünkü Yaramazız   Ptsi Ağus. 13, 2012 8:19 pm

"Aynen öyle. Hem derslerin yoğunluğundan ötürü epeydir başımı belaya sokacak ve Filch'i kızdıracak bir şeyler yapmıyordum. Hele bir karnımızı doyurup, enerji yüklenelim de, o zaman kimse bizi tutamaz!" dedi ve küçük bir kahkaha attı Alex. Bense tabağımı doldurmuş, ağzımı doldura doldura yemeye başlamıştım bile. Alex'in bakışlarıyla birlikte kibarcacık çatal ve bıçakla yemeğini yiyen Phomelim'e kısa bir göz attım. "Ama Mel, hala senin de gelmen gerektiğini düşünüyorum, haberin olsun," dedi Alex. Ağzımdan neredeyse homurdayarak onaylayan bir ses çıkardım. Eğer kendimi biraz daha kassaydım ağzımdaki pilava elveda diyebilirdim. "Bu kadar yemene rağmen nasıl hala böylesin anlayamıyorum, Bouvan. Öküzsün." dedi Phomel bir yandan sırıtıp gözlerini devirerek. Balkabağı suyumdan küçük bir yudum aldım ve yemeğin başından beri ağzım ilk defa boş kaldı. O da Phomelim'e karşılık vermek içindi işte. "Acaba ruh öküzü olduğumuzdan olabilir mi, canım? Hem neden Alex gibi olamıyorsun ki, öküzüm? Bak o hür irademe saygı gösteriyor, " İçinde balkabağı olan bardağımı havaya, Alex'e doğru kaldırdım ve hafifçe başımı eğdim. "Şerefe, leydim." Bana boncuk boncuk gözlerle bakınca küçük bir kahkaha atıp ekledim. "Muggle işleri, hadi afiyet olsun. Bak, taşkınlık yapacağız dedik de, benim bu mide dolmadan şuradan şuraya gitmem haberin olsun yavrum, Alexim. Beni bilirsin." Bir parça tavukla kaplanmış olan çatalı ağzıma soktum ve Alex'e bir göz kırptım. Cidden beni anlıyordu. Anlamıyorsa da saygı gösteriyordu hani, bu bana yeterdi.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Proud to be an ox.
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Clara Carlevaro

avatar

Rp Yaşı : 18
Mesaj Sayısı : 1791
Gerçek Adı : Selis
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Çünkü Yaramazız   Ptsi Ağus. 13, 2012 9:01 pm

Ann'in kadehini bana doğru kaldırması sonucu öylece bakakalmıştım yalnızca. Ann bu halimi görmüş ve "Muggle işleri, hadi afiyet olsun. Bak, taşkınlık yapacağız dedik de, benim bu mide dolmadan şuradan şuraya gitmem haberin olsun yavrum, Alexim. Beni bilirsin." diyerek eski halime geri dönmemi sağlamıştı. Bir kahkaha attıktan sonra, tabağıma baktım ve tüm yiyeceklerimi bitirmiş olduğumu fark ettim. Aslında yemek istediğim tüm yiyecekleri bitirmiştim. Son zamanlarda kendimle ilgili değişen her şey gibi; yemek yeme alışkanlığım da değişmişti. İstisnasız her gün tabağımda yemek bırakıyordum ve gün içinde de jelibonlardan başka bir şey yemiyordum. Bir de binbir çeşit tadı olan o fasulyeler vardı tabii, onlar da ders aralarındaki tek eğlencemdi. Derin bir nefes aldım ve içi su dolu kadehimi kafama diktikten sonra, enerji dolmuş bir şekilde gülümsedim ve Ann'e baktım, hala tabağındaki yemeklerle boğuşuyor gibiydi. Onun bu haline gülümsedim, açıkçası Ann böyle biri olmasaydı ona kolay kolay ısınacağımdan bile şüpheliydim. Onun yanındayken utanç duygumu kaybediyor ve tamamen rahat bir ruh haline bürünüyordum. Bu gerçekten harika bir şeydi. Çatalımı ve bıçağımı artık yemeyi bırakmış olduğum şeylerin bulunduğu tabağımın ortasına bıraktım ve sırtımı dikleştirip Ann'in yemeğini bitirmesini bekledim. Yapacağımız şey son derece ciddiydi ve bizim de dikkatli ve ciddi olmamız gerekiyordu; ancak Ann'in bu yemeklerle boğuşurkenki halini görmek ciddi olmam konusunda büyük bir engeldi.

