AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 V. Sınıflar ve VI. Sınıflar I. Ortak Ders

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Valerie Fabien

avatar

Rp Yaşı : 27
Mesaj Sayısı : 62
Gerçek Adı : ceren.
Yaş : 22

MesajKonu: V. Sınıflar ve VI. Sınıflar I. Ortak Ders   Paz Tem. 22, 2012 6:18 pm



    V. SINIFLAR & VI. SINIFLAR I. ORTAK DERS.

    Ders: Öğleden sonra, ilk dersiniz.
    Profesörün görünümü: Saçları dağınık topuz; omuzlarında haki rengi bir şal ve yerleri süpüren upuzun bir elbise.
    Kurgu: Sürpriz.

    Gündüzün başlangıcını müjdeleyen güneş, kara bulutların ardından zorlukla çehresini göstermeye çalışırken pencereyi kapattı ve üzerindeki şala iyice sarındı. Masanın üzerinde duran asasını eline alıp dersliğine doğru yürürken koridorda tek bir öğrenci bile yoktu. Ders saatinde pek çoğu sınıflardaydı. Gözlerini devirdi ve sınıfına girdi. Havada salınan toz tanelerini göz ardı etti ve asasıyla zarif bir hareket yapıp masasına birkaç kitap getirdi. İçlerindeki not kâğıtlarını karıştırdıktan sonra masasının arkasına geçti. Kitapları oradaki kitaplığa bıraktıktan sonra arkasını döndü, henüz gelmiş birkaç öğrenci ona bakıyorlardı meraklı gözlerle.

    Sınıfın tamamı dolduktan sonra asasını havaya kaldırdı, sınıf kocaman bir labirent halini almıştı. Ateş Kadehi turnuvalarını aratmayacak zorlukta düzenlenmiş bir labirent… “Bugün bambaşka şeyler isteyeceğim sizlerden. Sihir Dünyasının içinde bulunduğu durum düşünülürse lanetlere karşı bilmeniz gereken hayati önem taşıyan savunma büyüleri var. Buradan mezun olduğunuzda her birinizin kusursuz olması için sizi zorlamak gerekiyor. Bu yüzden...” Hafifçe yan döndü ve labirenti gösterdi. Üzerinden sisler yükselen kocaman yapı ürkütücü görünüyordu. Kendisi bile korkmuştu, belki birazcık. Hah, o mu korkacaktı? Hayır. Kesinlikle, sadece soğuktan dolayı ürpermişti. Lanet olası sis, nefret ederdi önünü görememekten. Alaycı bir gülümseme yüzüne yayılırken öğrencilerine bakıyordu. Her birinin yüzünde şaşkınlıklarını belirten ifadeler vardı. “İçeride büyük bir savaş gerçekleşiyor şuanda. Her iki tarafın da yegane umudu sizsiniz. Bir tarafta Ölüm Yiyenler, diğer bir yanda Yoldaşlık üyeleri. Onlarca yaralı var, beşinci sınıflar Sectumsempra lanetine Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Dersi’nden aşinasınız. Laneti kullanmayı öğrendiniz, şimdi de iyileştirmeyi öğrenmelisiniz. Vulnera Sanentur'u kullanarak yaralıları tedavi edin. İyileştiremediğiniz her kişi gözlerini ebediyete doğru kapayacak.” Ardından altıncı sınıflara döndü, en sevdiği öğrencilerine. “Siz ise, Brackium Emendo ile tedavi edeceksiniz yaralıları. Tabii, önce uygun yaralıları bulmalısınız. Yaptığınız büyü başarısız olursa –ki umarım olmaz- diğer kişi için pek hayırlı olmaz. Kemiklerinin kuma dönmesini istemez bence kimse.” Ardından öğrencilere arkasını döndü ve gözlerini kapattı. Labirentin girişleri yavaşça açılırken öğrenciler yavaşça gözden kaybolmaya başladılar. Yapacaklarından umutluydu, güveniyordu onlara. Olacakları çok merak ediyordu...

    x. Başarılı olup olmadığınıza ben karar vereceğim. Yazdığınız rp 7 puan üzerinde alırsa başarılı sayılacaksınız.
    x. İlk yazanın binasına +5 puan.
    x. İçeride olanları olabildiğince güzel betimleyin, çok güzel şeyler bekliyorum.
    x. Söylenilen büyüler haricinde bir şeyler kullanabilirsiniz; ama sonrasında Fabien'in gazabına uğrarsınız. Uyardım.
    x. Sizi seviyorum.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
with your lonelines..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Brian Walters

avatar

Rp Yaşı : 16
Mesaj Sayısı : 2257
Gerçek Adı : Ergin
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: V. Sınıflar ve VI. Sınıflar I. Ortak Ders   Paz Tem. 22, 2012 6:54 pm

Bütün sabahı Gryffindor ortak salonda gerçidikten sonra en sonunda ilk tılsım dersinin zamanı gelmişti. Tılsım derslerini her zaman severdi. Çünkü genellikle uygulamalı dersler olurdu. Bu yüzden diğer derslere kıyasla-KSKS hariç- hevesle çantasını alıp ortak salondan çıktı. Koridorlarda ilerlemek oldukça zordu. Herkes kendi derslerine yetişmeye çalışırken birbirini itip kakıyordu. Ben ise şansıma şatodaki çoğu gizli yolları biliyordum. Bu yüzden boş sınıflardan geçip goblenlerin arkasından çıkarak kolaylıkla tılsım sınıfına girdim. Profesör Fabien onları her zaman ki gibi masasının arkasında bekliyordu. Köşede Gryffindor'dan arkadaşlarımı gördüm ve onlara selam vermek için gittim. Bir süre sonra sınıf tamamen dolduğunda Profesör Fabien hiç çaba sarfetmeden sınıfı susturmuştu. Asasının bir hareketi ile üç büyücü turnuvasında ki efsanevi labirenti aratmayacak bir labirent oluştu. İçinden gelen sis onun büyülü olduğuna karşı büyük bir his uyandırdı içimde. “Bugün bambaşka şeyler isteyeceğim sizlerden. Sihir Dünyasının içinde bulunduğu durum düşünülürse lanetlere karşı bilmeniz gereken hayati önem taşıyan savunma büyüleri var. Buradan mezun olduğunuzda her birinizin kusursuz olması için sizi zorlamak gerekiyor. Bu yüzden...” Eli ile labirenti gösterdi. “İçeride büyük bir savaş gerçekleşiyor şuanda. Her iki tarafın da yegane umudu sizsiniz. Bir tarafta Ölüm Yiyenler, diğer bir yanda Yoldaşlık üyeleri. Onlarca yaralı var, beşinci sınıflar Sectumsempra lanetine Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Dersi’nden aşinasınız. Laneti kullanmayı öğrendiniz, şimdi de iyileştirmeyi öğrenmelisiniz. Vulnera Sanentur'u kullanarak yaralıları tedavi edin. İyileştiremediğiniz her kişi gözlerini ebediyete doğru kapayacak.” Savaşın tam ortasına gireceğimi duyunca heyecanlandım ve bugün ortak salondan çıkarken boşuna hevesli olmadığımı anladım. Bazı kişiler ise korkmuştu. Sanırım asıl noktayı çözememişlerdi. Bu labirent bir tür gerçek ilüzyon görmemizi sağlıyordu diye düşündüm. Sonuçta profesör oraya gerçek ölüm yiyenler ve gerçek zümrüdüanka yoldaşlığı üyeleri koyamazdı. Yani ölen kişiler gerçekten ölmeyecekti. Bu sadece bir testti. Ardından profesörü son sözlerini düşündüm. Vulnera Sanentur. Geçen sene Sectumsempra lanetini iyileştirmek ile ilgili birkaç şey görmüşlerdi. Bu yıl henüz ders görmemişlerdi fakat teoride biliyordu. Bunu yapabileceğine inanıyordu. “Siz ise, Brackium Emendo ile tedavi edeceksiniz yaralıları. Tabii, önce uygun yaralıları bulmalısınız. Yaptığınız büyü başarısız olursa –ki umarım olmaz- diğer kişi için pek hayırlı olmaz. Kemiklerinin kuma dönmesini istemez bence kimse.” VI. sınıflara verilen bu zor göreve de hiç şaşırmamıştım. İki sınıfın işide zordu. Profesör kenara çekilip asasını sallarken labirentin girişleri açıldı ve herkes tedirgin bir şekilde içeri girdi. Tahmin ettiği gibi idi. Bu büyülü bir labirent olmalıydı. Çünkü içeri girdiği an bunun kilometrelerce uzadığını hissetti. Fakat hissetmeye veya düşünmeye zamanı yok gibi idi. Bir köşeden düello eden bir çift çıktı. Arkadan gelenin ölüm yiyen olduğunu anladı. Çünkü yüzünde kukuletası duruyordu. Ne yapmalıydı? Savaşa karışıp yardım etmeli miydi? Hayır ona sadece iyileştirmesi söylenmişti. Burada ki ilüzyonlar için vicdan azabı duymamalıydı. Tam o sırada ZAY üyesi yere düştü. Ölüm yiyen öldüren laneti yollamaya hazırlanırken arkadan bir Stupefy onu vurdu ve yere devrildi. Hemen harekete geçtim ve yere düşen ZAY üyesinin yanına diz çöktüm. Asamı çıkardım ve kesik noktaları inceledim. Evet bu aradığımız Sectumsempra'ya mağruz kalanlar olmalıydı. Konsantre olduktan sonra asamı kesiklerin üzerinde oynattım ve beynimden kollarıma, oradan da asama bir güç akışı gerçekleşirken fısıldadım "Vulnera Sanentur." Kesikler şimdi yavaş yavaş kapanıyordu. Büyünün etkisizliğine göre yeniden açılma ihtimali vardı fakat daha çok kişiyi kurtarmalıydı. Bir süre sonra bunun sadece bir ders olduğunu unutup, sanki bir yaşam kalım mücadelesiymiş gibi her kesik yarası olana yardım ediyordum. Nefes nefese kalmıştım. Son yaralılardan birini daha iyileştirirken bütün labirenti dolduran bir zilin çaldığını duydum ve labirent birden ortadan kayboldu. Bütün sınıf kanter içinde sınıfın ortasında duruyordu şimdi. Profesör onlara gidebileceklerini söyledi ve bende içim rahat bir şekilde derslikten çıktım. Elimden geldiği kadar yaralıyı tedavi etmiştim.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Why Not?:
 


Dostlarımız Bizi Asla Terketmez..:
 


Just a Moment:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://aether-rpg.turkproforum.com/
Dean Bloom



Mesaj Sayısı : 772
Gerçek Adı : Merve ben aynı zamanda Ivan A. Arshlander ve Sophie A. Hunter'ım.

