AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  



 

Paylaş | .
 

 Cadı/Büyücü

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki
YazarMesaj
Jamie B.L. Rickman

avatar

Mesaj Sayısı : 91

MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   Perş. Mayıs 31, 2012 7:12 pm

Karakterin Adı: Phoebe Jane Elizabeth Tonkin
Yaşı: 20
İstediğiniz Meslek: Model
Örnek Rp:
"Hey Phoebe. Bu ne biçim hal, evimi dağıtmışsın! Phoebe, yine mi içtin sen? Phoebe, Phoebe! Yatakta da doğru yatabilsen..." Phoebe yatağın üzerinde herhangi bir hareket yapmadan, "Yatağa birşey deme!" diye bağırmıştı. Gözleri kapalı, rüyasını görmeye devam ediyordu. "Of, ne halt yersen ye Phoebe! Ben çıkıyorum, anahtarın masanın üstünde." Genç bayan odadan kapıyı tahk diye vurarak çıkmıştı. "Sanki masanın üzerinde olduğunu bilmiyorum!" diye söylendi gözleri kapalı... Çok vakit geçmeden uyandı. Yatağın hemen yanındaki sandalyenin üzerinde bulunan pembe kaplı telefonu eline aldı ve tuş kilidini açtı. Otuz üç tane mesaj gelmişti. Bir tanesine bile bakmadan en son aradığı kişilere girdi ve 'Lou:)' adını aradı. Bir yandan yatağına tekrar yayılmış, elindeki yüzüğe bakıyordu. Çok uzun zaman geçmeden açtı, çok tatlı bir ses. "Evet, bir bayandan cevap bekleyen erkeğin telefonu!" dalga geçercesine bir ifade çıkmıştı bu sözde. "Uyandın mı?" Phoebe garip bir soru sorduğunun farkındaydı, onun için sesli gülmüştü ki sevdiği çocuk onun deli olduğunu düşünmesin... "Hayır. Rüyamda telefonumla dünyanın en güzel kızıyla konuşuyorum." dedi, tatlı ses. Phoebe mırıldandı. Phoebe sırıtırken komik bir şekilde yataktan fırlayarak sandalyeye oturdu. "Eh, bende senin o rüyana güzellik katmak için buradayım, hehe. Sanırım, düşündüm ve senin gibi tatlı, şebek ve aptal birinin isteğini kabul etmeliyim." Phoebe yüzündeki aptal sırıtmayı daha da belirleştirmişti. Bu elinde değildi, gülüyordu bas baya şimdide. "Sen her aptalın teklifini kabul ediyorsan, bu yakışıklı şebek yandı." demişti, sesinden onunda güldüğü anlaşılıyordu. "Peki, o zaman bu güzel kızı alışverişiyle yalnız bırak bakalım." demiş, cevap almadan telefonu yüzüne kapatmıştı.

Sandalyeden kalktı ve evin gerçekten de oldukça dağınık olduğunu fark etti. Ev değil, kendi odası bili olduğundan dağınıktı. Her tarafta içki şişeleri vardı. Masanın öbür ucuna yaklaştı ve yaklaşık otuz bir santim uzunluğunda ki asasını aldı ve içki şişelerinin bulunduğu bölüme uzattı. Birden tüm şişeler, ortam temizlenmişti. "Ha, şöyle." demiş, üstünü giyinmek için normal evlere bakılırsa salon büyüklüğünde odadaki gardırobu açtı. İçinde birbirinden renkli -en çok koyu renkler olmak üzere- bir sürü kıyafet bulunuyordu. Saks mavisi, oldukça mini elbiseyi askısından tuttuğu gibi ikili koltuğun üzerine attı. Elbiselerin altındaki minik çekmeceden ten rengi, desensiz, uzun ve ince çorabını aldığı gibi giyindi. Bacakları kusursuz gözüküyordu. Onun yanındaki, öncekinden biraz daha küçük dolabı açtı ve birbirinden renkli ayakkabıların siyah, topuğu beş-on santim olanını çıkarttı. Parmak ucu kapalıydı. Masanın üzerinde elmaslarla süslenmiş, mavi taşların bulunduğu, hafif ve küçük bileziği eline bir kaç adımda takmayı becerdi. Elbisesini ve ayakkabısını da giyindiği gibi odasından çıktı ve küçük pufun üzerindeki siyah, beyaz parıltılarla süslenmiş, hazır çantasını da eline aldı ve tekrar odasına dönüp telefonunu aldı, masanın üzerindeki ev anahtarını da aldığı gibi evden çıktı.