---

Sonunda, yemeklerle boğuşmakla geçen aklaşık on beş dakikanın ardından, Ann ile beraber III. kata doğru ilerliyorduk. Kalbimin gümbür gümbür attığını inkar edemezdim, hiçbir zaman da edemeyeceğim. Ann'e heyecanla döndüm ve fısıldadım. "Tanrııım, çok heyecanlı!" Ann bana baktı, gülümsedi ve "Tabi ki heyecanlı, ayrıca çok da keyifli. Gerçi, bu keyif yediğim o harika tatlıdan da kaynaklanıyor olabilir," dedi ve düşünceli bir şekilde kaşlarını çattı. Tam o sırada, ilerlediğimiz yerden acı dolu bir kükreme sesi duyuldu. Gözlerim faltaşı gibi açılmıştı, bakışlarımı hemen sesin geldiği yöne çevirdim. Ardından Ann'e baktım. O da benim kadar şaşkın görünüyordu, ancak bir kez bu yola çıkmıştık ve geri dönmeyeceğimizi ikimiz de biliyorduk. Yüzümdeki şaşkınlık ifadesi yerini heyecanlı bir gülümseyişe bıraktı ve karanlık koridor boyunca yürümeye devam ettim. Ann'in de yanımda yürümekte olduğunu hissedebiliyordum. Koridorun neden bu kadar karanlık olduğuna bir anlam verememiştim ama şimdi bunu düşünmenin bir anlamı yoktu. Asamı çıkardım ve, "Lumos," diye fısıldadım. Etraf asamdan süzülen mavi-yeşil renkle aydınlandığında, karşımızda kocaman, siyah ve zincirli bir kapının durmakta olduğunu gördük. Çok geçmeden de acı dolu kükreme sesi tekrar kulaklarımıza doldu.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
tardis'le muhabbet keyf:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anastacia Bouviér

avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 2885
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Çünkü Yaramazız   Ptsi Ağus. 13, 2012 9:56 pm

Çatalım aşk yaşadığım dakikaların bir gün daha üzüntüyle masadan ayrılmak zorunda kalmıştım. Ama şimdi bir macera bitiyor, diğeri başlıyordu. Phomelim'i yatakhaneye bırakmış, şimdi Alex'le III. katın koridorunda küçük ve temkinli adımlarla ilerliyorduk. Kalbim sanki midemde atıyordu. "Neyse ki iyice doldurdum, " diye düşündüm içten içe. "Son yediğim tatlı olmasa ne yapardım. Gerçi 3 numaralı olan da güzeldi." Tam ben her zamanki gibi yemek düşünceleri içince boğulmuştum ki Alex'in bana dönüp "Tanrııım, çok heyecanlı!" diye fısıldamasıyla kendime geldim. Aklımda onca tatlı düşünceleriyle kendimi "Tabi ki heyecanlı, ayrıca çok da keyifli. Gerçi, bu keyif yediğim o harika tatlıdan da kaynaklanıyor olabilir," demekten alı koyamadım. Tam 3 numaralı tatlıyı da dile getirecektim ki lafımı acı doğlu bir inleme kesti. Aynı zamanda küçük bir donma yaşamıştım. Başımı silkeledikten sonra kendime geldim ve yürümeye devam ettim. Bir süre sonra silüetini seçebildiğim Alex'i iyice görememeye başlamıştım. Kaşlarımı çattım ve tam o sırada Alex'in "Lumos, " diye fısıldadığını duydum. Ah, akıllı cadı. Niye bazen bir cadı olduğumu unutuyorum, anlayabilmiş değilim. Birkaç saniye sonra büyüyle beraber etraf aydınlandığında gözümü ışığa alıştırabilmek için bir iki kere kırpıştırdım ve en sonunda önümüzdeki kapıyı seçebildim. Kapı koyu renkte, büyük bir şeydi ve üzerinde zincirler vardı. Kükreyişi tekrar duymamla beraber hangi zihniyetin Hogwarts'taki bir kapıyı zincirle kilitleyebileceğini düşündüm. Elimi cübbeme götürüp asamı sıyırdım ve büyük, kocaman demir kilide doğru "Alohomora," diye fısıldadım. Tek bir tıngırdama çıkmayınca gözlerimi devirdim. Sanırım Alex'te benle aynı fikirdeydi ki "Ne zeki bir şeysin sen," diye fısıldadı gülerek. Bu sefer bir hışımla "Reducto!" diye fısıldadım ve kilidin ikiye bölünüşünü keyifle izledim. Kapı henüz açılmamıştı. İki elimle kenarını kavradım ve hala ucundan ışık süzülen asasını tutan Alex'e heyecanla baktım. "Hazır mısın?"