MesajKonu: Geri: V. Sınıflar ve VI. Sınıflar I. Ortak Ders   Paz Tem. 22, 2012 7:03 pm

Öğle yemeğinin verdiği miskinlikle koridorda ilerlerken cebinden gireceği dersi öğrenmek için programını çıkardı ve seri bir hareketle sağa döndü ve merdivenlere yöneldi. Gitmesi gereken yer belliydi. Tılsım dersliği. Dersin başlamasına daha on dakika vardı fakat arkadaşlarıyla takılmaktan başka daha önemli bir işi olmadığı için erkenden dersliğe gitmek için kollarını sıvadı. Kapıya geldiğinde kendinden emin bir şekilde kapıyı açtı ve adımını içeri attı. Düşündüğünün aksine ondan önce gelenler olmuştu. Hatta son gelen öğrenci o olmuştu. Omuzlarını silkip ön sıralara geçerek profesörünü izlemeye başladı. Yine bütün heybetiyle sınıfı dolduruyordu. İçinde ona karşı olan bir hayranlık vardı. İster istemez bu profesörü seviyordu. Farklı bir ambiansı vardı. Profesörün bir hareketiyle önlerinde beliren labirente hayranlıkla bakarken kulaklarında yankılan sesi duyduktan sonra kafasını zorlukla profesörüne döndürdü. “Bugün bambaşka şeyler isteyeceğim sizlerden. Sihir Dünyasının içinde bulunduğu durum düşünülürse lanetlere karşı bilmeniz gereken hayati önem taşıyan savunma büyüleri var. Buradan mezun olduğunuzda her birinizin kusursuz olması için sizi zorlamak gerekiyor. Bu yüzden...” dedi ve labirenti göstererek “İçeride büyük bir savaş gerçekleşiyor şuanda. Her iki tarafın da yegane umudu sizsiniz. Bir tarafta Ölüm Yiyenler, diğer bir yanda Yoldaşlık üyeleri. Onlarca yaralı var, beşinci sınıflar Sectumsempra lanetine Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Dersi’nden aşinasınız. Laneti kullanmayı öğrendiniz, şimdi de iyileştirmeyi öğrenmelisiniz. Vulnera Sanentur'u kullanarak yaralıları tedavi edin. İyileştiremediğiniz her kişi gözlerini ebediyete doğru kapayacak.” Ardından altıncı sınıflara döndü “Siz ise, Brackium Emendo ile tedavi edeceksiniz yaralıları. Tabii, önce uygun yaralıları bulmalısınız. Yaptığınız büyü başarısız olursa –ki umarım olmaz- diğer kişi için pek hayırlı olmaz. Kemiklerinin kuma dönmesini istemez bence kimse.”Sectumsempra karanlık bir lanettir. Uygulanan yerden kılıç geçirilmişçesine bir yara açıp uygulanan kişiye büyük bir şok ve yara verir. Ayrıca uygulanan yeri parçalamaya yarar. Yara iyileştirilebilir ancak kişinin kesilen yeri tekrar düzeltilemez.Dean bu laneti çok iyi biliyordu. Hatta bunu eski ve çok iyi bir büyücü olan Severus Snape bulmuştur. O adama cidden imreniyordu. O kadar iyi bir büyücü olabilmek isterdi. Vulnera Sanentur ise bu büyünün pan zehiriydi. Dean elinden geldiğince bunlara çalışmıştı daha önce. Karanlık sanatlar sevdiği ve başarılı olduğu bir dersti. Profesör sözlerini bitirdikten sonra gözlerini yavaşça kapadı ve örenciler yavaşça içeri gimeye başladı. Dean adımını attığında önünden geçen büyüden kaçmak için kafasını son anda geriye çekebilmişti. Buraya tam bir kaos hakimdi. Havaya uçanlar kanlar içinde kalanlar ve niceleri. Dean yavaşça özü anka teleği olan asasını çıkardı ve etrafına dikkat kesilerek ilerlemeye başladı. Kendisine doğru gelmekte olan büyüye kalkan olabilmesi için ilk aklına gelen büyüyle bağırdı "Alfa!" büyü kalkanından sekerek büyücüye geri döndü ve Dean bu kaos ortamından uzaklaşmak istercesine koşmaya başladı. Her tarafta kanlar içinde insanlar vardı ve bu iç bulandırıcıydı. Yerde gördüğü bir cadının etkilendiği büyü kendi alanına giriyordu. Yanında durarak "Vulnera Sanentu!"dedi ve kadının yarasının yavaş yavaş düzelmeye başladığını gördüğünde hızla oradan uzaklaştı. Etrafında o adar çok ses ve bağırış vardı ki beyni patlamak üzereydi. Yürümek anlamsız gelmeye başladığnda koşmaya başladı ve ayağı yerde yatan bir büyücüye takıldı ve yeri boyladı. Asasını kaldırıp büyücüye baktı. Aynı lanetti. Hemen karşı büyüsünü yaptı ve tozlu yerden kalktı. Ayağa kalktığında kendisine doğru gelmekte olan adamdan sola kayarak kaçtı ve kırılan kemiklerinin iç gıcırtıcı sesiyle oradan uzaklaştı. Nefes kesici bir yerdi burası fakat gerçekten diken üstündeydi. Etrafında kendisi için konmuş hastalara karşı büyülerini yaparak ve aynı zamanda kendini kollayarak zorlu labirentin çıkışını arıyordu. Karşılaştığı sınıf arkadaşlarının yüzleri gözleri kapkara olmuştu. Acaba kendisi ne haldeydi. Son anda üzerine fırlatılan bir lanetten kurtulamayarak kendi panzehirini dağıttığı lanetten etkilenmişti. Hızlı bir hareketle sağa yattı ve karnının sağına gelen yaraya baktı. Dayanılmaz bir acı bedenine yayılırken yerden kalkmak için çaba sarf ediyordu. Tek bir kişi dahi yanından geçmiyordu. Son bir güçle yerinden kalktı ve yarı sürünür yarı yürür bir halde labirentin dışına kendini atabildi. Çıktığında profesörün yanında duran üç öğrencinin kendisine bakışlarına aldırmadan profesöre acı bir gülümseme göndererek revire gitmek için sınıftan acı dolu adımlarla çıktı. Lanet olasıca dersler diye aklından geçirmeden edemedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://aether-rpg.turkproforum.com/
Audrey P. Eleusis

avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 229
Gerçek Adı : Oylum

MesajKonu: Geri: V. Sınıflar ve VI. Sınıflar I. Ortak Ders   Paz Tem. 22, 2012 7:35 pm

Dersliğe doğru ilerlerken, bu dersten ne kadar nefret ettiğimi düşünmekten kendimi alamadım. Sevdiğim derslerin olduğu söylenemezdi aslında ama Tılsım'a karşı ayrı bir antipatim vardı. Nedenini bilmiyordum. Profesör Valerie bana çok katı geliyordu. İçindeki gizem çok hoşuma gidiyordu aslında bir yandan ama bir yandan da öğrencileri fazla zorladığını düşünüyordum. Muhtemelen bugünkü derste de aynı muhabbeti yaşayacaktım. Her ne olursa olsun umarım başarılı olabilirim, diye düşündüm.
Dersliğe girdiğimde Profesör, kitaplığın önünde duruyordu. Kafamı oturacağım yere doğru çevirip, yerimi aldım ve dersin başlamasını beklemeye koyuldum. Kısa süre sonra sınıfın tamamı doldu ve Profesör Valerie, beni yine şaşırtacak bir hamle yaparak asasını oynatıp sınıfı büyük, görkemli ve korkunç denebilecek bir labirente dönüştürdü. İçimden küfürler etmeye çoktan başlamıştım ki, Valerie konuşmaya başladı.
“Bugün bambaşka şeyler isteyeceğim sizlerden. Sihir Dünyasının içinde bulunduğu durum düşünülürse lanetlere karşı bilmeniz gereken hayati önem taşıyan savunma büyüleri var. Buradan mezun olduğunuzda her birinizin kusursuz olması için sizi zorlamak gerekiyor. Bu yüzden...” -Labirenti göstererek- “İçeride büyük bir savaş gerçekleşiyor şuanda. Her iki tarafın da yegane umudu sizsiniz. Bir tarafta Ölüm Yiyenler, diğer bir yanda Yoldaşlık üyeleri. Onlarca yaralı var, beşinci sınıflar Sectumsempra lanetine Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Dersi’nden aşinasınız. Laneti kullanmayı öğrendiniz, şimdi de iyileştirmeyi öğrenmelisiniz. Vulnera Sanentur'u kullanarak yaralıları tedavi edin. İyileştiremediğiniz her kişi gözlerini ebediyete doğru kapayacak,” dedi. Aslında çok iyi bir Profesör olduğunu biliyordum. Tek amacı bizi mükemmel öğrenciler olarak yetiştirmekti, bu yüzden bizi zorluyordu.
Labirente bir bakış attım ve dudaklarıma bir tebessüm kondurdum. Bu büyük gösteriyi başlatmak üzere labirentin girişleri açıldı ve asamı kuşanıp, dikkatlice içeri girdim. Bu sırada öğrencilerden çoğunu gözden kaybetmiştim. Labirentin içinde acı, yardım çığlıkları vardı. Normalde olsa hiçbirine yardım etmezdim ancak bu seferliğine, bunu halletmem gerekirdi. Hem çok öğretici bir konuydu, büyünün oldukça yararlı olduğunu düşündüm.
Düşüncelerimden sıyrılmama, gözümün önünde duran bir yaralı yardımcı oldu. Acı dolu çığlıklar atıyordu. Kulaklarımı tıkayabilmeyi dilerdim ancak yaralının önüne çömelip, asamı nazikçe salladım ve dudaklarımdan büyünün dökülmesine izin verdim. Üç kez “Vulnera Sanentur,” dedim. Kesikler birinci, ikinci ve üçüncü deyişte aşamalı olarak iyileşirdi. Yaralının derin kesiklerine baktım ve daha sonra ayaklanıp, diğer yaralılara doğru ilerledim. Gözümün önünden geçen Ölüm Yiyenlerin, oradan oraya koşuşturup planlar yaparmış gibi gözüken Yoldaşlık üyelerinin büyük bir yanıltma olduğunu bilsem de, kendimi savaşın ortasındaymış gibi hissetmekten alamadım. Birkaç hastaya daha aynı büyüyü yaptıktan sonra etrafta başka bir yaralı arıyordum ki, labirentin kaybolduğunu fark ettim. Etrafımdaki öğrencilerin hepsinin yüzü yara bere içindeydi, baktığımda benim de ellerim pislik içindeydi. En azından yara almamıştım, buna sevinerek kapıya doğru yöneldim ve sınıftan çıktım. Gerçekten çok, çok yorucu bir dersti.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Roxanne Delacroix
VII. Sınıf
VII. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 16.5
Mesaj Sayısı : 1574
Gerçek Adı : Selin
Yaş : 23