Evin önünde kendisi çıktığı gibi beliren bir taksi duruyordu. Phoebe şoförün oturduğu yerin camına doğru yaklaştı, şoför camı araladı. "Boş mu?" Şoför elbette anlamında başını salladı ve Phoebe arka koltuğun kapısını açtığı gibi oturup, kapatmıştı. Şoför arabayı sürmeye başlamıştı. "Bionda Raxcuela Alışveriş Merkezine" diye söyledi yerinden biraz kıpırdanarak. Şoför u dönüşü yaparak yönünü değiştirdi. Phoebe'da koltuğa bir güzel yayılarak, neden üstüne birşey almadan çıktığını tartışıyordu kendi içinde. Ne iyi ki, hava olduğundan sıcaktı. Ama Phoebe, bir modeldi ve böyle önemli bir detayı nasıl unuttuğunu fark etmemişti. O kendi içinde tartışırken, şoförün kalın sesiyle birden irkildi. "Buyrun, bugün özel günümüz olduğundan ücretsizdir." Phoebe biraz endişelenmişti, son bir kaç aydır bindiği tüm taksiler aynı şekilde ücretsiz diyordu. Ama bu fırsatı değerlendirerek "Teşekkürler." dedi ve çantasını aldığından emin olduktan sonra kapıyı hızlıca kapattı ve alışveriş merkezinin kapısına doğru ilerledi.

Kocaman, her tarafta rengarenk ışıklandırılmış dükkanlar bulunmaktaydı. "İşte burayı seviyorum!" dedi Phoebe. Hemen ilk gördüğü, diğerlerinden daha gösterişli dükkanın içine girdi ve rengarenk elbiselerin içinde kayboldu. Tekrar kıyafetlerin içinde göründüğünde elinde bir sürü kıyafet ile kasaya doğru ilerliyordu. Kasiyere fiyatı ödediği gibi poşetlerini, çalışanlardan birinin verdiği alışveriş arabasına koydu. "Teşekkürler, yeni kıyafetler gelince bana mesaj atarsanız sevinirim." demiş ve dükkandan çıkmıştı. Onun yanındaki dükkana bir göz atmış, adımını atacakken vazgeçmiş ve bir kat yukarıya çıkmıştı. O kattada alışverişini yapmıştı... En üst kat ve yemek bölümüne gelmişti sıra. Karnını doyurması gerekmekteydi. 'Mileonasco' adlı bir dükkan vardı. Vitrininde birbirinden güzel pastaların, çöreklerin, keklerin, kurabiyelerin bulunduğu bir dükkandı bu. Vitrinin yanındaki adam Phoebe'a gülümsedi "Hoşgeldiniz, ne arzulardınız?" demişti. Phoebe gözünü pastalara daldırıp, "Imm, çok abartılı olmayan bir parça pasta istiyorum. Vişne ve ağır olmayan çikolatadan oluşursa güzel olur, yanında da vişne suyu gayet hoş. Sadece bir dilim ve ağır olmayan." demiş, iki kişilik masaların birine oturmuştu. Tüm dükkan da beş dakika sonra her yer dolmuştu. Bir garson Phoebe'ın masasına istediği gibi, bir dilim vişne ve çikolatalı pasta ile vişne suyu getirmişti. Birde pembe, içinde ücret kağıdının bulunduğu kalp şeklinde bir kutu. Phoebe yemeğine başlamadan önce pembe kutuyu açmış paraya bakmıştı. Böyle güzel bir yere göre oldukça ucuzdu, çantasından çıkardığı parayı kutunun içine tıktı. İstenilenden fazlaydı. Pastasını yedi, vişne suyunu içti...