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Proud to be an ox.
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Clara Carlevaro

avatar

Rp Yaşı : 18
Mesaj Sayısı : 1791
Gerçek Adı : Selis
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Çünkü Yaramazız   Ptsi Ağus. 13, 2012 10:40 pm

"Hazır mısın?" Ann'in bu sorusu karşısında onaylayan bir cevap vermeyi gerçekten çok istiyordum ancak nedense bir türlü ağzımı açıp bir şey diyemiyordum. Kapıdan içeri önce ben girmiştim, etrafa gözlerimi kısarak bakıyordum, ne yazık ki asamdan süzülen ışık buranın nasıl bir yer olduğunu anlamam konusunda bana yardımcı olmuyordu. Aradan geçen birkaç dakikadan sonra Ann'in "Hiçbir şey yok burada," dediğini duydum. Kaşlarımı çattım ve asam ile etrafıma bakınarak oda içerisinde bir tur daha attım. "Ama duyduğumuz o ses," diye mırıldandım. Oda boş olduğundan mırıldanmam bile net bir şekilde duyuluyordu. "O ses bu odadan geliyordu, ayrıca kapı da kilitliydi. Madem burada hiçbir şey yok, neden o sesleri duyduk? Yanlış bir yere gelmiş olamayız değil mi, Ann?" diye sordum ve odanın içinde birkaç adım daha attım. Ann cevap vermedi, o da buranın gizemini çözmeye çalışıyor olmalıydı. Yürümeye devam ettiğim sırada, bir anda ayağım yerden kesildi. Sırtım yerle birleştiğinde, kafamı da çarpmıştım ve inanın bana, böyle bir acıyı anlatmak kesinlikle mümkün değil. Bilincinizin bir anlığına kapandığını ve tüm duyularınızın birkaç saniyeliğine işlevsiz kaldığını hissedin. O geçen birkaç saniyeden sonra da hissettiğiniz tek şeyin, kafanıza batırılan zilyon tane iğnenin verdiği acı olduğunu. Acıyla inlerken, Ann'in de yanıma koşturmuş ve çömelmiş olduğunu fark ettim. "Tamam, sorun yok, iyisin değil mi? Alex, bu kaç?" Ann'in sorusuna cırlayan bir sesle cevap verdim, canım çok fena acıyordu ve iyice çirkefleşmiştim. "Merlin'in yırtık donu! Ann, burası karanlık! Hiçbir şey görmüyorum ve sen bana elinle hangi sayıyı yaptığımı mı soruyorsun?" Bunları söyledikten sonra acımı azaltmak istercesine dişlerimi sıktım ve doğruldum. Birkaç saniyeliğine her şey daha beter olmuştu, beynim bugün yediğim patates püresine dönmüş gibiydi ve kalça kemiğim dayanılmaz derecede ağrıyordu. "Hey, asam nerede, lanet olsun!" diye sızlandım ve ayağa kalkarken Ann'den destek aldım. Ann "Hey, sakin ol şampiyon," dedi ve ben tam sevimsiz şeyler söyleyecekken "Lumos," diye fısıldadı. Sağ elimle başımın arkasını tuttum, canım öyle yanıyordu ki tüylerim ürpermişti. Derin bir nefes aldım ve yutkundum. Bu sırada Ann de asamı bulmuş ve bana getirmişti. İç çektim ve asamın bozulup bozulmadığını kontrol ettikten sonra Ann'den özür dilemem gerektiğini fark ettim. "Hey, Ann, cidde-" Arka tarafımdan birinin beni hızla ittirmesiyle Ann'in üzerine uçtum. Tabii Ann de bir sumo güreşçisi olmadığından benim onun üzerine uçmamla birlikte, beraberce birkaç metre geriye uçmuştuk. Tanrıya şükür, bu sefer bir yerlerimi çarpmamıştım. Ancak Ann'in iyi olup olmadığını bilmiyordum. Doğruldum ve genç cadının da rahat bir nefes almasına izin verdim. Neyse ki bu sefer ikimiz de asalarımızı sıkı tutmuştuk ve Ann'in asasından süzülmekte olan ışık, etrafımızı az da olsa görmemize yardımcı oluyordu. Ann'in doğrulduğunu gördüğümde durumunun pek de kötü olmamasını umdum. "Hey, eğer öç falan almaya çalışıyorsan yere düşmen benim suçum değildi, dedi Ann ve sıkıntıyla iç çekti. Bense onun ne dediğine pek de dikkat etmemiştim. Ann'in beni yere düşürmediğini biliyordum, ancak orada bizi yere düşürüp duran biri, bir şey vardı ve doğrusu gölgelerde saklanmak konusunda epey iyiydi.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
tardis'le muhabbet keyf:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anastacia Bouviér

avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 2885
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Çünkü Yaramazız   Salı Ağus. 14, 2012 9:03 pm

"Hiçbir şey yok burada," dedim içeride yavaşça bir oradan bir oraya yürürken. "Ama duyduğumuz o ses," diye mırıldandığını duydum Alex'in. "O ses bu odadan geliyordu, ayrıca kapı da kilitliydi. Madem burada hiçbir şey yok, neden o sesleri duyduk? Yanlış bir yere gelmiş olamayız değil mi, Ann?" Karanlıkta cevap vermeden başımı iki yana salladım. Bir yandan da asamın ucundan süzülen zayıf ışıkla etrafa bakmayı sürdürüyordum. Cidden bu odada hiçbir şey yoktu... Ya da biz öyle görüyorduk. Az önceki düşüncelerimi kanıtlarcasına sert bir temas sesi ve küçük bir karışıklığın ardından Alex'in hiç de hafif olmayan bir biçimde yere indiğini duydum. Alex'in asasından çıkan ışık şimdi kaybolmuştu ve onu göremiyordum. "Lumos Maxima!" diye haykırdım sabırsızca. Birkaç salise sonra Alex'in bulunduğu yer aydınlandı ve ben hemen yanına koşturdum. "Tamam, sorun yok, iyisin değil mi? Alex, bu kaç?" diyebildim. Gözlerinin açık olduğunu gördüğümde aklıma ilk gelen şeylerdi bunlar. Sanırım Alex pek havasında değildi. Kim görünmez bir şey tarafından yere kapaklandıktan sonra havasında olurdu ki zaten? "Merlin'in yırtık donu! Ann, burası karanlık! Hiçbir şey görmüyorum ve sen bana elinle hangi sayıyı yaptığımı mı soruyorsun?" dedi sinirle. "Hey, asam nerede, lanet olsun!" Birkaç saniye sonra eli beni buldu ve onu çekerek ayağa kaldırdım. Hareketleri hızlı ve kesik kesikti. "Hey, sakin ol şampiyon," Biraz önce haykırdığım büyü dikkatimin dağılmasıyla etkisini kaybetmişti. Bu sefer "Lumos," diye fısıldadım. Bir yandan da Alex'in elini bırakmış, etrafa daha dikkatli bakmaya başlamıştım. Bir yaratık bizimle dalga mı geçiyordu yoksa saldırısına uğradığımız şey bir hayalet miydi? Bu lanet olası büyülü dünyada hiçbir şeyi tahmin edemiyordunuz tabii. Alex tam "Hey, Ann, cidde-" diye başlamıştı ki cümlesi benim üzerime doğru uçmasıyla yarıda kesildi. Hızla gelen darbeyle ne kadar olduğunu bilemediğim fakat bana 1-2 kilometre gibi gelen bir mesafe arkaya uçmuştuk. Düşmenin, Alex'in de üzerime düşmesinin verdiği etkiyle neredeyse Alex ve yer arasında pestil durumuna gelmiştim. Neyse ki Alex'in aksine ben sadece popomun üzerine iniş yapmıştım. "Hey, eğer öç falan almaya çalışıyorsan yere düşmen benim suçum değildi," dedim mızıldanarak, Alex üzerimden kalkarken. Bu sefer asamı sıkı sıkıya tuttum ve ben de ayağa kalktım. Zayıf ışığı dört bir yanıma doğrultarak kapıyı aradım ve Alex'in de elinden tutarak minik ve temkinli adımlarla oraya yöneldim. Ne de olsa bu uçuşmalar odanın içine girdikten sonra başlamıştı değil mi? Ben de kapının tam önüne geldim ve asamı ileri doğrultup Alex'le birlikte odayı iyice taradım. "A-Ann... Asanı biraz daha aşağı indirir misin?" dedi Alex değişik bir ses tonuyla. Gözlerimi kısıp ona baktım, ah, tabii, üzerime uçarken asasını düşürmüştü. Ben de ona uyarak asamı yavaşça aşağı indirdim ve önümüzde duran yarı saydam şeye kocaman kocaman gözlerle baktım. Üç başlı bir köpek bize bakıyordu. Üç başlı ve hayalet olan bir köpek...
"Bu köpek hakkında 'Harry Potter: Bir Efsane'de okumuştum! Ama... Onun çoktan ölmüş olması gerekmiyor mu? Hem, bu daha yavru!" dedim inanmayan bir sesle. "Ve bir hayalet," diye ekledi Alex. Biraz sonra oda, dışarıda duyduğumuz acı dolu kükremeyle doldu ve suratımızı buruşturarak hızla kulaklarımızı kapattık. Birkaç saniye sonra köpek susunca ellerimi kulaklarımdan çektim. "Ve cüssesine göre bayağı sesli bir üç başlı köpek yavrusu hayaleti," dedim gözlerimi devirerek. Bir yandan Alex'in "Ay ne yapıyorsun!"larıyla birlikte elimi köpeğe doğru yavaşça indirmeye başlamıştım. Tam yaklaşmıştım ki tekrar haykırmaya başladı. Bu sefer Alex kulaklarını kaparken acı çeksem bile bir ezgi mırıldanmaya başladım. Öteki saniye hayalet susmuştu. "Merlin'in sarkık donu aşkına!" diye mırıldandı Alex. Tam da elimi köpeğin başlarından birine indirmiştim. Tabii elim içinden geçti. "Ee, ben ona dokunamıyorsam ve bu bir hayaletse nasıl bize etki etti ki?" dedim gözlerimi kısarak. Odada başka bir şeyin daha olması... Mümkün değildi öyle değil mi?