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: V. Sınıflar ve VI. Sınıflar I. Ortak Ders   Paz Tem. 22, 2012 8:04 pm

Ne kadar boğucu bir hava. Roxanne Hogwarts'ın araziye nazaran çok daha soğuk koridorlarında yürürken insanlardan uzak durmaya özen gösteriyordu. İki koluyla sardığı siyah deri kaplı bir ajandayı ve Mısır Mitleri isimli kitabını sıkıca göğsüne bastırmıştı. Yürürken yalnızca önüne bakıyordu çünkü eskiden yaptığı gibi birine çarpıp sataşmak ta içinden gelmiyordu, küçümseyen bakışlar atmak ta. Ders programına göre dersleri V. sınıflarla ortaktı. Bu Dean ile ortak bir ders, yani işkence gibi bir saat demekti. Eski alışkanlığının aksine ders arasında araziye çıkmadı ya da Francisco ve Bastet ile çene çalmaya gitmedi. Hemen gelecek dersin yolunu tuttu. Bir an önce en öndeki sırayı kapmak istiyordu ki Dean ve Aurélien çiftini görmesin. Geç kalacak olursa onların bakışları altında boş bir sıra aramak daha korkunç olurdu.

Anlaşılan dersliğe hevesle gelen tek ve ilk kişi Roxanne'di. İçeriye girdiğinde önce Profesör Fabien'le başbaşa olduğunu gördü. Başıyla çekingen bir selam verdi, Roxanne için ne alışılmadık bir tavır... Sonra henüz bomboş olan sıraların en ön, en köşede bulunanına elindekileri bıraktı. Fabien Roxanne'in ileride olmak isteyeceği türden bir cadıydı. Yalnız ama güçlü, gizemli, merak edilen fakat çevresindekileri pek umursamayan... Sıralar dolarken Roxanne taş duvara sırtını dayayıp kollarını göğsünde kavuşturmuş, ayağıyla sabırsızca yere vuruyordu. Bu onun kendini korumak istediği zaman yaptığı bir şeydi, çevreye soğuk bakışlar atarak kimsenin yanaşıp bir soru sormaya cesaret edememesini sağlıyordu. Sınıf nihayet dolduğuna,bu sırada Roxanne Dean'e bir kere bile bakmamak için büyük çaba harcamıştı, Profesör asasının bir hareketiyle tüm öğrencilerin şaşkınlık nidaları koyuvermesine sebep oldu. Sınıf devasa bir labirente dönüşmüştü, Roxanne bu manzarayı Geçmiş Üç Büyücü Turnuvaları Rehberindeki resimlerden hatırlıyordu. “Bugün bambaşka şeyler isteyeceğim sizlerden. Sihir Dünyasının içinde bulunduğu durum düşünülürse lanetlere karşı bilmeniz gereken hayati önem taşıyan savunma büyüleri var. Buradan mezun olduğunuzda her birinizin kusursuz olması için sizi zorlamak gerekiyor. Bu yüzden...” Ah, Merlin şahittiki manzaraya bakılırsa bambaşka şeyler olacaktı. Tılsım dersleri tahtaya yazılan büyü isimleri ve sıralara yerleştirilen nesnelere asalar doğrultularak bu sözleri tekrarlamakla geçerdi. Aslında Roxanne bunu KSKS deslerinde beklerdi. Ne var ki Profesör Fabien tahmin ettiğinden daha yaratıcı ve zekiydi. “İçeride büyük bir savaş gerçekleşiyor şuanda. Her iki tarafın da yegane umudu sizsiniz. Bir tarafta Ölüm Yiyenler, diğer bir yanda Yoldaşlık üyeleri. Onlarca yaralı var, beşinci sınıflar Sectumsempra lanetine Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Dersi’nden aşinasınız. Laneti kullanmayı öğrendiniz, şimdi de iyileştirmeyi öğrenmelisiniz. Vulnera Sanentur'u kullanarak yaralıları tedavi edin. İyileştiremediğiniz her kişi gözlerini ebediyete doğru kapayacak.” Vay canına, Roxanne bile bu fikre kapılmıştı. Ölecek olan kişiler tanıdığı yüzleri taşımıyorsa pek umrunda olmazdı gerçi ama bu tam anlamıyla bir rekabetti, aptal kediciklere karşı bir rekabetti özellikle. Labirent ve yaralılar fikti, diğer dertlerini unutup kendine gelmesini, adeta uyanmasını sağlamıştı bile. “Siz ise, Brackium Emendo ile tedavi edeceksiniz yaralıları. Tabii, önce uygun yaralıları bulmalısınız. Yaptığınız büyü başarısız olursa –ki umarım olmaz- diğer kişi için pek hayırlı olmaz. Kemiklerinin kuma dönmesini istemez bence kimse.” Gözleri şimdi Roxanne ve arkasındaki grubun üzerindeydi. Genç cadı yüzüne eskiden pek sık takındığı alaycı ve zafer dolu gülümsemesini yerleştirdi. Oyun başlamadan zafere şartlamıştı kendini, her zaman yaptığı gibi. Evet bu ürkütücüydü; üzerinden duman yoğunluğunda bir sis tabakası yükselen, alacakaranlık, içinde iki taraftanda büyücü ve cadılar olan bir labirent nasıl ürkütücü olmasındı ki? Ama Roxanne uzun zamandır içinden kurtulamadığı ruh halini ancak bir ölüm kalım meselesinin içinde hissederek üzerinden atabilmişti ve onca zamandır hissetmediği adrenalin hoşuna gidiyordu. Profesör arkasını dönerken labirentin kapıları kayarak açıldı. Roxanne asasını sımsıkı kavradı, onu vücudunun bir parçası gibi görmesi gerektiğini iki yıl önce kavramıştı. Bir kaç Gryffindor'u omuz atmak suretiyle yolundan çekerek kapılardan birine ilk adım atan o oldu. “Hangi tarafa yardımcı olacağımı kim bilir?” dedi mırıltıyla kıs kıs gülerek. Gözleri aydınlıktan karanlığa ani geçişi sebebiyle bir anda görmez olmuştu. Birkaç adımı asayı tutmayan eliyle önünü yoklayarak attı. Arkasından hala derslikte olan öğrencilerin heyecan dolu mırıltıları geliyordu ama Roxanne farklı bir boyuta adım atmış olduğuna dair bir hisse kapılmıştı. Yardım isteyecek olsa sesini duyamayacaklardı sanki. Gerçi Roxanne ölümden dönse bile kimseden yardım isteyecek türden biri değildi.