Alışveriş merkezinden, yorgun olmayan, her tarafı poşetlerle kaplı bir şekilde çıkmıştı ki olan oldu ve kapının önünde sevgilisi, o tatlı çocuk muhteşem ötesi arabasıyla ona gülümsüyordu. Phoebe arabaya yaklaştı tam ön koltuğun kapısını açacakken "Hop,hop!" diye bağırdı tatlı çocuk. Hızlı adımlarla Phoebe'un yanına geldi ve kapıyı açtı, "Buyrun küçük hanım." Dedi gülümseyerek. Phoebe koltuğa oturdu, arkasından tatlı çocuk kapıyı kapatıp kendi koltuğuna oturdu. "Ehehe, alışverişin nasıldı?" Phoebe 'acaba nasıl geçtiğini düşünüyor' diye söylenmişti kendi kendine. "Oldukça iyi. Yine herşeyi aldım, sanırım." Bu iki cümle söylendikten sonra uzun süre konuşmadılar ve bu uzun sürede Phoebe'un dikkatini çeken tek şey elindeki yüzüktü, ona içten bir şekilde, düşünceli bakıyordu. "Bu arada bugün aradılar, defileye çıkacakmışsın, canım. Karnın aç mı? Birlikte bir yere gidebiliriz." Demişti, önüne bakarak. Phoebe, yüzükten gözünü ayırarak mutlu olduğunu belirtmek istercesine yüzünde bir mutluluk oluştu. "Aslında bakarsan daha yeni yedim, sen beni eve bırak. Kitabımı bitirmeliyim. Yarın özetini isteyen bir hocam var." dedi gülerek. Yakışıklı adam ışıklarda arabasını durdurarak "Pekala, evinize bırakmama da sözünün yok herhalde!" Phoebe'un bir sözü yoktu. Yakışıklı yüzündeki gülümsemesinden bir an bile noksanlık vermeden arabasını sürüyor Phoebe da sabah gelen mesajları kontrol ediyordu. Ama çoğu alışveriş merkezlerinden ve markalardan gelmişti. Phoebe mesajlara dalmışken evine geldiğini fark etti. Yakışıklı adam, Phoebe'un dudağından uzun bir öpücük alarak "Seni seviyorum." demişti. Phoebe arabadan indiği gibi evine yürüdü...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Roxanne Delacroix
VII. Sınıf
VII. Sınıf
avatar

Rp Yaşı : 16.5
Mesaj Sayısı : 1574
Gerçek Adı : Selin
Yaş : 23

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   Perş. Mayıs 31, 2012 10:20 pm

Phoebe J.E. Tonkin, rütbeniz verildi. İyi Rp'ler. Smile

_________________

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
roxy as usual:
 
ben daha güzel mel taklidi yapıyorum:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://vioreluna.deviantart.com/
Cedric William Winchester

avatar

Rp Yaşı : 32
Mesaj Sayısı : 25
Gerçek Adı : Timur
Yaş : 18

MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   Cuma Haz. 01, 2012 10:45 pm

x. Cedric William Winchester
x. 32
x. Gelecek Postası Editörü.
x.

Güneş henüz doğmuş, fakat insanın içine işleyen o güzel ışıklarını William'ın perdesinden içeri sızdırmayı başarmıştı. Kapalı olan göz kapakları, gün ışığıyla yıkanan William, yorganını hemen üzerinden attı ve bir koşu kopararak banyoya girdi. Kız kardeşleri Lillian ve Crystal ondan önce girdiler mi, bir daha çıkmak bilmiyorlardı çünkü.