::
 

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Proud to be an ox.
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Clara Carlevaro

avatar

Rp Yaşı : 18
Mesaj Sayısı : 1791
Gerçek Adı : Selis
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Çünkü Yaramazız   Salı Ağus. 14, 2012 9:43 pm

"Ee, ben ona dokunamıyorsam ve bu bir hayaletse nasıl bize etki etti ki?" Ann'in bu sözleri üzerine kaşlarımı çatmıştım ve dikkatle etrafıma bakınmaya başlamıştım. Bu odada o sevimli köpecik ve ikimizden başka biri de vardı ve belli ki kafamızı bir yerlere sertçe çarpıp ölmemizi istiyordu. Derin bir nefes aldım ve daha fazla dayanamayacağımı anlayarak, "Lumos Solem!" diye bağırdım. Etraf bir anda asamdan süzülmekte ve son derece güçlü olan ışıkla aydınlandı. Artık her yeri daha rahat görebiliyordum, kocaman köpek de oturmuş üç kafasıyla da bize bakıyordu. Köpeğin ardındaysa, siyah cübbeli ve kim olduğunu saklamaya çalışan bir adam vardı. Ya da bir kadındı, bunu giydiği cübbeden ötürü anlayamıyordum. Asamı ona doğrulttum ve, "Sen de kimsin? Yüzünü açığa çıkar," dedim sert bir ses tonuyla. Ardından da Ann'e baktım, o da en az benim kadar gergin ve meraklı bir haldeydi. Bakışlarımı tekrar adam olduğunu tahmin ettiğim kişiye çevirdim. Zihnimde binbir çeşit düşünce geziyordu. Yan gözle Ann'in de asasını adama doğrulttuğunu fark edebiliyordum. "Dediğini duydun," dedi sert bir sesle. Dişlerimi sıktım ve doğrultmuş olduğum asayı daha da sıkı kavradım. Bu adam neden zincirler ardında, üç başlı bir köpekle burada tutuluyordu? Okul tehlikede miydi? Bu adam kimdi? Gerçekten büyük bir merak içerisindeydim. Derin ve titrek bir nefes aldıktan sonra adamın bu sessizliği karşısında iyice sabrımın taştığını hissettim. Karanlıkta bizi oraya buraya iterken oldukça cesurdu, ancak şimdi onun yüzünü görülebilir hale getirdiğimizde ve asalarımızı ona doğrulttuğumuzda bir korkaktan farkı yoktu. Duvara yapışmış, öylece yüzünü gizlemeye çalışıyordu. "Konuşsana be adam!" diye bağırdım en sonunda. Bu kadar sessizlik fazlaydı, madem buraya kadar gelmiş ve kıçlarımıza bu adam tarafından tekme yemiştik, kim olduğunu da öğrenecektik. Ayrıca neden burada olduğunu da. Sonunda adam başını bize çevirdi, ancak hala duvara yapışık bir şekilde durmaya devam ediyordu. "Ben bir kadınım, adam değil, büyücü. Önce şurada anlaşalım."

:
 

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
tardis'le muhabbet keyf:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anastacia Bouviér

avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 2885
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Çünkü Yaramazız   Perş. Ağus. 16, 2012 1:15 pm