“Lumos.” Sesi bir fısıltı halinde çıkmıştı ama ışık yeterince güçlüydü. Asasını ileriye doğru uzattı ve elinden geldiğince sessiz adımlarla yürümeyi sürdürdü. Aynı şatonun duvarları gibi taştan yapılmış labirent duvarları şatonun aksine, hiçte güven verici değildi. Yer yer örümcek ağları, sarmaşıklar, kurumuş toprakla kaplanmıştı ve Roxanne taşların arasına girip çıkan devasa böcekleri görünce ister istemez yüzünü buruşturdu. Karşısına iskelet suratlı bir ruh emici çıksa bile bu kadar ürkmezdi. Arkasından bir çatırtı duyduğu an yüzünü oraya döndü ve ucu sarımtırak bir ışıkla parlayan asasını arkasına sakladı. Karşılaşmayı beklediği bir gece yaratığıydı, bu yüzden ışığı saklayarak yaratığın gözlerinin karanlığa alışamamasından yararlanacak ve hemen bir büyü savuracaktı ama sırtını duvara yaslamış, kollarını kendine dolamış bir Hufflepuff'la karşılaşınca surat asıp kıza yüksek sesle küfretmekten çekinmeyerek yoluna devam etti. Ayaklarının altında çıtırdayan kuru yapraklar, dal parçacıkları ve ezildiğinde üzerine basılan yumuşak bir meyve gibi sesler çıkartan böcekler sürekli kulak kesilmesini, çevresinin farkında olmasını sağlıyordu. Bir süre dümdüz ilerleyen yolun sonuna geldiğinde durdu ve başını arkaya doğru çevirip omzunun üzerinden içeriye girdiği kapıya baktı. Derslikten içeriye süzülen az miktardaki ışık gözden kaybolmuştu. Bir kaç siluet vardı ama boylarından ve ürkmüş hareketlerinden öğrenci oldukları anlaşılıyordu. Roxanne en önde olan kişi olduğunu anlayınca sırıttı, belki de korkması gerekiyordu ama onun gibi hafif kaçık biri normal tepkileri vermezdi zaten. İkiye ayrılan yolda sola döndü, yol daralmıştı, klostrofobisi olan öğrencilerin hiç şansı yoktu. Oksijen burada daha az gibiydi, bunaltıcı ve sıcak bir atmosfer hakimdi labirente. Özellikle sıcaklığın derecesi ilerledikçe artıyordu. Roxanne arkasındaki öğrencilerden yeterince uzaklaştığından emin olduğunda asasının ışığını söndürdü ve hala sıkıca tuttuğu asayı yanına indirdi. Bir süre olduğu yerde durarak gözlerinin karanlığa alışmasını bekledi. Karanlıkta duvarlardaki böcekleri dahi seçebildiğinden emin olduğunda maratonuna yine başladı. Görevleri her ne kadar yaralıları kurtarmak olsa da arkasından çıkacak bir gölgenin onu karanlığa gömeceğini hissinden kurtulamıyordu.

“Yard- Ah!” Roxanne dümdüz devam etmeye kararlı olduğu koridorda aniden durdu. Geri geri adım atmaya başladı; bir, iki... Sağa açılan yolun sonundan geliyordu acı dolu nidalar. Önce umursamayıp yoluna döndü. Zaten arkasından gelen korkaklar ilk buldukları yaralıları iyileştirip ellerinden geldiğince çok puan kapardı, mantıklarının bu yönde çalışacağından emindi Roxanne. Ama O daha derine gitmek, diğerlerinin ulaşamayacağı yaralıları tedavi etmek istiyordu. Ne var ki ileriye doğru attığı adımlar dokuzu geçmedi. Aniden durup geriye doğru koşmaya başladı, sağa döndü ve iki kişinin boylu boyunca uzandığı, bir kişinin ise sırtını duvara yaslamış bir halde yere doğru kaydığı küçük bir odacığa girdi. Burada, yolun devamı yoktu. Roxanne önce tam karşıdaki duvarda, iyice sağa kaykılmış bir şekilde duran ve sarmaşıkların arasına gömülmüş sağ kolunun omzunu sol eliyle kavrayan kadına yaklaştı. Yanında diz çöktü. Kadının gözleri kapalıydı, baygındı muhtemelen. Roxanne onu uyandırmamak için asasını sağ kolunu sımsıkı saran sarmaşıklara doğrulttu ama daha büyülü sözcükleri söylemeden sustu. Sarmaşıkları elleriyle koparması gerekecekti, Profesör Fabien başka bir büyü yapacak olursa dersine bu kadar ilgili olan bu genç cadıyı bile canından bezdirebilirdi. Dizlerini yere koyarak daha sağlam bir pozisyon aldı, asasını dizlerinin arasına kıstırdı ve iki eliyle sarmaşıkları koparmaya başladı. İş sandığından çok daha zordu. Gövdeler kalındı ve yapraklar teninde temas ettiği her yeri yakıyordu. Dudaklarını dişleyerek ellerini kanatan acıyı görmezden geldi. Kadının gözleri aralandı, dudakları titredi ama Roxanne durmadı. Kadının kolu açığa çıktıkça Roxanne bluzunu yırtıp tenine derin izler bırakan sarmaşığın etkisini görebildi. Son olarak bileğini saran gövdeyi var gücüyle kopardı ve dizlerinin arasına sıkıştırdığı asasını kavradı. Tamam, şimdi tek yapması gereken büyüydü. Asasını koluna doğrulttu, kadının gözleri daha çok açılmış, merak ve umutla asasına kitlenmişti. Roxanne kendisine bile şaşarak kadına gülümsedi. “Sorun yok. Şimdi halledeceğim...” Derin bir nefes aldı, asasını büyüye uygun şekilde hareket ettirdi ve sözcükleri fısıldadı. “Brackium Emendo” Açık yaralar Roxanne'in gözleri önünde kapandı, kadının gömleğindeki yırtıkların arasından yalnızca yaralardan geriye kalan beyaz, incecik izler görünüyordu. Kadının yüz kasları gevşedi; dudakları hafifçe yukarıya kıvrıldı ve gözleri tekrar kapandı. Genç cadı gururla ayağa kalktı ve sağ taraftaki duvarın dibinde uzanan adamın yanına koştu. Fakat karşılaştığı manzara yüzünden kusacak gibi olmuştu. Sarmaşıklar yüzünden kana bulanmış eliyle ağzını kapatarak durdurabildi kendini. Adamın gömleği göğüs bölgesinde ve kollarında yer yer yırtılmıştı. Göğsünde öyle derin bir yarık vardı ki Roxanne akciğerlerini görebileceğini sandı. Eti adeta iki yana açılmıştı. Zaten Roxanne gözleriyle göğsünden sızıp yere dökülen kan nehrini takip edince dizlerini kan gölünün ortasına dayadığını gördü. Midesindeki bulantı ve baş dönmesi vücudunun ona kalkıp gitmesini açıkça söylediğinin işaretiydi ama yapmadı. En başta tek amacı binasına fazlasıyla puan kazandırmak, eh birazda en zoru başarmaktı. En dibe ilerlemek konusunda kararlığı bu yüzdendi ama bu haldeki insanları görünce vicdanı her şeyin önüne geçmişti. Bir yılanın bile kalbi vardır. Asasını önce açık yaraya doğrulttu, tam büyülü sözcükleri söyleyecekti ki kulaklarını sağır eden bir gürültü koptu. Roxanne diğer aptallardan birinin yanlış bir büyü yaptığını düşünerek kafasını bile kaldırmadı. Sonra, tuhaf bir şekilde önünde uzanan adamın vücudunun kendine yanaştığını gördü. Sağ ve sol duvarlar, karşılıklı olarak birbirine yaklaşıyordu. Adam sürüklenerek ortaya doğru ilerliyordu. Roxanne sağda kalan yaralı kolunun duvara temas ettikçe kan izleri bıraktığını görür görmez ayağa zıpladı, adamın ayak bileklerini var gücüyle kavradı ve odacığın çıkışına doğru sürüklemeye başladı. Onu güvenli bir yere bırakır bırakmaz kapının hemen yanında uzanan üçüncü büyücüyü de sürükledi. Kan ter içinde kalmıştı ve ciğerlerinin patlayacak gibi olduğunu hissediyordu ama durmadı. Aralarında 1 metre bile kalmamış olan duvarların arasında ilk olarak iyileştirdiği cadı hala baygın haldeydi. Roxanne ter ve kan yüzünden yüzüne yapışan saçlarını aralarından parmaklarını geçirerek geriye attı, derin bir nefes aldı, Profesör Fabien'in onu uğratacağı muhtemel gazabı düşünmemeye çalıştı ve asayı cadıya doğrultarak haykırdı. “Mobilicorpus!” Saniyeler yavaşlamıştı sanki, duvarlar gürültü çıkararak hareketine devam ederken Roxanne gözlerini cadıdan alamıyordu. Cadı yavaşça yerden yükseldi, yatar bir pozisyonda Roxanne'e doğru kaymaya başladı. Roxanne sevinç dolu bir zafer çığlığı koyuvermekten alamadı kendini. Cadı önüne geldiği an kollarını yakaladı ve son anda kendisiyle birlikte odacığın dışındaki koridora atladı. Boylu boyunca yerde uzanıyordu, cadı hemen üzerinde havada süzülüyordu hala. Roxanne haline gülmeden edemedi. Kadını bir perde gibi kenara ittirdi ve ayağa kalktı. Sonra iki yanından bastırarak yere inmesini sağladı. Koridorun duvarına sırtları yaslanmış, yere oturur halde yanyana dizdi üç büyücüyü de. Birinin kolu kırılmıştı, onu çabucak hallettikten sonra midesini bulandıracak kadar açık bir yaraya sahip olan büyücüye döndü. Kan nehir gibi akmıyordu artık, sızıyordu, muhtemelen güçlü akamayacak kadar az kan kalmıştı adamın vücudunda. Roxanne başarısız olacağı hissine kapıldığında gözlerinin dolduğunu hissetti, yüreğinin üzerinde derin bir ağırlık çökmüştü. Asasını göğsüne doğrulttu ve bir an bile duraksamadan büyülü sözcükleri söyledi. Yara kapanırken göğsünün altındaki ağırlığın dağıldığını hissetti. Kolunda yalnızca basit kesikler vardı. Onları boşverdi ve koridorun devamına doğru koşmaya başladı. Gördüğü her yaralının yanında diz çöküp büyülü sözcükleri söylüyordu. Bazen heyecanla kekeliyor, büyüyü ikinci kez yapması gerekiyordu. Kuruyan dudaklarını yaladığında sarmaşıkların kestiği elinden akan kanının tadı diline yayıldı. Muhtemelen kusmamak için elini ağzına dayadığında kan ağzına bulaşmıştı. Yine kusacakmış gibi hissetti. Hatta asayı tutmayan elini bir duvara dayayıp iki büklüm oldu, öğürdü ama kusmadı. Kendine gelene kadar öylece durup derin nefesler aldı. Kafasını kaldırdığında duvarı kaplayan sarmaşığın üzerindeki kanların pıhtılaştığı elini kaplamaya başladığını gördü. Ona fırsat vermeyerek elini çekti ve derin nefesler almak suretiyle koşusuna devam etti. Yaklaşık 15 yaralının yanına diz çöküp elinden geldiğince şifa dağıtmıştı. Artık takatinin kalmadığını farkettiğinde içinde tuhaf bir tatmin duygusu vardı. Roxanne kimseye karşılıksız yardım etmezdi, bunca insanı iyileştirmesinin yarattığı tatmin duygusuydu belki de hissettiği. En sonunda, nefes alamayacak halde yere diz çöktüğünde gözleri aniden kamaştı. Tam karşısında gün ışığının parıltıları uzanıp gözlerine ulaşılıyordu. Hem irkilerek hem de saf bir umutla, son gücüyle ayağa kalktı. Gün ışığına ilerledikçe bulanık karaltılar netleşti. Dersliğin taş duvarları, profesörün masası ve Profesör. Roxanne dersliğe adım atarken kamaşan gözlerini kıstı. Yüzünde kurumuş kan-ter karışımı tabaka ve kan içinde kalan elleriyle pek iyi bir görüntü sergilemediğinden emindi. Duvarlara dayanmış bir tahta tabureye kadar zorlukla yürüyüp tabureye çöktü. Merlin aşkına, aynı anda sarsıcı, ürkütücü, ilginç, tatmin edici, mutluluk verici; tarif edilmesi imkansız bir saat geçirmişti Roxanne. Taburede dinlendikten sonra ajandasını ve kitabını aldı, uç kısmı kana bulanmış asasını cübbesinin cebine soktu. Elleri hala bir şeye temas ettiği anda sızlıyordu. Kendisinden önce labirentten çıkan Dean'in durumundan endişelerek büyücüye kaçamak bir bakış attı. İyi olduğundan emin olunca diğerlerine kıyasla çok daha kötü göründüğünden olsa gerek, meraklı bakışlarını ondan alamayan öğrencilere ters ters bakarak dersliği terketti. Binasının ortak salonuna vardığına ilk işi duş almak ve güvenli yatağına uzanmak olacaktı.