Acele bir şekilde yüzünü yıkadı, günün ilk temizlik işlerini halletti. Serin su, yüzüne çarptığında aklına dün yaşananlar geldi. Bununla beraber yüzü beyazladı, henüz yıkadığı yüzündeki minik su damlalarını hissedemez oldu.

Dün, arkadaşlarıyla hoşça vakit geçirirken saati unutmuştu. Gece geç vakitlerde eve gelince de annesi ve babasından epeyce azar işitmişti. Onların tarafını tutan kızkardeşleri de durumu iyice çıkmaza sürüklemişlerdi. Üstüne üstlük bir de ceza almıştı! Kendisine 9 yaşındaki bir çocuk gibi davranılmıştı!

Kendini olması gerekenden daha yalnız hissetti William. Crystal'ın uzun süredir bahsettiği "Umutsuzluk Zırhı" şimdi kendi bedenine yığılmıştı ve fazla ağırdı. Hafifletmenin ise tek bir yolu vardı...

Ahşap merdivenleri çıkarak tekrar odasına girdi ve ışık hızıyla üzerini değiştirdi, aşağı inerken mutfaktan birkaç yiyecek kaptı. Olabildiğince sessiz olarak, ev saydıkları tekneden dışarı fırladı. Limanın köşesine park ettiği, motosikletine yaklaştı.

Motoruna oturduğu anda özgürlük duygusu benliğini dalga dalga sardı. Cezalı olduğunu ise umursamıyordu. Ormanda birkaç tur atmak kimin zararınaydı ki?

Motosikletinin üzerine örttüğü siyah örtüyü çekti ve katlayıp bir kenara fırlattı. Açığa çıkan güzel motoru, etraftan geçen Muggle'ların ilgisini çekiyor ve onları kendine bakmaya zorluyordu.

William, yüzünde, hür bir adamın takındığı ifadeyle motoruna bindi.

Deri eldiven geçirdiği elleri, gidonu kavradığında yüzünü ısıran buz gibi rüzgarı yeni hissettiğini düşündü. Rüzgarın etkisiyle arkaya yatan, altın sarısı saçları, William'ın gaza basmasıyla yönlerini değiştirdi.

Ancak uzmanların sürmeye cesaret ettiği, tehlikeli bir hızla ormandaki patikaya dalan William, bir yandan da damarlarında akkor gibi yanan adrenalinin vurdumduymazlığıyla etrafına somut bir enerji ve büyü dalgası saçıyordu. Ancak güzel motorunun birdenbire buharlaşması, güç dalgasını yarıda kesmişti. Tabii yüz üstü yere çakılması da cabası.

Vücudu, sert zeminle buluştuğu anda acı, adrenalinin yerini aldı.

William, başındaki kaskı çıkararak etrafını taradı. Gözleri üç surete kilitlenirken, sabah yıkadıktan sonra beyazlayan yüzü tekrar ziyaret etmişti William'ı. Çünkü hemen yanı başında annesi Liana, biraz uzağında ise kız kardeşleri Lillian ve Crystal duruyordu.

"Sanki dün yaptıkların yetmezmiş gibi, bugün de kaçmaya çalıştın ha?!" ilk sözü olmuştu yüzü sinirden kıpkırmızı olan Liana'nın.

William, 6 yaşındayken Lillian'ın Barbie bebeğini kırdığından beri annesini hiç böyle kızgın görmemişti. Kekeleyerek;

''B-ben kaçmadım. S-sadece yanlız k-kalmak iste-miştim. İ-isteyemez miyim?'' diye sordu. Kendisine 9 yaşındaki bir yeni yetme gibi davranılmasından bıkmıştı.

"Bir de hesap mı soruyorsun?!" dedi yüzü(Tabii mümkünse) daha da kızaran Liana baş parmağını William'a doğru sallayarak.