"Ben bir kadınım, adam değil, büyücü. Önce şurada anlaşalım." dedi en sonunda cadı. Duvarla bitişik duruşu beni biraz şüphelendiriyordu. Önümüzdeki üç başlı köpek şu anda cadının paçalarına gitmiş, ona hırlıyordu. "Ay ne tatlı!" diye düşündüm içinden. Sonra önümüzde duvara yapışık bir cadının olduğunu hatırlayınca üç başlı köpek hayaletinin, düşünmem gereken en son şey olduğu kanısına vardım. Benim de havada duran asam önümüzdeki cadıya doğrultulmuştu. "Asalarınızı indirebilirsiniz," dediğini duydum alayla. "Zaten, görebildiğiniz üzere, duvara yapışığım. Ve buradan çıkmaya çalışınca şu önümdeki yaratık birden kocaman oluveriyor," Başı aşağı eğiliyken nereden biliyordu ki asalarımızın havada olduğunu? Ah... Aptal beyin. Ben, Alex, üç başlı köpek halayeti ve kim olduğu bilinmeyen duvara yapıştırılmış bir cadı. Herhalde asalarımızı ona doğrultmasak biraz aptallık olurdu.
Ben yine de asamı indirmedim ve Alex'e dönüp başımı iki yana sallayarak ona da indirmemesini söyledim. Rahatsızca yutkunduktan sonra konuştum. "Peki, burada ne işin var? Yani seni niye burada tutuyorlar?" dedim sesimi durgun tutmaya çalışarak. Göğüs kafesimde deli gibi atan kalbim beni yalanlamıyor değildi. Derin bir nefes aldım ve ses çıkarmayan cadıya doğru bir adım daha attım Alex'le beraber. "Evet?" diye teşvik etmeye çalıştım. Cadının birkaç saniye sonra dikleşen başı ve görüş alanımıza giren yüzü, görülmeye değmezdi.
Alex'le birlikte dehşetle içimize bir nefes çekerken gözlerimi önümdeki iğrenç manzaradan ayıramıyordum. Genç olduğunu anlayabildiğim cadının alnı ve gözü dışındaki bütün sağ yüzü yaraydı. Sanki biraz daha yaklaşsam kabukların altından çıkmaya çalışan kan damlalarını görecek gibiydim. Birden midem fena halde bulanmaya başladı. Bu oda kasvetli ve dar geliyordu. Üstelik cadının bir sonraki sözlerinin bu duruma hiç yardımı olmamıştı. "Bilmem... Blackler'den olduğum için olmasın?"

:
 

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Proud to be an ox.
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Clara Carlevaro

avatar

Rp Yaşı : 18
Mesaj Sayısı : 1791
Gerçek Adı : Selis
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Çünkü Yaramazız   Cuma Ağus. 17, 2012 3:32 pm