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
roxy as usual:
 
ben daha güzel mel taklidi yapıyorum:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://vioreluna.deviantart.com/
Bastet Thomas
V. Sınıf
V. Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 1383
Gerçek Adı : Ekön.
Yaş : 19

MesajKonu: Geri: V. Sınıflar ve VI. Sınıflar I. Ortak Ders   Paz Tem. 22, 2012 8:19 pm

Havanın kapalı olduğunu gördüğümde üstüme kazağımı ve hırkamı giydiğime şükrettim. Saçlarımı sıkıca örmüştüm. Neredeyse belime gelmek üzere olduğu söylene bilirdi. Asamı yan cebime yerleştirdim ve asker botlarımı giydim. Üçüncü kata çıkarken ortalığa sessizlik hakimdi. Yavaşça kapıyı açtığımda Profesör Fabien'in sınıfta olduğunu farkettim. Saygıyla başımı eğip orta kısımlardaki bir sıraya oturdum. Profesör Fabien üstündeki uzun elbise yerleri süpürüyordu. Hafifçe bir hışırtı duyuluyordu. Sıralar dolmaya başlayınca profesör şalını düzeltti ve asasını zarif bir hareketle salladı. Üstümdekilere rağmen ürpermeme sebep olan bir yerdeydik. Bir labirent girişi...

“Bugün bambaşka şeyler isteyeceğim sizlerden. Sihir Dünyasının içinde bulunduğu durum düşünülürse lanetlere karşı bilmeniz gereken hayati önem taşıyan savunma büyüleri var. Buradan mezun olduğunuzda her birinizin kusursuz olması için sizi zorlamak gerekiyor. Bu yüzden...” Profesör ince eliyle üstünde insanın kanını donduracak şekiller olan kapıyı gösterdi. Yanımdaki çocuk derin ve titrek bir nefes koyverdi. Bense olabildiğince sakin bir şekilde Profesörü dinliyordum. Yüzünü bize -beşinci sınıflara doğru- çevirdi. “İçeride büyük bir savaş gerçekleşiyor şuanda. Her iki tarafın da yegane umudu sizsiniz. Bir tarafta Ölüm Yiyenler, diğer bir yanda Yoldaşlık üyeleri. Onlarca yaralı var, beşinci sınıflar Sectumsempra lanetine Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Dersi’nden aşinasınız. Laneti kullanmayı öğrendiniz, şimdi de iyileştirmeyi öğrenmelisiniz. Vulnera Sanentur'u kullanarak yaralıları tedavi edin. İyileştiremediğiniz her kişi gözlerini ebediyete doğru kapayacak.” dedi. Görevimiz kolaydı. Sadece küçük bir ayrıntı vardı, başka büyü kullanamazdık herhalde. Derin bir nefes alıp sırtımı dikleştirdim.

“Siz ise, Brackium Emendo ile tedavi edeceksiniz yaralıları. Tabii, önce uygun yaralıları bulmalısınız. Yaptığınız büyü başarısız olursa –ki umarım olmaz- diğer kişi için pek hayırlı olmaz. Kemiklerinin kuma dönmesini istemez bence kimse.” Kapı yavaşça gıcırtılar eşliğinde açılırken Profesör sırtını döndü. İlk yerinden kalkanlardan biri bendim. Hızla labirente daldım. Çığlıklar çok uzaklardan geliyordu. Dikkat kesilip dinlemeye başladım. Arkamdan gelenleri hissedip adımlarımı hızlandırdım. Sağa döndüğümde ayağım kan ve çamur bileşimine saplandı. " Yedi Cehennem!" diye mırıldandım. Kan izleri birinin kendini sürüklediğini gösteriyordu. Seri ama sessiz adımlarla ileri giderken bir an Roxanne'yi gördüm. İyi görünüyordu, bende yaralıyı bulma işime geri döndüm.

Kan çok keskin bir şekilde içime işlemişti. Ama bu duruma alışıktım. Gözlerimi biraz ileri dikince yaralımı gördüm. Saçları kanla kızıllaşmıştı ve çırpınıp haykırıyordu. Yanına doğru giderken bir büyü beni farkla sıyırdı. Küfredip yaralının yanına gittim. Bayılmıştı. Yanına çöküp üç kere mırıldandım. "Vulnera Sanentur. " dedim. Yaralar yavaşça kapanmaya başlamıştı. Tamamen kapandıklarında ayağa kalktım ve botlarımın içinin bile vıcık vıcık kan olduğunu fark ettim. Asamı yan cebime koydum ve geldiğim yola ilerlemeye başladım. Çoğu büyü beni kıl payı ıskalıyordu. Bende artık yorulduğumdan ve dersin bitmesini istediğimden son gücümle koştum. Kapıya ulaşınca herkes bana baktı. Her tarafım kan kaplıydı ama sıyrığım bile yoktu. Umrumda değildi zaten. Tek isteğim banyo yapmaktı...

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elliot John Dubenich
VII. Sınıf
VII. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 16
Mesaj Sayısı : 665
Gerçek Adı : Kadri
Yaş : 20

Çanta
Eşyalar:
Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: V. Sınıflar ve VI. Sınıflar I. Ortak Ders   Paz Tem. 22, 2012 9:48 pm

Uygun adım tılsım dersliğine gidiyordum. Bu dersi fazla sevmezdim. Gerçi sevdiğim bir sihir tarihi dersi var gibi görünüyordu. Profesör iyi biriydi ama biraz tuhaf geliyordu bana. Diğerleri içinde öyledir diye umut ediyordum. Yoksa kendim tuhafmışım gibi olacaktı. V. sınıflarla ortak bir dersti bu tılsım dersi. Herkesin ortak olduğu dersleri özlüyordum. Sınıf daha kalabalık oluyordu bu sayede profesör sana dikkat edemiyordu. Hogwarts'ın içine girdikten sonra III.kata çıkmaya başladım. Dışarısı gerçekten soğuktu. Ben fazla kalın giyinmediğim için dışarıda fazla kalamamıştım. Merdivenlerin yer değiştirmesine hala alışamadığımdan, ortak salon zindanlarda olduğu için dersler hariç kullanmam gerekmiyordu fazla. III.kata zar zor çıkabilmiştim. Sonunda dersliğe girebilmiştim.