William, o sırada annesinin kendisini azarlamak için en doğru yeri seçtiğini düşündü. Bu olay Ox Row gibi yerlerde gerçekleşseydi Gelecek Postası'nın ön sayfası rezerve olmuş olurdu.

Crystal ve Lillian, gözlerinde endişe fakat hareketlerinde "Canıma değsin..." dermiş gibi bir halde William'a bakıyordu. Muhtemelen bu iki cadı ispiyonlamıştı kendini. Şimdi de pişmanlık duyuyorlardı.

William, üç cadının onaylamaz bakışlarına daha fazla katlanmamak için eve doğru yürümeye(Cisimlenmek için fazla yorgun hissediyordu.) başladı...

***

Yaklaşık yarım saat sonra Horrorstone Limanı'na varmıştı William. Tam güverteye atlayacaktı ki biri ona Sersemletme büyüsü yapmış gibi geriye doğru savruldu. Birkaç deneme sonucunda da bir fark olmamıştı. Geminin sınır bölgesine kadar girebiliyor ancak sonrasında geri kaçmak zorunda kalıyordu.

Asasını çıkarıp büyülerle içeri girmeye çalıştı. Ancak hiçbir şey fayda etmiyordu! Tam o sırada yerde beyaz bir cisim gördü. Düz bir kağıttı ve bazı yerlerinde mürekkep damlaları boy gösteriyordu. Belki bir ipucudur düşüncesiyle kağıdı yerden aldı ve arkasını çevirip yazanları okudu.

''Willy,

Dün gece yaptıkların yetmezmiş gibi bugühn de bizi haber vermeden terkettin. Çok meraklandık. Annen çok sinirlendi. Ayrıca 1 hafta boyunca gemiye gelemeyeceksin. (Küçük bir ceza.) Bavulların şu yan çelengirde. Artık idare et.
''
Baban.



Elinde olmayarak;

"NE?!" diye bağırdı William. Kendini tutamamıştı ama haklı bir sebebi vardı! Nasıl bir baba öz oğlunu evden kovardı?! Nasıl olur da iki kız kardeş, ağabeylerinin eve geç geldiğini ailesine anlatırdı?! Nasıl bir anne 28 yaşındaki bir yetişkini, 9 yaşındaki bir çocuk olarak görürdü?!

Beyninde acımasızca kol gezen sorular, onu daha fazla sinirlendiriyordu. Sanki iyi ve kötü taraf olarak yarıya bölünmüş olan ruhunun sadece kötü olan tarafı işliyordu. "Umutsuzluk Zırhı" şimdi "Öfke Kılıcı"na dönüşmüştü.

Asasının kolay bir hareketiyle havada, yoktan var olan bir motosiklet belirdi. Öncekinin aynısıydı. Sadece daha yeni ve daha parlaktı.

Elleri gidonu kavradığında, bu sefer hissetmedi özgürlüğü William. Sadece kızgınlık, öfke ve aşağılanma duygusu vardı. Ki, bu da en yakın arkadaşlarından biri olan Daniel'ın evine gitmesine yeter de artardı bile...

***

İhtişamlı malikanenin kapısından içeri adım attığı anda eski dostunu görmüş, konuşmaya dalarak ana salona varmışlardı bile.

''İsteyerek geç kalmadım ki! Şuna bak! Resmen 9 yaşında yeni yetme bir çocukmuşum gibi davranıyorlar!'' diye yakınmasını dile getirdi William. Daniel oldukça empatik biri olduğundan, onu anlaması çok daha kolaydı. Ancak verdiği cevap, hiç de empati kurmaya çalıştığını göstermiyordu;

"Eh, zaten uzun süredir ailenle beraber yaşıyordun. Bir de kızlar olunca? Sabır taşlarının çatlamasına ramak kalmış olabilir. İşte bu yüzden artık kendi hayatını kurmalısın. İlgini çeker mi bilmiyorum ama Hogwarts'ta, Biçim Değiştirme profesörü olması için biri aranıyor. Bu konuda oldukça başarılısın. Başvursana?"