"Bilmem... Blackler'den olduğum için olmasın?" Bu sözler üzerinde yüzümde dehşet dolu bir ifadeyle Ann'in suratına baktım. İçimden saydırdığım küfürlerin haddi hesabı yoktu. Blackler'den biri karşımızdaydı ve biz salak gibi asalarımızı ona doğrultmuştuk. Gerçi, asalarımızı doğrultmamız bir açıdan doğru ve yararımıza, bir açıdan da yanlış ve zararımızaydı. Kadın bu halimizi görünce pis pis sırıttı. Yutkundum, yüzündeki yaralar gerçekten çok ürkütücüydü ve güldüğü zaman yaraların açılıp açılmayacağı konusunda ister istemez endişe duymuştum. Derin bir nefes aldım ve merakıma yenilerek, "Kızın sorusunu duydun. Cevap ver. Seni neden burada tutuyorlar? Ayrıca kaçabilecekken neden kaçmadın? Buradaki herkes şimdilik senin ikimizden bir büyücü olduğunu biliyor. Ama kaçmıyorsun, burada duruyorsun. Neden?" diye sordum. Kadın dudaklarını ıslattı ve derin bir nefes aldıktan sonra konuşmaya başladı. Üç başlı köpek hayaleti hırlamaya başlamıştı, kadının varlığını hissettirmesinden hoşlanmıyor gibiydi. "Yasak Orman'da tek boynuzlu kanı içerken yakalandım, ve ta da! Buradayım. Ayrıca kaçmaya çalışmadığımı mı zannediyorsun, seni aptal cadı? Ne zaman ayağa kalksam ve canlılık belirtisi göstersem şu iğrenç yaratık zihnime işkence ediyor." Üç başlı köpek havladı, ancak kadına saldırmadı. Bu şerefi bize bahşetmek istiyor gibiydi. Derin bir nefes aldım ve kadına düşünceli ve ciddi bir ifade ile bakmakta ve asasını hala indirmemiş olan Ann'e tekrar baktım. Ne yapmamız gerektiğini bilmiyordum. Kadının yaptığı şey gerçekten çok yanlıştı, bir tek boynuzlunun kanını içmek... Bu dehşet verici bir şeydi, o kadar saf, masum bir canlıya böyle bir şeyi nasıl yapabilmişti? Yani tamam çok kötü olabilirsin, hatta etrafa dehşet saçabilirsin falan, ama tek boynuzlu kanı içmek biraz aşırıya kaçmıyor mu yahu? Derin bir nefes aldım ve düşünceli bir şekilde bizden başka taraflara gözlerini dikmiş olan kadına baktım. Şimdi ne olacaktı? "Aa, tamam o zaman. Tanıştığımıza memnun olduk, biz gidelim artık, yarın da geliriz" mi diyecektik? Buradan arkamızı dönüp öylece gidemeyeceğimden emindim, Ann'in de böyle düşündüğünü adım gibi biliyordum. Ancak her ne kadar istemesem de arkamı dönüp gitmek ve hiçbir şey olmamış gibi davranmaktan başka çarem yoktu. Ayrıca burada çok vakit kaybetmiştik, eğer Filch ve kedisine yakalanacak olursak yandığımız gün demekti. Dudaklarımı kemirmeye başladım ve ne yapmamız gerektiğini soran bir ifadeyle Ann'e baktım. Aklında bir şeyler olmasını umuyordum.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
tardis'le muhabbet keyf:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anastacia Bouviér

avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 2885
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: Çünkü Yaramazız   C.tesi Ağus. 18, 2012 9:08 pm

"Yasak Orman'da tek boynuzlu kanı içerken yakalandım, ve ta da! Buradayım. Ayrıca kaçmaya çalışmadığımı mı zannediyorsun, seni aptal cadı? Ne zaman ayağa kalksam ve canlılık belirtisi göstersem şu iğrenç yaratık zihnime işkence ediyor."
Asa tutmayan elimle hızla yüzümü ovuşturdum ve karşımda duran, iğrenç kadına bir daha baktım. Ne zevk alınırdı ki böyle pis, iğrenç bir şey olmaktan? Üstelik, tek boynuzlu at kanı için bir şeyleri feda etmesi gerektiğini bilmiyor muydu aptal cadı? Ah, çoktan feda ettiği bir şey var, diye düşündüm kendi kendime. Ruhu.
Tiksintiyle gözlerimi önümdeki cadıdan çekip bir süre üç başlı köpeğe baktım. Alex'in bakışlarının, neredeyse omzumu dürtmeye başlayana kadar farkında bile değildim. En sonunda ona döndüm ve endişeyle bana bakan yüzüyle karşı karşıya geldim. Eminim şu anda bu odadan çıkmak için can atıyordu. Ben de atıyordum ama endişeden değildi benimki. Karşımda duran ve kendisine cadı diye hitap eden yaratıktan tiksindiğim içindi. Böyle büyü gücü olan yaratıklara cadı denmesi midemi bulandırıyordu. Cadı olmayı hak etmiyorlardı onlar.
"Çıkalım buradan Alex," dedim sinirle. "Burada bir saniye daha durursam savunmasız bir cadıya saldıracağım. Ve bu bir Bouviér için tamamen onursuz bir davranış olacak," Gözlerimi başı eğik olan, ama yüzündeki o çarpık gülümsemeyi görebildiğim cadıya çevirdim bir anlığına. Umarım o duvardan kurtulmaya çalışır ve beyni üç başlı köpek tarafından kurutulurdu.
Gözümle kapının yerini belirleyerek Alex'in asa tutan elini tutup "Finite Incantem." diye fısıldadım. Ortalık ilk seferki karanlığa bürünürken Alex'i arkamdan sürükleyerek büyük, siyah kapıdan dışarı adımı attım. Bir yandan da kimseye yakalanmamak için küçük adımlarla III. kattan çıkmaya çalışıyorduk. Merdivenlerden çıkınca başımı duvara yasladım ve kesik nefeslerimi düzene sokmayı denedim. "Bir dahakine daha hazırlıklı olalım," dedi Alex nefeslerinin arasında. Sırıttım ve ona dönüp göz kırptım.



Rp Sonu.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Proud to be an ox.
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Çünkü Yaramazız

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Eğlence Ekspresi :: Süpürge Dolabı :: Rp İçi :: 2. Sezon-