Çocukların yüzüne bakınca onların da en az benim kadar isteksiz olduğunu görmüştüm ders için. İçimde bir zafer kutlaması olmuş gibiydi. Profesör içeride olduğu için mutluluğumu fazla göstermemiştim. Hemen Slytherin'lilerin daha fazla olduğu bir yere geçip oturdum. Bu ortak olmayan derslerin en iyi yanı etrafta küçük sınıfların olmaması bu sayede oturacak yer bulmak daha kolay oluyordu. Sınıf dolduktan sonra çok garip bir şey olmuştu. Profesör Fabien asasıyla bir hareket yaptı ve sınıf kocaman bir labirente dönüştü. Üç büyücü turnuvasında gibi hissediyordum kendimi. Labirent görevinin sonu kötü bitiyor diye biliyordum. “Bugün bambaşka şeyler isteyeceğim sizlerden. Sihir Dünyasının içinde bulunduğu durum düşünülürse lanetlere karşı bilmeniz gereken hayati önem taşıyan savunma büyüleri var. Buradan mezun olduğunuzda her birinizin kusursuz olması için sizi zorlamak gerekiyor. Bu yüzden...” Ne yani bunun için bizi labirentte ölümüne falan dövüştürecekmiydi. Labirentin amacını bu konuda anlayamamıştım. Labirenti bize gösterdi. Aslında labirent iyi gözüküyordu, tabii buradan. İçeri girmek istediğim en son şeydi. “İçeride büyük bir savaş gerçekleşiyor şuanda. Her iki tarafın da yegane umudu sizsiniz. Bir tarafta Ölüm Yiyenler, diğer bir yanda Yoldaşlık üyeleri. Onlarca yaralı var, beşinci sınıflar Sectumsempra lanetine Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Dersi’nden aşinasınız. Laneti kullanmayı öğrendiniz, şimdi de iyileştirmeyi öğrenmelisiniz. Vulnera Sanentur'u kullanarak yaralıları tedavi edin. İyileştiremediğiniz her kişi gözlerini ebediyete doğru kapayacak.” Pekala biz ne yapacaktık. Diğerlerini yaralayacakmıydık. “Siz ise, Brackium Emendo ile tedavi edeceksiniz yaralıları. Tabii, önce uygun yaralıları bulmalısınız. Yaptığınız büyü başarısız olursa –ki umarım olmaz- diğer kişi için pek hayırlı olmaz. Kemiklerinin kuma dönmesini istemez bence kimse.” Ne güzel bir moral verici konuşmaydı bu. Şimdi hem büyünün kötü işleyebileceğini, hem de içeride saldırıya uğrayabileceğimizi biliyordum. Birden labirentin kapısı açılmaya başlamıştı. Girmek konusunda hala tedirgindim. Ama diğerleriyle birlikte içeri atıldım. Eğer içeride bir ölüm yiyene yardım edersem onu kendi ellerimle öldüreceğimi düşündüm. Ama karanlık taraftakiler zekidir. Öğrencilerin arasında bir ölüm yiyene yardım etmezler.

İçeriye girdikten sonra herkes farklı taraflara dağıldı. Herkes farklı kapıdan girmişti. Bende dahil. İçerisi gerçekten soğuktu. Sıkı giyinmediğim için kendimden bir kez daha nefret etmiştim. İçerisi çok karışıktı. Büyüler etrafta uçuşuyordu. Herkes bağırıyordu. Bazıları yaralanıyordu ama hangi büyüyle olduğunu biliyordum bir çoğu için artık çok geçti. İstemeden de olsa duvara yakın bir yerde yürüyordum. Belki bu taştan beni fark etmezler diye umuyordum. Her büyü sözünü duyduğumda sanki bana geliyormuş gibi etrafıma bakınıyordum. Profesör başka büyü yapıp yapamayacağımızı söylememişti. Zor durumda kalmak istemediğim için büyü yapmıyordum daha. İlerlerken ilk kişiye yardım edene kadar bana büyü yapmayacaklarını düşündüm. Tabii ölüm yiyenlere belli olmazdı. Şu an etrafımda bir koruma büyüsü olsa daha rahat hissedebilirdim. Tek elimle duvara tutunuyordum. Önümdekilere o kadar çok odaklanmıştım ki, kendi elimi fark edemedim elime bir örümcek tırmanıyordu. Bunu fark eder etmez örümceği yere fırlattım ve üzerine basıp öldürdüm. Normal örümceklerden daha büyük ve daha kıllı gözüküyordu. Artık savaş bir adım uzağımdaydı. Asamı daha iyi kavrayıp insanların arasına karıştım. Koşuyordum ama insanlardan daha çok büyülerden kaçıyordum. Bir kaç ölüm yiyen yerde yaralanmış bir biçimde duruyorlardı ve benden yardım istiyorlardı. Gerçek olmadıklarını biliyordum ama yine de onlara yardım etmeyecektim. Bir yoldaşlık üyesi arıyordum. Sonunda inleyecek bile hali kalmamış birini bulabilmiştim. Cadının yanına yaklaştım ve yaranın olduğu yere "Brackium Emendo," dedim. İşe yarayıp yaramadığını kontrol edecek zamanım yoktu. Başka yaralılar bulmalıydım, ama gitmeden önce yaranın bulunduğu yerde bazı hareketler olduğunu fark ettim. Umarım işe yaramıştır diye düşündüm. Savaş ortamına alışmıştım. Ama artık Ölüm Yiyenlerden kaçmam gerektiğini düşünüyordum. Biri peşime takılmıştı ondan kaçmaya çalışırken savaş alanından çıkmıştık. Onu atlatmak için sağa sola çok hızlı giriş yapıyordum ve bazen düşüyordum. Bu yüzden dizlerim hep yara bere içinde kalmıştı. Ders bitince revire gitmeliyim diye düşündüm. Her tarafımdan büyüler uçuşuyordu. Artık yetmişti yerimde durup adam geldiğinde "Sersemlet," diye bağırdım. Hiç durmadan yoluma devam ettim. Biraz ilerleyince bir Yoldaşlık üyesinin önünde diz çökmüş Ölüm Yiyen gördüm. Büyü yapmak yerine, yerden irice bir taş alıp adamın tam kafasına fırlatmıştım. Burada tekrar farklı bir büyü yapmak istemiyordum açıkçası. İşe yarayacağını fazla düşünmemiştim ama yine de adam yere düşmüştü. Taşı yerden alıp adamın kafasına garanti olsun diye bir kez daha geçirdim. Sonra büyücünün bacağındaki yaraya "Brackium Emendo," Büyüsünü yaptım. Gerçekten işe yarayıp yaramadığını kontrol etmek istiyordum ama vaktimin az kaldığını hissediyordum. Farklı bir savaş alanına girmiştim. Burası daha karmaşıktı. Etraf karanlık gibiydi ama Lumos falan yapmaya gerek yoktu. Etraftaki büyüler ışıklandırmayı yapıyordu onun yerine. Bulduğum yaralıların yanında en az üç tane Ölüm Yiyen oluyordu hep. Bulabildiğim yaralı büyücünün önüne eğilip iyileştirecek büyüyü yaptım. Tam o sırada elimdeki asa yanıma uçmuştu. Asamı alamadan sırtımda bir asa hissettim. Tam öleceğimi düşünürken etrafımdaki labirentin kaybolmaya başladığını fark ettim. Artık etraftaki insanlar diğer öğrenciler ve profesördü. Asam hala yanımdaydı onu alıp hemen ayağa kalktım. Ama bacaklarımdaki yanma buna fazla izin vermiyordu. Bacaklarıma odaklanmışken, adamdan kaçarken yüz üstü düştüğümü de hatırlamıştım. O fazla acılı olmamıştı. Adamdan da hızlı olmasam o anda ölmüş olacaktım. Elim yüzüme gittiğinde yüzümde de hafif bir yara olduğunu fark ettim. Çok kötü değildi. Zar zor sıraların oraya gittim hemen oturdum. Derslikten kolay kolay çıkabileceğimi sanmıyordum. Saniye farkıyla ölümden kurtulmak çok tuhaf gelmişti. Tekrar ediyordum bu profesör manyaktı. Seneye bu dersi kesinlikle almayacaktım.

_________________

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
David Durden

avatar

Rp Yaşı : 33
Mesaj Sayısı : 138
Gerçek Adı : Merve ben aynı zamanda Dean Bloom ve Sophie A. Ellwood'um.

MesajKonu: Geri: V. Sınıflar ve VI. Sınıflar I. Ortak Ders   Paz Tem. 22, 2012 10:36 pm