Bu empatik olmayan cevap, William'ın işine gerçekten çok yaramıştı. Biçim Değiştirme en iyi olduğu konuydu ve küçük, cadı ve büyücü adaylarının taze beyinlerini deneyimleriyle doldurmak onu tatmin edebilirdi.

William, küçük bir espri patlatmak için;

"Daniel, eğer kabul edilirsem sana 300 Galleon borcum olsun." dedi. Sonrasında ise güzel malikanede yankılanan kahkahalar etrafı sardı...


En son Cedric William Winchester tarafından Cuma Haz. 01, 2012 10:55 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Clary Bernstein

avatar

Rp Yaşı : 16
Mesaj Sayısı : 1650
Gerçek Adı : Derya
Yaş : 21

MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   Cuma Haz. 01, 2012 10:48 pm

Üzgünüm John Dillinger ismini değiştirmiş olduğu için görünmüyordur. Kendisi hala Sihir Bakanı. Başka bir rütbe için mesajınızı editlemeniz yeterli. Smile

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Bizi sevenler asla bizi terketmez. Onlar burdadır; kalbimizde.
25/02/11 - 24/08/12
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cedric William Winchester

avatar

Rp Yaşı : 32
Mesaj Sayısı : 25
Gerçek Adı : Timur
Yaş : 18

MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   Cuma Haz. 01, 2012 10:55 pm

Değiştirdim efenim. (:

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Clary Bernstein

avatar

Rp Yaşı : 16
Mesaj Sayısı : 1650
Gerçek Adı : Derya
Yaş : 21

MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   Cuma Haz. 01, 2012 11:04 pm

Rütbeniz veriliyor. Keyifli rol oyunları dilerim SmileSmile

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Bizi sevenler asla bizi terketmez. Onlar burdadır; kalbimizde.
25/02/11 - 24/08/12
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cedric William Winchester

avatar

Rp Yaşı : 32
Mesaj Sayısı : 25
Gerçek Adı : Timur
Yaş : 18

MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   Cuma Haz. 01, 2012 11:08 pm

Bir de Gelecek Postası adlı alt foruma moderatör yapabilir misiniz beni ?

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Clary Bernstein

avatar

Rp Yaşı : 16
Mesaj Sayısı : 1650
Gerçek Adı : Derya
Yaş : 21

MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   Cuma Haz. 01, 2012 11:10 pm

Hemen hallediliyor. Smile

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Bizi sevenler asla bizi terketmez. Onlar burdadır; kalbimizde.
25/02/11 - 24/08/12
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jamie B.L. Rickman

avatar

Mesaj Sayısı : 91

MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   Salı Haz. 05, 2012 6:03 pm

Kabul ederseniz, rütbemin model değil sanatçı olmasını istiyorum, kurguda bir değişiklik oldu da Embarassed
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Celia Marlow
Hogwarts Müdiresi & Gryffindor Bina Sorumlusu
Hogwarts Müdiresi & Gryffindor Bina Sorumlusu
avatar

Rp Yaşı : 47
Mesaj Sayısı : 1162
Gerçek Adı : Celia Monique Marlow
Yaş : 23

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   Salı Haz. 05, 2012 7:11 pm

Bunun yeri [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] başlığı. Yine de değiştiriyorum. Rütbenizi 3 kez değiştirebilirsiniz, unutmayın.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Gryffindor Family:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://hogwartsexpress.bestgamesforum.com
Arthur Jeff F'xérsin

avatar

Mesaj Sayısı : 16

MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   Cuma Haz. 08, 2012 10:50 pm