Öğlen yemeğini daha yeni yeni sindirirken dersi olan tılsıma doğru miskin adımlarla yürüyordu. Son zamanlarda yaşadığı saçmalıkları bir kenara atmak için derslerine sığınıyordu yeniden. Sarı saçları birbirine karışmış bir şekilde merdivenlere ilerledi. Onlardan nefret ediyordu açıkcası. Saçma saçma yerlere değişerek hep bir yerlere geç kalmasını sağlıyorlardı. Birde bazı basamakların üzerinde fazla durunca sizi yutmaya başlıyorlardı. Kin duyduğu merdivenleri geçtikten hemen sonra tılsım dersliğine ulaşmıştı. Fazla öğrenci yoktu ortalıkta. Profesör tüm otoritesiyle karşısındaydı. Oturacak bir sandalye bulduktan hemen sonra etrafını incelemeye başladı. Öğrenciler birer ikişer sınıfa girmeye başlamışlardı. Öğrenciler doldukça derse olan ilgisi biraz daha artıyordu. Bildiği kadarıyla bu profesör sürprizlerle doluydu ve bu günde görünüşe göre onları da çok garip bir şey bekliyordu. Profesör asasını oynattı ve sınıfta devasa büyüklükte ve muhteşem bir labirent oluşturdu. Ivan nefesini koyvermekten kendini alamadı ve havaya kalkan sis bulutlarına göz gezdirdi. “Bugün bambaşka şeyler isteyeceğim sizlerden. Sihir Dünyasının içinde bulunduğu durum düşünülürse lanetlere karşı bilmeniz gereken hayati önem taşıyan savunma büyüleri var. Buradan mezun olduğunuzda her birinizin kusursuz olması için sizi zorlamak gerekiyor. Bu yüzden...” dedi ve labirenti göstererek “İçeride büyük bir savaş gerçekleşiyor şuanda. Her iki tarafın da yegane umudu sizsiniz. Bir tarafta Ölüm Yiyenler, diğer bir yanda Yoldaşlık üyeleri. Onlarca yaralı var, beşinci sınıflar Sectumsempra lanetine Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Dersi’nden aşinasınız. Laneti kullanmayı öğrendiniz, şimdi de iyileştirmeyi öğrenmelisiniz. Vulnera Sanentur'u kullanarak yaralıları tedavi edin. İyileştiremediğiniz her kişi gözlerini ebediyete doğru kapayacak.” Ölüm yiyenler mi. Kanı birden çekilmişti. Her ne kadar büyüyle yaratılmış olsalarda karanlığı duymak Ivan'ı ürkütmüştü. Ardından altıncı sınıflara döndü “Siz ise, Brackium Emendo ile tedavi edeceksiniz yaralıları. Tabii, önce uygun yaralıları bulmalısınız. Yaptığınız büyü başarısız olursa –ki umarım olmaz- diğer kişi için pek hayırlı olmaz. Kemiklerinin kuma dönmesini istemez bence kimse.” Söylenen iki büyüyü de biliyordu yapımlarını daha önce çalışmıştı fakat içerideki ortamda ne yapabilir bilmiyordu. Profesör sözlerini bitirdikten hemen sonra bütün öğrenciler ayağa kalktı ve labirentte onlar için açılan kapılara yaklaştı. Ivan ön safhalarda yer alıyordu bu olaydan hoşlanmıştı. İçeriyi adımını attığında karşılaştığı kaos ortamı gülmesini sağlamıştı. Asasını cebinden çıkararak labirentin içlerine doğru koşmaya başladı. Sarmaşıklar ve büyüler yolunu kesmeye çalışsa da pek umurunda olmuyordu. Sağa, sola ve bir daha sola döndüğünde önüne çıkan meydanda ciddi savaşlar dönüyordu. Önüne fırlayan adama baktıktan sonra büyülü sözcükleri söyledi ve büyünün tutup tutmadığını kontrol etmeye fırsatı kalmadan arkasından birinin çekmesiyle havalandı. Nefesi kesilmişti. Onu tutan adam karşıdaki sarmaşıklarla kaplı izbe duvara attığında başını fena halde çarpmıştı. Daha başlar başlamaz bunun olmasına ciddi anlamda sinirlenmişti. Adama karşı büyü yapmak için döndüğünde başka bir büyücü tarafından yere serilmiş olduğunu fark etti. Yardım için dilenirken başına gidip ona baktı ve rusça bir küfür savurduktan hemen sonra koşarak yoluna devam etti. Etrafına çıkan lanet kurbanlarına elinden geldiğince yardım etmeye çalışıyordu. Sarmaşıkların oluşturduğu bir kapıdan içeri girdi. Ardından kapı duvara dönüştüğünde bu soğuk ve karanlık yerde kapana kısılmış hissini dorukta yaşadığını hissetti. Pis bir koku burnuna geliyordu fakat önünü göremiyordu. Asasıyla lumos büyüsü yaptıktan sonra karşılaştığı görüntü pek hoşuna gitmemişti. Sesli bir şekilde yutkunduktan sonra kurbanlarının kalplerini çıkaran ölüm yiyenlere boş bakışlar atabildi sadece. Bunlar ne saçma ve iğrenç şeylerdi öyle. Yerlerde oluk oluk kan gölleri oluşmuştu. Gidebileceği tek çıkışı kapatan ölüm yiyenlerden nasıl kurtulacağını düşünürken sarmaşıkların kendisine doğru uzandığını hissettiğinde yapabileceği tek şeyin karşı bir lanet olduğu kanaatine vardı ve "Sectumsempra!"diye bağırdı ve koşarak oradan uzaklaşmaya başladı. Bu saçma yer canını sıkmaya başlamıştı. Bir kaç tane daha yaralıyı iyileştirdikten sonra çıkışa ulaşarak sınıfa çıktı. Lanet olasıca bir uygulamaydı bu. Girişiyle çıkışı aynı olmamıştı. Hırpalanmıştı ve canı acıyordu. Ters bir şekilde profesöre baktıktan hemen sonra derslikten çıkarak duş alabilmek için uygun bir banyoya doğru ilerlemeye başladı.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Nadejda



Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 97

MesajKonu: Geri: V. Sınıflar ve VI. Sınıflar I. Ortak Ders   Ptsi Tem. 23, 2012 8:16 pm

Donielle dünün verdiği yorgunlukla yatağında kedi gibi şımarıyor, şımarıyor ve yine şımarıyordu. Güneş, haylaz bir bebek gibi nazlı nazlı yükseliyordu. Aşinası olduğu yere. Güzel bir his olmalı aitlik hissi, hiç böyle bir hisler beslememişti o taş kalbinde. Ailesini düşündü, daha doğrusu hayal etti. Hiç hatırlamadığı ailesi. Kızlarının saçlarını okşamışlar mıydı? Ona gülümsemişler miydi? Onu kabul etmişler miydi? Hiçbir şey bilmemek öylesine korkunçtu ki. Artık bazı şeyleri hissetmiyor. Yüzü duvar kadar soğuk ve boştu. Düşünmek istemiyordu bunları fakat nereye baksa duygularını harekete geçirecek şeyler ortaya çıkıyordu. Kafasını silkeledi. Ayaklarını yataktan sarkıttı ve sessiz adımlarla soğuk mermerleri dövdü. Dolabına gitti, kıyafetlerini aldı, giydi ve cüppesini de koluna geçirdikten sonra saçlarını balıksırtı örüp numarasız kalın çerçeveli gözlüklerini taktı. Tılsım dersi kitaplarını aldı. Ortak salona inip aylaklık edenlere söylendi. Arkadaşlarına ‘Günaydın’ dedi ve oradan ayrıldı. Koridorlardan geçiyordu ki tablolara da selam vermek istedi. Bazı centilmenler şapkalarını çıkardı. Donielle onları seviyordu. Okula canlılık veriyorlardı. Profesör içerdeydi; Donielle geldiğinde. Profesöre hızlıca, başıyla selam verip. Diğer Ravenclawlıların arasına karıştı. Gruptan ayrılamamak her zaman en iyisidir. Profesör öğrencilerin doluşmasını bekledikten sonra hükmedici bir sesle konuşmaya başladı. “Bugün bambaşka şeyler isteyeceğim sizlerden. Sihir Dünyasının içinde bulunduğu durum düşünülürse lanetlere karşı bilmeniz gereken hayati önem taşıyan savunma büyüleri var. Buradan mezun olduğunuzda her birinizin kusursuz olması için sizi zorlamak gerekiyor. Bu yüzden...” Eli ile ürkütücü bir labirenti gösterdi. “İçeride büyük bir savaş gerçekleşiyor şuanda. Her iki tarafın da yegâne umudu sizsiniz. Bir tarafta Ölüm Yiyenler, diğer bir yanda Yoldaşlık üyeleri. Onlarca yaralı var, beşinci sınıflar Sectumsempra lanetine Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Dersi’nden aşinasınız. Laneti kullanmayı öğrendiniz, şimdi de iyileştirmeyi öğrenmelisiniz. Vulnera Sanentur'u kullanarak yaralıları tedavi edin. İyileştiremediğiniz her kişi gözlerini ebediyete doğru kapayacak.” Altıncı sınıflara döndü fakat onlara geniş bir gülümsemeyle döndü. Donielle birden altıncı sınıfları kıskandı fakat sadece bir anlığına idi çünkü korkunç bir savaşın içine karışacak ve yaralıları iyileştirecekti. Eğer yapamazsa onun yüzünden insanlar ölecekti ve Donielle daha fazla ölüm kabul edemezdi. Ardından profesör altıncı sınıflara da açıklama da bulundu. “Siz ise, Brackium Emendo ile tedavi edeceksiniz yaralıları. Tabii, önce uygun yaralıları bulmalısınız. Yaptığınız büyü başarısız olursa –ki umarım olmaz- diğer kişi için pek hayırlı olmaz. Kemiklerinin kuma dönmesini istemez bence kimse.” Donielle içinden gülümsedi altıncı sınıfların daha tehlikeli görevleri vardı. Büyü olarak. Profesör labirentin girişlerini açmıştı. Herkes en yakın girişlerden içeri girmişti. Donielle labirente girince yeni bir dünyanın kapıları açılmıştı. Kan kokusu, her tarafı sarmıştı. Donielle’nin kalbi boynunda kollarında şakaklarında kısacası her yerinde atıyordu. Donielle hemen asasını çıkardı. Parmak boğumları beyazlayıncaya kadar asayı sıktı. Hemen önünde bir savaş vardı. Hem de ciddi bir savaş. Yoldaşlıktan olan yere düştü hem de acı bir şekilde haykırarak ölüm yiyeni uzaklaştırmak istedi ama o sadece iyileştirmek için buradaydı. O sırada yoldaşlıktan biri geldi. Ölüm yiyenler ile savaştı. Donielle ona müteşekkir bir şekilde yerde yatan geç adamın yanına oturdu. Yarasını iyileştirmek umuduyla şifalı sözleri söyledi. ‘Vulnera Sanentur'. Donielle ellerinde karıncalanma hissetti oradan asanın ucundan bir ışık huzmesi çıktı ve yaraların olduğu yerlere ürkek bir çocuğun uzanışı gibi yaralara dokundu, genç adam rahat bir nefes aldı. Başarmıştı sanırım. Bilemiyordu. Adam sıktığı kaslarını gevşetmişti. Donielle, genç adamın alnına dokundu ve ‘Lütfen iyileş’ dedi. Sonra derin bir nefes aldı. Üzerine bulaşmış toprak ve kanı umursamayarak yeni yaralılara odaklandı. Böylesine bir savaş çok zordu. Ne kadar ilüzyon olsa dahiler acı veriyordu derken aniden zil çalınca labirent ortadan kayboldu. Donielle o zaman fark etti ne kadar yorulduğunu ve ne kadar çok büyü yaptığını. Etrafına bakınca herkesin kendinden farklı olmadığını gördü. Herkes çok çalışmıştı. Yüzünde şaşkın bir ifadeyle profesöre baktı. Oda öğrencilere çıkabileceklerini ifade etti. Donielle profesörü ikiletmeyerek kendini bir sonra ki dersine hazırladı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anastacia Bouviér

avatar

Rp Yaşı : 15
Mesaj Sayısı : 2885
Gerçek Adı : Bilgö&Dilorağ&Örümcek.
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: V. Sınıflar ve VI. Sınıflar I. Ortak Ders   Ptsi Tem. 23, 2012 11:12 pm

Dolu mideyle kısacık bir öğlen şekerlemesinden sonra yatağımdan kalktım. Bir sonraki dersimin Tılsım olduğunu hatırlıyor ve içten içe çalışmama gerek olmadığı için seviniyordum. Tılsım profesörümüzün yaratıcı bir kişiliği olduğunu biliyordum. Bir derste yaptıklarıyla diğer derste yaptıklarının alakası olmazdı. Bu, beni sevindirmekle birlikte biraz da ürkütüyordu. Çalışmama gerek olmadığı zamanlar dersten tam puan alıp alamayacağım genellikle muammaydı çünkü. Bense seneye başkanlığa soyunuyordum. Zaten şu anda mevcut olan bütün derslere giriyordum, neden hepsinden tam veya fazla puan almayayımdı ki? Beni başkanlığa götürecek olan şey buydu fakat Tılsım’ın kısmen ezberin dışına taşması benim için korkutucuydu. Yine de bir Gryffindor her zaman cesur olandır, diye hatırlattım kendime. Başaramayacak değildim. En azından elimden gelenin daha fazlasını yapbilirdim.Bir süre boyunca kendime baktığım aynadan uzaklaşıp formamı şöyle bir düzelttim ve gerekli eşyalarımı topladıktan sonra Tılsım dersliğine yollandım.
İçeri girdiğimde birkaç kişiyle beraber Profesör de oradaydı. Birilerine çarpmamaya çalışarak minik ve hızlı adımlarla öğrenci topluluğunun arasına karıştım. Herkes gibi benim de gözlerim Profesörün üzerindeydi. Her zamanki karanlık görünümünde duruyordu. Fakat bence ona yakışan da buydu.
Bütün sınıf tamamlandığında Profesör hiçbir şey demeden asasını oynattı ve yavaşça bir labirent belirdi önümüzde. Sınıf tamamen bir labirent halini almıştı. Taş duvarlar uzamış, birbirine karışmış ve genişlemişti. Şaşkınlıkla bir-iki adım geriledim. Bütün oda sanki içeri Ruh Emici salmışlar gibi 10’ birden soğumuştu. Taş duvarların üzerinden, bir kazandan çıkan buharlar gibi aşağı süzülen sisler ayaklarımızın ucuna kadar geliyor ve yukarı, havaya karışıyordu. Soğuk yavaşça tüm bedenimi kaplarken ister istemez büzülerek kollarımı birbirine kenetledim. Bakışlarım gri duvarların ve uçsuz bucaksız gibi görünen labirentin üzerinde delicesine geziniyordu. Sonra gözlerimi Profesöre yönelttim. İçimden “Neler planlıyor?” diye düşünmeden edememiştim.
“Bugün bambaşka şeyler isteyeceğim sizlerden. Sihir Dünyasının içinde bulunduğu durum düşünülürse lanetlere karşı bilmeniz gereken hayati önem taşıyan savunma büyüleri var. Buradan mezun olduğunuzda her birinizin kusursuz olması için sizi zorlamak gerekiyor. Bu yüzden...” Yüzü görüş alanımdan çıktı ve labirente doğru döndü. Onunla birlikte tüm başlar da labirente dönmüştü. Şimdi, sınıfın korkutucu ve karanlık bir havası vardı. Sadece profesörün sesi yankılanıyordu uçsuz bucaksız odada ve kulaklarımızda. Profesörün yüzü bize geri döndüğünde dudaklarında, yeterince korkmuş beni daha da ürküten bir gülümseme vardı. “İçeride büyük bir savaş gerçekleşiyor şu anda. Her iki tarafın da yegane umudu sizsiniz. Bir tarafta Ölüm Yiyenler, diğer bir yanda Yoldaşlık üyeleri. Onlarca yaralı var, beşinci sınıflar Sectumsempra lanetine Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Dersi’nden aşinasınız. Laneti kullanmayı öğrendiniz, şimdi de iyileştirmeyi öğrenmelisiniz. Vulnera Sanentur'u kullanarak yaralıları tedavi edin. İyileştiremediğiniz her kişi gözlerini ebediyete doğru kapayacak. Siz ise, Brackium Emendo ile tedavi edeceksiniz yaralıları. Tabii, önce uygun yaralıları bulmalısınız. Yaptığınız büyü başarısız olursa –ki umarım olmaz- diğer kişi için pek hayırlı olmaz. Kemiklerinin kuma dönmesini istemez bence kimse.”
Tüyler ürperten sözlerinin ardından yüzü tekrar görüş alanımdan çıktı ve taş labirentin duvarlarında sisle kapanmış girişler belirdi. Duraksayan kişilerden olmadım ve içimden yapmam gereken büyüyü yavaş yavaş tekrarlayarak önden giden bir grup öğrencinin arasında katıldım.
İçeri girdiğimde fark ettiğim ilk şeylerden biri, labirentin dış duvarlarına Silencio yapılmış olduğuydu. Çünkü dışarıda, profesörü dinlerken içeriden gelen çığlıkların hiçbirini duyamamıştım. Bir süre olduğum yerde kaskatı kalırken arkamdaki duvarın tekrar birbirine kenetlendiğini işittim. İçinde bulunduğum sis, birkaç metre ötemi göremememe yol açıyordu. Elimi pelerinime attım ve daha önce yapmam gerekeni yapıp asamı sıkıca kavrayıp önüme doğrulttum. Bir süre attığım seri adımların kulaklarımda yankılandığını düşündüm ve daha sonra kulaklarımda atan ritmik sesin kalbim olduğunu anladım. İlk yaralımla karşılaşırken, labirentin puslu havasından derin ve titrek bir nefes aldım.
Sisin içinde beliren vücut küçük hareketlerle titreyerek, bir elini soğuk duvara dayamış, yerde yatıyordu. Aniden görüş alanıma girmesiyle küçük bir inleme çıkardım ve bir sonraki saniye yanına çöktüm. Yaşlı büyücünün çehresini tanımıyordum fakat bana bakan gözleri yalvarır gibiydi. Elimi, kanla kaplanmasını önemsemeden, boynunun hemen altında başlayan yarasının üzerine kapadım ve asamı vücudunun üzerinde gezdirdim. Kıyafetlerinden yaralarının tam yerini bulamıyordum. İki elimle gömleğin iki yakasını kavradım ve hızla iki tarafa çektim. Önümde uzanan görüntü beni az önce yaptığım şeye pişman etmişti. Yaşlı adamın göğsünde, boynunun hemen altında başlayan, boydan boya kanla kaplı bir yara vardı. “Vulnera Sanentur” Elimin altındaki yara kapanmaya başlamıştı fakat ilerlemeyi göremiyordum. Alnımda damla damla terler birikirken sakin ama gergin bir biçimde büyüyü tekrarladım. “Vulnera Sanentur… Vulnera Sanentur… Vulnera Sanentur…”
Önüme çıkan 2’si cadı 5 kişiyi de tedavi ettikten sonra bu eziyetin ne zaman biteceğini düşünmeye başlamıştım. Ellerim terliyor, etraftan yükselen çığlıklar ve haykırılan büyüler beynimi deliyordu. Sislerin içinde beliren görüntüyle boğazımda bir çığlık düğümlendi ve olduğum yere çivilendim. Profesör içeride bir savaş var demişti fakat önümüze sadece yaralıların çıkacağını düşünmüştüm. Asasını minik bir kıza doğrultan, yüzünü göremediğim bir adamı, Sectumsempra büyüsünü gözlerimin önünde haykıracağı aklımın ucundan bile geçmemişti.
Adam büyüyü haykırdıktan sonra siyah bir bulut halinde hızla gözden kayboldu ve gözüm 1-2 metre savrulmuş olan küçük kıza ilişti. Tam onun yanına gitmiştim ki arkamdan gelen bir inilti beni durdurdu. Arkamı döndüm ve elini bana uzatmış, oldukça yaşlı bir cadıyla karşı karşıya geldim. Bir sessizce ağlayan küçük kıza, bir de bana yalvaran gözlerle bakan yaşlı cadıya baktım. Eğer hemen karar vermezsem ikisi de ölecekti. Gözlerimi sıkıca kapatıp açtım ve küçük kızın yanına koşup dizlerimin üzerine düştüm. Üzerindeki tişörtü çıkarıp, gövdesine baktım gözlerim yaşlarla dolarken. Şimdi ağlamanın zamanı değildi fakat üzerine salaş bir “B” harfi canice Sectumsempra’lanmış bir kız çocuğu gözlerinizin önünde ölüyorduysa, bence ağlayabilirdiniz. Herkes “B” harfinin ne olduğunu bilirdi. “Bulanık…” diye düşündüm kız ağlamaya devam ederken. Bunların hiçbiri gerçek değildi fakat acıtıyordu. “Vulnera Sanentur… Vulnera Sanentur… Vulnera Sanentur.” Lanet olası büyü, işe yaramıyordu. Sesimin puslu ve titrek olmasındandı belki de. Sonunda ayağa kalktım ve asamı küçük kıza doğrultup “Vulnera Senantur!” diye haykırdım. Kulaklarımda bir çığlık yankılandı ve kızın göğsü hızla yukarı kalkıp sertçe yerle buluştu. Elimle yüzümü sildim ve önümdeki duvarda açılan yarıktan dışarı çıkarken, son kez küçük kızın artık inip kalkmayan göğsündeki “B” harfine baktım.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Proud to be an ox.
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: V. Sınıflar ve VI. Sınıflar I. Ortak Ders   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

V. Sınıflar ve VI. Sınıflar I. Ortak Ders

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» I.Snıflar---I. Ders:Astronomiye Giriş ve Tanışma
» Sınıflar
» `Mitoloji Dersi; Ders Alımları´
» sol beyin mi sağ beyin mi
» Gryffindor Ortak Salonu

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Eğlence Ekspresi :: Süpürge Dolabı :: Rp İçi :: 2. Sezon-