Karakterin Adı:Arthur Jeff F'xérsin
Yaşı:28
İstediğiniz Meslek:Bakan Müsteşarı
Örnek Rp :

Bu ikinci karakterim rp yapmıştım [url][Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] [/url] burada.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Celia Marlow
Hogwarts Müdiresi & Gryffindor Bina Sorumlusu
Hogwarts Müdiresi & Gryffindor Bina Sorumlusu
avatar

Rp Yaşı : 47
Mesaj Sayısı : 1162
Gerçek Adı : Celia Monique Marlow
Yaş : 23

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   Cuma Haz. 08, 2012 10:59 pm

Bakan Müsteşarı rütbesi için daha iyi bir Rp seviye gerekmektedir. Başvurunuz reddedildi. Farklı bir rütbeye başvurabilirsiniz. Smile

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Gryffindor Family:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://hogwartsexpress.bestgamesforum.com
Arthur Jeff F'xérsin

avatar

Mesaj Sayısı : 16

MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   Cuma Haz. 08, 2012 11:01 pm

Karakterin Adı:Arthur Jeff F'xérsin
Yaşı:28
İstediğiniz Meslek:Solist
Örnek Rp :

Bu ikinci karakterim rp yapmıştım [url][Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.] [/url] burada.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Celia Marlow
Hogwarts Müdiresi & Gryffindor Bina Sorumlusu
Hogwarts Müdiresi & Gryffindor Bina Sorumlusu
avatar

Rp Yaşı : 47
Mesaj Sayısı : 1162
Gerçek Adı : Celia Monique Marlow
Yaş : 23

Çanta
Eşyalar:

Evcil Hayvan:

MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   Cuma Haz. 08, 2012 11:01 pm

Rütbeniz veriliyor.

_________________
[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Gryffindor Family:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://hogwartsexpress.bestgamesforum.com
Oriel Verena

avatar

Rp Yaşı : 21
Mesaj Sayısı : 22
Gerçek Adı : Bilge
Yaş : 24

MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   Paz Haz. 10, 2012 1:35 pm

Karakterin Adı: Oriel Verena
Yaşı: 20
İstediğiniz Meslek: Kütüphane Görevlisi
Örnek Rp

Sıkıntılar, seslerin arasında bir sessizlik insanı canından bezdiren şeyler... İki üç kez tekrarlanan, düzgün bir şarkı oluşturmaya çalışan tonlamalar... Aslında bir şarkı oluşturmasa da yanık içten sesler, hepsi başka bir şarkı gibi... İçimden yeni bir şarkı demek gelirken türkünün ağıtlı notaları benliğimi sarıyor... Bir rüzgar haykırıyor adeta... Gözlerimi kapatıyorum, derin bir nefes alıyorum ve kendime gülümsüyorum.

Zaman su gibi akıyor. Canlılar yaşamak için çırpınmaya devam ediyor son nefesini verirken... Ağaçlar ağlarken gözyaşı döküyor gibi döküyor yapraklarını... Bu yapraklar yerde göl gibi duruyor... Bir rüzgar bu yaprakları gölü dalgalandırır gibi dalgalandırıyor... Daha sonra bu yapraklardan biri rüzgarın yardımıyla yeniden ayakları üzerinde duruyor... Kalkıp kurtulmak umuduyla rüzgara güveniyor. Rüzgar kontrolü ele geçirip önce yaprağı gözden kaybolana kadar yükseltiyor, sonra hain bir sırıtmayla doruk noktasına ulaştım diye sevinen yaprağı bırakıveriyor. Yaprak ağıtlar içinde, yalanlara inanmanın hüznüyle veriyor son nefesini. Zavallı yaprak…

Gecenin de gündüzün de asıl güneşi inanmak. Bu her türlü inanmak; Allah’a, kendine, ailene, varlığa ve yokluğa… İşte o güneşle yaşıyoruz, nefes alabiliyoruz. Hayatımızın merkezi o, bizde onun biricik, yaşayan dünyası… O güneşe baktığımda hep farklı bir yüzle çıkıyor karşıma; bazen sevindiğim bir olay, bazen sevdiğim biri. Sevdiğim biri… O da değişken bir güneş; bazen ailem bazen arkadaşlarım… Sevindiğim bir şey; bir hediye, güzel bir söz, hatta bir gülümseme, bir bakış… Yani herkes gibi. Diğerleri yok aslında. Yoksa var mı? Hem aynıyız hem de çok farklı… Aslında her şey o kadar çelişkili ki tıpatıp aynı gibi geliyor çünkü bu düğüm çok karışık. Bu labirentten kurtulabilen biri var mı çok merak ediyorum. Pek sanmıyorum, ama umuyorum.

Zamanın hızına ve gücüne erişmek neredeyse imkânsız. Bana bıraktığıysa sadece sıkıntı ve yalnızlık. Hem de kalabalığın içinde yalnızlık. İçim sıkılıyor, nefes alamıyorum, ağlamak istiyorum. En sonunda evden çıkıyorum. Dışarıda herkes beraber, bir ben yalnız... Umutsuz, sessiz, durgun ve kırgın. Okula gidene kadar pestilim çıkıyor.. Yolda ağlayan ağaçlar bile birbirlerine dayanmış, arkadaş olmuşlar. Karıncalar, kuşlar hepsi arkadaşlarıyla, ailesiyle. Benim ailem yok ki… Paramparça olmuş, kendi derdine düşüp insanlıktan çıkan insanlara aile diyemem ki… En sonunda eve vardım. Karşımda tek bir gülümseyen insan göreceğimi bilmenin rahatlığıyla giriyorum kapıdan. Kapıda hayatın yıprattığı, gençken yürek yakan ama şimdi hayatının ortasında ama saçları beyazlamış bir kadın bana gülümsüyor. Sevgili dostum, abla saydığım ama hep genç gördüğüm kadın her zaman yanımda duruyor. Küçüklüğümden beri bana ablalık yapıyor, ablam olmamasına rağmen. Buradaki en büyük destekçim o. Her zaman her şeyi üstlenmeye çalışıyor bana fark ettirmemeye çalışarak. Ama ben anlıyorum. Artık o küçük kızdan eser kalmadı. Ne bir parça umut ne de saflık… İçeri girerken ben de ona zar zor gülümsüyorum ve bir “Merhaba.” mırıldanıyorum. Eşyalarımı odanın köşesine zarifçe bırakıyorum. Üstümü düzeltip "Yerime baktığın için teşekkürler." diyorum ve o hafif bir tebessümle gidiyor. Normalde kütüphaneye asla geç gelmem ama bu gün ufak bir kaza yüzünden böyle oluyor. Kazanın getirdiği küçük şoku üzerimden atıp kitaplara göz gezdiriyorum. Etrafta pek öğrenci yok, çoğu derste. Her şeyin tastamam olduğuna emin olduktan sonra yerime geçiyorum ve gelecek öğrencileri bekliyorum. Ufak boylu, altın sarısı saçları bukle bukle, parlak yeşil gözleri ve yüzündeki gamzeleriyle tatlı mı tatlı bir kız geliyor. Çekingen bir tavırla "Şey... Sihir Tarihi kitabı hangi rafta acaba?" diyor. Gülümseyerek asamı sallıyorum ve kitabı küçük kıza verirken "İşin bitince buraya bırak olur mu?" diyorum. Kocaman bir gülümsemeyle kitabı alıyor, sımsıkı sarılıyor ve kafasını sallayarak gidiyor. Bir iç çekiyorum ve diğer işlere dönüyorum.

[* Rütbeniz verilmiştir.]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Cadı/Büyücü   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Cadı/Büyücü

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 9 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Eğlence Ekspresi :: Süpürge Dolabı :: Rp İçi-